Anasayfa
8 Mayıs 2021, 5:53
anket
Yönetici

Selam alırken ve verirken çokça yapılan hatalar

Hoca
Selam verirken 2 şekilde verilebilir:

  1. Esselamu Aleykum (ve rahmetullah diye rahmet ifadeside eklenebilir.)
  2. Selamun Aleykum (ve rahmetullah diye rahmet ifadeside eklenebilir.)

Selama cevap veriken ise;
ve aleykumusselam ve rahmetullah (selam veren rahmet eklemişse sizde "ve berekatuh"u eklersiniz..

Selam verirken yapılan hatalar:

  1. selamın aleykum
  2. Selamü aleyküm
  3. slm
  4. selam aleykum
  5. s.a.
  6. esselamun aleykum

______________________

Selama cevap verirken yapılan hatalar:

  1. aleykumselam
  2. ve a.s.
  3. aleykesselam
  4. a.selam
  5. aleykisselam
  6. a.s.
  7. ve aleykum selam
  8. ve aleyna aleykesselam
  9. ve aleykümeselam

Yanlış selamları biliyorsanız yazın konuda katkınız olsun, bende hatırladıkça yazacağım inşAllah.


—>: Selam alırken ve verirken çokça yapılan hatalar

esin-ti
Allah (c.c) razı olsun , bunlara ouyalım inşaAllah..

peki bazı kişileri görüyorum (yanlış olmasın) ve aleyna aleykesselam gibi bir ifadeyle selamı cevaplıyorlar.Anlamı nedir?

birde selama cevap verirken sonunda ebeden ve daimen deniliyor.Sünnette bunun olmadığını duymuştum, bu konuda ne dersiniz?

(kendimi röportaj sorusu yazıyor gibi hissettim:):p)


—>: Selam alırken ve verirken çokça yapılan hatalar

Hoca
< ve aleyna aleykesselam >
buda yanlış
< selama cevap verirken sonunda ebeden ve daimen >
gerek yok buna


—>: Selam alırken ve verirken çokça yapılan hatalar

Yetim
bazıları selam verirken rahmet ve bereketide ekliyor buda yanlış.
mesela= esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu
böyle selam verene nasıl cevap verilecekki.
uyarılar için Allah razı olsun hocam


Abdullatif
< ve aleykum selam >

Bu da mı yanlış?:S ee en çok kullanılanı bu..O zaman anladığım kadarıyla selam alırken,
1. "Aleykümesselam" şeklinde birleşik kullanılacak,
2. Başta "ve aleyna" kullanmanın sakıncası yok, yukardaki ibareyi doğru kullandıktan sonra..( Yani "ve aleyna aleykümesselam" şeklinde kullanılabilir)


Hoca
< 1. "Aleykümesselam" şeklinde birleşik kullanılacak, >
"ve" eklenmeli ve "aleykümes" değil "aleykumusselam" olacak.
< bazıları selam verirken rahmet ve bereketide ekliyor buda yanlış.
mesela= esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu
böyle selam verene nasıl cevap verilecekki. >

selam veren en fazla selam ve rahmeti söylemeli ki, cevap veren bereketi eklesin/sünnete uygun olsun.


hande82
artık selam almanında kısaltması var..a.selam.. a.s.. gibi hayat giderek komikleşiyor birçok değeri kaybettik şu hayatta..


Ecrinim
ben de ve aleykümselam diye biliyordum,demekki bunun yerine;ve aleykumusselam diyeceğiz,bilgi için Allah c.c. razı olsun


Hoca
< ben de ve aleykümselam diye biliyordum,demekki bunun yerine;ve aleykumusselam diyeceğiz,bilgi için Allah c.c. razı olsun >
amin cümlemizden…
< ve aleykümselam >
bu yanlış tabi.

"u" ile "ü" yazmanın sakıncası yok
yani ve aleykumusselam veya ve aleykümüsselam arasında fark yok.


esin-ti
< "u" ile "ü" yazmanın sakıncası yok
yani ve aleykumusselam veya ve aleykümüsselam arasında fark yok. >

ama onlar ince harf , ü sesi ile okunmalı -ki araplarda ince kalın fark etmiyor hepsinde u sesi ile okuyor-:o


Hoca
< ama onlar ince harf , ü sesi ile okunmalı -ki araplarda ince kalın fark etmiyor hepsinde u sesi ile okuyor-:o >
"ü" harfini sadece biz türkler kullanıyoruz:) bütün araplar u sesi ile okurlar.
Selam yanlış olsında ince veya kalın sorun olmaz:)

Selamlaşmada dikkat edilecek konular


Hoca
< Bilgilerimizi tazelediğiniz için Allah razı olsun >
amin cümlemizden…
Yanlış selam şekilleri biliyorsanız yazın kardeşler faydalansın.


menzil_guller
Peygamberimiz diyor ki:Hadisi rivayet eden anlatıyor: Birgün birisi Peygamber’e (s.a.v.), «Esselâmû aleyke» diyerek selâm verdi. Peygamber de, "Ve Aleykes-selâm ve rahmetûllah.» diye cevap verdi.
Bir başkası, «Esselâmû aleyke ve rahmetûllah» diye selâm verince Peygamberimiz (s.a.v.) ona, "Ve aleykes-selâm ve rahmetûllah; ve berekâtûh» diye mukabelede bulundu.
Bir başkası da, «Esselâmû aleyke ve rahmetûllahi ve berekâtûh» diye selâm verince peygamber de ona sadece, "Ve aleyke» diye karşılık vermekle yetindi.
Bunun üzerine selâm veren adam, «Ey Allah’ın elçisi!.. Bana selâm verirken selâmınızı kısa kestiniz. bu Allah kelâmının gereğini niye yerine getirmediniz?» diye sordu. Peygamber de şöyle cevap verdi:Size selâm verildiğinde, siz de ondan daha güzeliyle selâm verin veya aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını sorucudur.» Nisa sûresi, âyet: 86
ayeti okuyarak«En geniş ve güzel şekliyle selâm verdiniz. Bana bir şey bırakmadınız diye cevap verdi..

selam verirken genellikle hareke hatası var anladığım kadarıyla.arapçasıyla ve harekeleriyle yazmak mümkün mü.bir yerde okudum selam almak vaciptir diyor.bir yerdede selam bir emirdir almakda vermekte farzdır.kesin olarak hükmü nedir.


Hoca
< selam verirken genellikle hareke hatası var anladığım kadarıyla.arapçasıyla ve harekeleriyle yazmak mümkün mü.bir yerde okudum selam almak vaciptir diyor.bir yerdede selam bir emirdir almakda vermekte farzdır.kesin olarak hükmü nedir. >
selam vermek sünnet, almak ise Allah’ın emridir/farzdır.


Desert Rose
evet hemde çok yardımcı oldu selam almayı bildiğimi sanırdım ama ne yazıkki bilmiyormuşum mum hocamın Shoutbox da uyarmasıyla ve daha sonra açmış olduğu bu konuyla öğrendim.
Allah c.c razı olsun hocam…

Alttaki yorumu anket için yazmıştım ama bu konuda çıktı niye böyle oldu kiiiii anlamadım kusurumu affedin birde arka arkaya mesaj atarak kural ihlali yapmış oldum


DZALBAY
Tazelenen bilgiler için Rabbim cc razı olsun.


Ensar2
Çoğumuzun düştüğü hatalar bunlar,Allah razı olsun hatırlamış olduk.


maznun
Selamun aleykum
Selamı en guzel şekilde alınız.
Selamı aranızda yayınız hadis-i şeriflerine göre selam veren kişi sadece SELAMUN ALEYKUM derse;ALEYKUM SELAM diye almamız gerekir.
Yok şayet ESSELAMUN ALEYKUM VE RAHMETULLAHİ VE BERAKATUHU derse;aynısıyla yani ( VE ALEYKUM SELAM VE RAHMETULLAHİ VE BERAKATUHU ) Diye almalıyız.

En doğrusunu muhakkak Allah c.c bilir…


mumsema
Yanlış: esselmün aleykum cümleten
Doğrusu: esselamu aleykum

Selam zaten çoğuldur, ayrıca cümleten yazılmaz.


Yakut
uyarınız için Allah c.c razı olsun mumsema daha dikkatli olurum


farukyazici
sa, s.a, as veya a.s gibi kısaltmaları kullanmakta bence bir sakınca yok. Hiçkimse konuşmalarında "s.a" demiyor. Bunlar kısa mesaj yazarken veya sohbet programlarında kullanılan şeyler ve anlamını herkes biliyor. Bence arapça olan selam ifadesini latin harfleriyle yazmaktansa, kısaltma vererek orijinalliğini korumak daha mantıklı.


ASLANBAY
Bu güzel selam edebi için Allah c.c razı olsun.

Gerçek bir olay…….
Benim başıma şöyle bir şey gelmişti.Çokta samimi olmadığım bir arkadaşım msn de bana ulaşarak ilk başlarken s.a diyerek başladı.O an çok bozuldum ve kızdım da.Benden bir isteği olacaktı.Yani bir konuda benden yardım isteyecekti.Kendi isteğini ifade etmek için veya beni ikna etmek için bir sürü kelime yazacaktı. Ama bir selamı neden böyle kısalttı diye çok içerledim.Bu kızgınlıkla yapmamam gereken şeyi yaptım ve ben de o na a.k (Aleykumesselam manasıyla kısaltma olarak))diye yazdım.Ancak art niyetli olmayan bu hitap şekli beni çok utandırmıştı.Akabinde O arkadaşla konuşmamız bu iki kısaltma ile son buldu.
Bu anlattıklarım msn de bu türlü kısaltmalarla ne gibi hatalara düşebileceğimiz konusunda uyarı ve ibret olur inşaAllah.
Tövbe ve istiğfar ederim her aklıma geldikçe.

Allah c.c emeği geçenlerden ve yazdıklarımı okuyanlardan razı olsun.


uyku_tutmaz
Daha önce bu konuya yorum yazdım mı hatırlamıyorum ama
ben bu konuyu buradan öğrenmiştim.
Allah razı olsun…


Şema
Yanlış: Es-selamun aleykum
Doğru: Esselamu aleykum

yukardaki "n" harfi fazladır.


Desert Rose
<
Yanlış: Es-selamun aleykum
Doğru: Esselamu aleykum

yukardaki "n" harfi fazladır. >
Bunu bilmiyordum Şem’a hocam uyarın için Allah c.c razı olsun az öncede shoutbox a yanlış selam vermiş oldum yaniii…
ama bundan sonra düzelteceğim inşaAllah…
teşekkür ederim hocam…Selam ve Dua ile


ravza 2
Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatühü vel mağfireti ebeden daima yanlışmı hocam müminedede ihtar aldımda sağolasınız ALLAH C.C sizler gibi hocalarımızdan razı olsun


ashaf
Allah razı olsun arada oluyordu böyle yanlışlık


İslam
selamlaşmada dikkat edilmesi gereken hususlar

Selam vermek de almak da ibadettir.

selam alirken, arabi kaideye gore:

”ve” takisi kullanilacaksa ”el” takisi da kullanilmali

yani ”ve aleykum us selam” dogrusudur. İkisi bir arada kullanılmalıdır. Birinin eksik olması Arabî literatüre göre hatalıdır.

”Ve aleykum selam” denilmez, bu yanlis bir telaffuzdur.

1) selamun aleykum

ve aleykumusselam

bu dogrudur, selam alirken veya verirken ilave etmek guzeldir: ”ve rahmetullahi ve berakatuhu” gibi…

”Selamun aleykum

aleykumusselam” bu yanlistir. Nitekim başta "Ve" takısı kullanılmamıştır.

2) Esselamu aleykum

ve aleykumusselam bu dogrudur

esselamu aleykum

Ve aleykum selam bu yanlistir.


GüleSevdali

Selam konusuna hic bu sekilde bakmamistim, normal icimden nasil geliyorsa o sekilde selamlasiyordum, simdi ise selam verirken acaba yanlis mi diyorum önce bi düsünüp sonra selam veriyorum :S

Selam konusunda bizleri bilinclendirdiginiz icin Allah razi olsun ins. bundan sonra dikkatli olmaya özen gösterecegim 🙂

Selam Ve Dua ile kalin ins. :gul:


Rayyan Emir
aleyke selam alevi kardeslerimizin selam sekli diye duydum dogru mudur? anlami aliye selam olsunmus..


Rayyan Emir
Sagol kardesim babamdan duymustum


Ecrinim
Selam alırken ve verirken çokça yapılan hatalar


Zilzal
Bilmiyordum Demek şimdiye Kadar Yanlış Olmuş.selamun Aleykum Ve Aleykumusselam Doğrusu


ivam
selam vermek önemli. almakta. eski dostlarıma burdan selam. cevabını beklerim 🙂


BEYAZ_gul
Eskiden ben hep kisaltirdim cok sukur siteyle tanistiktan sonra aliskanligimi biraktim demeki yanlis yapiyormusum
Paylastiginiz icin ALLAH razi olsun


GoLGeMaN
Öncelikler verilen bilgilerden dolayı Allah(c.c) cümlenizden razı olsun.

"bir meclise girerken sadece "selam" demek de doğru olmasa gerek. Çünkü sadece Selam dediğinizde Allah(c.c)’ın ismini zikretmiş olursunuz. Bu Selam vermekten hariç Allah’ı zikretmeye girer. iyi bir şeydir ancak niyetiniz Selam vermektir o yüzden o an doğrusunu kullanmak önemlidir. " diye düşünürdüm hep taki altta yazacağım ayetle karşılaşıncaya kadar.

Ayet benim için birinci derecede itibar etmem gereken şey elbette ancak çoğu islami sitelerde sadece selam demenin doğru olmadığını okudum. Ve bu ayetteki selam’ın Sadece kelimesel oalrak "selam" mı yoksa "selam verdiler" manasında mı olduğunu çok merak ediyorum.

bahsi geçen ayet:

< Andolsun ki elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjde getirdiler ve: «Selam» dediler. O da: «(Size de) selam» dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi. (Hud, 11/69) >
Selam konusuna eklemek istediklerim;

bir ortamda büyük olanın, makam ve nimeti çok olanın önce selam vermesi daha doğru olur. Çünkü Allah(c.c) Miraç hadisesinde habib-i zişana selam vermiştir.

Selam verildiğinde Bacak bacak üstüne atılıysa eğer bacaklar düzeltilip öyle selam alınır. Bunun sebebi de selamı veren insana karşı olan saygı ve Allah’ın kelamını saygıyla karşılamak.(bu kendi yorumumdur.:) ) ve nitekim böylede olması gerektiğini düşünüyorum

Selamın en üstünlerinden biride bulunduğu meclisten kalkarken verdiği selamdır. bununla ilgili bir hadisde mevcuttur.

< "Sizden biriniz bir meclise vardığında selam versin. Oturduğu meclisden kalkmak istediği zaman selam versin. Önce verdiği selam, sonraki selamdan daha üstün değildir." Riyazü’s Salihin, Nu:871 >
Salih bir kul, gerçek bir müslüman selam vermeden söze başlamaz. Selam vermeden başlanılan söze de cevap vermez.

Selam sadece insanlara da verilmez. Mesela oturduğunuz eve, çalıştığınız iş yerine girerken adım atar atmaz mekana Selam verilir. umulur ki Allah bereket, iyilik, güzellik versin.

Dua ve esenlikle kalın. SübhanAllah.


Hoca
< "bir meclise girerken sadece "selam" demek de doğru olmasa gerek. Çünkü sadece Selam dediğinizde Allah(c.c)’ın ismini zikretmiş olursunuz. Bu Selam vermekten hariç Allah’ı zikretmeye girer. iyi bir şeydir ancak niyetiniz Selam vermektir o yüzden o an doğrusunu kullanmak önemlidir. " diye düşünürdüm hep taki altta yazacağım ayetle karşılaşıncaya kadar.

Ayet benim için birinci derecede itibar etmem gereken şey elbette ancak çoğu islami sitelerde sadece selam demenin doğru olmadığını okudum. Ve bu ayetteki selam’ın Sadece kelimesel oalrak "selam" mı yoksa "selam verdiler" manasında mı olduğunu çok merak ediyorum.

bahsi geçen ayet:

Alıntı:
Andolsun ki elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjde getirdiler ve: «Selam» dediler. O da: «(Size de) selam» dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi. (Hud, 11/69) >
Hz. İbrahim (A.S.) Kıssası

69- Şüphesiz ki elçilerimiz bir müjde ile İbrahim’e geldiler. Ona "selâm" dediler. İbrahim de "selâm" dedi. Hemen semiz bir buzağıyı getirdi.
70- Ellerinin ona uzanmadığını görünce, durumları hoşuna gitmedi ve onlardan dolayı içine korku düştü. Melekler "korkma! Biz Lût kavmine gönderildik" dediler.
72- İbrahim’in hanımı "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı iken çocuk mu doğuracağım? İşte kocam! O da ihtiyar. Cidden bu, şaşılacak bir şeydir" dedi.
73- Melekler (İbrahim’in hanımına) "Allah’ın işine mi şaşıyorsun? Ey ev halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinizde-dir. Şüphesiz ki O, övgüye çok lâyıktır. İzzet ve şeref sahibidir" dediler.
74- İbrahim’in korkusu geçip, O’na müj- hakkmda bizimle ı mücadeleye başladı. çok yumuşak huylu, yüreği yanık ve Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
76- (Melekler) "Ey İbrahim! Bundan (bu tutumundan) vazgeç. Çünkü (onların yok olmaları için) Rabbinin emri gelmiştir. Önlenemeyecek azap mutlaka onlara gelmektedir" (dediler).

Belagat:

"Ben mi çocuk doğuracağım?" (Hûd, 72). Taaccüp manasında istifham ifade eder.
"Korku gitti… Müjde geldi." (Hûd, 74) ifadeleri arasında tezat sanatı vardır.
"Rabbinin emri gelmiştir." (Hûd, 76) Allah’ın onların üzerine hükmettiği azabından kinayedir.[80]

Kelime ve İbareler:

"Şüphesiz ki elçilerimiz" Melekler. Bir rivayete göre bunlar dokuz kişiydiler. Diğer bir rivayete göre üç kişiydiler: Cebrail, Mikail, İsrafil, "bir müjde ile" evlat olacağı müjdesiyle. Diğer bir görüşe göre Lût kavminin helaki müjdesiyle "İbrahim’e geldiler. O’na "selâm" dediler." Yani, bizden selâmette ol. Yahut bu kelime mansuptur. Yani "selâmı zikrettiler", "selâm verdiler" demektir. "İbrahim de "selâm" dedi". Yani durumunuz selâmettedir. Yahut cevabın selâmıdır yahut da "Aleyküm selâm" dedi. İbrahim (a.s.) merfu olarak onların selâmına daha güzeliyle cevap vermiş oldu. "Hemen semiz" güzelce pişirilmiş "bir buzağıyı getirdi."
"Ellerinin" almak için "ona" yemeğe "uzanmadığını görünce durumları hoşuna gitmedi." Yani bunu yadırgadı. "Onlardan dolayı içine korku düştü." Gönlünde onlardan korktuğunu hissetti. "Onlar" Melekler "korkma! Biz" melekler "Lût kavmine" azapla "gönderildik" yani biz yemek yemeyeceğimiz için ona elimizi uzatmadık "dediler."
Hz. Lût (a.s.), Hz. İbrahim (a.s.)’in kardeşinin oğlu ve O’na ilk iman eden kişi olup kendisine peygamberlik verilmişti.
O sırada "İbrahim’in hanımı" perdenin arkasında "ayaktaydı ve" Onların konuşmalarını dinliyor veya hizmetini yapıyordu. Korkunun gittiğine yahut fesat ehlinin helak olacağına sevinerek "güldü. Biz O’na İshak’ı ve İshak’ın ardından da Yakup’u müjdeledik." Yani onları hibe ettik.
"İbrahim’in hanımı, vay başıma gelenlere! dedi" "Ya Veyletâ!" kelimesinin aslı "ya veylî ve helâkî"dir. Bir belâ, facia veya rezaletten hayrete düşme anında söylenen bir ibaredir. "Ben" 90 yahut 99 yaşında "bir kocakarı iken çocuk mu doğuracağım? İşte kocam! "O da ihtiyar" yani yüz veya yüz yirmi yaşındadır. Hz. İbrahim (a.s.)’in hanımı aynı zamanda kısır idi. "Cidden bu" bu durum yani iki ihtiyardan çocuğun dünyaya gelmesi "şaşılacak bir şeydir dedi." Bu durum ilâhî kudret açısından değil, âdet (normal şartlar) açısından şaşılacak bir şeydir.
Melekler İbrahim’in hanımına "Allah’ın işine" kudretine ve hikmetine "mi şaşıyorsun, dediler" Çünkü peygamberin ev halkına ve mucizelerin indiği hane halkına göre harikulade hallerin meydana gelişi ve pekçok nimet ve ikramlarla özel muamele görmeleri garip bir şey değildir. Allah’ın kudretinin ayetlerini düşünerek yetişen ve bu şekilde yaşlanan birinin değil, sıradan akıl sahibi birinin bile bunu garip karşılaması normal değildir. "Ey ev halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinizdedir. Şüphesiz O övgüye çok lâyıktır" yaptığı her şey övülür; "izzet ve şeref sahibidir" Hayırları ve ihsanı çoktur "dediler."
"İbrahim’in korkusu geçip" korku yerine "ona müjde gelince, Lût kavmi hakkında" onların aralarında Lût vardır, diyerek "bizimle" yani elçilerimizle "mücadeleye başladı."
"Çünkü İbrahim çok yumuşak huylu", kendisine kötülük edenden intikam almakta aceleci olmayan "yüreği yanık" günahlardan dolayı ve insanların haline üzülmekten dolayı çok ah eden, içli ve "Allah’a çok yönelen" kendisini tamamen Allah’a vermiş "bir kimse idi". Bu ifadeden maksat Hz. İbrahim (a.s.)’i meleklerle mücadele etmeye sevkeden sebebi beyan etmektir. Bu da kalbinin inceliği ve son derece merhametli oluşudur.
Melekler dediler ki: "Ey İbrahim! Bundan" bu mücadeleden "vazgeç. Çünkü Rabbinin emri" onları azap etmek şeklindeki ezelî kazası gereğince takdir ettiği kaderi "gelmiştir". O onların halini en iyi bilendir. Mücadele, dua veya başka bir şeyle "Önlenemeyecek azap mutlaka onlara gelmektedir."[81]

Ayetler Arası İlişki

Bu kıssa bu surede zikredilen kıssaların dördüncüsüdür. Hz. İbrahim (a.s.) kıssası daha önce Bakara suresinde de zikredilmiştir.
Hz. İbrahim (a.s.) Kur’an-ı Kerim’de pek çok yerde geçmektedir. Babası ve kavmiyle birlikte zikredilmiştir, burada da kendisine İshak ve Yakup’u müjdeleyen, Lût kavminin helak olacağını bildiren meleklerle birlikte zikredilmektedir. Bir başka yerde Hz. İsmail (a.s.) ile birlikte özellikle zikredilmiştir.
Hz. Lût (a.s.)’un köyleri Şam tarafında (Bugün Ürdün devleti sınırlan içinde), Hz. İbrahim (a.s.) ise Filistin’de idi. Allah melekleri Lût kavmine azap etmek için görevlendirince Hz. İbrahim (a.s.)’e uğrayıp ona misafir oldular. Hz. İbrahim (a.s.) misafirlerine misafirperverlik gösteriyordu.[82]

Açıklaması

Allah’a yemin olsun ki, bizim elçilerimiz olan melekler -Cebrail, Mikail ve İsrafil (Atâ’dan ve tabiin alimlerinden bazılarına göre Cebrail ve başka yedi melek) evlat müjdelemek gibi bir müjde ile İbrahim (a.s.)’e geldiler.
Nitekim Cenab-ı Hak "Biz ona İshak’ı müjdeledik." (Hûd, 71) ve yine "Onu ileride büyük ilim sahibi olacak bir erkek çocuk ile müjdeledik." (Zariyat, 51/28) buyurmaktadır.
Bir başka görüşe göre Lût kavminin helaki ve Hz. Lût (a.s.)’un kurtuluşu ile müjdelendi.
Melekler Hz. İbrahim (a.s.)’e "selâmen aleyk" dediler. Hz. İbrahim (a.s.) de "selâmün aleyküm" diye cevap verdi. Bu cevap onların selâmlarından daha güzeldi. Çünkü "selâmen" yerine "selâmün" denilmesi (merfu halde kullanılması) ilm-i beyan alimlerinin zikrettikleri gibi değişmezliğe ve devamlılığa delâlet etmektedir.
Hz. İbrahim (a.s.) hiç beklemeden, hemen onlara ateşte, taş üzerinde kızartılmış bir buzağıyı ikram olarak getirdi.
"Hemen ailesine giderek semiz bir danayı kızartıp getirmiş, önlerine koymuş ve ‘Yemez misiniz?" demişti."(Zariyat, 51/26).
Hz. İbrahim (a.s.) onların ellerinin yemeğe uzanmadığını görünce bunu yadırgamış ve onlardan dolayı içine korku ve titreme düşmüştü. Zira bunların beşer olmadıklarını, belki de azap melekleri olabileceklerini anlamıştı.
Melekler ona "Korkma! Biz sana bir kötülük düşünmüyoruz. Biz sadece Lût kavmini helak etmek için gönderildik" dediler. Lût kavminin yerleri Hz. İbrahim (a.s.)’in diyarına yakın idi.
Biz seni ileride büyük ilim sahibi olacak, neslini devam ettirecek, adını unutturmayacak İshak isminde bir erkek çocuk ile, onun ardından da zürriye-tinden İsrailoğulları peygamberlerinin geldiği Yakup (a.s.) ile müjdeliyoruz.
O sırada Hz. İbrahim (a.s.)’in hanımı perdenin arkasında ayaktaydı ve melekleri görüyordu. Yahut ayakta meleklere hizmet ediyordu. Korku gittiği ve güvenlik ortamı gerçekleştiği için sevinerek ve Lût kavminin çirkin fiilleri ve aşırı derece inkarcılık ve inatçılıkları yüzünden onları asla sevmediği için bu kavmin helak olacağına sevinerek güldü. İyas (çocuk olmasının kesilmesi) halinden sonra çocukla müjdelenerek mükâfatlandırıldı.
"Biz O’na İshak’ı müjdeledik." Yani biz ona İshak ismindeki çocuğu İs-hak’ın da Yakup isimli bir çocuğunun olacağını müjdeledik. Nitekim bir ayet-i kerimede de "Biz ona İshak’ı ve Yakub’u bağışladık." (Enam. 6 84» buyurulmaktadır.
Mücahid ve İkrime "güldü" kelimesini müjdenin gerçekleşmesi için, iyas (çocuk olmasının kesilmesi) halinde olduğu halde "hayız gördü" şeklinde tefsir etmişlerdir. Ancak bu tefsir cumhur alimlerin görüşüne muhalif olan garip bir tefsirdir.
Çünkü Hz. İbrahim (a.s)’in Hacer’den oğlu Hz. İsmail (a.s.) dünyaya gelince, diğer hanımı Sârre kendisinin de bir oğlu olmasını temenni etmişti. Yaşlılığı sebebiyle iyas haline girdiği halde peygamber olacak ve aynı zamanda peygamber babası olacak bir çocukla müjdelenince oğlunun oğlunu görmek onun için büyük bir müjde oldu.
Hz. İbrahim (a.s.)’in hanımı Sârre erkek çocukla müjdelendiği zaman şöyle demişti: Hayret doğrusu! Ben mi, bu yaşlı ve kısır halimle çocuk doğuracağım? Kocam da benzerlerinin de çocuğu olmadığı yaşlılık çağmdadır. Cidden bu haber şaşılacak bir şeydir, çok gariptir.
Melekler ona cevap verdiler: Allah’ın kaza ve kaderine nasıl şaşarsın? Yani Allah’ın ikinize İshak ismindeki o erkek çocuğu ikram etmesinde hiçbir gariplik yoktur. Çünkü kâinatta hiçbir şey Allah’ı aciz bırakamaz. O her şeye kadirdir. "Allah bir şeyin olmasını dilediği zaman O’nun emri sadece "ol" demektir. O da hemen oluverir." (Yasin, 36/82).
Melekler devam ettiler: Çünkü ey Peygamber ailesi efradı! Allah’ın geniş rahmeti ve bol bereketleri sizin üzerinizedir. Peygamberlik kıyamete kadar İbrahim (a.s.)’in neslinden miras olarak devam edip gidecektir. Şüphesiz ki Ce-nab-ı Hak bütün ayetleri ve efaliyle sena edilir, bütün övgülere lâyıktır. Sıfatları ve zatıyla yüceltilir, çok hayır ve ihsan sahibidir. O hamd ve sena edilen, izzet ve şeref sahibidir.
Bundan sonra Cenab-ı Hak İbrahim (a.s.)’in meleklerin yemek yememeleri sebebiyle meydana gelen korkusu geçip kendisini çocukla müjdelediklerini ve Lût kavminin helak olacağını haber verdiklerini ve bu gelenlerin Lût kavmi için gelen azap melekleri olduklarını öğrenince Hz. İbrahim (a.s.) Lût kavmine gönderilen Allah’ın elçileri olan bu meleklerle mücadele etmeye başladı. Onların mücadelesi Allah için idi. Zira onlar Allah’ın emriyle gelmişlerdi.
Çünkü İbrahim (a.s.) cidden yumuşak huylu, kendine kötülük edenden intikam almakta aceleci olmayan, yüreği yanık insanların başına gelen kötü ve acı olaylardan çok ah çeken ve bütün işlerinde Allah’a yönelen bir kişi idi. Yani kalbinin hassaslığı ve aşırı derecede merhametli oluşu Onu meleklerle mücadele etmeye sevketmişti.
Melekler İbrahim (a.s.)’e "Ey İbrahiml Lût kavmi hakkındaki bu mücadeleden vazgeç. Çünkü Rabbinin onlar hakkındaki azabı ve kazasının icra edilmesi emri gelmiştir. Hiç şüphe yok ki bu azap onlara gelecektir, ne mücadele, ne dua, ne şefaat ne de başka bir şeyle kesinlikle bu azabın önlenmesi ve buna engel olunması mümkün değildir.’ dediler.[83]

Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler

Bu kıssa şu hususları bize bildirmektedir:
1- Meleklerle peygamberler arasında karşılıklı selamlaşmanın olması: Melekler Hz. İbrahim (a.s.)’e "selâmen" sözüyle selâm vermişler, tıpkı "kâlû hayran" cümlesinde olduğu gibi. Hz. İbrahim (a.s.) da daha güzel bir selâmla "selâ-mün aleyküm" diyerek karşılık vermiştir.
2- Ayet (Hûd, 69) misafire ikram etmekte acele davranılması, var olan, el altında bulunan şeyin sunulması, eğer imkân varsa daha sonra başka ikramlarda bulunulması ve elde bulunmayan, gücün yetmediği, darlığa sebep olacak şeyi ikram etmek için tekellüfte bulunulmamasının misafirperverlik adabından olduğuna işaret etmektedir.
Misafir ağırlamak güzel ahlâklardandır ve İslâm’ın adabından, peygamberler ve salihlerin ahlâkındandır. Bu sünnettir, farz değildir.
Buharî’nin Ebu Şürayh’tan, İmam Ahmed ve Ebu Davud’un Ebu Hurey-re’den rivayet ettikleri bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyururlar:
"Misafirlik üç gündür. Misafire ikram bir gün bir gecedir. Bundan sonrası (ev sahibine) sadaka yazılır."
Yine Buharî, Müslim, Nesaî ve İbni Mace’nin Ebu Şürayh ve Ebu Hurey- ‘ reden rivayet ettikleri bir hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.) şöyle buyururlar:
"Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa komşusuna ikram etsin. Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa misafirine ikram etsin."
Misafir ağırlamada muhatap olan İmam Şafiî’ye göre hem şehirliler hem badiye halkıdır (köylülerdir). İmam Mâlik ise "Şehirlilerin misafir ağırlama mecburiyeti yoktur" der. Delil olarak da Kudaî’nin İbni Ömer’den rivayet ettiği hadis-i şerifi zikreder: Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyururlar: "Misafir ağırlama bedevilerin üzerine borçtur. Şehirlilerin üzerine borç değildir." Fakat bu ha-dis-i şerif Kurtubî’nin dediği gibi sahih değildir.
Misafire yemek takdim edildiği zaman misafirin hemen yemeğe başlaması sünnettir. Çünkü ev sahibinin yemeği takdim etmekte acele etmesi misafire verdiği değeri, misafirin de hemen kabul edip yemeğe başlaması ev sahibine verdiği değeri gösterir.
Melekler ellerini çekince Hz. İbrahim (a.s.) onların kötü bir maksat taşımaları ihtimaline binaen korkmuştu.
Yemek adabından biri de ev sahibinin misafirinin yiyip yemediğine dikkat etmesidir. Ama bu sadece göz ucuyla olmalı, uzun süren bakışlarla olmamalıdır.
3- Hanımın kocasının duygularına ortak olması güzel görülen bir şeydir. Çünkü Sârre Lût kavminin işledikleri pislikleri kerih gördüğü için Lût kavminin azaba, uğramasından memnun kalarak gülmüştü.
Buradaki gülmek bilinen şekliyledir. Bazı lügatçiler Arap dilinde "güldü" kelimesinin "hayız gördü" manasına geldiği şeklindeki görüşü reddetmişlerdir.
4- Kadının mahremi olan misafir erkeklere bizzat hizmet etmesi sünnettendir. Buharî bu husustaki hadis-i şerifi "kadının düğünde (mahremi olan) erkeklere bizzat hizmet etmesi babı" başlığı altında nakletmiştir. Kurtubî "kadının (mahremi olmayan) erkeklere hizmet etmesinin, örtünme emrinin inmesinden önce olması muhtemeldir" demektedir.
5- Melekler yemekten imtina ettiler. Çünkü onlar melektirler: Melekler ise bir şey yemez ve içmezler. Onlar Hz. İbrahim (a.s.)’in sevdiği "misafir" sıfatıyla gelmek için misafir olarak Hz. İbrahim (a.s.)’e geldiler. Hz. İbrahim (a.s.) misafir ağırlamayı çok severdi.
6- Taberî’nin zikrettiğine göre Hz. İbrahim (a.s.) kızarmış buzağıyı takdim ettiği zaman melekler:
– Biz fiatını ödemeden yemek yemeyiz, dediler. Bunun üzerine Hz. İbrahim
a.s.):
– Bunun fiatı başlarken Allah’ın adını zikretmeniz "Bismillah demeniz", sonunda da "Elhamdülillah deyip" şükretmenizdir, diye cevap verdi. Bu söz üzerine Cebrail arkadaşları olan meleklere:
– Allah bunu -hakkıyla- halil edinmiştir, dedi.
Bu rivayet yemeğin başında besmele çekmek ve sonunda da şükretmek sünnetinin bizden önceki ümmetlerde de bulunduğuna delâlet etmektedir.
7- Allah’ın rahmeti boldur. Peygamberin aile halkına verdiği bereketleri de peşpeşedir. İki yaşlı eşe kendilerinden erkek çocuğun dünyaya geleceğinin müjdelenmesi olağanüstü bir hal, bir mucizedir, Peygamber ailesinin özellikle yüksek ve yüce bir ikrama mazhar olmasıdır. Allah Tealâ her şeye kadirdir. O bütün övgülere lâyıktır, izzet ve şeref sahibidir. Bundan sonra da hayret edilerek hiçbir şey yoktur.
8- Hz. İbrahim (a.s.)’in Lût kavminin helak edilmesi hakkında mücadele etmesi günah değildir. Bunun delili de hemen bundan sonra gelen "Çünkü İbrahim cidden yumuşak huylu yüreği yanık ve Allah’a çok yönelen bir kimse idi" ayetidir. Yani onun kalbinin inceliği, son derece merhametli oluşu ve çok yumuşak huylu oluşu onu mücadeleye sevketmişti. Bu mücadeleden maksat da Hz. İbrahim (a.s.)’in Lût kavmine gelen bu azabı imana ve günahlardan tevbeye yönelirler ümidiyle geciktirme gayretiydi.
9- "Ey aile halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinizdedir" ayeti kişinin hanımın "ehl-i beyt"ten olduğuna, peygamberlerin hanımlarının da "ehl-i beyt"ten olduklarına delâlet etmektedir. Dolayısıyla Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Efendimiz’in (s.a.) diğer hanımları da "ehl-i beyt-i Rasulullah" cümlesindendir ve Cenab-ı Hakkın haklarında:
"Ey Peygamber ailesi! Şüphesiz Allah sizi günah ve kötülüklerden arındırıp tertemiz kılmak ister." (Ahzap, 33/33) buyurduğu Peygamberimiz (s.a.)’in ehl-i beytindendirler.[84]


sacitkral
bende hep s.a. yazardım.artık öyle yazmıcam.
ALLAH razı olsun hocam…. SELAMUN ALEYKUM ……


islamyolu
Aleykum daki ”A” harfi Arapcada Ayın dır. onuda biraz boğazdan çıkarırsak daha güzel olur çünkü Arapcada direk ”A” harfi yoktur.


TevhidSancağı
Allah (c.c.) Razı olsun kardeşim.Hatalarımı düzeltmiş oldum 🙂


mslmn
benim selam verme konusunda hatam varmış düzelttim teşekkürler.


imam
selam hatalarından biride arabada ilerlerken kornaya basıp ağzı ile selamı mırıldanmamak


Kurtubi
az önce bir üye selama yanlış cevap verdi "aleykum Selam ve Rahmetullah" dedi

halbuki "ve" eklemeli ve "aleykumusselam" şeklinde olmalıydı


@mir
Allah razı olsun kardeşim
konu başlığında 1 nolu mesajda
< Selama cevap verirken yapılan hatalar:

  1. aleykumselam

>
denilerek
aleykumselam diye selam almanın yanlış olduğu yazıyor

35 nolu mesajda ise
< selam alirken, arabi kaideye gore:

”ve” و takisi kullanilacaksa ”el” ال takisi da kullanilmali

yani ”ve aleykum us selam” و عليكمُ السلام dogrusudur. İkisi bir arada kullanılmalıdır. Birinin eksik olması Arabî literatüre göre hatalıdır.

”Ve aleykum selam” و عليكم سلام denilmez, bu yanlis bir telaffuzdur.

1) selamun aleykum سلامٌ عليكم

aleykum selam عليكم سلام

bu dogrudur, selam alirken veya verirken ilave etmek guzeldir: ”ve rahmetullahi ve berakatuhu” ورحمة الله وبركاته gibi… >
denilerek aleykumselam diye selam almanın doğru olduğu açıklanmış

birisi bize şu işin kesin doğrusunu güzelce açıklarsa epeyce bir sevaba girer


imam
< birisi bize şu işin kesin doğrusunu güzelce açıklarsa epeyce bir sevaba girer >
35. mesajda bir hata olmuş.

selam 2 şekilde verilir

1- esselamu aleykum
2- selamun aleykum

selama 1 şekilde cevap verilir.

1-ve aleykumusselam

not: selam verme ve alma şekline "ve rahmetullah" veya "ve rahmetullahi ve berekatuhu" eklenebilir.


@mir
Allah razı olsun
ama 35 nolu mesaj forumda değişik tarihlerde değişik kişiler tarafından
birkaç defa konu olarak da açılmış
herkes teşekkür etmiş ama kimsenin itirazı olmamış

[URL]https://www.forumduasi.com/sohbet-muhabbet/17127-selam-nasil-olmali.html[/URL]


imam
< Allah razı olsun
ama 35 nolu mesaj forumda değişik tarihlerde değişik kişiler tarafından
birkaç defa konu olarak da açılmış
herkes teşekkür etmiş ama kimsenin itirazı olmamış

[URL="https://www.forumduasi.com/sohbet-muhabbet/111261-selamlasmada-dikkat-edilmesi-gereken-hususlar.html"]Selamlaşmada dikkat edilmesi gereken hususlar[/URL]
[URL="https://www.forumduasi.com/sohbet-muhabbet/17127-selam-nasil-olmali.html"]Selam Nasıl olmalı ![/URL] >
amin sizlerdende…
bazen insan hataları farketmeyebiliyor.
"ve zekkir fe innezzikra tenfeul muminin":)


tekcicek
AS
Hocam doğru yapıyorsunuz selamın nasıl söylenmesini gerektiğiniz ama…
İnsanlar kör topal bir şekilde selamlaşıyor bu kadar hataları yadırgamamak lazım. Niyetin burada önemli olduğunu düşünüyorum insanlarımız dili dönüyor ezberi eksik oluyor bunları da dikkate almakta yarar var. Toplumuz da insanlar merhaba diyor özellikle çalışan devlet dairelerinde iş çevrelerinde insanlar o yüzden Allahın selamını veren az bir topluluk var onun da kıymetini bilelim.


Kayıtsız Üye
Nebî sallAllahu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve:

– es-Selâmü aleyküm, dedi. Hz.Peygamber onun selâmına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu. Nebî sallAllahu aleyhi ve sellem:

– On sevap kazandı buyurdu. Sonra bir başka adam geldi, o da:

– es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah, dedi. Peygamberimiz ona da verdiği selâmın aynıyla mukâbelede bulundu. O kişi de yerine oturdu. Hz.Peygamber:

– Yirmi sevap kazandı buyurdu. Daha sonra bir başka adam geldi ve:

– es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh, dedi. Hz.Peygamber o kişiye de selâmının aynıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu. Efendimiz:

– Otuz sevap kazandı buyurdular. (Ebû Dâvûd, Edeb 132; Tirmizî, İsti’zân 2 )


Kayıtsız Üye
oda yanlis suda yanlis buda yanlis diyene kadar , dogrusu , yada dogrulari budur yazilsa hangisinin yada hangilerinin dogru oldugunu anlardik , onun yada onlarin haricindekilerin yanlis oldugunu anlardik. Kullanim yanlislarini okuyarak hangilerinin dogru oldugunu cikarmaya calisiyorum bir saattir, boyle bir duruma yaptigim yorumda iste bakin kara tren gibi upuzun oluyor.


Kayıtsız Üye
Ve Aleyna ve aleyke-s selâma nasıl yanlış dediğinizi anlayamadım. Ke eki Arapça’da erkek için senin üzerine demek. Ya da Aleyki-s selâm bu da bayanlar için senin demek. Neden yanlış dediniz bu ikisine? Ya da neye dayanarak yanlış dediniz? Açıklarsanız mutmain olacağım.


arifselim
Hemen iki yorum üst kısımda geçen hadisi şerifte peygamber aleyhisselamın ne şekilde selam aldığı ve dolayısıyla ona nasıl hangi sözlerle selam verildiği açıklanmıştır. Sünnette geçtiği üzere selam alınıp verilmelidir. En makbul olanı hadisi şerifte geçtiği gibidir.


Kayıtsız Üye
peygamberimiz(salAllahu aleyhi ve sellem) şoyle dediğini bir kişiden duydum eğer bir müslüman, muslumana selam vermişse, ona ya onun selam verdiği gibi aynı dercede selam ver, yada ondan daha iy
yani misal:
muslim 1:
-es selamu aalyküm ve rahmetuLlah
muslim 2:
-ve aleykum es selam ve rahmetuLlah✅
-ve aleykum es selam ve rahmatuLlahi ve BEREKATUH +++✅👍

❌❌❌❌❌❌❌❌❌👇👇
-ve aleykum ❌❌❌
-ve aleykum es selam❎(ya onun verdiği gibi yada daha iy!!) ❌


aleyna aleyküm selam ne demek, ve aleyna aleyküm selam, ve aleyna aleyküm selam ne demek

Bu kategoride yer alan Hacamat nedir? Yaşamınız boyunca yaptıran var mı başlıklı yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

Bir Yorum Yazın.

Forum Duası Copyright © 2007-2021
Gizlilik Politikası İletişim

Selam alırken ve verirken çokça yapılan hatalar Başlıklı Yazımızın Yanında Websitemiz İslami bilgilerden, Dini Sorular, Cevaplar, Hac, Meal, Cennet, Cehennem, Farz, Sünnet, Hanefi, Şafii, Rüya yorumları, Gusül, Abdest, İmanın şartları, Namaz, Oruç, Kuran Sureleri, Ayetleri, Hadis, Dualar, İslamda Aile Tavsiyeleri, Kadın İle İlgili Konular, İbadet, İman, Mezhep, Hanefi, Şafii, Maliki, Hambeli, İslamın Şartları, Diyanet, Eğitim, Sohbet, Arapça, Hayırlı Geceler, Zekat, Mahrem Sorular, Evlilik, Sahabe Hayatları, Salavat,Dini Hikayeler, Günah, Helal, Haram, Tecvid, Yemin, Sadaka, Siyer, Fıkıh, Ahlak Gibi Konular İçermektedir.