Git 12 Son
  1. 1
    Hesna Bayan Üye
    Hesna
    Bayan Üye

    Üye No: 9589
    Mesaj Sayısı: 268
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 33
    Yer: istanbul

    Kaza Namazı Olanlar


    Meşrû bir mazeretin dışında namazı kazâya bırakan kimse, bir hatâ işlemiş ve günaha girmiş olur. Bu uitibarla kazâya kalan namazın, en kısa zamanda kılınması gerekir. Çünkü beş vakit namazın edâsı farz olduğu gibi, kazası da farzdır. Kazâya kalan namazın kılınmasıyla sadece borç ödenmiş olur. Günahın affedilmesi için de ayrıca tevbe istiğfar etmek lâzımdır.

    Namaz borcundan bir an evvel kurtulmak için, hakkında Peygamberimizin hadisi bulunmayan nâfile namazların yerine kaza kılmak daha isabetli olur. Ancak, Hanefî mezhebine göre, hakkında hadis bulunan nafile namazların yerine kaza kılmak uygun değildir. Bu hususta Hanefî fıkıh kitaplarında şu hüküm yer alır:

    Kazaya kalmış namazları kılmak, nafile namaz kılmaktançok daha ehemmiyetli ve çok daha uygundur. Fakat beş vakit namazın sünnetleri, kuşluk, tesbih, tahiyyetülmescid ve evvabin namazı bundan müstesnadır. [Yani bu sünnet ve nafileler kaza namazları için terk edilmezler.

    Herşeyden evvel, namazlardan önce ve sonra kılınan sünnetler bir yerde farz namazların tamamlayıcısı hükmündedir ve Peygamberimizin (a.s.m.) şefaatine vesiledir. Bunun için,namazını kazaya bırakan kimse bir yandan namazlarını kaza etmekle borçtan kurtulurken, diğer taraftan da sünnetleri kılarak Peygamberimize olan bağlılığını göstermiş olur.

    Mesele Hanefî mezhebine göre böyle iken, diğer üç mezhebe göre, kaza namazı olan bir kimsenin nafile namazları ile meşgul olması, sünnet kılması caiz değil, haramdır.
    Mâlikî mezhebine göre, üzerinde kaza namazı bulunan bir kimsein nafile namazı kılması haramdır. Ancak beş vakit namazların sünnetleri ile tahiyyetülmescidin kılınabileceğine dair ruhsat vardır. Bunların dışında meselâ teravih namazı ile meşgul olunduğu takdirde sevap alınsa da, kaza namazı geriye bırakıldığı için günah işlenmiş olur.

    Şâfiî mezhebine göre de, üzerinde kaza namazı borcu olan bir insanın, bu namazları kılıp borcundan kurtuluncaya kadar gerek beş vakit namazların sünnetlerini, gerekse diğer nafileleri kılması mekruhtur. Çünkü bir an önce kazaların kılınıp bitirilmesi gerekir.
    Hanbelî mezhebine göre ise üzerinde kaza namazı olan bir kimsenin nafile ile meşgul olması haramdır. Ancak vitir ile beş vakit namazın sünnetlerini kılması caizdir. Fakat, kazaları çoksa bunları da kılmayarak kaza namazlarıyla meşgul olması daha iyidir. Yalnız sabah namazının sünneti bundan hariçtir, onu kılmak gerekir.2

    Netice olarak kaza namazları fazla olan Hanefîlerin sünetleri terk ederek kaza namazı kılmalarında bir mesuliyet olduğu söylenemez. Gerek vakit namazlarının, gerekse diğer nafilelerin yerine kaza namazının kılınmasının uygun veya evlâ olmaması demek, Sünnetyerine kaza kılmak caiz değildir mânâsına gelmez.

    Ancak bununla beraber kaza namazları fazla olmayan kimseler ise her farzdan sonra bir vakit kazâ namazı kılmayı alışkanlık haline getirirlerse güzel bir âdeti devam ettirmiş olurlar. Ayrıca Cenabı Hakkın mahşer günü eksik gelen farz namazları sünnetlerle tamamlamayacağı hususunda rivayetler bulunduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir.

    1. Mevlânâ eş-Şeyh Nızâm. el-Fetâvâl-Hindiyye. (Bulak: Matbaa-i Emiriyye, 1310), 1:125; İbni Âbidin. 1493; el-Mezahibü’l-Erbaa, 1:492; Halebî-i Sağîr, s.349.
    2. el-Mezahibü’l-Erbaa, 1:492.

    Mehmed Paksu


    İlgili Yazılar

  2. 2
    Hesna Bayan Üye
    Hesna
    Bayan Üye

    Üye No: 9589
    Mesaj Sayısı: 268
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 33
    Yer: istanbul

    --->: Kaza Namazı Olanlar


    Sual: Kaza namazı borcumuz var iken, duha ve tesbih gibi nafile namazları kılmak caiz mi?

    CEVAP
    Namazın kazaya kalma sebebi önemlidir. Eğer namaz şer�i bir özürle kazaya kalmışsa, mesela, seferde; sel, yırtıcı hayvan, eşkıya, anarşist gibi bir tehlike varsa, namazı oturarak veya hayvan üzerinde ima ile de kılmak mümkün değilse, annenin veya çocuğunun telef olacağı zaman ebenin ve acil ameliyatlarda doktorun müdahalesi esnasında kılınamamışsa ve uyku, unutmak gibi bir özürle namaz kaçırılmışsa, kazayı önce kılmak gerekmez, bahsedilen nafile namazları kılmakta hiç mahzur olmaz. Çünkü namazın bu özürle kazaya kalması günah değildir.

    Böyle bir özürle kaçırılan namazlara faite namaz denilmektedir. Çünkü, bir Müslüman namazlarını terk etmez. Ancak yukarıda bildirilen bir özür ile kaçırabilir. Bir özür ile kaçırılmış namaz ile özürsüz, kasten terkedilmiş namazın hükmü aynı değildir. Namazları, bir özürle fevt ederek kazaya bırakmak günah olmadığı için, bunların kazalarını, nafile kılacak kadar geciktirmek de günah olmaz. (Redd-ül muhtar, Halebi, Hindiyye)

    Terk edilmiş namazın hükmü ise şöyledir:
    Büyük âlim İbni Nüceym�e soruldu ki, kaza namazı olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya niyet ederek kılsa, sünnetleri terk etmiş olur mu? Cevabında, (Sünnetleri terk etmiş olmaz. Çünkü sünnetleri kılmaktan maksat, o vakit içinde farzdan başka bir namaz daha kılmaktır. Kaza kılmakla, sünnet de yerine getirilmiş olur.) [Nevâdir-i fıkhiyye fi mezheb-il-eimmet-il Hanefiyye s.36]

    Hamza Efendi hazretlerinin Bey� ve Şir�a risalesinin şerhinde, (Kaza borcu var iken, nafile kılmak ahmaklıktır) buyuruluyor. Sünnetlere nafile denir.

    Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:
    (Kaza borcu olan, sünnetleri kılarken, kazaya da niyet etmelidir.)
    Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer�e yaptığı vasiyetinde, (Farz olan ibadetler ödenmeden nafileler kabul olmaz) buyurdu. (Kitab-ül Harac)

    Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
    (Kaza namazı olanın, kıldığı nafile namaz kabul olmaz.) [Dürret-ül-fahire]
    (Herkes nafile ile meşgul iken sen farzları tamamla!) [Miftah-ün-necat]

    (Hak teâlâ, farz ibadetle bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşılamaz buyurdu.) [Buhari]

    (Farz namaz borcu olanın nafile kılması, doğurmak üzere olan hamileye benzer. Doğumu yaklaşmışken, çocuğu düşürür. Artık bu kadına, hamile de, ana da denmez. Bu kimse de böyle olup, farz namazlarını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz.) [Fütuh-ul-gayb m.48]

    Bu kitabı şerh eden Hanefi âlimi Abdülhak-ı Dehlevi, (Bu hadis, farz borcu olanın, sünnetlerinin de kabul olmayacağını bildiriyor) buyuruyor. Abdülkadir-i Geylani hazretleri (Farz borcu varken sünnet ile meşgul olmak ahmaklıktır. Çünkü sünnetleri kabul olmaz) buyuruyor. (Fütuh-ul gayb ve şerhi)

    Farzın yanında nafile ve sünnet, deniz yanında bir damla bile değildir. (Mekt. Rabbani)

    Bu vesikalara rağmen, Allah�ın emri olan farzı bıraktırıp, Duha, Tesbih, Teheccüd gibi nafileleri kıldırmaya çalışıyorlar. Bir kimse, ömründe hiç nafile kılmasa, ahirette ceza verilmez. Fakat bir farzı terk etmenin cezası çok büyüktür. Düşman karşısında, bir farz namazı kılmak mümkün iken, terk etmenin cezası, 700 büyük günaha bedeldir. (Câmi�-ül-fetâvâ)



  3. 3
    Hesna Bayan Üye
    Hesna
    Bayan Üye

    Üye No: 9589
    Mesaj Sayısı: 268
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 33
    Yer: istanbul

    --->: Kaza Namazı Olanlar


    “1-Kaza namazının önemini ve faziletini anlatabilir misiniz?
    2-Vitirden sonra kaza namazı kılınabilir mi ve kaza namazı ne zaman kılınamaz?”



    Amellerimizi farz, vâcip, sünnet, müstehap, mubah gibi mes’ûliyet ve fazîlet derecelerine ayıran dînimizin, en çok feyiz ve fazîleti “farz” ibâdetlere verdiğini biliyoruz. Farzları net olarak elimizde tutarsak, geriye kalanlar hakkında tercihimizi kullanabilme imkânımız olur. Farzları, hiçbir şeye fedâ etmeyiz. Başka bir ifâdeyle, farzlar hakkında irâdemizin tercih yapma hakkı ve yetkisi yoktur; farzlar zorunlu olarak yapmakla yükümlü olduğumuz feyiz kaynaklarımızdır. Diğerleri ise, tercihimize bağlı olarak yapabildiğimiz; yaptığımız takdirde sevap kazandığımız, yapamadığımız takdirde ise günahkâr olmadığımız amellerdir.

    Hayatımızda “farzlar” oldukça azdır. Farzların az oluşu, bizim için Cenab-ı Allah’ın şefkat ve merhametinden başka bir şey değildir! Oldukça az olan farzları ise, “Allah’ın üzerimizdeki zimmeti” olarak algılamalı ve muhakkak eda etmeliyiz. Eğer tercih kullanacak isek, farz olmayan amellerde tercih kullanmamızın hiçbir sakıncası yoktur. Ama farzları asla tercih konusu yapmamalı; farzları yerine getirmeliyiz.

    Çünkü farzlar bir yönüyle zorunlu; diğer yönüyle bizi Allah’a yaklaştırmakta, feyizde ve sevapta eşi ve benzeri olmayan ibadet biçimleridir. Nitekim Cenab-ı Hak, “Kulum kendisine farz kıldıklarımdan bana göre daha sevimli hiçbir şeyle Zatıma yaklaşmamıştır” buyuruyor.1

    Farzların hem zorunlu oluşu, hem de sevap ve feyiz açısından eşsiz oluşu; bütün dikkatimizi üzerinde yoğunlaştırmamız ve âdeta farzları edâ etmeyi hayatımızın biricik gayesi kılmamız için yeterli sebeptir. Tabir yerindeyse, farzları eda etmek için yaşadığımızı düşünmeliyiz.

    Kaza borçlarımız, günlük farzlarımızla “aynı ölçüde” eşsiz ve benzersiz sevap ve feyiz kaynaklarımızdır. Günlük farzlarımızla birlikte, bizim için “yine farz ölçüsünde” feyiz ve sevap kazandırmaya kabiliyeti ve istidadı bulunan bu ibadetleri de, “uygulayabileceğimiz bir plânlama” ile yerine getirmeye bir an önce başlamalıyız.

    Hemen belirtelim: Kaza namazı kılamayacağımız hiçbir zaman dilimi yoktur. Vitirden önce de, sonra da kaza namazı kılınır. Önce, Bismillah diyelim ve her gün sâdık kalabileceğimiz, uygulanır bir program yapalım. Sonra da, bu programı günlük uygulamaya başlayalım. Bir süre sonra kendimizin, “günlük farz” ve “kazâ farz” olmak üzere “top yekun farzlarımızı” yerine getirmeye–inşaAllah—uyum sağlamış olduğumuzu göreceğiz.

    Geçirdiğimiz bir namazın yalnız farzının ve vâcibinin kazâsı kılınır. Bunlar, sabah namazında iki rek’at farz, öğle namazında dört rek’at farz, ikindi namazında dört rek’at farz, akşam namazında üç rek’at farz, yatsı namazında dört rek’at farz ve üç rek’at vitir vâcip olmak üzere her gün için toplam 20 rek’at namazdan ibârettir. Hepsini her gün bir arada kıldığımızda bile günlük sadece 20 dakikamızı alır. Düşünelim bir kere: Her gün yirmi dakika nerelere vermiyoruz ki?

    Yapacağımız tek şey; farz için kamet etmek, “Niyet ettim Allah rızâsı için vaktinde kılamadığım en son (meselâ) sabah namazının farzını kazâ etmeye” diye niyet etmek ve sabah namazının farzını nasıl kılıyorsak kazayı da aynı şekilde kılmaktır.

    Bu şekilde günlük beş vakit namazın kazasını; ya her vaktin arkasından birer vakit de kaza kılmak sûretiyle; ya da—buna vaktimiz müsait olmadığında—yatsı namazının ardından bir günlük de kaza namazı kılmak sûretiyle yapmaya niyet ettiğimizi düşünelim. (Şartlarımıza uygun başka çözümler bulmak da mümkün) Bu niyetimize sadık kalarak ibadetlerimize başladığımızda, belli bir süre sonra, kaza borçlarımızı–inşaAllah—kolayca ödemiş oluruz. Oruç borçlarımızdan da aynı yol ile kurtulmamız mümkün.

    Cenab-ı Hak, “Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim”2 buyuruyor. Allah Resûlü (asm) ise bir hadislerinde, “Ameller ancak niyetlere göredir”3; bir diğer hadislerinde de Cenab-ı Hakk’ın meleklerine “Kulum bir iyilik yapmaya niyet eder, fakat yapmaya muktedir olamaz ise, ona bu güzel niyetine mükâfat olarak, tam bir iyilik yapmışçasına sevap yazın”4 diye emrettiğini beyan buyurmaktadır.

    Binaenaleyh, böyle ciddi bir planlamayla başladığımız kaza namazlarımızı tamamen kılmaya,—ölüm gibi zorunlu bir sebeple—muktedir olamadığımızda, Cenab-ı Hakk’ın, bunu yapmış gibi kabul buyurması, merhametinin ve mağfiretinin şe’nidir. Cenab-ı Hakk’ı böyle bir merhametle bilmek de, bizim kulluğumuzun şe’nidir. Ancak bizim niyetimizde sadakatimiz ve kararlılığımız, Allah’ın merhametine ve mağfiretine mazhar olmamız için önemli bir faktördür.

    Biz başlayalım. İnşaAllah Cenâb-ı Hak bize imkân lütfeder.


    Haşiye:
    1- R. Sâlihîn, 95
    2- Buhârî, Tevhid, 15 (Bedîüzzaman’ın tercümesiyle-Sözler, s. 39)
    3- Buhârî, 1/1
    4- Buhârî, 12/2184



  4. Reklam

  5. 4
    Hesna Bayan Üye
    Hesna
    Bayan Üye

    Üye No: 9589
    Mesaj Sayısı: 268
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 33
    Yer: istanbul

    --->: Kaza Namazı Olanlar


    Her mükellef müslümanın, günde beş vakit namazı vakti içinde kılması kesin farzdır ve ilahi emirlerin başında gelir. Farz namazını kılmadan vaktini geçirmek büyük günahlardandır. Kaza edildiği zaman bu namaz borcu ödenmiş olur, fakat geciktirme günahından dolayı ayrıca tevbe de gerekir. Özürlü veya özürsüz olarak zamanında eda edilmeyen beş vakit namazın farzlarını kaza etmek farz, vitir namazının kazası da vacibdir. “Eda” namazın vaktinde kılınması, “kaza” da vakti çıktıktan sonra kılınmasıdır.

    Kaza Kimler İçindir?

    Şu kimselere namazların kazası gerekmez:

    1- Özürlü hallerinden dolayı namaz kılamayan kadınlar.

    2- İradesi dışında, aralıksız en az altı namaz vaktini dolduracak kadar şuurunu kaybedip komaya girmiş baygın kişiler.

    3- Henüz mükellef yaşına girmemiş çocuklar.

    İradesi dışında uyuyakalan veya namazı unutmuş olan kimse, özürlü olarak namazı geçirmiş olur ve kaza etmesi gerekir.

    Kur’an’da birçok ayette namaz emri vardır, fakat kaza namazı hakkında bir ifade yoktur. Kılınamamış namazların kazasının gerektiği, Rasul Aleyhisselam’ın hadis-i şerifleriyle sabittir. Buharî (597. Hadis) ve Müslim (684. Hadis)’de şöyle buyurulur: “Her kim bir namazı unutursa veya uykuda kaçırırsa, onu hatırladığı zaman kılıversin. Onun bundan başka keffareti yoktur.”

    Namazı geçirmenin ağır vebalini vurgulamak için, başta Zahirî mezhebinden İbn-i Hazm olmak üzere bazı fakihler, mazeretsiz kasten geçirilen namazın kazasında fayda olmadığını, bunlar için ancak tevbe gerektiğini söylemişlerdir. Ancak doğrusu, dört mezhebin ittifakıyla uyuyakalan ve unutuveren mazeretliler için namazın kazası gerektiğine göre, kasten kılmayanlara kazası elbette farzdır. 1

    Vakti geçirilen namazın kazasını geciktirmek, hele de geçerli mazeret dışında geçirilenler için ayrıca günahtır ve geciktikçe günahı da artar. Fazla gecikmeye bırakmadan, bir an önce namazları kaza edip tamamlamak farzdır. Mazeretler ise, irade harici uyuyakalmak, unutmak, düşman ve hırsızlık korkusu, ölüm tehlikesi gibi can ve mal emniyetinin yokluğu ve namaza hiç imkan bulamamak gibi nadir hallerdir. Bu gibi imkansızlıklar dışında, abdest yerine teyemmüm ve ima (ayağa kalkma, rükû, secde gibi namaza ait gerekler yapılmaksızın, işaret ile kılınan namaz) ile de olsa, namazları kılmadan kazaya bırakmaya izin ve mazeret yoktur.

    Sünnet Yerine Kaza

    Kazaya kalmış namazların gecikmeye bırakılmadan acilen kazası farz olduğu için, kaza borcu olanların sünnet ve nafile namazlarla meşgul olması, Şafiî mezhebinde caiz görülmemiştir. Malikîler de kazası olanlar için sabah namazının sünneti hariç, sünnet ve nafileye vakit ayırmayı caiz görmezler. Hanbelîler ise, kaza namazı olanların sünnet kılmalarını caiz görmekle birlikte, sabah sünneti hariç, sünnet yerine kaza kılmayı daha faziletli ve öncelikli görürler.

    Hanefilere göre ise, kaza borcu olanların bir taraftan kazaları kılarken, beş vaktin sünnetlerini de kılmaya çalışması efdaldir, daha iyidir. Hatta kazaya namazları kalanlar, kuşluk ve teheccüd namazı gibi nafileler de kılabilir. Ancak sünnetler dışında, diğer nafilelere fazlaca vakit ayırıp kazaları geciktirmek doğru değildir. 2

    Sünnet yerine kaza kılmaktan maksat, sünnetleri terketmek değil, farz olan kazaya zaman kazanmaktır. Yani gerekirse vakit namazlarının aslında sevap olan sünnetini de bırakarak, ağır borç olan farz namazların kazasını bir an önce tamamlamaktır. Bu konudaki mezhep görüşlerini belirttik. Fakat hiçbir müctehid alim, sünnet yerine kaza kılmak “caiz değil” dememiştir. Bazı iyi niyetli, fakat sağlam bir dayanağı olmayan iddialar dışında, “tek niyetle hem kılınmamış bir namazın kazası, hem vaktin sünneti kılınabilir” diyen bir müctehid ve temel fıkıh kaynağı da görülmemiştir.

    Hanefi müctehidlerinden İmam Muhammed’e göre, bir niyetle kaza veya eda hem farz hem sünnet kılmaya niyetlenen kimsenin bu namazı geçersiz olur. Yani farz da sünnet de kılınmamış olur. Diğer Hanefi müctehidi İmam Ebu Yusuf’a göre ise, böyle bir durumda yalnız daha kuvvetli olan farz namaz kılınmış olur, sünnet namazı kılınmış olmaz.3 Tercih edilen hüküm de budur.

    Durum böyle olunca, herkesi bütün sünnetler yerine kaza kılmaya zorlamanın da, hiç terketmeden sünnet kılmaya öncelik verip, yalnızca “boş vakit buldukça” kaza kılmayı yeterli görmenin de lüzumu yoktur. Hele kaza ve sünnetleri bir niyetle birleştirmek gibi faydasız bir uygulamaya girmenin hiç gereği yok.

    Bir orta yol olarak diyebiliriz ki: Aylarca ve yıllarca kazası olan kimseler, Hanefi mezhebinde olsalar bile, bir an önce kazalarını bitirmek için her fırsatta kaza kılmaları gerektiği gibi; ikindi ve yatsının ilk sünneti, bir de öğlenin ilk sünneti yerine, zaman kazanmak için bu sünnetleri bırakıp kaza kılabilirler. Böylece her gün kolayca en azından beş vakit kaza kılınabilir.

    Sünnet ve diğer nafileleri kıldığı halde geçmiş farzları kaza etmeyenler, şüphesiz günahkâr olurlar. Fakat kazaları daha kısa zamanda tamamlamak için, bazı sünnet ve faziletlerden vazgeçenlerin günahı olmaz. Esasen bu durumda, sünnet yolu da terkedilmiş sayılmaz. Bu konuda tercih hakkı, kaza kılanlara kalmıştır.

    1- Şevkânî: Neylü’l-Evtâr, Beyrut-1998, 2/439-40; Emir Abdülaziz: Fıkhu’l-Kitab ve’s-Sünne, Kahire-1999, 1/592.

    2- el-Cezirî: Kitâbü’l-Fıkıh, Kahire-1994, 1/403; İbn-i Âbidin: Reddü’l-Muhtâr, Beyrut-1994, 2/536.

    3- İbnu’l-Hümam: Fethu’l-Kadir, Beyrut-1995, 1/274.

    SEMERKAND DERGİSİ
    OCAK 2000 SAYISI
    Yusuf Özcan



  6. 5
    Hükümdar Ehl-i sünnet
    Hükümdar
    Ehl-i sünnet

    Üye No: 44640
    Mesaj Sayısı: 234
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 35

    Hazret-i Ali'nin rivayet ettiği hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Farz namaz borcu olanın nafile kılması, hamileye benzer. Doğumu yaklaşmışken, çocuğu düşürür. Artık bu kadına, hamile de, ana da denmez. Bu kimse de böyle olup, farz namazlarını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz.) [Zahire-i Fıkh, Fütuh-ul-gayb m.48]
    Bu hadisi açıklayan Hanefi âlimlerinden Abdulhak-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki:
    (Bu hadis-i şerif, farz borcu olanın, sünnetlerinin kabul olmayacağını gösteriyor; çünkü sünnetler de nafiledir.)


  7. 6
    miroğlu Üye
    miroğlu
    Üye

    Üye No: 26769
    Mesaj Sayısı: 125
    Tecrübe Puanı: 3
    Yer: Hepimiz Filistin'liyiz

    Alıntı
    Hükümdar isimli üyeden
    (Bu hadis-i şerif, farz borcu olanın, sünnetlerinin kabul olmayacağını gösteriyor; çünkü sünnetler de nafiledir.)
    Ben bu görüşe katılmıyorum Hükümdar kardeşim
    bu konuda aşağıdaki linkte geniş bilgi mevcut

    [URL]https://www.forumduasi.com/farz-namazlar/15517-kaza-namazi-konusundaki-tereddutlerle-ilgili-bir-aciklama.html[/URL]


  8. 7
    Hükümdar Ehl-i sünnet
    Hükümdar
    Ehl-i sünnet

    Üye No: 44640
    Mesaj Sayısı: 234
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 35

    Büyük âlim İbni Nüceym'e soruldu ki, kaza namazı olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya niyet ederek kılsa, sünnetleri terk etmiş olur mu? Cevabında, (Sünnetleri terk etmiş olmaz. Çünkü sünnetleri kılmaktan maksat, o vakit içinde farzdan başka bir namaz daha kılmaktır. Kaza kılmakla, sünnet de yerine getirilmiş olur.) [Nevâdir-i fıkhiyye fi mezheb-il-eimmet-il Hanefiyye s.36]

    Hamza Efendi hazretlerinin Bey ve Şir'a risalesinin şerhinde, (Kaza borcu var iken, nafile kılmak ahmaklıktır) buyuruluyor. Sünnetlere nafile denir.

    Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:
    (Kaza borcu olan, sünnetleri kılarken, kazaya da niyet etmelidir.)
    Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer'e yaptığı vasiyetinde, (Farz olan ibadetler ödenmeden nafileler kabul olmaz) buyurdu. (Kitab-ül Harac)

    Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
    (Kaza namazı olanın, kıldığı nafile namaz kabul olmaz.) [Dürret-ül-fahire]

    (Herkes nafile ile meşgul iken sen farzları tamamla!) [Miftah-ün-necat]

    (Hak teâlâ, farz ibadetle bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşılamaz buyurdu.)
    [Buhari]

    (Farz namaz borcu olanın nafile kılması, doğurmak üzere olan hamileye benzer. Doğumu yaklaşmışken, çocuğu düşürür. Artık bu kadına, hamile de, ana da denmez. Bu kimse de böyle olup, farz namazlarını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz.)
    [Fütuh-ul gayb m.48]

    Bu kitabı şerh eden Hanefi âlimi Abdülhak-ı Dehlevi, (Bu hadis, farz borcu olanın, sünnetlerinin de kabul olmayacağını bildiriyor) buyuruyor. Abdülkadir-i Geylani hazretleri (Farz borcu varken sünnet ile meşgul olmak ahmaklıktır. Çünkü sünnetleri kabul olmaz) buyuruyor. (Fütuh-ul gayb ve şerhi)

    Farzın yanında nafile ve sünnet, deniz yanında bir damla bile değildir. (Mekt. Rabbani)


  9. 8
    miroğlu Üye
    miroğlu
    Üye

    Üye No: 26769
    Mesaj Sayısı: 125
    Tecrübe Puanı: 3
    Yer: Hepimiz Filistin'liyiz

    Alıntı
    Hükümdar isimli üyeden
    Büyük âlim İbni Nüceym'e soruldu ki, kaza namazı olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya niyet ederek kılsa, sünnetleri terk etmiş olur mu? Cevabında, (Sünnetleri terk etmiş olmaz. Çünkü sünnetleri kılmaktan maksat, o vakit içinde farzdan başka bir namaz daha kılmaktır. Kaza kılmakla, sünnet de yerine getirilmiş olur.) [Nevâdir-i fıkhiyye fi mezheb-il-eimmet-il Hanefiyye s.36]
    Hükümdar kardeşim;

    Alıntı
    Büyük âlim İbni Nüceym'e soruldu ki, kaza namazı olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya niyet ederek kılsa, sünnetleri terk etmiş olur mu? Cevabında,
    Namaz kılarken bir niyet olur
    İki niyet birden olur mu?
    Ya kaza namazına niyet edip kaza kılınır,
    yada sünnete niyet edip sünnet kılınır.
    Az önceki verdiğim linki iyice oku galiba okumamışsın


  10. 9
    Hükümdar Ehl-i sünnet
    Hükümdar
    Ehl-i sünnet

    Üye No: 44640
    Mesaj Sayısı: 234
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 35

    Bir iş için birkaç niyet
    Sual: Bir iş için birkaç niyet edilir mi? Mesela teheccüd kılan kaza ve sübha namazına da niyet eder mi?
    CEVAP
    Evet iyi olur. Camide oturmak taattir. Caminin Allahü teâlânın evi olduğunu düşünerek giren, onu ziyarete de niyet ederse sevabı daha çok olur. Namaz kılmayı beklemek için, camide itikâf edip ahireti düşünmek için, vaaz dinlemek için de niyet ederse, her niyeti için ayrı sevaba kavuşur. Bunun gibi, bu kimse, sünnet olduğu için koku sürünür, şık giyinirse, camiye saygı için, camideki müslümanları incitmemek için, temiz olmak, sıhhatli olmak için, İslam'ın vakarını, şerefini korumak için niyet edince, her niyeti için ayrı sevap kazanır.

    İbni Âbidin
    hazretleri buyuruyor ki:
    (Sünnet namazlar da nafiledir. Camiye girince, iki rekat namaz kılmak sünnettir. Buna Tehıyyat-ül-mescid denir. Camiye girince, farz veya sünnet kılmak bunun yerine geçer. Başka namaz kılarken tehıyyat-ül-mescid için de ayrıca niyet gerekmez ise de, niyet edilirse iyi olur.) [Redd-ül Muhtar s.710]

    Sünnet kılarken kazaya da niyet edince kaza da sünnet de kılınmış olur. (Necat-ül müminin s.90)

    Sünnet kılarken kazaya da niyet gerekir. (Ramiz-ül-mülk Trablus Fetva emini)

    Tatarhaniyye
    'de, (Sünnet kılarken kazaya da niyet daha iyidir) deniyor. (Uyun-ül-besair s.103)

    İlk veya son sünnet demeden hepsini farz diye niyet ederek kılanın namazı sahih olur. Çünkü, sünnete, farz diye niyet edilirse, sünnet sahih olur. İlk kıldığı farz, sonraki sünnet olur. (Fetava-i kübra)

    Resulullah, beş vakit namazın sünnetlerini kılarken, yalnız, (Allah rızası için namaz kılmaya) derdi. Sünnet demezdi. Farzdan başka namaz kılınca sünnet de kılınmış olur. (Halebi-yi kebir)

    Öğlenin farzına dururken, hem farz, hem de sünneti olarak iki niyet yapılırsa, iki imama göre, yalnız farz kılınmış olur. İmam-ı Muhammed'e göre ise, o namaz sahih olmaz. Çünkü, farz ile sünnet ayrı cinsten iki namazdır. İki imama göre, farzı kılınmış olur. Halbuki, camiye girince kılınan herhangi bir namaz, tehıyyat-ül-mescid yerine de geçtiği için, farz kılarken tehıyyat-ül-mescid olarak da niyet etmek de caiz olur. Yalnız farza niyet edince de, iki namaz birlikte kılınmış olur. (İbni Âbidin)

    Sünnet, farzdan başka kılınan namaz demek olduğu için, sünnetin kazaya benzerliği tehıyyat-ül-mescid namazının farza benzerliği gibidir. Yani, sünnet kılarken vaktin farzına niyet edilmez ama, kazaya kalmış bir namaza veya başka bir nafileye de niyet edilebilir. (İslam Ahlakı, Tahtavi)

    Sünnet yerine kaza kılan, sünneti terk etmiş olmaz. Vaktin farzını kılarken, sünnete de niyet edilirse, sünnet sahih olmaz. Fakat, kaza kılarken sünnete de niyet etmek sahih olur. (Eşbah)

    Nafile kılmak isteyen, önce namaz kılmayı adamalı, sonra, nafile yerine, bu adak namazı kılmalı. Sünnet namazları adadıktan sonra kılan, bu sünnetleri kılmış olur. (Dürr-ül Muhtar s.458)

    Nezr edilen namazı kılmak vacip olduğu için, vacip sevabı hasıl olur. Sünnet yerine, nezr olunan namaz kılınınca, sünnet de kılınmış olur. (Redd-ül Muhtar)

    Sünnetleri önceden nezr edip de, nezir olarak kılmak daha iyidir. (Halebi, Merakıl-felah)

    Öğle sünnetini kılmadan önce (4 rekat namaz kılmak nezrim olsun) dense, sonra nezir olarak kılınsa, hem vacip sevabı kazanır, hem de öğle namazının sünneti kılınmış olur. Kulun, kendine vacip ettiği namazı kılması ile, sünnet terk edilmiş olmayınca, farz olan namazı kılınınca, sünnet elbette terk edilmiş olmaz. Hem kaza kılınmış olur, hem de sünnet kılınmış olur. (Seadet-i Ebediyye)

    Birkaç niyetli namaz
    Sual:
    Birkaç niyet isimli yazıda, camiye girince, ilk sünneti kılarken tehıyyat-ül mescide, yeni abdest alınmışsa sübha namazına, yolculuğa çıkılacaksa, tehıyyat-ül menzile de niyet edilebilir denmişti. Peki camiye geldiğimizde ikindinin ve yatsının farzı kılınırken de bu şekilde niyet edebilir miyiz?
    CEVAP
    Evet niyet edilebilir. Böylece niyet sevabı da alınır. Vaktin sünneti ile vaktin farzına birlikte niyet edilmez. Mesela öğlenin sünnetine veya farzına dururken, hem farz, hem de sünnete diye iki niyet edilirse, imam-ı Muhammed'e göre ikisi de sahih olmaz, imam-ı a'zam ile imam-ı Ebu Yusuf'a göre ise sadece farz kılınmış olur. Ama yukarıda bildirilen namazlara niyet edince, her üç imama göre de sahih olur.

    Bir namazda iki üç niyet
    Sual:
    Kazası olan bir kimse, sünnetleri kılarken sadece kazaya niyet etse, sünnete niyet etmese, yine sünnet kılınmış olur mu? Eğer cevap evet ise, o zaman niyet etmenin faydası ne oluyor?
    CEVAP
    Peygamber efendimiz, farzlardan önce veya sonra nafile namaz kılardı. Allah rızası için namaza diye niyet ederdi. Peygamber efendimiz, farzlardan önce veya sonra nafile namaz kıldığı için bize bu namazları kılmak sünnet olmuştur. Yani farzlar ile beraber kılınan sünnetlerin hepsi nafiledir. Sünnet diye niyet etmek şart değildir, nafile dense de, Allah rızası için namaza... dense de olur.
    Şimdi biz, farzın yanında nafile veya kaza namazı kılsak yine o sünneti işlemiş oluyoruz. Gece teheccüd namazı için kalkıp iki rekat nafile namaz kılsak, sonra baksak ki, sabah namazının vakti girmiş, artık sünnet kılamayız, kıldığımız iki rekat nafile sünnet yerine geçer. (Eşbâh)

    Sünneti de kılmaya diye niyet edince, niyetin sevabını da alıyoruz. Yeni abdest alınca mesela öğlenin sünnetini kılmaya başlarken, hem abdest için şükür namazına, camide kılıyorsak, hem de tehıyyat-ül-mescid namazına, kazamız varsa hem de kaza namazına ve vaktin sünnetine diye niyet etmemiz iyi olur. Böylece sevaplar fazlalaşır. Burada sadece vaktin sünneti ile vaktin farzına aynı anda niyet etmek caiz olmaz.

    İbni Âbidin hazretleri, (Tehıyyat-ül-mescid) namazını anlatırken buyuruyor ki:
    Öğlenin farzına dururken, hem farz, hem de sünneti olarak iki niyet yapılırsa, iki imama göre, yalnız farz kılınmış olur. İmam-ı Muhammed'e göre ise, o namaz kabul olmaz. Çünkü, farz ile sünnet ayrı cinsten iki namazdır. Camiye girince kılınan herhangi bir namaz, tehıyyat-ül-mescid yerine de geçtiği için, farz kılarken tehıyyat-ül-mescid olarak da, ayrıca niyet etmek, imam-ı Muhammed'e göre de caiz olur. Yalnız farza niyet edince de, bu iki namaz birlikte kılınmış olur. (Redd-ül Muhtar)

    Kaza namazı ile sünnet, vaktin farzından başka bir namaz olduğu için, tek bir namaz iki niyet ile kılınır.

    Sual: Bir takvim yaprağında, (Kaza ile sünnete birlikte niyet edilmez) diyor. Doğru mudur?
    CEVAP
    Fıkıh kitaplarında (Vaktin farzı ile vaktin sünnetine birlikte niyet edilmez. Niyet edilirse farz kılınmış olur, sünnet sahih olmaz) diyor. Ama kaza namazı ile vaktin sünnetine niyet edilir. Hatta kaza namazı ile sübha namazına, tehıyyat-ül mescid namazına, kuşluk namazına, teheccüd namazına ve diğer nafile namazlara niyet edilirse hem o nafile kılınmış olur, hem de kaza namazı. Bazı cahil ve art niyetli kimseler, (Vaktin farzı ile vaktin sünnetine birlikte niyet edilmez) kaidesini kaza ile vaktin sünnetine de edilmez diye uydurup yalan söylüyorlar. Hiçbir din kitabında öyle bir şey yoktur. Kaza namazı ile vaktin sünneti dahil, her türlü nafile namaza niyet etmek sahihtir.

    Bir namazda birkaç niyet
    Sual: Yeni abdest alarak camiye girip imamla beraber yatsının farzını kılarken, sübha namazına da niyet edilebilir mi?
    CEVAP
    Evet, niyet edilebilir. Ayrıca camiye girince tehıyyet-ül-mescit namazına, sefere çıkılacaksa, tehıyyet-ül-menzil namazına da niyet edilebilir.

    Vaktin farzı ile vaktin sünnetine birlikte niyet edilmez. Niyet edilirse sadece farz kılınmış olur. Sünnet kılınmamış olur. Fakat camiye girince kılınan farz veya sünnet herhangi bir namaz, tehıyyet-ül-mescit yerine de geçer. Ancak tehıyyet-ül-mescit için de niyet edilirse, niyet etmek sevabı da alınır. (Redd-ül-muhtar)

    Vaktin sünnetini kılmaya başlarken, vaktin farzı hariç, kaza namazına, yeni abdest alınmışsa sübha namazına, camide ise tehıyyet-ül-mescit namazına, sefere çıkılacaksa tehıyyet-ül-menzil namazına da niyet edilebilir.

    Sual: Abdest alıp camiye giren kimse, öğlenin sünnetine değil de, bir kaza namazına niyet etse, hem öğlenin sünneti, hem sübha namazı, hem tehıyyet-ül-mescid namazı da kılınmış olur mu?
    CEVAP
    Evet, bunlara ayrıca niyet etmese de, hepsi kılınmış olur. Ama niyet edilirse ayrıca niyet sevabı da alınmış olur. Onun için sünneti kılarken, (İlk kazaya kalmış öğlenin farzını, vaktin sünnetini, sübha namazını ve tehıyyet-ül-mescid namazını kılmaya) diye niyet ederek kılmalı, niyet sevabından mahrum kalmamalıdır.

    Farz, sünnet ve kaza namazı
    Sual:
    Tam İlmihal'de, (Farz namaz ile sünnet namaz birbirinden başka oldukları için, farzı kılarken, sünnete de niyet etmek caiz olmuyor. Yani sünnet sahih olmuyor. Kaza namazı ile sünnet namaz birbirlerinden başka olmadıkları için, kaza kılarken sünnete de niyet etmek sahih oluyor) deniyor. Kaza namazı ile sünnet namaz ne bakımdan aynıdır, vaktin farzını kılarken niye vaktin sünnetine de niyet edilmez?
    CEVAP
    Resulullah efendimiz, farzlardan önce veya sonra, bazılarında hem önce hem sonra, nafile namaz kılmıştır. Farzın yanında bir namaz daha kıldığı için bize de sünnet olmuştur. Yani sünnet olan, farzdan başka ayrıca namaz kılmaktır. Hem vaktin farzına, hem vaktin sünnetine birlikte niyet edilemez. İkisi farklı namazlardır. Ayrı ayrı kılınır.

    Nafile namazları için de, kaza namazları için de, belli bir vakit yoktur. Bundan dolayı, nafile olsun kaza olsun, bir vakitte farz namazdan başka herhangi bir namaz kılınınca, mesela sünnetleri kılarken, kazaya da niyet edilirse, sünnet de yerine gelmiş olur.


  11. 10
    Hükümdar Ehl-i sünnet
    Hükümdar
    Ehl-i sünnet

    Üye No: 44640
    Mesaj Sayısı: 234
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 35

    Kazası olan nafile namaz kılamaz. İmam-ı Gazali hazretlerinin Dürret-ül Fahire kitabındaki hadis-i şerifte (Kazaya kalmış namaz borcu bulunanın, nafile namazı kabul olmaz) buyuruldu.

    Ahmed Cami hazretlerinin, Miftah-un-necat kitabındaki hadis-i şerifte, (Ya Ali, halk nafile ile meşgul olurken, sen farzları tamamla) buyuruldu.

    Hazret-i Ali’nin rivayet ettiği hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Farz borcu olan, kaza etmeden, nafile kılarsa, boş yere zahmet çekmiş olur, kazasını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz) [Fütuh-ul Gayb m. 48]

    Başka bir hadis-i şerifte de (Farzları eda ve muhafaza etmek cihadın en faziletlisidir) buyuruldu. (Taberani)

    Hadis-i Kudside (Farz yapmakla bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir ibadetle yaklaşılamaz) buyuruldu. (Beyheki)

    Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyuruyor ki:
    (Farz borcu varken nafile ile meşgul olmak ahmaklıktır. Kaza borcu olanın nafile kılması, alacaklıya, borçlunun hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin, bir tüccara benzer, farzlar sermayesi, nafileler kazancıdır. Sermaye kurtarılmadan kâr olmaz.) [Fütuh-ul Gayb m. 48]

    İki niyetli namaz
    Farz namaz borcu olan, sünnetleri kılarken kazaya da niyet etmelidir.
    Sünnet yerine kaza kılan, sünneti terk etmiş olmaz. Fakat sünnetin sevabına kavuşmak için, kazayı kılarken, sünneti kılmaya da niyet etmelidir. Vaktin farzını kılarken, sünnete de niyet edilirse, sünnet sahih olmaz. Fakat, kaza kılarken sünnete de niyet etmek sahih olur. (Eşbah)

    Büyük âlim İbni Nüceym'e soruldu ki, kaza namazı olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya niyet ederek kılsa, sünnetleri terk etmiş olur mu? Cevabında, (Sünnetleri terk etmiş olmaz. Çünkü sünnetleri kılmaktan maksat, o vakit içinde farzdan başka bir namaz daha kılmaktır. Kaza kılmakla, sünnet de yerine getirilmiş olur.) [Nevadir-i fıkhiyye fi mezheb-il-eimmet-il Hanefiyye s. 36]

    Dürr-ül-muhtar
    'ın, (Nafile kılmak isteyen, önce namaz kılmayı adamalı, sonra, nafile yerine, bu adak namazı kılmalıdır. Sünnet namazları nezr ettikten sonra kılan, bu sünnetleri kılmış olur) ifadesini, İbni Âbidin hazretleri açıklarken, (Nezr edilen namazı kılmak vacip olduğu için, vacip sevabı hasıl olur. Sünnet yerine, nezr olunan namaz kılınınca, sünnet de kılınmış olur) buyuruyor.

    Sünnetleri önceden nezr edip de, nezr olarak kılmanın daha iyi olduğu Halebi'de ve (Tahtavi)nin (Merakıl-felah) haşiyesinde yazılıdır. Böylece, öğle sünnetini kılmadan önce (Dört rekat namaz kılmak nezrim olsun) dese, sonra adak olarak niyet edip, kılsa, hem vacip sevabı kazanır, hem de öğle namazının sünnetini kılmış olur. Kulun, kendine vacip ettiği namazı kılması ile, sünnet terk edilmiş olmayınca, Allah’ın farz kıldığı kaza namazı kılınınca, sünnet terk edilmiş olmaz. Hem kaza, hem de sünnet kılınmış olur.


    Sual: Kaza namazı olan kimse, nafile bir namaz kılarken, mesela kuşluk, evvabin, teheccüd gibi nafile bir namazı kılarken nasıl niyet etmesi gerekir?
    CEVAP
    Kazası olanın nafilesi kabul olmaz. Bunun için, iki rekat kuşluk namazı kılarken, (İlk kazaya kalmış sabah namazının farzına ve kuşluk namazına) diye niyet eder. Abdesti yeni almış ve o abdestle başka namaz kılmamışsa, sübha namazına da, eğer mescitte kılıyorsa, tehıyyat-ül-mescide de, yolculuğa da çıkıyorsa, tehıyyat-ül-menzile de niyet eder. Yani beş namaza aynı anda niyet etmiş olur. Böylece hem kazası ödenmiş, hem de bildirilen nafile namazların sevabına kavuşulmuş olur.


  12. 11
    ezdli cündep Üye
    ezdli cündep
    Üye

    Üye No: 36789
    Mesaj Sayısı: 218
    Tecrübe Puanı: 4

    Es selamun aleykum kardeşlerim Öncelikle yaptığımız ibadetleri rasulullah(s.a.v) me dayandıracagız siz rasulullah veya sahabeden namaza başlarken farz veya sünnet fark etmez niyet ettiklerini veya niteyi telkin ettiklerini işttinizmi biraz tuhaflaşacaksınız ama araştırın inş mesela sabah namazına kalkacaksınız neden kalkıyorsunuz kalkma sebebiniz sabah namazı o sizin niyetinizdir


  13. 12
    imamhatipli42 Özel Üye
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 1,880
    Tecrübe Puanı: 34

    Kaza namazı konusunda konu paylaşan herkesten Allah (cc) razı olsun.
    Allah (cc) bize kazaya namaz bıraktırmasın (amin)


  14. 13
    Ecrinim Bayan Üye
    Ecrinim
    Bayan Üye

    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 2,425
    Tecrübe Puanı: 82

    burada bir soru sormak istiyorum kaza borcu çok fazla olan borcunu nasıl tamamlayabilir
    20 senelik farz borcu olan her gün 5 vakitte sünnetlerin yerine kaza kılsa borcu 20 sene sonra bitiyor öylemi?

    konu paylaşımı için Allah c.c. razı olsun ,emeğinize sağlık


  15. 14
    imamhatipli42 Özel Üye
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 1,880
    Tecrübe Puanı: 34

    Ecrrinim kardeş sünnetlerin sayısı ile farzların rekat sayısı bir değil onun için en iyi yöntem çetele tutmaktır. Ayrıca senin dediğin sünnetlerin yerine kaza namazı kılmak şafi mezhebinin hükmüdür.


+ Yorum Gönder
Git 12 Son