1. 1
    musab ebubekir Üye
    musab ebubekir
    Üye

    Üye No: 16
    Mesaj Sayısı: 12
    Tecrübe Puanı: 2

    Medine'de İlk Cuma Namazı


    MEDİNE'DE İLK CUMA NAMAZI
    MEHMET IŞIK

    Her vakit bir değil. Her yerin hatırası da aynı değil. Cuma günü biz müslümanlar için ayrıcalıklı. Cuma, günlerin en hayırlısı. Ve Efendimiz'in ilk Cuma namazını kıldığı yer, Kubâ , kadim ama canlı bir hatıra olarak gönlümüzde hep saklı.

    Kubâ , Medine'nin kenar mahallesi. Yaklaşık bir saatlik mesafede. Hicret yolunda Rasul-i Ekrem s.a.v.'in bir müddet misafir olduğu mahalle.

    O ve Hz. Ebu Bekir r.a ., yol rehberiyle birlikte zahmetlerle dolu bir yolculuktan sonra bir pazartesi günü Kubâ'ya ulaştılar. Burada yaşayan müslümanlar ve daha önce hicret etmiş olan muhacirler, hasret ve sevgiyle karşıladılar onları. Aynı havayı teneffüs etmenin huzuruyla doldular. O günden itibaren namazlarını Allah Rasulü s.a.v.'in imamlığında kılmaya başladılar. Ve hemen o günlerde O'nun önderliğinde bir mescid inşa ettiler.

    Oranın hatırası bir başka

    Namaza davet için henüz ezan hükmü gelmemişti; ezan okunmuyordu ama namaz vakti yaklaşınca herkes mescide geliyordu. Rasul -i Ekrem s.a.v.'in Kubâ'yı teşrifinden dört gün sonraydı; Cuma günü. Öğle vaktinde herkes yine mescitte toplandı. Rasul -i Ekrem s.a.v. de oradaydı. Kalplerde bambaşka bir sevinç ve heyecan vardı. Musab b. Umeyr r.a ., bundan önce Efendimiz'in emriyle Medine'de Cuma namazı kıldırmıştı. Ama bu Cuma farklıydı. Hicret yurdunda Efendimiz s.a.v.'in kılacağı, kıldıracağı ilk Cuma namazı. Efendimiz s.a.v. bir yükseltinin üstüne çıktı ve ilk Cuma hutbesini irad buyurdu.

    Hutbe bitince mihraba geçti ve iki rekât Cuma namazını kıldırdı. Orada bulunanlar, Allah'ın Rasulü ile birlikte ibadet etmenin, rükû ve secdelere kapanmanın izah edilemez hazzını yaşıyorlardı.

    Rasul -i Ekrem s.a.v ., Kubâ'da kısa bir süre kalmış olmasına rağmen, oradaki müslümanların ve Kubâ mescidinin hatırasını hayatı boyunca canlı tuttu. Genellikle Cumartesi günleri binekle ya da yaya olarak Kubâ mescidine gider, oradaki müslümanlarla buluşup iki rekât namaz kılar ve geri dönerdi ( Buharî , Müslim). Ayrıca Kubâ mescidinde kılınacak iki rekât namazın bir umre yerine geçeceğini ifade buyururdu. ( Tirmizî )

    Büyük bir ihtimalle ertesi Cuma günü Efendimiz s.a.v. Kubâ'dan Medine'nin merkezine doğru yola çıktı. Bir saat civarında süren bu yolculuk esnasında, Ranuna denilen yerde öğle vakti girince, orada bulunan bir mescitte Cuma namazını eda etti.

    Kubâ ve Ranuna'da kılınan Cuma namazlarından sonra, Sahabe-i Kiram bütün Cuma namazlarını Efendimiz s.a.v.' le birlikte Medine'nin merkezindeki Mescid -i Nebî'de kılmaya başladı. Medine'nin diğer mahallelerinde oturanlar Cuma namazı için oraya geliyorlardı. Cumanın haftanın en hayırlı günü ve müslümanların bayramı olduğunu, Efendimiz s.a.v.'den öğrenmişlerdi.

    Öyle bir vakit ki...

    Cuma ile ilgili olarak Rasul-i Ekrem s.a.v. şunları ifade buyurmu ştu:

    “Üzerine güneş doğan en hayırlı gün Cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkartıldı.” (Müslim)

    “Günlerinizin en faziletlisi Cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salât ve selam getiriniz; zira sizin salât ve selamlarınız bana sunulur.” ( Ebu Dâvud )

    “Bir kimse Cuma günü boy abdesti alarak elinden geldiğince temizlenir, saçını sakalını yağlayıp tarar veya evindeki güzel kokudan süründükten sonra camiye gider, fakat orada yan yana oturan iki kimsenin arasını açmaz (kimseye eziyet etmez), sonra Allah Tealâ'nın kendisine takdir ettiği kadar namaz kılar, daha sonra sesini çıkarmadan imamı dinlerse, o cumadan öteki cumaya kadar olan günahları bağışlanır.” ( Buharî )

    “Cuma gününde bir zaman vardır ki, şayet bir müslüman namaz kılarken o vakte rastlar da Allah'tan bir şey isterse, Allah ona dilediğini mutlaka verir.” ( Buharî )

    “Cuma günü olunca, mescidin her bir kapısında melekler vardır. İlk gelenleri sırayla yazarlar. İmam (minbere) oturunca defterleri kapatıp, zikri dinlemeye giderler.” (Müslim)

    “Kim önemsemeyerek üç cumayı terk edecek olursa, Allah onun kalbini mühürler.” ( Ebu Davud , Tirmizî )

    Rasul -i Ekrem s.a.v.'in Cumanın fazileti ve önemiyle ilgili benzeri şekilde bir hayli mübarek beyanları oldu. Buna rağmen ilginç bir olay meydana geldi.

    Daha iyisi istenmez mi?

    Yine bir Cuma günüydü. Uzun zamandır bazı malların ve özellikle gıda maddelerinin şehirde bulunmaması ciddi sıkıntılara sebep olmuştu. Kıtlık yaşanıyordu. Herkes Suriye'den dönecek olan ticaret kervanını bekliyordu. Mescid -i Nebî'de Efendimiz s.a.v. minbere çıkmıştı. Ayağa kalkmış Cuma hutbesini irad buyuruyordu. Tam o esnada kervanın geldiğine dair def sesleri duyuldu. Herkes kervanı karşılamaya gitti. Kala kala mescitte on iki kişi kaldı. Bu durum Rasul -i Ekrem s.a.v. Efendimizi oldukça üzdü. Yüce Mevlâ da şu ayetleri inzal buyurdu:

    “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı zikre koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu sizin için daha hayırlıdır.

    Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.

    Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Cuma, 9-11 )

    Gelen ayetleri duyduklarında kervanı karşılamaya gidenler çok üzülmüştü. Ama artık yapacak tek şey vardı: Tevbe … Onlar da öyle yaptı. Medine'de benzeri bir olay bir daha asla yaşanmadı. Onların sayesinde, Cuma gününde dikkat edilecek hususlar ve yapılacak ibadetler en güzel şekliyle bize ulaştı.

    O gün bugündür. Cuma günü ve Cuma namazı müslümanlar arasında ayrıcalığını hep korudu. Cuma namazlarında dalga dalga sokaklara taşan saflar bunun bir göstergesi. Ne var ki diğer vakitlerde bomboş kalan camiler, Cuma bereketini hasretle yâd ediyorlar.
    :cool:

    İlgili Yazılar

  2. 2
    greenmushroom Üye
    greenmushroom
    Üye

    Üye No: 95
    Mesaj Sayısı: 130
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 43

    --->: Medİne'de İlk Cuma Namazi


    Selamünaleyküm

    Ben bayram namazlarını ve cuma namazlarını hep dört gözle beklemişimdir niyemi çünkü hergün camiye gelenlerin sayısı bu gunlerde gelenlerin sayısından daha azdır. Bugunlerde kıldığım namazın lezzeti bir başka oluyor diğer günlerden . Bilmem duydunuzmu veya gördünüzmü S.Arabistanda mutaalar vardır, hani derler ya allerinde sopa namaz vakitlerinde insanlara "ya Allah el sala" derler yani hadi namaza diye ve bazıları derlerki bu islamiyet dışı bir olay diyenler kim namaz kılmayan kesim veya tembel olan kesim peki şöyle dikkatli bir düşünelim bu mutaalar olmasaydı S.Arabistanda ne olucaktı size söyliyim, namaz kılmayanlar kılanlara galebe gelecekti aynı türkiyedeki gibi ve inanan insana bir darbede oradan gelecekti. Evet belkide herkes zorla gidiyor ama enazından gerçek muminler namaz vkitlerini kaçırmıyorlar bizim gibi enazından orada muminler değil namaz kılmayanlar üzülüyorlar,bırakalımda onlar üzülsün. Şahsen bende isterdim bir yetkilinin (mutaanın) olması ve bizleri (şahsen ben göbek atarım) namaza davet etmelerini. Evet her konuda diil ama bu knouda bir müsamaha isterdim.

    Allah c.c. rahmeti ve bereketi üzerinize olsun..


  3. 3
    Şema Moderatör
    Şema
    Moderatör

    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 5,702
    Tecrübe Puanı: 67

    Ilk Cuma Namazi


    İLK CUMA NAMAZI

    a- Bu Konudaki Değişik Rivayetler:
    Ilk cuma namazının nerede ve kimler tarafından kılındığı konusunda değişik rivayetler mevcuttur. Bu rivayetleri şöylece özetleyebiliriz:
    1. Resûlüllah hicret etmeden önce cumanın kılınmasına izin verdi. Kendisi Mekke'de cumayı kılmaya Kadir olamamış ve cumayı izhar edememişti. Mus'ab b. Umeyr'e: "Yahudilerin cumartesi günleri Zebûr'u açıkça okuduklarını göz önünde bulundurarak, kadınlarınızı ve çoçuklarınızı toplayın ve cuma günü, güneş zevalden yarıyı geçince, iki rek'atle Allah'a yaklaşın." diye yazdı. (Hamidullah, Muhammed, el-Vesâiku's-siyâsiyye s. 35; Alûsî; Rûhu'l-me'ânî XXVNI/99) Tabakât-i Ibn Sa'd'da aynı rivayete: "... ve Sa'd b. Usâme'nin evinde oniki kişi ile cuma kılındı." (Aynı kaynak Tabakât-i Ibn Sa'd'dan (NI/83) ilâvesi de mevcuttur.
    Bu rivayet nazar-i dikkate alındığında, cumanın Mekke döneminde farz kılındığı, izhar edilmesi gereken bir ibadet olduğu, Yahudilere karşı bir onur meselesi ve bir şiar olduğu söylenebilir.
    Cumanın izhar edilmesi gerekliligi, kısaca bir onur, bir varlık gösterişi namazı olduğu, diğer nakillerde de göze çarpıyor.
    Meselâ Allâme Ibn Hacer "Tuhfetü'l-Muhtâç"ta: "Cuma namazı Mekke'de farz kılındı ama sayı yetersizliğinden ya da şiarı izhar olduğundan, orada kılınamadı." (Aynı kaynak Tabakat-r Ibn Sa'd'dan (NI/83)) diyor. Sayı yüzünden kılınmadığı ihtimalini Ibn Hacer sâliki bulunduğu Şâfiî mezhebinin, cumanın kılınabilmesi için kırk hür erkek cemaat şartını koşmuş olmasından dolayı zikretmiş olabilir. Ama her ikisi de birer ihtimalden ibarettir.
    2. Abdurrahman b. Kâ'b: "Gözlerini kaybetiğinde babamı cumaya ben götürüyordum. Ezanı duyduğunda Ebû Ümâme Es'ad b. Zürâra'ya dua edip mağfiretini istiyordu. Bir ara durdu ve yine böyle yaptı. Sebebini sordum. Yavrum, Medine'de Benî Beyâdâ Yurdunda bize ilk cuma namazını kıldıran odur, dedi. O gün kaç kişi idiniz? dedim. Kırk kişi idik, dedi. "(Alûsî, XXVNI/99)
    3. "Umdetü'1-Kâri"deki şu rivayet de bunu tamamlar: "Ibn Sîrîn anlattı: Medineliler Resulullah (s.a.s.) gelmeden ve cuma âyeti inmeden önce toplandılar. Cumaya ilk defa bu adı verenler onlar oldu. Dediler ki, Yahudilerin her hafta toplandıkları bir günleri var. Keza Hiristiyanlar da öyle. Gelin biz de bir gün toplanıp Allah'ı zikredelim, namaz kılıp O'na şükredelim. Derken bunun için "Yevmü'1-arûbe"yi seçti ve Es'ad'ın evinde toplandılar. O da onlara iki rek'at namaz kıldırdı. Bu toplantıda bu güne "Cuma" adını verdiler. Sa'd da bir koyun kesip onlara yedirdi. Zira sayıları azdı."(Hâkim, el-Müstedrek I/28l ; Ibn Mâce, Sünen I/344 (el-Ikâme 78) Sevkâni bu hadisi aynı zamanda Ibn Hibbân ve e1-Beyhaki'nin de rivayet ettiklerini, sonuncunun sahih bulunduğunu, el-Hâfız'ın ise, isnâdı hasendir, dediğini söyler. Bkz. Neylü'l-evtâr NI/230)
    Tebyînü'1-hakâik hâsiyesi Selebî'nin, "cuma namazına ilk defa ‚cuma' adını veren Kâ'b b. Lueyy'dir" (Aynî, Umdetü'l-kârî VI/161) şeklindeki rivayeti buna muhalif değildir. Zira Kâ'b'ın aynı toplantıda bulunması ve bu ismin o nun buluşu olması muhtemeldir.
    4. Bazı kaynaklarda bu konuda değişik rivayetler de vardır:
    "El-Ma'rife'de şöyle denir: Zuhri anlattı; Resulullah (s.a.s.) Mus'ab b. Umeyr'i, Medine'ye, onlara Kur'an öğretmek üzere gönderdiğinde, Mus'ab onlara cuma namazı kıldırdı ve Resulullah gelmezden önce Medine'de ilk cuma namazını kıldıran Mus'ab oldu. (Hasiyetü's-Selebî ‚alâ-Tebyîni'l-Hakâik I/217)
    Allâme Alûsî bu rivayetleri sıraladıktan sonra, "Bu konudaki haberlerin en sağlamı Medine'de ilk cumayı Es'ad'ın kıldırdığını bilderenler olmalıdır." diyor.
    Bu taktirde ilk cuma namazı Yahudi ve Hristiyanlara karşı bir varlık izharı şeklinde kılınmış oluyor. Burada; Acaba hangi şekilde olursa olsun, Medine'de ilk kılınan cumâ namazı, öğle namazınının yerini almış ve onun farziyetini düşürmüş müdür?" diye bir soru akla gelebilir. Ilk kılınan cuma namazının farz cuma olup olmadığını tesbit için, bu sorunun cevabı önemlidir.
    5. Bizzat Resulllah'ın kıldırdığı ilk cuma namazı ise, Kubâ'dan ayrıldıktan sonra Benî Sâlim Yurdu'nda, öğle vaktinde, cuma olması üzerine kıldırdıkları cuma namazıdır. Bu mescid de bu münasebetle "Cuma Mescidi" adıyla bilinmeye başlanmıştır. İşte Resulullah'ın kıldırdığı ilk cuma budur. (Aynî, age. VN/I88. )
    6. Bir başka itibarla ilk cuma diyebileceğimiz cuma namazı da, Bahreyn köylerinden olan el-Cuvâsâ'daki Abdulkays'taki cuma namazıdır. (Zürkânî I/326; Elmalıli VNI/4980)
    Rivayetler arasında ihtilâflı gibi görünenler, Medine'de ilk cuma namazını Es'ad b. Zürâra; ya da Mus'ab b' Umeyr'in kıldırdığını bildiren haberlerdir. Ancak Merhum Elmalılı'nın da temas ettiği gibi (Sevkâni, Neylü'l-evtâr NI/233 (Buhari ve ·Ebûf Dâvûd)) anlaşılan Es'ad b. Zürâra, Resulullah'tan izin gelmeden önce ilk kıldıran; Mus'ab b. Umeyr ise Medine'de izinle ilk cuma namazı kıldıranlardır.
    b- Rivayetlerin Değerlendirilmesi
    Bu rivayetlerin tümüne birden baktığımızda şu sonuçlara va rabiliriz: Cuma namazının Mekke'de farz kılındığı konusu kesin değildir. Mekke'de farz kılındığını kabul etsek dahi, orada kılınmayışının sebebi, devletin bulunmayışı olduğuna dair bir delil olmadığı gibi, bu aklen de mümkün görülmemektedir. Çünkü Allah Resulü, Kubâ ile Medine arâsında ilk cuma namazını kıldırdığında henüz yoldadır. Medine'de de bir devlet sözkonusu değildir. Henüz Medine'ye yerleşilmemiş ve Müslümanlar insiyatifi ele almamışlardır. Ancak cumanın bir şiar ve bir varlık gösterişi anlamı taşıdığı doğrudur.



  4. Reklam

  5. 4
    babacca Üye
    babacca
    Üye

    Üye No: 945
    Mesaj Sayısı: 2
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 33

    --->: Medİne'de İlk Cuma Namazi


    Selamün aleyküm arkadaşlar.Cuma Namazı ve menşei ile alakalı güzel bir konferans gönderiyorum..İstifade edilmesi ümidiyle..Allah'a emanet olun..
    Cuma Namazı mp3:
    [URL]http://uploaded.to/?id=cutvwq[/URL]

    Cuma Namazı vidyo:
    [URL]http://uploaded.to/?id=2ybikf[/URL]


  6. 5
    babacca Üye
    babacca
    Üye

    Üye No: 945
    Mesaj Sayısı: 2
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 33

    Selamün Aleyküm dostlar, buyrun Cuma Namazı ve menşeini anlatan güzel bir konferans. Allah'ın selamı üzerinize olsun..


  7. 6
    Sümeyye_ Hayat, iman ve cihaddır
    Sümeyye_
    Hayat, iman ve cihaddır

    Üye No: 23585
    Mesaj Sayısı: 22
    Tecrübe Puanı: 2

    Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı zikre koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu sizin için daha hayırlıdır.

    Allah cc razı olsun...



+ Yorum Gönder