1. 1
    Hoca Moderatör
    Hoca
    Moderatör

    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 14,854
    Tecrübe Puanı: 188

    İslam’da Ölüyü Mumyalamak Caiz midir?


    İslam’da Ölüyü Mumyalamak Caiz midir?

    Çorum Ortaköy Müftüsü Adnan Zeki Bıyık, son günlerde padişah cesetlerinin mumyalanması ile ilgili haberler üzerine bir fetva yayınladı.



    Elcevap: Ölünün mumyalanması ile ilgili İslam Dininin hiçbir yasağı bulunmamaktadır. Yalnız İslam’a göre mumyalı veya mumyasız ölünün gömülmesi gereklidir. Selçuklu kümbetlerinde bulunan birçok devlet adamının, Osmanlı Sultanlarının tahnit edildiğini biliyoruz. Tahnit tam manasıyla bir mumyalama sayılmasa da ilaçlama yöntemi ile ölünün bozulmasını önlemeye matuf bir işlemdir. Bu da caizdir yakın zamandan örnek verecek olursak Mustafa Kemal Atatürk ve Turgut Özal’ın naaşları tahnit edilmiştir.

    1953’ de Atatürk, Etnografya Müzesinden Anıtkabire nakledileceği zaman tabutunun kapağı açıldığında yapılan tahnit işleminden dolayı cesedin bozulmadığı müşahede edilmiştir. Malum olunduğu üzere Rahmetli Özal’ın bir otopsi sebebiyle cesedi mezardan çıkarılmış, cesedin yine bozulmadığı görülmüştür. Bazı akl-ı evveller de “İşte Özal’ın cenazesi çürümedi, o evliyadır” diyerek cehaletlerini de ortaya koymuşlardır. Bir insanın erenlerden olması cesedin çürümesi ile izah edilemez. Bu anlayış İslam akidesine muvafık bir anlayış değildir. Bazı din büyüklerinin, ulu ruhların bedenleri bozulmayabilir. Ama biz biliriz ki İslam bu tip şeylere itibar etmez. İslamiyet, şahısların hayatta iken Allah ile olan irtibatlarına ve İslam ahlakını hayatlarına ne denli taşıdıklarına bakar ve buna değer verir.

    Osmanlı mumyaları

    Büyük Türk Tarihçisi İsmail Hakkı Uzunçarşılı, 1975 yılında Türk Tarih Kurumu'nun çıkarttığı hacimli üç aylık "Belleten" dergisinde Topkapı Sarayı Arşivlerine dayandırarak Fatih Sultan Mehmed'in ölümünü anlatıyor.

    "...Fatih Sultan Mehmed'in gasl edilmesi de elemli olmuştur. Yazın sıcağında on günden ziyade elbisesi ile kapalı kalan ceset koktuğundan yanına kimse gidememiş Baltacılar Kethüdası Kasım ile ânın usta dediği tahnit memuru ölüyü beraber soyup dahili ağşasını (iç organlarını) çıkarmak sûretiyle mumyaladıktan sonra kefenlenmiştir ve sonra da merasimle defnedilmiştir." Uzunçarşılı, Fatih'in defin işlemini anlattığı yukarıdaki paragrafa düştüğü dipnotla daha da şaşırtıyor bizi ve hiç de dolaylı bir anlatım yolu seçmiyor; "Osmanlı padişahlarından Osman Gazi, Murat Hüdâvendigâr, Yıldırım Bayezid, Çelebi Sultan Mehmed, İkinci Murad'ın cesetleri muhtelif sebeblerle mumyalıdır. Emir Süleyman Çelebi ile Musa Çelebi ve Kanuni Sultan Süleyman'ın cesetleri de mumyalıdır."

    Savaş meydanında şehid edilen Sultan Murat'ın Bursa'ya getirilişini şöyle anlatıyor Uzunçarşılı; "Sultan Murat'ın cesedi tahnit edilerek Bursa'da Çekirge'de yaptırmış olduğu türbesine gönderilerek ağşâ-ı dahiliyesi (iç organları) vefat ettiği yere gömülmüş ve üzerine türbe yapılarak zamanımıza yakın devre kadar "Meşhed—i Hüdâvendigâr" adıyla devam etmiştir." Kosova'dan Bursa'ya götürülen cesedin mumyalanmadan korunması mümkün gözükmemektedir.

    Yıldırım Bayezid'in ölümünü müteakip cesedinin tahnit edilerek Akşehir'e Mahmut Hayrâni türbesine konulduğu yazılıyor. Sonra, Timur, Semerkant'a dönerken cesedin "hükümdarlara mahsus merasimle defnedilmesi" tavsiyesiyle birlikte oğlu Musa Çelebi'ye teslim ediyor.

    Daha birçok örnek var ama konu uzayacağı için daha fazla örnek vermek istemiyorum.

    Mumyalama nasıl yapılırdı?

    Ben şu an İstanbul Üniversitesinde tarih okuyorum, derslerimizden biri de Afrika ve Mısır Tarihi. Bu derste Mısırlıların ölüyü nasıl mumyaladığını okuduk, Bu mumyalamalar daha çok Mısır kralları “Firavunlar” için yapılıyordu. Durumu müsait olan halk da yaptırabiliyordu. Ders olarak bihayli zorlandığımız bu derste ölüleri mumyalarken natron adlı tuza benzer bir madde içinde organların saklandığını da yılsonu sınavında Hocalarımız, soru olarak bize sormuşlardı. Bu mumyalama işlemi ders kitabımızdaki anlatıma göre şöyle yapılıyordu;

    Mumyalama işlemine başlamadan önce ölünün ölü özel bir masaya yatırılması gerekiyordu. Daha sonra ise yıkanma işlemi geliyordu. Burun deliklerinden çengele benzeyen bir alet yardımı ile beyin ve iç organlar dışarıya alınırdı. Vücut içindeki yumuşak kısımların dışarıya çıkarılmasının sebebi çürümeyi önlemekti. Göz ve yanakların çökmemesi için bu yumuşak kısımlara keten tamponlar konulur daha sonra ölünün göz kapakları kapatılırdı. Karnın sol alt kısmında el kadar küçük bir yarık açılarak mide, karaciğer, akciğer ve bağırsaklar dışarı çıkarılırdı. Bu organlar “natron” adı verilen bir çeşit tuz içinde bir müddet bekletilip kurutulduktan sonra “kanopik” adı verilen dört adet kavanoz içine konulurdu. Bu kavanozların kapakları, Osiris ve İsis’in oğlu olan Horus’un dört oğlunun başını temsil eden Figürler şeklindeydi. Çakal başlı Duamutef mideyi, şahin başlı Kebehsenuf bağırsakları, maymun başlı Hapy akciğeri, insan başlı olan İmset karaciğeri muhafaza ederdi.

    Vücutta organlardan boşalan yerler hurma şarabı ve bitkilerle yıkanırdı. Ölünün vücudunun tamamı natron ile kaplanarak 40 gün bekletilirdi. Vücut bu işlemlerle kurutulduktan sonra, yağlanır, erimiş reçine sürülür ve keten bezlerle iyice sarılırdı. Sargılar arasına muska ve takılar konulurdu. Hazırlanan mumya ahşap bir tabuta koyulurdu. Ancak ölen kişi kralsa biri altından diğer ikisi ahşaptan üç tabut içine konurdu ve bu tabutların hepsi taş bir lahdin içine yerleştirilirdi. Kanopik vazolar da yanına koyulurdu. Kaliteli bir mumyalama işlemi ortalama 70 gün sürüyordu. Zengin olmayanlar daha az kaliteli mumyalama yaptırabilirlerdi. Mumyalamanın sadece insanlara değil kutsal sayılan kedi, boğa, timsah gibi hayvanlara da uygulandığı olurdu. Mumyalama işinden sonra ölü mezara gömülürdü. Mezar odasının duvarlarındaki resimler ölümden sonra yaşamla ilgiliydi. Daha sonra mezara kişinin özel eşyaları, günlük kıyafetleri, çok çeşitli yiyecekler, “sabti”, “şavati” veya “ushebti” adı verilen heykelcikler ve papirüse yazılmış Ölüler Kitabı konulurdu. Bu şekilde ölü gömme merasimi bittikten sonra ölü, sonraki yaşamına uğurlanırdı.

    Netice-i Kelam; Biz deriz ki bir kişinin ameli iyiyse, hayatında ahlaklı, inançlı, kamuya faydalı işler yapmışsa ol kişi mezarda veya tabutta çıplak da olsa iltifat görür, melekler tarafından alkışlanır. Yok eğer hayatta insanlara, hayvanlara zulmetmiş, ömrünü boş işlerle ve haramlarla geçirmiş ise, vatanına dinine, insanlığın faydasına birşeyler üretmemişse, kısacası çakallar ve sırtlanlar gibi bir ömür sürmüş ise ol kişiyi mumyalayıp çaputla değil de kurşunla sarsanız veya demirle sarıp çelik tabutlara koysanız yine de zebanilerin elinde kurtaramazsınız. Zaten aslolan ruhtur, müreffeh olan da ruhtur muazzep olan da ruhtur. Adına berzah deyin veya başka bir şey deyin fark etmez tüm ruhlar da Yüceler Yücesinin katında özel bir mekânda bekletilmektedir. Cenab-ı Hak, gönlünü her türlü fesatlıktan muhafaza eden güzel insanları, en büyük ruh olan Aziz Peygamberimiz’e Cennetinde komşu eylesin.


    İlgili Yazılar

  2. 2
    AKBİLE Bayan Üye
    AKBİLE
    Bayan Üye

    Üye No: 108595
    Mesaj Sayısı: 157
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: İslam’da Ölüyü Mumyalamak Caiz midir?


    mumyalamanın kime ne faydası var bilinmez ölen ölmüştür diri görünse ne fayda mumyalamak acaba onun günahını af ettirecekmi yoksa cennete girmesine vesilemi olcak


  3. 3
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Yorum: İslam’da Ölüyü Mumyalamak Caiz midir?


    Allah cc yarattığıi bir şeyin zerresine ve cesedine saygısı olmayanların onları çok değerli kabul etmeyenlerin inkarı kademe kademe büyür ve çoğalır.
    Allah bir insanı haksız yere öldürmek dünyayı değil kainatı katletmekle eşdeğerdir. Diye kuran da emretmiştir.
    İşte sonunda geldiğimiz nokta; çeşitli uyduruk sebeplerle birbirlerini katleden insanlık- Allah cc yarattığı her şeyi katleden bir insanlık-
    Allah cc ikinci emri olan kübra = yarattıklarıma ve yaratacaklarıma nimet sofraları ol ey dünya diye cennetin eşi olarak yarattığı bu dünyanın içine pisliyerek--- sonuçta gömüldüğümüz mezarların içinde çürüyerek toprağıda pisleterek bir yaşam tarzı insanlığa yakışmıyor. Allah cc emirlerine çürüme ve çürütmek aykırıdır. Yiyelim içelim ama israf etmeyelim çürütmeyelim- kokuşturmadan- bu cennet gibi dünyayı kirletmeden kokuşturmadan öteki dünyada yerimizi hakça hak edelim .
    Saygılarımla av. İsmail beşiktepe- bursa- Türkiye


  4. Reklam

+ Yorum Gönder