1. 1
    LeoparGS Üye
    LeoparGS
    Üye

    Üye No: 26
    Mesaj Sayısı: 852
    Tecrübe Puanı: 15
    Yer: İstanbul

    Maddî-manevî hazırlık yapmadan hacca gidilmemeli


    Maddî-manevî hazırlık yapmadan hacca gidilmemeli


    Bence bir hac yolcusunun üç şeye ihtiyacı var; bilgi, şuur ve aşk. Bilgi, yapacağı ibadetin en küçük ayrıntılarına kadar bilmesi, öğrenmesi; şuur, bunları niçin yaptığının cevabını kendi içinde kendine verebilmesi; aşk ise her türlü sıkıntı ve meşakkate rağmen, heyecan dolu bir yürekle, ümitle atan bir kalble bu ibadetleri usanmadan yerine getirebilmesidir.

    Bu açıdan kur'alarda isimler çıkıp hacca gideceği belli olduğu dakikadan itibaren hac yolcusunun yapacağı ilk şey, hac bilgisine ulaşmaktır. Bugün bu bilgiye ulaşmak alabildiğine kolay; çünkü yazılı ve görsel malzemeler ihtiyacımızın çok ötesinde. İlmihallerden müstakil hac kitaplarına, belgesellerden hatıra derlemelerine uzanan o kadar çok malzeme var ki piyasada, insan bunların her birerlerini hakkını vererek okusa, dinlese, izlese, kısmen hac rehberliği yapabilecek ölçüde bilgi ve tecrübeye sahip olabilir.

    Çok değil, daha on-onbeş yıl öncesine kadar makarnasından kavurmasına, zeytinyağından ununa kadar tamamıyla yiyecek-içecek eksenli hazırlıklar yapılırdı. Şimdi Rabb'imize hamd olsun, bunlar, yapılan yeni düzenlemelerle kalktı. İmkânlar nisbetinde hemen her hac organizasyonu kahvaltı ve bir öğün yemek işini hallediyor. Bu, tarifi imkânsız bir rahatlık hacılar için; hem maddî hem de manevî olarak. Ama benim kastettiğim husus, bundan ziyade bilgi eksenli hazırlık. Kaldı ki yeme-içme meselesi de devre dışı kaldığına göre hacı adayı buna harcayacağı emeği, zamanı bilgi eksenli hazırlığa harcamalıdır, harcamak zorundadır.

    Ne yapılacak? Ansiklopedik bilgiye sahip olunacak. Bunun istisnası yok. Tavaf, şavt, mes'a, sa'y, vakfe, hervele, ıztıba vb. ibadetimizin yapılış keyfiyeti ve kabulü ile alakalı bu kavramların hepsi ezberlercesine bilinecek. -cek'lı, -cak'lı keskin bir dil kullanışımızın nedeni, mezkur kavramların bilinmesinin haccın olmazsa olmaz şartı olduğundan dolayıdır. Namaz için kıraati, teşehhüdü, setr-i avreti, istikbal-i kıbleyi bilmek ne ise hac için bunları bilmek de odur. Bizzat ben, 'Safa-Merve neresi?' diyenlere rastladım orada. Aktarması ile 24 saatlik uçak yolculuğundan sonra Mekke'ye ulaşmış, hacc-ı temettüye niyetlenmiş birisi ile karşılaşmamı ise hiç unutamam otelde. Tavaf ve sa'y'i bir an önce yapıp ihramdan çıkmak istiyordu hemen herkes. Kafileden yaşlı bir amca ile sabaha karşı asansör önünde karşılaştık. Farklı gruplar halinde yatsı namazına birlikte gitmiştik. Namazı kılacak, sonra tavaf ve sa'yimizi yapacak, tıraş olup ihramdan çıkacaktık. Haliyle otelde onu ihramıyla görünce çok şaşırdım ve "Daha yeni mi geliyorsun?" dedim. Halbuki biz saatler önce vecibemizi eda edip otele gelmiş, ihramdan çıkmış, istirahat etmiş ve şimdi de sabah namazı için yollara dökülmek üzereydik. Dedi ki bana: "Grubumu tavaf esnasında iken kaybettim. Sonra 7 defaya tamamladım dönmemi. Sonra 7 defa da annem için döndüm. 7 defa da babam için döndüm. Yenice bitti bu dönmelerim. Sonra otelin kartını vermişlerdi buradan çıkarken. Sora sora geldim, şimdi de ihramdan çıkıp banyo alıp bir güzel dinleneceğim." Ayaküstü, sa'y yapmadığı için ihramdan çıkamayacağını söyledim ve kısa açıklamalarda bulunmaya durdum. İhramdan çıkamayacağına dair söylediğim her söz onun öfkelenmesine neden oluyordu. Belki haklıydı da. Yaşlılık, havaalanında beklemeleri, uçak aktarması, pasaport kontrolleri ile 24 saati bulan yolculuk vardı ortada, hem de ihramlı olarak. Her neyse, meseleyi kafilenin din görevlisine havale edip ayrıldım oradan.

    Bu hatıradan hareketle demek istediğim husus şu ki; bir hacı adayı "dönme" değil tavafını, Safa-Merve arasında "koşma" değil sa'yini hiç kimseye muhtaç olmadan yapabilecek bilgi birikimine sahip olmalı. Bu da bilgi eksenli hazırlık aşamasının iyi değerlendirilmesine bağlıdır.

    Endonezya için söylüyorlar, hakikatini bilmiyorum; geniş mekânlar üzerine Kâbe'si, Safa-Merve'si, Zemzem'i, Makam-ı İbrahim'i ile Harem'i aynıyla inşa etmiş ve hac öncesi eğitim seminerlerinde teorik bilginin yanı sıra pratiğini de buralarda yaptırıyorlarmış. Dolayısıyla hacı adayı gerçek Harem'e kavuştuğunda eliyle koymuş gibi her şeyi bulabiliyor, kimseye muhtaç olmadan tavaf ve sa'yini yapabiliyormuş. Biz bugün bu seviyede değiliz. Alabildiğine basit bu tatbikat neden yapılamıyor bilmiyorum ama Diyanet İşleri, camilerde, şirketler kiraladıkları geniş salonlarda sözlü anlatım tekniği ve video, power point şeklindeki görsel malzemelerle bu eğitimi veriyor. Hacı adayının bu seminerlerden kazanacağı, öğreneceği çok şeyler var. Seminerler kaçırılmamalı.

    Bir başka misal daha; bir arkadaşım anlattı. Malum, "Ezan ve kamet arasında namaz vardır" hadisinden hareketle akşam vakti dâhil farzdan önce bazı mezhepler en az iki rekatlık namaz kılınması gerektiği içtihadını yapmışlardır. Akşam namazı hariç diğer namazlarda sünnetler vesilesi ile bu otomatikman gerçekleşiyor. Ama akşam namazının farzı önce kılındığı için, bu görüşe kail olan mezhepler iki rekatlık nafile namaz kılıyorlar akşamın farzından önce. Bu manzarayı gören ve böylesi bir bilgiye sahip olmayan Türklerden bir grup, akşam namazı kametini beklerken bazılarının ayağa kalkıp namaza durmasını anlamıyor, "hacı, hacı, farz, cemaat, cemaat, kamet, bekle" diyorlar. Tabii hiçbir şey anlamayan diğerleri namaza durunca bunlar kendi aralarında bu namazın ne olduğu hususunda konuşmaya başlıyorlar. Enteresandır çıkan sonuç şu; "Demek ki Kâbe'de akşam namazının sünneti farzdan önce kılınıyor!" ve hepsi kalkıp namaza duruyorlar. Bu manzaraya bir-iki saf ötesinden şahit olan arkadaşım, olaya müdahale etmek ve işin hakikatini anlatmak istiyor ama nafile, namaza çoktan durmuş oluyorlar. Tek başına şu misal bile bilgi eksenli söylediklerimizi doğrular mahiyettedir sanırım.

    Hac üzerinde istatistikî çalışmalardan bir-iki rakam sunayım size: Hac ile alakalı bilgilenmeyi kitap okuyarak yaptım diyen insan sayısı % 9, müftülük seminerlerinden % 22, daha önce hacca gidenlerden dinledim diyenler % 32, hiçbir bilgim yok diyenler ise % 7. Hacca gitmeden 'Hangi çeşit hac yapacaksınız?' sorusuna temettü diyenler % 44, bilmiyorum diyenler % 52. Hac sonrası aynı soru sorulduğunda temettü diyenler % 75, bilmiyorum diyenler ise %

    7. Bilmeyenlerin oranı düşmüş ama hâlâ ne yaptığını bilmeyenler var. Böyle mi olmalı?

    Şuur ve aşka gelince; başlı başına ele alınması gereken uzun bir bahis bu. Şu kadarını ifade edelim ki; şuur, hacı adayını taklidin derelerinden alır, tahkikin tepelerine çıkartır. Aşk ise insanı "hel min mezid/daha yok mu" ufkuna sürükler. Bilgi, şuur ve aşkın birleştiği insan ise hacda baştan aşağı ibadet kesilir. Abdiyetin Sultanı Nebiler Serveri'ne (sas) gerçek ümmet olduğunu gösterir.



    'Hacı sabır!'

    Hac, meşakkatli bir yolculuk. Dünkü hacılar için meşakkat başka şekillerde tezahür ediyormuş, bugün başka. Dün kızgın çöllerde kum fırtınaları içinde yalınayak, baş açık, keseceği kurbanlar yanlarında, aç-susuz Harem'e gidiliyormuş ve o dönemin hacısının en büyük meşakkatlerinden birisi bu imiş. Çaresi; 'hacı sabır'. Günümüzde uçaklarla yolculuk yapılıyor, yol meşakkati yok denecek kadar az ama başka meşakkatler peşimizi bırakmıyor. Çare; değişmiyor, yine 'hacı sabır'. İhtimal ki Efendimiz "Haccı bana kolaylaştır." duasını bu yüzden yapmış.

    Hac boyunca akla-hayale gelmedik sıkıntılar, meşakkatler bizi bekliyor olacak. Bürokratik engeller, şirketimizdeki organizasyon bozuklukları, bazen hissemize düşen rehberlerimizin tecrübesizliği, bizim elimizde olmayan ve dıştan bakıldığından çok basit gelen pasaport kontrolünden otellere intikale uzanan birçok düzenleme noksanlıkları, grup halinde hareket etme zorunluluğunun bizi yüz yüze getirdiği sıkıntılar ve daha neler neler... Bunların hepsiyle karşı karşıya kalacağız; bu kaçınılmaz.

    Öyle söylemişlerdi geçen sene; dünyanın dört bir yanından gelen 3,5 milyonluk vizeli hacı adayının % 70'i ilk defa yurtdışına çıkıyormuş. Hayatında ilk defa uçağa binen insan sayısı oranı ise buna yakın. Durum böyle olunca, düşünün hayatında ilk defa havaalanı görmüş, ilk defa pasaport kontrolünden geçecek, ilk defa uçak biletini eline alacak ve muhafaza edecek ve daha nice şeyler. Bunu şunun için dedik; karşılaştığımız sıkıntılarla alakalı olarak değerlendirmeler yaparken, meseleye farklı perspektiflerden bakmasını bilmek zorundayız. Afrika'nın içlerinden gelmiş ve kendi kültürünü oraya taşımış bir insanın yaptıklarına mana vermekte zorlanıyoruz. Harem'in içinde mataf alanında yere tükürmelerini; namazda cebinden yüzlerce defa kullandığı mendilini çıkartıp sümkürmeleri karşısında midemiz bulanıyor; yediği muzun kabuğunu sokağın ortasına atanları görünce tansiyonumuz yükseliyor ve daha nice İslamî kültüre, anlayışa yakışmayacak, dinin temel esaslarına aykırı örnek. Evet, bütün bunların şu an itibarıyla karşılığı 'hacı sabır!' Zira elden o anda başka bir şey gelmiyor. Bir tek nutuk, üç-beş kelimelik uyarı, dil sorunu varsa el-kol hareketleri ile olması gereken olmuyor. Öyleyse sonuç; hacı sabretmesini bilecek. Kendini ona göre hazırlayacak. Yanlışlıkların sabahtan akşama düzelmesini beklemeyecek.

    'Hacı sabır' başlığı altında söylediğimiz bu sözler çaresizlik sebebiyle söylenmiş şeylerdir. İşin doğrusu, sabır gücü orada ibadete karşı kullanılmalıdır. Bu ne zaman hayata geçer? Bence Suud yönetimini, hac şirketlerini ve rehberleri alakadar eden yönetim ve organizasyon sorunları ile teker teker Müslüman fertleri alakadar eden genel İslami ahlak, terbiye ve kültür tam anlamıyla yerli yerine oturduğunda. O zaman 'hacı sabır' sadece ve sadece ibadete karşı tahammülde kullanılır.

    AHMET KURUCAN

    İlgili Yazılar

  2. 2
    ilke Üye
    ilke
    Üye

    Üye No: 13790
    Mesaj Sayısı: 198
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 37
    Yer: Antalya

    --->: Maddî-manevî hazırlık yapmadan hacca gidilmemeli


    bilgiler için teşekkürler:)


  3. 3
    LeoparGS Üye
    LeoparGS
    Üye

    Üye No: 26
    Mesaj Sayısı: 852
    Tecrübe Puanı: 15
    Yer: İstanbul

    --->: Maddî-manevî hazırlık yapmadan hacca gidilmemeli


    Allah cc sizlerden razı olsun:gul::gul:


  4. Reklam

  5. 4
    imam Özel Üye
    imam
    Özel Üye

    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 4,925
    Tecrübe Puanı: 54
    Yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Maddî-manevî hazırlık yapmadan hacca gidilmemeli


    Hacca mutlaka hazırlık yaparak gidilmelidir.


+ Yorum Gönder