1. 1
    erdem28 Üye
    erdem28
    Üye

    Üye No: 77362
    Mesaj Sayısı: 8
    Tecrübe Puanı: 2

    Prof. Dr. Hüseyin Hatemi: Hz. Mehdi İstanbul'da çıkacak


    Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Iğdır'da yapılan Mehdiyet konulu toplantıda, İslam alemini Peygamberimiz (sav)'in sahih hadislerine ve Kuran ayetlerinin işari manasına dayanarak Hz. Mehdi (as)'ın 5 yıl içinde İstanbul'da açıkça ortaya çıkacağı konusunda müjdeledi.
    Sayın Hatemi konuşmasında şunları söyledi:
    "Bugün İslam ülkeleri güçlü değil. Hz. Mehdi gelecek ve İSLAM'I KARŞILAŞTIĞI ZULÜMLERDEN KURTARACAK... İSTANBUL'DA ORTAYA ÇIKACAKTIR.Peygamberimiz bunu bildiğinden Hz. Eyüp'ü İstanbul'a Mehdi'ye kılavuzluk etsin diye göndermiştir. HZ. MEHDİ 5 YIL SONRA GELECEK. Alametleri belirmiştir.Allah bu gelişi görmeyi bana nasip eder inşaAllah. Ümidinizi kesmeyin, Allah sevgi üzerine dünyayı yaratmıştır."

    Görüldüğü gibi Sayın Hatemi;
    * Deccaliyetin İslam dünyası üzerindeki baskısının ve esaretinin Hz. Mehdi (as) vesilesiyle son bulacağını,
    * Hz. Mehdi (as)'ın İstanbul'da faaliyet göstereceğini,
    * Allah'ın izniyle 2015'lerde Mehdiyetin çok güçlü ve aleni olarak ortaya çıkacağını,
    * Peygamberimiz (sav)'in Hz. Mehdi (as)'ın gelişiyle ilgili haber verdiği yüzlerce alametin bu yüzyılda ortaya çıktığını ve bunun Hz. Mehdi (as)'ın bu yüzyılda gelişinin açık ispatı olduğunu,
    * Hz. Mehdi (as)'ın sevgi ve barış insanı olacağını, yeryüzüne sevgiyi hakim edeceğini söylemiştir.
    Sayın Hatemi'nin ifade ettiği bu bilgilerin hepsi Muhbiri Sadık (sözüne güvenilir) olan Peygamberimiz (sav)'in bundan 1400 yıl önce haber verdiği bilgilerdir. Konuyla ilgili hadislerin bazıları şu şekildedir.

    İlgili Yazılar

  2. 2
    Ehfiya عُضْو
    Ehfiya
    عُضْو

    Üye No: 8
    Mesaj Sayısı: 340
    Tecrübe Puanı: 25

    --->: Prof. Dr. Hüseyin Hatemi: Hz. Mehdi İstanbul'da çıkacak


    Hateminin kendi iddiasıdır


  3. 3
    Rayyan Emir Üye
    Rayyan Emir
    Üye

    Üye No: 75986
    Mesaj Sayısı: 502
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 40

    --->: Prof. Dr. Hüseyin Hatemi: Hz. Mehdi İstanbul'da çıkacak


    nasil bilebilir ki sacma bence ..


  4. Reklam

  5. 4
    ferah36 Üye
    ferah36
    Üye

    Üye No: 74798
    Mesaj Sayısı: 78
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Prof. Dr. Hüseyin Hatemi: Hz. Mehdi İstanbul'da çıkacak


    Yıllardır "Gelecek, gelecek" diyorlar, hâlâ gelmiyor. Bunda bir yanlışlık yok mu?
    Var.
    Çünkü, o şahıs, çoktaaaaan gelmiştir ve vazifesini, gerektiği şekilde yapmaktadır. Ama Said-i Nursi Hz.nin buyurduğu gibi, (...ve bir kısım hocalar itiraza başlar....) itiraz ettiklerinden, onu kabullenemiyorlar.

    "Elhasıl: O gelecek zâtın ismini vermek, üç vazifesi birden hatıra geliyor; yanlış olur. Hem hiçbir şeye âlet olmayan nurdaki ihlâs zedelenir, avâm-ı mü’minîn nazarında hakikatlerin kuvveti bir derece noksanlaşır. Yakîniyet-i bürhaniye dahi, kazâyâ-yı makbûledeki zann-ı galibe inkılâp eder; daha muannid dalâlete ve mütemerrid zındıkaya tam galebesi, mütehayyir ehl-i imanda görünmemeye başlar. Ehl-i siyaset evhama ve bir kısım hocalar itiraza başlar. Onun için, Nurlara o ismi vermek münasip görülmüyor. Belki “Müceddiddir, onun pişdarıdır” denilebilir." ( Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Risale-i Nur'dan Parlak Fıkralar ve Bir Kısım Güzel Mektuplar)

    Bu konuda, nefslerin itirazını önleyerek bilgi sahibi olmak için, Allah'a tam bir hulus-i kalb ile dua etmek gerekir. (Bu sene Ramazan-ı Şerifin 25. gecesi, Kadir gecesidir. Bu gecede duaların kabül oranı daha yüksektir. Değerlendirelim, inşaallah.)


  6. 5
    erdem28 Üye
    erdem28
    Üye

    Üye No: 77362
    Mesaj Sayısı: 8
    Tecrübe Puanı: 2

    1-Bediüzzaman "Kendisinin seyyid olmadığını" söylemektedir, 'bu konuda doğru söylememenin de dine uygun olmadığını' ifade etmektedir; tefsirciler, "Hayır, seyyiddir" demektedirler.


    Bediüzzaman'a göre:


    Hz. Mehdi'nin hadislerde bildirilen en önemli özelliklerinden biri de, "SEYYİD" yani Peygamber Efendimiz (sav)'in soyundan olmasıdır:

    Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah BENİM EHL-İ BEYTİMDEN (SOYUMDAN) BİR ZATI (Hz. Mehdi'yi) gönderecek. (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

    Bediüzzaman da aşağıdaki sözünde, kendisinin Peygamberimiz (sav)'in soyundan olmadığını, Hz. Mehdi'nin ise bu mübarek soydan olacağını belirtmiştir:


    ... HEM MEHDİLİK İSNADINI HİÇ KABUL ETMEDİĞİMİ BÜTÜN KARDEŞLERİM ŞEHADET EDERLER. Hatta Denizli'deki ehli vukuf (bilgi sahibi kişiler) eğer Said mehdiliğini ortaya atsa bütün şakirtleri (talebeleri) kabul edecek dediklerine mukabil (karşılık), Said itiraznamesinde demiş ki:


    "BEN SEYYİD DEĞİLİM MEHDİ SEYYİD OLACAK" DİYE ONLARI REDDETMİŞ... (Şualar, sf.365)

    BEN, KENDİMİ SEYYİD (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) BİLEMİYORUM. BU ZAMANDA NESİLLER BİLİNMİYOR. HALBUKİ AHİR ZAMANIN O BÜYÜK ŞAHSI AL-İ BEYT'TEN (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) OLACAKTIR. (Emirdağ Lahikası, sf.247-250)

    Bediüzzaman seyyid değildir ve seyyid olmamasının, kendisinin Mehdi olamayacağının delillerinden biri olduğunu belirtmektedir. Kuşkusuz ki bir kişiye bir soru sorulmasının nedeni, ilgili konunun doğrusunu öğrenmektir. Bediüzzaman Said Nursi'ye de Mehdi olup olmadığının sorulmasının nedeni doğruları öğrenmektir. Bu soru karşısında "Hayır, ben Mehdi değilim" diyorsa ve bunun onlarca delilini öne sürüyorsa buna inanmak gerekir. Zira Bediüzzaman çok açık bir şekilde bu konuya cevap vermiş ve "ben seyyid değilim" demiştir.


    Ayrıca Bediüzzaman eğer seyyid olmuş olsaydı, bunu gizlemesi için hiçbir sebep yoktu. Çünkü seyyid olmak, saklanması gereken bir özellik değildir. Tam aksine Peygamber Efendimiz (sav)'in neslinden olmak Müslümanlar için büyük bir şereftir. Dolayısıyla Bediüzzaman seyyid olsaydı, bunu hiçbir şekilde gizlemez ve açıkça ifade ederdi. Peygamberimiz (sav)'in soyundan olduğunu ifade etmekten büyük bir onur duyardı. Kendisine böyle bir soru sorulduğunda "Evet seyyidim, ama Mehdi değilim" derdi. Zira Bediüzzaman bizzat kendi eserlerinde Peygamberimiz (sav)'in hadisini hatırlatarak "seyyid olan bir kişinin seyyidliğini gizlemesinin Kuran ahlakına uygun olmadığını" belirterek, bu konudaki sözünün kesin olarak doğru olduğunu ifade etmiştir:


    Seyyid olmayan seyyidim ve seyyid olan değilim diyenler, ikisi de günahkar ve duhul ve huruc (isyan) haram oldukları gibi... hadis ve Kuran'da dahi, ziyade veya noksan etmek memnu'dur (yasaklanmıştır). (Muhakemat, sf.52)

    Bediüzzaman'ın bu sözü çok açıktır. Peygamberimiz (sav)'in hadisinde bildirildiği gibi, İslam ahlakına göre, seyyid olan bir kişi hiçbir nedenle bunu gizleyemez, saklayamaz. Seyyid olmayan bir kişi de ben seyyidim diyemez. Bu durumda Bediüzzaman gibi değerli ve üstün ahlaklı bir şahsın, seyyidliğini gizlediği yaklaşımı son derece yakışıksız bir düşüncedir. Bunun yanı sıra "her seyyid olan kişi, mutlaka Mehdi olacak diye bir durum da söz konusu değildir". Dünya üzerinde milyonlarca seyyid olan insan bulunmaktadır. Bir kişinin seyyid olması Mehdi olmasını gerektirmediği için, her insan bu gerçeği rahatlıkla dile getirebilir. Dahası Bediüzzaman "Benim bu konudaki tek eksikliğim seyyidliğim, eğer seyyid olsaydım Mehdi olurdum" da dememiştir. Tam aksine Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin tüm özelliklerini, yapacağı benzersiz faaliyetleri uzun uzun açıklamış ve bunların hiçbirinin kendi yaşadığı dönemde henüz gerçekleşmediğini belirtmiştir. Ayrıca Bediüzzaman Risaleler'de yine birçok kez "Kürt" olduğunu ifade ederek bu gerçeği delillendirmiştir (Münazarat, s.84; Tarihçe-i Hayat, sf.228; Bediüzzaman ve Talebelerinin Mahkeme Müdafaları, s.18).


  7. 6
    fenafillah Emekli
    fenafillah
    Emekli

    Üye No: 74090
    Mesaj Sayısı: 12
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 66

    HAZRETİ MEHDİ (A.S)’I NASIL TANIYABİLİRİZ?

    Eûzubillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm
    Sevgili Kardeşlerim, Allahû Tealâ’ya sonsuz hamd ve şükrolsun ki; bir Cuma gününün akşamında, Efendimizin himmetiyle, Allah’ın bir zikir sohbetinde gönül gönüleyiz. İnşaallah Sevgili Kardeşlerim bu sohbetimizin konusu, “Mehdi (A.S)’ı nasıl tanıyabiliriz ve Mehdi (A.S)’ı tanımak için dikkat edilmesi gereken incelikler nelerdir?”Sizlerle olmak, Efendimizin himmetiyle o kadar güzel ki, Sevgili Kardeşlerim. Asırlardır merakla beklenen Mehdi (A.S) hamd eder şükrederiz ki; Allah’ın izniyle bu devirde vazife başında.
    Mehdi (A.S) deyince aklımıza ilk olarak ahir zamanda insanlığa Muhammed (S.A.V) Efendimizin getirdiği Kur’ân hakikatlerini, hidayeti açıklayan, insanları hidayete erdiren ve hem İslâm âleminde veya diğer dînlerdeki bidatları ortadan kaldıracak olan (diğer dînler dediğimiz, aslında Allah’ın katında sadece bir tek dîn var. O da İslâm, teslim olmaktır.) ve mezhep ayrılıkları giderip birleştirecek olan ve bütün dünyada dînleri birleştirecek olan büyük bir Zat geliyor aklımıza. Zaten Mehdi (A.S)’a, Mehdî lâkâbının verilmesi de açık olarak, O’nun hidayete erdiren bir vasfın sahibi olduğunu göstermektedir.
    Demek ki O’nun temel görevi nedir, Sevgili Kardeşlerim? Hidayet, hidayet ve hidayettir. Bütün insanlığı hidayete erdirmek. Öyleyse insanlık, eğer ki Efendi Hazretlerini çok ama çok dikkatli bir şekilde dinlese, farkedecektir ki; bu devirde veya diğer devirlerde hiçbir kimse hidayeti, bu kadar açık ve net olarak anlatmamıştır.
    Sadece bu bile gösteriyor ki; Allah’tan getirdiği hakikatlerle hidayeti bu kadar açık ve net olarak anlatan Efendi Hazretleri, olsa olsa ancak Mehdi (A.S) olabilir. Eğer insanlık O’nun anlattığı bütün bu güzellikleri iyice kulak vererek dinlese, farkettiğinde ise: “gerçekten de hidayeti hiçbir kimse bu kadar açık anlatamaz, bu gerçekler olsa olsa ancak Hakk’tan gelebilir” derdiler.
    Öyleyse insanlık Mehdi (A.S)’ı merak ediyorsa, öncelikle O’nun hidayete erdiren vasıfların sahibi olup olmadığına bakmalıdır. Daha sonra ilmine bakmalıdır.
    Çünkü O’nun Allah’tan getirdiği ilim öyle bir ilim olmalıdır ki; sadece Kur’ân hakikatlerini muhtevasına alan, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbesinin ve Allah dostlarının yaşadıkları unutulmuş olan o İslâm’ın kişiyi salâh mertebesine kadar ulaştıran safhalarını açıklayarak, dîne sonradan giren bidatları ortadan kaldıracak ve fırkaları tek bir fırka haline getirecek olan ve bütün dünyada birliği sağlayarak dînleri birleştirecek olan bir ilim olmalıdır.
    Eğer insanlık Efendi Hazretlerinin bütün sohbetlerini dinlese, O’nun bütün bu nitelikleri ihtiva eden bir ilmin sahibi olduğunu açık olarak görecek ve O’nun asıl amacını anlayacaktır, Sevgili Kardeşlerim.
    Fakat her şey bu kadar açık olarak ortada iken, nasıl oluyor da insanlığın çoğu O’nu hâlâ tanıyamıyor, anlayamıyor ve hâlâ zan ve şüphe içinde O’nu halkın gözünde sahte bir Mehdiymiş gibi göstermeye çalışıyor?

    Çünkü Sevgili Kardeşlerim, insanlar O’nu gerektiği gibi dinlemiyorlar, sözlerine kulak asmıyorlar, Allah’tan getirdiği hakikatlere bakmıyorlar. İşin batınına değil, sadece dış görünüşe bakıyorlar. O’nun getirdiği hakikatlere bakmadan, dinlemeden o sahtedir deyip geçiyorlar. O’nun getirdiği Kurân hakikatleri ile değil, kişiliği ile ilgileniyorlar. Mehdi (A.S) o mudur, değil midir?, diye.
    Mehdi (a.s) bütün insanlık için bir imtihandır Sevgili Kardeşlerim. Onun her sözü ve her hali bir imtihandır. Mehdi (A.S), Allah’ın tasarrufu altında ve en büyük ahlakın sahibi olan, Allah’ın salih bir kuludur.
    Efendi Hazretleri her şeyiyle sadece Allah’a dayanarak “beni yalnızca Allah’tan sorun, bir şüpheniz varsa eğer beni hacet namazıyla yalnızca Allah’tan sorun” diye söylemesine rağmen, samimiyetle niyet edip O’nu Allah’tan sormuyorlar ki sevgili kardeşlerim.
    Eğer ki insanlık dese ki: “madem ki bu Zat bunca Allah’ın güzelliklerini, bunca her sözünde ‘Allah’a ulaşmayı dileyin, Allah’ı isteyin, sadece şu kalbinizden samimi bir taleple Rabbinizi dileyin’ diye gece gündüz insanları Allah’a çağırıyor ve Allah’ın tasarrufu altında olduğunu, bütün bu hakikatleri Allah’tan getirdiğini ve bu vazifeyi kendisine Allah’ın verdiğini söyleyerek insanlara kendisini hacet namazıyla Allah’tan sormaları gerektiğini haykırıyorsa, demek ki bunda mutlaka büyük bir hakikat olsa gerek ve bu kişi gerçekten böyle bir şey söylüyorsa, bu benim üzerimde bir yükümlüküktür. Eğer O’nu Allah’tan sorsam ve O’nun söylediği gibi Allah’a yönelsem ne kaybederim ki” diye düşünerek, Allah’a ulaşmayı dileseler ve hacet namazı ile Allah’tan sorsalardı, hakikati kardeşlerimiz gibi çoktaaan görürdüler, Sevgili Kardeşlerim.
    Eğer insan Allah’a ulaşmayı dilese ve Efendi Hazretlerini samimi bir niyetle hacet namazı kılarak Allah’tan sorsa, ne kaybeder ki sevgili kardeşlerim.
    Demek ki henüz Mehdi (A.S)’ı tanıyamıyan insanların, Mehdi (A.S)’ı tanıyamamasının arkasında ne yatıyor? Önemsememek, kulak vermemek ve kolaylarına geldiği gibi de, Allah’tan sormak yerine o sahtedir deyip geçmek.
    Hatta demekle kalmayıp bunu her tarafa yayarak “o kendisin Mehdi olduğunu, peygamber olduğunu ilan ediyor, aman sakın onu dinlemeyin, kimseye de dinletmeyin” diyerek, Allah’ın hidayetine mani oluyorlar. Hatta bununla da kalmıyorlar, üzerine suçsuz yere olmayacak birçok iftiralar da atıyorlar.
    Fakat hiç farketmiyorlar ki; aslında omuzlarında ne kadar büyük bir vebal ve sorumluluk taşıdıklarını.
    Aslında bilmiyorlar ki; Allah’ın salih bir kuluna suçsuz yere zan ile iftira atmanın ve (bazı) meselelerin iç yüzünü bilmeden ve Allah’tan konular hakkında kesin bir bilginin sahibi olmadan, sadece insanların söyledikleri uydurma yalanlara dayanarak Allah’ın salih bir kuluna iftirada bulunmanın, ne kadar büyük bir günah olduğunu?
    Aslında görmüyorlar ki; Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in ehli beyti ve bu zamandaki vekili olarak insanları hidayete erdirmek üzere vazifeli olan Allah’ın salih bir kulunu, insanların gözünden düşürmeye çalışarak, insanların O’ndan yüz çevirmesine ve böylece Allah’ın hidayetini neşretmesine mani olduklarını?
    Sevgili Kardeşlerim, çünkü Allah’ın hidayetçisine mani olmak, Allah’ın yeryüzüne hidayetini yaymasına mani olmaktır ve bu da büyük bir günahtır. Hele hele bu kişi Mehdi (A.S) ise bunun üzerinde iyice düşünmek gereklidir.
    Öyleyse sevgili kardeşlerim, insanlık bu şekilde Mehdi (A.S)’ı nasıl bulabilir ve O’nu nasıl tanıyabilir ki?
    Demek ki O’nu Said-i Nursi Hazretleri’nin söylediği gibi, ancak kalbimizdeki îmân nurunun dikkatiyle tanıyabiliriz. Öyleyse bu konuda dikkat edilmesi gereken incelikler nelerdir onlara bakalım?
    1. gerekçe: Öncelikle hakikati arayan ve gerçekten iştiyakli bir şekilde Allah’ı isteyerek, hakikati arayıcı olmalıyız.

    2- Eğer ki Mehdi (A.S), kendisini Allah’tan kesin şekilde emir aldığını söyleyerek tanıtıyorsa, O’nun neye davet ettiğine bakmalıyız.

    3- O’nu dikkatli bir şekilde dinleyerek, Kur’ân’dan getirdiği hakikatlere bakmalı ve incelemeliyiz.

    4- Fakat bu incelemede başkalarının sözlerine ve yalan yere iddia edilen zan ve iftiralarına değil, Allah’ın Hz. Mehdi’ye öğrettiği ilme ve bu ilmin bize neler kazandırabileceğine bakmalıyız.

    5- Ve öncelikle onun söylediği hakikatleri iyice dinleyip, sonra davetine icabet ederek, Allah’a ulaşmayı dilemeliyiz ki, böylece kalbimize Said-i Nursî Hazretlerinin söylediği îmânın nuru girsin ve bu îmân nurunun dikkati ile O’nu tanıyabilelim.

    6- Bakara Suresinin 45 ve 46. âyet-i kerimelerine göre, Allah’a ulaşmayı dilemek cihetiyle kazanılan bir îmânın sahibi olarak yani kalbimize giren îmânın nuru ile hacet namazı kılarak Hz. Mehdi’yi Allah’tan sormalıyız. Çünkü Allahû Tealâ Hz. Mehdi’yi insanları hidayete erdirmesi ve bütün dînleri birleştirmesi için, ahir zamanda halifesi olarak vazifeli kılar da, hiç Allah’a ulaşmayı dileyerek hidayeti dileyen dostlarını yalnız ve yardımsız bırakır mı, Sevgili Kardeşlerim? Elbette ahir zamanda insanları Hz. Mehdi ile imtihana tâbî tutan Allahû Tealâ, Hz. Mehdi’yi bulabilmek için de imkânlar sağlamıştır. Çünkü zorluk varsa kolaylık da vardır. Çünkü ihtilaflar varsa hakikat de vardır. Ve eğer Onu Allah’a ulaşmayı dilemek cihetiyle kalbimizdeki oluşan îmân nurunun dikkati ile bütün kalpten isteyerek hacet namazı kılarak Allah’tan sorarsak, ancak hakikati bu şekilde bulabiliriz.

    7. şart ise Sevgili Kardeşlerim, Hz. Mehdi’nin aracılığı ile hidayete ereceğimize ve O’nu Allah’ın bize mutlaka ve mutlaka bulduracağına kesin inanmalıyız. Bütün hepsinin özeti olarak, mutlaka sağlam bir îmân, sağlam bir tevekkül ve teslimiyet ve bu konuda kayıtsız ve şartsız Allah’a teslim olarak, O’nu Allahtan istemek ve sormaktır.
    Devam edecek...
    Sadıkun K. Mevlûd



  8. 7
    fenafillah Emekli
    fenafillah
    Emekli

    Üye No: 74090
    Mesaj Sayısı: 12
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 66

    Öyleyse Sevgili Kardeşlerim, demek ki insanlık Mehdi (A.S)’ın kim olduğunu merak ediyorsa, bu konuda mutlaka biraz önceki saydığım inceliklere dikkat etmesi gereklidir.
    İnşaallah Sevgili Kardeşlerim, ister misiniz bu sohbetimizin konusunun biraz daha inceliklerine girelim ve kalbinde her îmân bulunan Hazreti Mehdi (A.S)’ı tanıyabilir mi ve bu konuda dikkat edilmesi gereken incelikler nelerdir, bu konuya değinelim.
    Diyeceksiniz ki, madem ki bunca tarikat ehilleri var, muhtemelen onların içinde Allah’a ulaşmayı dileyen birçok Allah dostları da var. Mademki onlar da Allah yolunda îmân sahibi kişiler, neden hâlâ Mehdi (A.S)’ı tanıyamıyorlar.
    Öyleyse Sevgili Kardeşlerim, ister misiniz Efendi Hazretlerinin himmetiyle işin derûnuna inelim ve incelikleri, Efendimizin himmetiyle anlamaya çalışalım, ne dersiniz?
    Diyelim ki tarikat ehli olup Allaha ulaşmayı dilemiş bir kişi, Alah’tan ihsanlar almış, kalbinde îmân nuru var ve mutlaka mürşidine de tâbî olmuş, Allah’ı zikrediyor. Fakat bu kişi Mehdi (A.S)’ı tanıyabilmek için ne yapmalıdır?
    Saidi Nursî Hazretleri Yirmi Dördüncü Sözde ne diyordu? Hazreti Mehdi ve İsa (A.S)’ın ancak nur-u îmânın dikkatiyle tanınabileceğini söylüyordu.
    Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir incelik var yani bu kişi, O’nu sadece îmânın nuru ile değil, kalbindeki nur-u îmânın dikkatiyle tanıyabilir. Öyleyse her kalbinde îmân nuru bulunan, Hz. Mehdi (A.S)’ı tanıyabilir mi, Sevgili Kardeşlerim?
    Zamanımızda birçok işaretler Hz. Mehdi (A.S)’ın şu an vazifede olduğunu açık olarak göstermektedir ve birçok insanlar Hz. Mehdi’nin kim olduğunu merak etmektedir. Fakat buradaki iki ayrıma dikkat çekmek istiyoruz.
    Bu kişi araştırmacı mı, Hz. Mehdi (A.S)’ın kim olduğunu sadece merak mı ediyor? Yoksa bu kişi, Hakk’ı arayan mı ve Hz. Mehdi’nin aracılığı ile mutlaka kurtuluşa ulaşıp hidayete ermek ve Allah’ın hakikatlerini öğrenmek mi istiyor?
    Öyleyse her insan araştırmacı olabilir, fakat her insan Hakk’ı arayıcı değildir, Sevgili Kardeşlerim.
    Çünkü kişi gerçekten hakikati öğrenmek istiyorsa, araştırma içersinde Hakk’ı (Hakk Tealâ’yı) ve hakikati arayıcı olmalı ve Allah’ın Hz. Mehdi’yi kendisine bulduracağına dair de kalben istekli ve kesin bir inancın sahibi olarak hacet namazı ile Allah’tan sormalıdır.
    Mesela Allah’a ulaşmayı dileyerek kalbinde îmân nuru bulunan her kişi mürşidini bulup Allah’ın kendisi için tayin etiiği mürşidine tâbî olabilir. Çünkü her insanın mürşidini tayin eden Allah’tır ve kişi gerçekten Allah’a yönelmiş, Allah’ın hakiki bir dostu olmayı, Allah dostları gibi Allah’a ermeyi, onlar gibi seyr-i sülûk’unu gerçekleştirip nefsini tezkiye etmeyi dileyerek, mürşidini Allah’tan sorarak bulup da, ona tâbî olabilir. Fakat kalbinde her îmân nuru bulunan Hz. Mehdiyi bulabilir, onu tanıyabilir mi, Sevgili Kardeşlerim?
    Tabii ki müstesna olarak, Allahû Tealâ Hz. Mehdi’yi kişinin mürşidi olarak tayin etmiş ise, Rabbimiz bu kişiye zaten doğrudan doğruya Hz. Mehdi (A.S)’ı bulduracaktır. Yani demek istediğimiz, herkesin mürşidini Allah tayin eder, eğer Allahû Tealâ kişinin mürşidi olarak Mehdi (A.S)’ı o kişiye tayin etmişse, bu kişi zaten Mehdi (A.S)’ı bulacaktır, Allah ona mutlaka imkanlar sağlayarak ezelde mürşidi olarak tayin ettiği Mehdi (A.S)’ı bulduracak veya bir vekiline mutlaka ulaştıracaktır. İşte müstesna demekle kasdettiğimiz budur sevgili kardeşlerim.
    İnşaallah asıl konumuzun ince noktalarına girelim. Öyleyse neden tarikat ehlinden birçok Allah yolunda olup da mürşidi bulunan kişilerin çoğu kalplerinde îmân nuru bulunduğu hâlde, neden hâlâ Hz. Mehdi’yi bulamamakta, onu tanıyamamaktadırlar?
    Sevgili kardeşlerim, bildiğiniz gibi Mehdi (A.S) bu devrin en büyük imtihanıdır.
    Kalbinde îmân nuru bulunsa bile bir kişi, O’nu ancak bu nur-u îmânın dikkati ile bulabilir, tanıyabilir.

    İşte Sevgili Kardeşlerim, Bediüzzaman Hazretleri’nin söylediği bu îmân nurunun dikkati, kişinin Allah’ın kendisine Hz. Mehdi’yi mutlaka bulduracağına ve onun aracılığı ile mutlaka Allah’ın ilmini öğrenerek hidayete ereceğine veya eğer bu kişi hidayet üzere olsa bile Hz. Mehdi (A.S)’ın ilmi ile mertebelerinde ilerleyeceğine veya bir mürşid olsa bile kişi, mutlaka Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hadîsindeki: “O’na biat ediniz, O Allah’ın halifesidir” emrini yerine getirerek, İslâmın neşredilmesi konusunda ve O’nu Allah’tan sormaktır, Sevgili Kardeşlerim.

    İşte Bediüzzaman Hazretleri’nin söylediği îmân nurunun dikkati buna işaret eder.
    Geçen hafta Mehdi (A.S)’a yakînen îman sohbetinde bu konuya incelikleriyle değinmiştik.
    Öyleyse Sevgili Kardeşlerim, insanlar gerçekten arayış içinde ise, Efendi Hazretlerinin Allah’ın salih bir kulu olduğunu ve O’nun Mehdi (A.S) olduğunu mutlaka öğrenecektir. Abdulkadir Geylani Hazretleri de çok açık olarak eğer insanlar kimin salih ve kimin münafık olduğunu ayırd edemiyorsa ve salihleri arıyorsa mutlaka hacet namazıyla Allah’tan sorması gerektiğini söylüyor ve diyor ki:
    “Yüce Kapıya Varmış Birini bul! Fasıklar ile münafıklardan uzak dur, sıddık nitelikli salih zatların peşine takıl. KİMİN SALİH, KİMİN MÜNAFIK OLDUĞUNU FARKEDEMEDİĞİNDE geceleyin kalk, namaz kıl ve ardından:
    “RABBİM! BANA, SALİH KULLARINI GÖSTER, BANA, BENİ SANA GETİRECEK KILAVUZU… Gözümü Sana yakınlık nuru ile sürmeleyecek, beni, bana başkalarının gördüklerini anlatan değil, bizzat gördüklerini bana haber verecek BİR KILAVUZA İLET” de.” (el-Fethu’r Rabbâni” Huzur sohbetleri s.182, huzur yayınevi tercüme Sıdkı Gülle )
    Öyleyse Sevgili Kardeşlerim, demek ki aslında O’nu bulmak hiç de zor değilmiş. Yani, insan bu konudaki isteğinde samimi olursa ve gerçekten üzerinde bu konuda bir yükümlülük olduğunu düşünerek hakikati arıyorsa, neden Allah bu kişiye yardım etmesin ki?
    Abdulkadir Geylânî Hazretleri’nin söylediği gibi ancak ciddi bir şekilde arayan, isteyen kişi amacına ulaşır ve Allahû Tealâ gerçekten isteyenlere mutlaka yardım edecektir. Şöyle buyurur:
    ..gözlerin uykuya daldığı sırada güzelce abdest al, sonra namaz için divana dur. Namazın kapısını abdestinle, Rabbinin kapısını da namazınla aç ve NAMAZIN ARDINDAN İSTEĞİNİ ARZEYLEYEREK ŞÖYLE YALVAR:

    Rabbim! Kiminle arkadaşlık edeyim? KILAVUZ KİM? SENDEN HABER VEREN KİM? HALİFE KİM? VEKİL KİM? O, âl-i cenaptır, senin zannını boşa çıkarmaz, hiç kuşkusuz o kalbine ilhamda bulunur, sırrına vahiyle yapar, SANA YOL GÖSTERİR, kapıları açar, yolunu aydınlatır. ÖYLE YA CİDDİ ŞEKİLDE ARAYAN, İSTEYEN AMACINA ULAŞIR.(El-Fethu’r Rabbâni” Huzur sohbetleri s.530,531, huzur yayınevi tercüme Sıdkı Gülle )

    devam edecek...



  9. 8
    fenafillah Emekli
    fenafillah
    Emekli

    Üye No: 74090
    Mesaj Sayısı: 12
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 66

    Sevgili Kardeşlerim, her zaman da söylediğimiz gibi, Mehdi (A.S) bu devrin en büyük imtihanıdır. Allahû Tealâ O’nunla gerçek îmânlı kişileri ayırd etmektedir.
    Eğer ki insanlık, gerçekten hakikati arıyor ve gerçekten de hak olanı öğrenmek istiyorsa, lütfen Allah’tan kesin bir bilgileri olmadığı halde olayların iç yüzüne bakmadan, işin aslının ne olduğunu bilmeden zanda bulunmasınlar. Çünkü zan büyük bir günahtır ve hele Allah’ın bir salih kuluna o sahtedir diye zan ile iftira atmak günahların en büyüğüdür.

    Efendi hazretlerini başkalarının iddia ettiği zan ve iftiralardan değil, hacet namazı ile sadece Allah’tan sorsunlar.
    İnşaallah sevgili kardeşlerim, çok yakından tanıdığımız her an Allahû Tealâ ile çok yakın bir ilişki içinde olan kâmil mürşidlerde var ki; ONLAR DA MEHDİ (A.S)’ı ALLAH’TAN SORDULAR VE ALLAH ONLARA MEHDİ (A.S)’ı GÖSTERDİ VE ONLAR BU HAKİKATİ BİLİYORLAR. Ve onlar, Efendi Hazretlerini çok ama çok seviyorlar.
    (Kâmil mürşidler deyince) inşaallah sevgili kardeşlerime kısaca araştırmalarım sonucunda, Hz. Abdulkâdir Geylânî’nin Menkıbeleri, Cevherden gerdanlıklar adlı eserde bulduğum, Eş-şeyh Ali bin Vehb er-Rabii Hazretlerinin hayatından nasıl Allah tarafından irşadla memur ve mezun kılındığı hakkında bir örnek vermek istiyorum:
    “Kur’ân-ı Kerim’i hıfz ettim. Sonra Bağdat’a geldim. Alimlerden ilim, fakihlerden fıkıh tahsil ettim… Onlardan ilim tahsil ederken bir yandan da şehrin dışında kalan bir mescidde ibadete devam ediyordum. Bir gece rüyamda Ebu Bekr es-Sıddık’ı (R.A.) gördüm, bana yeninden bir takke çıkartıp:

    -Ey Ali, bu takkeyi sana giydirmekle emrolundum” diyerek başıma giydirdi. Aradan birkaç gün geçince Hızır aleyhisselamı gördüm, bana:

    -Haydi insanların yanına git, onları irşad etmeğe başla!, dedi. O gece rüyada gene Ebu Bekr es-Sıddık’i gördüm. O da Hızır aleyhisselam’ın dediğini söyledi.

    Ertesi akşam Resulüllah (S.A.V)’i rüyamda gördüm; halka çıkıp irşadda bulunursam Allah’ın benden razı olacağını ve bu yolda devam etmem gerektiğini söyledi.

    DERKEN ÖBÜR AKŞAM DA HAK CELLE VE TEALÂ’YI GÖRDÜM:

    -Ey kulum, seni yeryüzünde seçkin kullarımdan kıldım… Bütün ahvâl ve harekâtında kendi ruhumla seni teyid ettim… Seni mahlukatıma bir merhamet meş’alesi yaptım. Öyleyse ne duruyorsun? HAYDİ GİT ONLARA, İLÂHİ EMİRLERİMİ TEBLİĞDE BULUNARAK İRŞAD ET, sana ihsan ettiğim çeşitli kerametleri onlara göstermekten geri durma!” emrini verdi…

    O gecenin sabahı durumu halka anlatmak için dışarı çıkınca halk başıma toplandı. Ve benden vaaz-ü nasihat istedi. İşte o gün bu gün hep onlara hikmetli sözler söyler, Allah’ın yolunu gösterir, mânevi alanda kemâl mertebesine ermeleri için çalışırım…”(CEVHERDEN GERDANLIKLAR, Hz. Abdulkadir Geylani’nin Menkıbeleri)
    (Öyleyse Sevgili Kardeşlerim), Hazreti Mehdi (A.S)’ın üç büyük vazifesi vardır. Îmân hakikatlerini ve hidayeti bütün dünyaya neşretmek, İslâm âlemi içinde bidatları ortadan kaldırarak ve fırkaları birleştirerek tevhidi sağlamak ve bütün dünyada da dînleri birleştirmek.
    Peygamberimiz (S.A.V) 14 asır önce Hz. Mehdi (A.S) için “O’na biat ediniz, ona katılınız”, diye bize emir buyurmuştur. Said-i Nursî Hazretleri de Hz. Mehdi’nin üç büyük vazifesini ancak bütün mürşidlerin, velîlerin, cemaatlerin, Ona tâbî olarak tamamlanabileceğini söylemiştir. Şöyle buyuruyor:
    Üçüncü Vazifesi: İnkilabat-ı zamaniye ile (zamanın değişmesiyle) çok ahkam-ı Kur’âniyenin (Kuran hükümlerinin) zedelenmesiyle… O ZAT , bütün ehl-i imanın manevi yardımlarıyla ve ittihad-ı İslam’ın muavenetiyle (İslâm birliğinin yardımlaşmasıyla) Müslümanların dayanışmasıyla ve bütün ulema (âlimler) ve evliyanın ve bilhassa Al-i Beytin neslinden (Peygamberimiz (S.A.V)’in soyundan) her asırda kuvvetli ve kesretli (çok sayıda) bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin (Peygamberimizin soyundan gelenlerin) iltihaklarıyla (katılmasıyla) O VAZİFE-İ UZMAYI (büyük görevi) YAPMAYA ÇALIŞIR.(Emirdağ Lahikası, sf. 232)
    Peygamberimiz (S.A.V)’in kar üzerinde sürünerek dahi olsa Allah’ın halifesi Mehdi’ye katılmamız ve O’na biat etmemizi emretmesi, kesin olarak gösteriyor ki; bütün velîlerin velîsi, bütün mürşidlerin mürşidi, zamanın imamı, Allah’ın halifesi Hz. Mehdi’yi bulmak, ahir zamanda bütün insanlığın üzerine bir yükümlülüktür. Hadîs-i Şeriflerde buyurulur ki:

    İbn-i Cerir, Tehzib-il Asar’da şöyle tahric etti(ortaya koydu):Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın… O Mehdi’dir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)4084) “…
    „Siz o geleni görünce kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa (gidip) ONA BEY’AT EDİNİZ. ÇÜNKÜ O, ALLAH’IN HALİFESİ MEHDİ’DİR. (Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/348. hadîs no: 4084)

    Tozlu, dumanlı karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takib edecek, ta ki Ehli Beyt’imden kendisine Mehdi denilen bir zat çıkıncaya kadar. ŞAYET ONA YETİŞİRSEN ONA TÂBÎ OL VE HİDAYETE ERENLERDEN OL. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)
    Çünkü Hz. Mehdi (A.S)’ın üç büyük vazifesi olacağı ve bütün dünyada dînleri birleştireceği sebebiyle, Emirdağ Lahikasında açıklandığı gibi, Mehdi (A.S)’ın bu üç büyük vazifesini tamamlayabilmesi için, ancak cemaatlerin ve mürşidlerin birlik haline gelerek, Mehdi (A.S)’a tâbî olmasıyla ve ancak onların da yardımlarıyla bütün dünyada dînlerin birleştirilmesi sağlanacak, hidayet bütün dünyaya dağıtılacaktır.
    Said-i Nursî Hz. de aynı şekilde kendisinden bir asır sonra gelecek devrin imamının Mehdi (A.S) olduğunu ve vazifelerini tamamlayabilmesi için O’na tâbî olunması gerektiğini risalelerinde bildirmiştir.
    Sevgili Kardeşlerim, çünkü dînimize sonradan o kadar çok yanlışlıklar karıştırılmıştır ki, işte O Sultan ile dîne sonradan sokulan bid’atlar, fazlalıklar, yanlışlıklar çıkartılacak ve eksiklerde tamamlanacaktır. Yani Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbesinin yaşadığı İslâm’ın ve Kur’ân’ın unutulan hakikatleri yeniden hayata gelecek, bütün eksiklerin yerini Kur’ân’ın bize getirdiği Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in ve sahâbesinin 14 asır önce yaşadıkları hidayet ve İslâm dolduracaktır.
    Allah’a hamd eder şükrederiz ki, artık Mehdi Resûl’ümüz bizimle, bize unutulan Kur’ân hakikatlerini açıklıyor ve Kur’ân-ı Kerim, hepimizin üzerine bir rahmet yağmuru gibi âyet, âyet saçılıyor.
    Sevgili Kardeşlerim, inşaallah Efendimizin himmetiyle sohbetimi burada tamamlamak istiyorum. Bütün insanlığın, kardeşlerim gibi hem dünyalarının, hem de ahiretlerinin mutlu olmalarını ve Allah’a ulaşmalarını dileyerek, onlarında sonsuz mutluluğa ermelerini, Yüce Rabbimizden dileyerek inşaallah sohbetimi tamamlıyorum. Allah hepinizden razı olsun. (El Fatiha ve es salâvât)
    Sadıkun K. Mevlûd
    Alıntı:[url]http://www.mehdiresul.net[/url]



  10. 9
    ravza 2 ALLAH C.C garip bir kulu
    ravza 2
    ALLAH C.C garip bir kulu

    Üye No: 72957
    Mesaj Sayısı: 787
    Tecrübe Puanı: 18

    Allah Allah ........


  11. 10
    tarafsız Üye
    tarafsız
    Üye

    Üye No: 78882
    Mesaj Sayısı: 1
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 40

    Slm,
    fenafillah arkadaşım, efendi hazretlerinin adı ne?
    Hidayet diyorsun ama tv karşısına geçip hidayet yayılmaz.
    Bu çocuk oyuncağı değil. Mehdi denen zat dünya çapında insanlar arasında en akıllı kişi olmalı. Aynı zamanda hadislerdeki gibi savaşacak bir ordusu olmalı. Sizin efendinizin ordusu varmı? Efendinizin üzerine bir ordu gönderildimi? Gönderilen ordu yere battımı?
    Ashabı kehf mağrada uyanıp askeri oldumu? Hadislerle anlatılan Mehdinin sizin efendinizin en ufak bir benzerliği var mı?


  12. 11
    Şems-i Tebriz Genç Sufi
    Şems-i Tebriz
    Genç Sufi

    Üye No: 78750
    Mesaj Sayısı: 121
    Tecrübe Puanı: 3
    Yer: Mevlanadan....

    Bediüzzaman;

    Mehdi gelince sizi vazife başında bulsun.Buyurmuştur.İstanbuldan veya başka bir yerden çıkacak.Ama sonuçta çıkacak.Önemli olan geldiğinde yanına kimleri aldığı.Buna layık mıyız?
    Ama buda bir gerçek ki Bediüzzaman benden sonra gelecek buyurmuş.Rabbim yardım etsin cümlemize.





+ Yorum Gönder