Git İlk 12
  1. 15
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    --->: İz Bırakanlar Tevhid Şehitlerimiz !




    2004 Cecenistan'da Sehid olan Komutanlar


    2005 Cecenistan'da Sehid olan Komutanlar

    1999 Dagistan Operasyonu esnasinda Sehid dusen Mucahidler



    Mucahidlerin Sura Meclisi

    Ebu Cafer El Cunubi'nin Sehadeti

    Allah Sehadetini kabul etsin.

    Mucahidlerin Sura Meclisi Enformasyon bolumu

    Sehid Muhammed Mansur (Izzettin el Kassam Tugaylari)


    2006 Kafkasya Sehid Komutanlar



    بسم الله الرحمن الرحيم



    Lebbeyk Medya Produksiyon Sunar:


    Horasan'dan 3 Sehid


    Zubeyr el Libi



    Hamza Gazani


    Abdullahcan El Dagistani



  2. 16
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    --->: İz Bırakanlar Tevhid Şehitlerimiz !


    Delal ve arkadaşları tarafından rehin alınan otobüs

    Delal el-Mağribi'nin cesedi yanında yüzbaşı Ehud Barak
    KİMDİ DELAL el-MAĞRİBİ?
    19 Kasım 1977 tarihinde Mısır Devlet başkanı Enver Sedat'ın İşgal edilmiş Filistin'e yapmış olduğu beklenmedik ziyaret Filistin tarihinde yeni bir sayfanın açılmasına sebep olmuştu. Daha birkaç gün öncesine kadar sınırları Siyonist rejimle yapılan savaşta ön cephe olarak anılıyordu bu ülkenin. Evet, Enver Sedat Mısır havayollarına ait bir uçaktan inerken uçağın merdivenlerinin hemen önünde İsrail Cumhurbaşkanı ve Başbakanı sırıtarak kollarını açmış onun uçaktan inmesini bekliyorlardı. O günlerde televizyonlarının başında şaşkın ve hayretler içinde bu karşılama törenini izleyen dünya Müslümanlarının yanında Filistinliler de yaşlı gözlerle kendilerini bekleyen günleri merakla gözlüyorlardı. O zamanlar Siyonistlere karşı direnişin bayrağını sadece FKÖ lideri Yaser Arafat yüklenmişti. Arafat Sedat'ın bu ziyaretinin Filistin direnişi için kara günleri geride taşıdığını biliyordu. Mısır'ın Siyonistlerle yapılan savaşta cepheden çekilmiş olması fiilen Filistin'in yalnızlaşması anlamına geliyordu. Çünkü artık diğer Arap ülkeleri Mısır olmadan Siyonist ordusuna karşı savaşamayacaklarını düşünüyorlardı. İşte böylesi bir atmosfer Siyonist rejim için Filistinliler ve özellikle de FKÖ üzerindeki hesaplarını diğer Arap ülkelerinin hiçbir tehdidiyle karşılaşmadan yerine getirme fırsatı sunuyordu.

    Tarih 11 Mart 1978 gece geç vakitte küçük bir yük gemisinden iki bot işgal edilmiş Filistin sahilinde Akdeniz'in sularına bırakılmıştı. Bottaki yolcuların tamamı Siyonist ordusunun askeri üniformasını giyinmişti. Filistin fedailerinden bir gruptu bunlar, hedefleri ise Siyonist rejimin başkentiydi. Amaçları Telaviv'de Siyonist rejim aleyhine büyük bir eylem yapmaktı. Fetih hareketinin liderleri, bu eylem karşısında Telaviv'in Mısır ve İsrail arasında gerçekleşen barış müzakerelerini durdurmasa bile yavaşlatacağını düşünüyorlardı. Bu hedefe ulaşılamasa bile bu eylemin Siyonist rejim makamlarına ve Arap ülkelerinin liderlerine iyi bir uyarı olabileceği tasarlanıyordu. Hulasa Filistinli fedailer bu eylemleri ile bir defa daha varlıklarını savaşın tüm taraflarına göstermek istemişlerdi.
    Fetih hareketinin iki numaralı ismi Ebu Cihad senenin başlarında eylemin hazırlık planlarını yapmıştı. Eylem için hareketin en tecrübeli ve yetenekli on üç kişisi bir daha dönüş olmayacak bu eylem için seçildiler. Bu eylem timinin komutanı Delal Said el-Mağribi adında genç bir kızdı.
    Delal 1958 yılında İşgal altındaki Filistin'de doğmuştu. İbraniceyi de Arapça gibi güzel konuşabiliyordu. Delal'in komutanlığını yaptığı 13 kişilik tim Deyr Yasin Timi adını taşıyordu. Bu adlandırma Yahudi devletine karşı açık bir mesaj taşıyordu. Çünkü o sıralar Siyonist rejiminin Başbakanlığını Menahem Begin yürütüyordu. 30 yıl önce Begin'in kontrolu altındaki bir terörist grup Deyr Yasin adındaki bir köye saldırmış ve yüzlerce kadın ve çocuğu katletmişti. Eylem aynı zaman da 1973 yılında Beyrut'ta Siyonist komandolar tarafından şehit edilen Kemal Udvan'a ithaf ediliyordu.
    Filistinli fedailerin içinde bulunduğu Delal el-Mağribi komutasındaki botlar Telaviv sahillerine elli kilometre mesafede suya bırakıldılar. Kayıklardan biri bu yolculuk sırasında alabora oldu ve battı, iki fedai de teçhizatlarının ağırlığından dolayı boğuldular. Kalan on bir fedai bir buçuk saat sonra Hayfa otobanına yakın bir yere ulaştılar. Otobana doğru ilerlerken kendilerini fark eden bir Siyonisti öldürdüler.
    Otoban'a ulaştıklarında Delal el-Mağribi fedailere iki otobüsü durdurmaları emrini verdi. Fedailer iki otobüsü durdurup otobüslerden birinin yolcularını diğer otobüse bindirdiler. Otobüste on bir fedai hariç yüz elli kadar yolcu vardı. Filistinli on bir fedai rehin aldıkları otobüsü Telaviv'e doğru yönelttiler. Delal'e imkân dâhilinde Güney Tel Aviv banliyösüne ulaşıp orada müşterileri kalabalık bir oteli basması ve müşterilerinin rehin alınması emri verilmişti. Bu rehin alma karşılığında birkaç Filistinli esirin değiştirilmesi düşünülüyordu.
    Hem Delal hem de Ebu Cihad böyle bir esir değişiminin gerçekleşmeyeceğini biliyorlardı çünkü Menahem Begin ve İsrail Savaş Bakanı Moşe Dayan'ın daha önce benzer durumlarda Siyonist esirleri kurtarma yoluna hiç gitmedikleri görülmüştü. Ama Delal eylem planını sonuna kadar sürdürmüştü.
    Delal otobüs dolusu rehinelerle kendisi ve timi için tayin edilen hedefe doğru ilerliyordu. Fakat Siyonist ordusunun özel bir birliği maiyetlerindeki tanklar ve zırhlı araçlarla Telaviv'in Kuzeyinde Celilat bölgesinde otobanı kapatmıştı. Rehineleri ve fedaileri taşıyan otobüsün yaklaşması ile Siyonistler otobüsteki fedailerle hiçbir ön pazarlık ve görüşme yoluna gitmeyerek Otobüsün tekerleklerini kurşun yağmuruna tuttular. Otobüsün durmasıyla birlikte fedailerle Siyonistler arasında çatışma çıktı. On beş dakikadan daha az bir süre içinde otobüs üzerine yağan kurşunlar itibariyle adeta bir ateş topuna dönmüştü. Filistinli fedailerle Siyonistler arasında, o sıralar bu birliğin başında Yüzbaşı Ehud Barak bulunuyordu, süren bir saatlik çatışmanın sonunda Delal el-Mağribi başına isabet eden bir kurşunla şehit edilmişti. Diğer fedailerden sekizi de onun yanında şehit olurken sadece iki fedai esir düşmüştü. Yaylım ateşinin dinmesi ile birlikte Siyonistler yaralıları toplamaya başladılar. Olayın sonunda ortaya çıkan rakamlar korkunçtu. 37 ölü 88 yaralı.
    Evet, Kemal Udvan operasyonu Telaviv sakinlerini öylesine dehşete düşürdü ki hatta bugün bile Siyonistler bunu Siyonist Rejim tarihinde gerçekleşen en feci bir olay olarak görüyorlar.
    Bu operasyonda şehit düşen Delal el- Mağribi ve diğer fedailerin cesetleri İdad mezarlığında toprağa verilmişlerdi. 30 yıl sonra 16 Temmuz günü İsrail ve Lübnan Hizbullah'ı arasında gerçekleştirilen esir değişimi ile defnedildikleri mezarlarından çıkarılarak Hizbullah'a teslim edildiler.
    (Kaynak: Timeturk)


  3. 17
    *Amine* Okur, yazar, susar...
    *Amine*
    Okur, yazar, susar...

    Üye No: 8540
    Mesaj Sayısı: 244
    Tecrübe Puanı: 7

    --->: İz Bırakanlar Tevhid Şehitlerimiz !


    Allah katına tebesümle çıkmak onlara öyle yakışmış,ki gönülerde bıraktıkları izlerle Bâki selam olsun onlara :gul:
    Rabbim! Sehadet Serbetini Icmeden,sehidler Gibi Yasamayi Nasip Eyle Amiin

    rana ve yusuf kardeşlerim Allah cc razı olsun bu değerli paylaşımdan izninizle bazı bilgiler makalelerde kulanılacak hakkınızı helal edin inşaAllah:gul:


  4. Reklam

  5. 18
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    --->: İz Bırakanlar Tevhid Şehitlerimiz !


    Alıntı
    Allah katına tebesümle çıkmak onlara öyle yakışmış,ki gönülerde bıraktıkları izlerle Bâki selam olsun onlara :gul:



    Rabbim! Sehadet Serbetini Icmeden,sehidler Gibi Yasamayi Nasip Eyle Amiin


    rana ve yusuf kardeşlerim Allah cc razı olsun bu değerli paylaşımdan izninizle bazı bilgiler makalelerde kulanılacak hakkınızı helal edin inşaAllah:gul:



    helal olsun :)


    Komutan Mansur Yevmerzayev





    Komutan Arbi Evmerzayev ( Mansur ). 1972’de Çeçenistan’ın Açhoy-Martan ilçesine bağlı Samaşki kasabasında dünyaya geldi. 1978’de Samaşki’de ilk öğretim okuluna kayıt olarak kesintisiz 8 yıl eğitimini bitirdi. 1986’da liseye giderek 1988’de liseyi bitirdi. Arbi çocukluğundan beri tüm çeçenler gibi spora önem verirdi ve Çeçenistan’ın başkenti Groznıy’de ( yeni ismi Caharkale ) boks çalıştı. Sporda Arbi başarılıydı ve Arbi’nin antronörü Uveys Abdul-Ğanioğlu Arbi’nin sporu devam etmesi için uğraştı. Ancak Arbi’nin başka idealleri vardı. Lise son yıllarında Arbi’nin Kur’an öğrenme isteği herşeyden ağır basıyordu. Lise bitiminden hemen sonra ciddi bir şekilde Kur’an öğrenmeye başladı. Çeçenistan’daki Kur’an eğitimi yetmediğini anlayan Arbi, o zamanki imkanları dahilinde nerede daha iyi Kur’an öğrenebileceğini araştırarak Tacikistan’ı seçti. 1990-1991’de Çeçenistan bağımsızlığını ilan etmek için hazırlanırken, ülkedeki alimler ve medreseler yeni gelişmelerle meşgül olduğunu gören Arbi Kur’an öğrenmek için Tacikistan’a gitmeye karar alır. Tacikistan’daki hocaların tavsiye üzerine Özbekistan’ın Namangan şehrindeki medreseye gider. Namangan şehri Sovyet zamanlarında bile islami ilimlerle meşhur olan bir yer idi. Arbi Namangan’da tecvid kurallarıyla Kur’an öğrenir. Arbi çok kısa zaman içerisinde Kur’an ezberleyip diğer ilimlere geçince yerel islam karşıtı devlet istihbarat servisleri Arbi’yi rahatsız etmeye başlarlar. Tebliğ çalışmalarında çok etkiliyici olan Arbi, müslümanlara gerçek islamı anlatmaya başlayınca, Özbekistan’ın Gizli Servisi Çeçenistan’daki gelişmeleri bahane ederek Özbekistan’ı terk etmek için Arbi’ye 24 saat verirler. 1993’te Arbi Çeçenistan’a döner. Aynı yıl Groznıy’de açılan İslam Enstitü de Kur’an hocası olarak göreve başlar. Arbi Çeçenistan’daki en iyi Kur’an okuyanlardan idi. Arbi Kur’an okurken tıpki Abdusemed gibi okurdu. Arbi fazla Enstitüde duramadı.
    Çeçenistan’daki gelişmeleri Arbi’yi de etkilemişti. Arbi Çeçenistan’da tebliğ çalışmalarına başladı. Gençlere gerçek İslamı anlatıyor ve İslam öğrenmeye teşvik ediyordu. Arbi’nin Kur’an okuyuşu her kesi etkiliyordu. Sonra özgürlüğü savunması için savaşa hazırlanması gerekiyordu. Arbi 1994’te Çeçenistan İslami Cemaatin Tengi-Çu bölgesindeki Askeri kampında askeri eğitime başladı. Kamp’ta hem askeri eğitim hem gençlere Kur’an öğretirdi. Kampta İslami Cemaatin Komutanı Şa’man’la yakınlaştı ve Arbi Mücahidlerle kalmayı seçti. Çeçenistan İslami Cemaati Arbi’yi İslami ilimleri ilerletmek üzere Arabistan’ın Peygamber Efendimizin şehri olan Medine’ye gönderir. 1994’de Arbi Medine’ye gider ve okumaya başlar. Ancak bu ilim tahsili de çok kısa surer. 11 aralık 1994’te Rusya Çeçenistan’ı işgal edince Arbi binlerce Çeçen öğrenciler gibi İşgale karşı savaşmak için ülkesine döner. Arbi Çeçenistan’a dönünce Şeyh Fethi ile tanışır. Şeyh Fethi Çeçen asıllı Ürdün vatandaşıdır. Kendisi Abdulllah Azzam’la Afganistan’da sonuna kadar cihatta bulunmuş ve İslam alimi olan şahsiyetti. Şeyh Fethi Arbi’nin ilim kabiliyetini öğrenir ve bir sene içeresinde 1995 sonunda Arbi’yi ilim tahsili bitirmek üzere Medine’ye geri gönderir. 6 Ağustos 1996’da Groznıy “Cihad” operasyon döneminde Çeçenistan’a döner ve operasyonda yer alır. Arbi Çeçenistan’ın İslami Cemaatin birliğinde Groznıy Zavodskoy ilçesinde “Cihad” operasyona katılır.

    1996’da Rus işgalin sona ermesiyle birlikte Şeyh Fethi tarafından Arbi yine Medineye geri gönderilir. Arbi Medine Münevvere’de 1999’da Üniversiteyi bitirir ve 1999’da yine patlak veren Rus-Çeçen savaşında yer almak için ülkesine döner. 1999’dan itibaren bugüne kadar Çeçenistan’daki İslami Cemaati içerisinde işgalcilere karşı yürüttüğü mücadelede aktif rol aldı. 2002’den itibaren Çeçenistan’daki Açhoy-Martan bölgedeki İslami Cemaati birliğin Komutanı.

    2002’den itibaren Çeçen İçkeriya’nın Yüksek Askeri Şura Üyesi. Mücahidler arasında çok büyük bir saygıya sahip olan Arbi, ikinci Rus-Çeçen savaşı sırasında Şehid Abdulhalim’e, Şehid Şamil Basayev’e, Aslan Mashadov’a ve diğer ünlü Komutanlarımıza İslami konularında danışmanlık yaptı. Son dönemde Çeçenistan İçkeriya Cumhuriyeti Yüksek Şeriat Mahkemesinin Başkanı, Kuzey-Kafkasya Alimlerin Şura Başkanlığını ve Çeçenistan İçkeriya’nın Müftülüğünü yapmıştır. Arbi halen Rus işgalcilere karşı Allah yolunda hiç yılmadan mücadele vermeye devam ediyor. Allah yar ve yardımcısı olsun!



  6. 19
    mete yurt Üye
    mete yurt
    Üye

    Üye No: 37766
    Mesaj Sayısı: 1
    Tecrübe Puanı: 2

    sevgili kardeşlerim. ilk defa bu siteye girdim.çok etkilendim.tüm kardeşlerime duam şudurki: ALLAH HEPİMİZE TEVHİDİ ANLAMAYI, YAŞAMAYI VE ANLATMAYI NASİP ETSİN. altını olan paralıdır,ilmi olan ZENGİNDİR.bu zenginliği yakalamak için İKRAyı iyi anlayanlardan olalım inşallah.


  7. 20
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    Hoşgeldiniz...Dualarınız için sağolun

    amin.....amin...



  8. 21
    mfa Üye
    mfa
    Üye

    Üye No: 2405
    Mesaj Sayısı: 64
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 32

    Selamun Aleykum Ve Rahmetullah
    Siteye üye olma imkanına erişeli uzun zaman olmasına rağmen,
    ilgi ve alaka göstermek nasib olmadı yakın zamana kadar...
    Site içerisinde bölümleri gördükçe maşaAllah diyorum, ne kadar güzel.Yüreklerinde bişeylerin sancısını yaşayan kardeşlerimiz var..(bu günahkarı kardeş olarak kabul ederlerse tabi)

    Yusuf kardeş ALLAH razı olsun.

    :gul:"ALLAH yolunda öldürülenlere ölüler demeyin.Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız" [bakara-154]:gul:


  9. 22
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    sağol mfa kardeşim..


  10. 23
    rana Aciz Kul
    rana
    Aciz Kul

    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 2,244
    Tecrübe Puanı: 36
    Yer: Almanya

    Rabbim cümlemizden razı olsun
    konuya katkilarin icin cok tesekkürler Yusuf, Rabbim sanada Sehadat serbetinden tatmayi nasip etsin kardesim.


  11. 24
    yurdan Üye
    yurdan
    Üye

    Üye No: 47781
    Mesaj Sayısı: 2
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 41

    Allah hepsine rahmet eylesin.

    Hayati yurdan


  12. 25
    esin-ti ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 1,100
    Tecrübe Puanı: 17

    Rabbim onlara nasip ettiğin şehitliği bizlere de nasip et.Onların mertebesine ulaşamayız ama Senin uğrunda canını bile düşünmeyen bu insanlar gibi bizler de şehit olalım.amin...
    Rabbim razı olsun..


  13. 26
    UZUN Üye
    UZUN
    Üye

    Üye No: 77736
    Mesaj Sayısı: 2
    Tecrübe Puanı: 2

    Mustafa Yaşar,1960 yılında, Sivas'ın Zara İlçesi İlice Köyü'nde, dünyaya geldi. Çocukluğu İstanbul-Esenler Nene Hatun Mahallesinde geçti. Esenler ilkokulu'nu bitirdikten sonra, ortaokula devam ederken, MSP Esenler Gençlik Lokali'ne gidip gelmeye başlar, 1975 yılında Esenler Akıncılar Derneği'nin kurulmasıyla, bu derneğin müdavimleri arasına katılır.O dönemlerde, müslümanların gündemini teşkil eden en Önemli konu; İslam’ın dünya görüşü ve sisteminin, sağ-sol ayrımının dışında, müstakil bir yerinin olduğu, İslami Hareketin ve müslümanların, sağcılıkla hiç bir ilgisinin bulunmadığıydı. Ayrıca Türkiye Müslümanları, İslam'ı, ibadi-siyasi bir bütün olarak, gündeme getiriyorlar; asırlar süren, İslam hakkındaki belirsizliği ve emperyalist dünyanın, tüm karalama propagandalarını gidermeye çalışıyorlardı.

    İşte, o yıllarda, Esenler Lisesi'nde öğrenime başlayan Mustafa Yaşar, bu gerçekleri, okul arkadaşlarına ve ikamet ettiği Esenler Atışalanı bölgesindeki halka anlatmaya, onları; İslam'ı bir bütün olarak kabul etmeye ve yaşamaya çağırıyordu.

    Esenler Lisesi, Ülkücü kesimin kontrolündeydi. Mustafa Yaşar, sınıf arkadaşları arasında, İslam'ı tartışmaya açıyor, böylelikle Ülkücü kesimden öğrencileri kazanmaya gayret ederek, okul içerisinde cemaatleşmeye çalışıyordu.

    1978 ara seçimlerinde, CHP iş başına gelince, okul idaresi toptan değişti. Yeni gelen okul idaresinin gayretleriyle, Sol düşünce Esenler Lisesi'nde hâkimiyet kurdu. Sol kesim, artık okulda tam hâkimiyet kurmuştu. Ülkücü kesime mensup öğrencilerin hepsini okuldan atarlar. Mustafa Yaşar ve arkadaşları, solculara direnmeye çalışıyorlardı. Fakat bu direnişlerini uzun süre devam ettiremediler. Mustafa Yaşar dört arkadaşıyla birlikte, Esenler Lisesi'nden kayıtlarını alıp; İslamcıların hâkimiyetinde bulunan Zeytinburnu İhsan Mermerci Lisesi'ne kaydolurlar. Lise son sınıfı bu okulda okuyarak, liseyi bitirir. Okulu, Ülkücülerin hâkimiyet altına alma çalışmalarına karşı, arkadaşlarıyla mücadele ederken; mahallesinde de, sol guruplarla ideoloji ve hâkimiyet kavgası veriyordu. Okulunda ülkücü, mahallesinde de solculara karşı, yani iki ideolojiye karşı, inat ve inançla mücadelesini sürdürüyordu. Her türlü imkânsızlık ve sıkıntıya rağmen, bu mücadelesinden vazgeçmiyordu.

    Liseyi bitirmesinin akabinde, bir tekstil firmasında işçi olarak, çalışmaya başladı. 1979 yılına gelindiğinde, Esenler Akıncılar Reisliğine seçildi. Dernek merkezinde, yönetim kadrosunda ve mahallelerde, İslam'a meyilli olan insanların eğitimi için guruplar oluşturdu. Bu yolla halk ile bütünleşti, Nene Hatun mahallesi halkı, kendisini bu gayretinden dolayı çok takdir ediyordu. Bölgesinde, halkın Akıncılara doğru meyletmesini sağlayan Mustafa Yaşar'ı, ideoloji ve halkın sorunlarıyla ilgilenme babında alt edemeyen solcular, işi silaha döktüler. Oysa Mustafa Yaşar "Silahla değil, fikirle mücadele esastır. Silah, korkak insanların başvurduğu araçtır. Eğer fikrinize güveniyorsanız, gelin, istediğiniz yerde tartışalım." diyordu. Silah taşımayı hiç sevmemesine rağmen, mecbur kaldığı zamanlar yanından da eksik etmezdi. Bazen kendisine "Reis neden silah taşımıyorsun?" diye soranlara, hep şu cevabı tekrarlardı "Silaha ne gerek var. En büyük silahımız abdestimiz değil mi? Üstelik cennete gitmek istemiyor musunuz?"

    Mustafa Yaşar, tebliğ ve irşad faaliyetlerinin yanı sıra; müslümanlara yönelik saldırıları bertaraf etmek için, çevresindeki müslümanları teşkilatlandırıyor, cemaatleştiriyordu. 12 Eylül öncesinde zirveye ulaşan Kurtarılmış Bölge stratejilerine karşı; müslüman halkı örgütlemeye, kendilerini savunma çalışmalarına yönlendiriyordu. O günler, İslam dışı güçlerin, emperyalistlerin maşalığını yapan komünistlerin ve kavmiyetçilerin; halkın mal ve can emniyetine varan tahakkümlerinin dönemiydi. Halk malından ve canından emin değildi. Halk, solcular veya sağcılar tarafından haraca bağlanmıştı. İşte böylesine bir atmosferde, silah taşımaktan hiç hoşlanmayan Mustafa Yaşar zorunlu olarak, kendini ve bölgesinde yaşayan halkı, bu tür tehditlerden korumak için silah taşımaya başladı. Bölgesinde birçok mıntıkayı haraca bağlamış olan sol kesime karşı, direnişe başladı. Müslüman halkın, can ve mal emniyetini korumak, hukuk ve haysiyetini savunmak için silahlı çatışmalara giriyordu. Bu mücadeleden bir adım bile geri durmuyordu. Olayların üzerine pervasız ve korkusuzca gidiyordu. Mustafa Yaşar'ın yaşadığı dönemde, Esenler bölgesinde, halkı fesada sürükleyen birahane, meyhane vb. pislik yuvalan barınamazdı, açılmazdı. Sol ideoloji mensupları, bölgelerine sirayet etmek için, her türlü çalışmayı sergiliyordu. Fakat Mustafa Yaşar, halkı buna karşı aydınlatıcı çalışmalar yapması, bu bölgeye sirayetlerini engelliyordu.
    Arkadaşlık ilişkilerinde: cömertlik ve fedakârlık en belirgin özelliğiydi. İbadetlerine hassasiyet gösteriyordu. Sabah namazlarını mümkün olduğunca Eyüp Sultan veyahut Fatih Camii'nde kılmak, en çok hoşlandığı şeylerden birisiydi.

    Solcular, kendileri İçin büyük bir engel gördükleri, Mustafa Yaşar'ı ortadan kalkındırmak için, tuzaklar kuruyorlardı. Fakat yiğit ve muttaki Mustafa, her seferinde bundan kurtulmayı başarıyordu. Sonunda bu tuzaklarından birisinde muvaffak olurlar. Mustafa akşam namazından sonra evine giderken, evinin yakınlarında kurdukları tuzakta, çapraz ateşle şehid edilir. 16 Haziran 1980 günü, Allah yoluna canını verdi. Ruhu şad olsun.

    Mustafa Yaşar, Müslümanlar için bir bayrak, kalplere işlenen Tevhidi bir nakış, İslami Harekete bir şiar olmuştu. Dün olduğu gibi bu gün de, O yiğit müslüman ölümsüz mücadelesiyle anılacak ve anısı ilelebet yaşayacaktır…[1]


  14. 27
    UZUN Üye
    UZUN
    Üye

    Üye No: 77736
    Mesaj Sayısı: 2
    Tecrübe Puanı: 2

    Ben şehid mustafa YAŞAR'ın kardeşiyim aylar önce bu siteye abone oldum abone olmamdaki sebeplerden biri iz bırkanlar bölümünde abimin de isminin yer alması idi beni çok duygulandırdı,ama baktım çoğu herkesin resmi varken abiminkini göremiyince ben de katkıda bulunum resim ve kısa biyografisini gönderdim.Sonra tekrar girdiğimde olduğu gibi sayfanın sonuna 5.sayfaya konmuştu hlbuki ilk sayfada ismi var hemen isminin altına ilave edilemezmi çünkü isminin altında ne resmi var nede hayatı şehidlerimizi tanıtmak istiyorsak lütfen bu sayfayı yeniden güncelliyelim Mumsema yetkililerinden bunu rica ediyorum.Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun..


  15. 28
    aran Misafir
    Misafir

    09 ağustos 1996 da ogadın deşehit düşen resul aranın yakınıyım yıllardır kabristanını arıyoruz yerını bilen yardımcı olabilirmi?


+ Yorum Gönder
Git İlk 12