Git 12 Son
  1. 1
    rana Aciz Kul
    rana
    Aciz Kul

    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 2,244
    Tecrübe Puanı: 36
    Yer: Almanya

    İz Bırakanlar Tevhid Şehitlerimiz !


    Ey İslam davetçileri, ölüm tutkunu olunuzki size hayat bağışlansın....
    Abdullah Azzam 24 Kasım 1989
    Filistin
    ---

    Gidin İsraillilere söyleyin, biz Muhammed ordusuyuz gerdi döndük ve Kudüs yolunda ilerliyoruz.,
    Abbas Musavi 1992
    Lübnan
    ---

    Abdülfettah İsmail 29 Ağustos 1966
    Mısır
    ---

    Abdüllatif Çetin Konya 2001
    Çeçenistan
    ---

    Bu yolda gelecek ölümü hayatımın her anında yanımda hissettim... Siz ey kardeşlerim!!! Ölümle yan yana dolaşmaktan korkmayın....
    Ahmet Aktaş 26 Ağustos 1979
    Türkiye
    ---


    Bütün dünya ABD'nin oyununa gelip bizi terörist ilan ediyor. Biz Allahın dini için çarpışan mücahidleriz....
    Arif Güler 2005 ....
    Irak
    ---


    Biz işgalci değiliz.İşgalcilere karşı direniyoruz ve davamıza bağlıyız...

    Aslan Mashadov
    Çeçenistan
    ---

    Aydın Kaya

    ---

    Bayram Ali Düz 1996
    OGADİN---

    Bilal öldü derler ise sakın inanma ana, çünki ben şehid olmuşumdur, şehitler Ölmez ana....!
    Bilal Yaldızcı 25 Ekim 1987
    Afganistan
    ---

    Bilal Tuna 2001
    Çeçenistan

    ---

    Davamızdan vazgeçmeyin hak yolunda sonuna kadar mücadeleyi bırakmayın...

    Cevher Dudayev Nisan 1996
    Çeçenistan

    ---

    Diyarbakırlı Hüseyin 1999
    Dağıstan

    ---

    Ebubekir El - Kuveyti 2005
    Çeçenistan
    ---


    Erbilli Esad Efendi 4 Şubat 1931
    Türkiye

    ---
    Bu bozuk düzenin kahredici illetleri duruken müslümanın gülmeye asla vakti olamaz....
    Erdoğan Tuna 25 Aralık 1978
    Türkiye

    ---

    Ersoy Tekin Nevşehir 1996
    OGADİN

    ---

    Faruk Eçili İzmit 1999
    Dağıstan---
    Lideri şehit olmuş bir hareket kesinlikle yenilmez.... Düşmanın zilleti altındaki rahattan, cihad altındaki meşakkat daha değerlidir....
    Fethi Şikaki 26 Ekim 1995
    Malta
    ---

    Gürsel Kabadayı 21 Ocak 1987
    Türkiye

    ---

    Güven Zengin
    Çeçenistan
    ---


    Anneciğim üzülmeyin Allah bizi bu ameli yapmaya ve kendi yolunda şehitliğe eriştirdi. Size düşen Kuran'a tutunmak ve onunla amel etmek.
    Halid El - İslambuli 16 Nisan 1982
    Mısır
    --

    Hamzat Galeyav
    Çeçenistan

    ---

    Haris Eskişehir 1996
    Keşmir---


    Biz ölümün tehlikelerle dolu bir hayattan ebedi nimet ve saadetlerle dolu gerçek bir hayata geçiş köprüsü olduğunu biliyoruz.

    Hasan El - Benna 12 Şubat 1949
    Mısır---


    Biz aşk ehliyiz akıl ehli değil! Sırf akıl ehli olanlar davaları için sadece tedbir peşinde olurlar, aşk ehli olanlar ise davaları için önce kendileri feda etmeyi göze alırlar....
    M. Hüseyin Beheşti 28 Haziran 1981
    İran---


    Mümine yaraşan Allahın dilediğini dilemektir. Yegane kudret sahibinin kudretini kudret bilenlere bütün bir arzın ve ötelerin kapısı açılacaktır...
    Hüseyin Kurumahmutoğlu 15 Temmuz 1987
    Türkiye

    ---

    Ahmet Hattaboğlu -- Cemal Havuzoğlu
    28 - 29 Ağustos 1978
    Türkiye

    ---

    İzzeddin Kassam 17 Kasım 1935
    Suriye ---

    Sen Ağlıyorsun ! Halbuki ben seviniyorum çünkü muradıma eriyorum. Eğer bana ağlarsanız hakkımı helal etmem...
    Kemal Özdemir 16 Kasım 1978
    Türkiye
    ---


    Komutan Bilal 2003
    Çeçenistan

    ---

    Komutan Cabir El - Taifi
    Çeçenistan

    ---

    Komutan ebu Velid
    Çeçenistan
    ---
    Annemi her aradığımda ne zaman döneceğimiz soruyor, annemi 12 senedir görmedim ancak onu görmek için dönersem başladığımız bu cihadı kim tamamlıyacak....
    Komutan Hattab 2002
    Çeçenistan

    ---

    Komutan Kuteybe
    Çeçenistan---


    İlgili Yazılar

  2. 2
    rana Aciz Kul
    rana
    Aciz Kul

    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 2,244
    Tecrübe Puanı: 36
    Yer: Almanya


    Allahümmehfazna vahfaz ümmete Muhammed
    fi bosna_hersek
    ve fi karabağ
    ve fi mısr
    ve fi cezayir
    ve fi tunus
    ve fi özbekistan
    ve fi azerbaycan
    ve fi afganistan
    ve fi çeçenistan ilh...
    ve fi enhail a'lem min külli şerrin dar


    Coharkale/Ajans Kafkas) - Ruslar tarafından şehit edilen Çeçen lider Sadullayev'in resimleri, görenlerin kanını dondurdu.

    Geçtiğimiz Haziran ayında Ruslar tarafından şehit edilen genç Çeçenistan Cumhurbaşkanı Abdulhalim Sadullayev'in resimleri, görenlerin kanını dondurdu. Abdulhalim Sadullayev"in çatışmada öldürülmesinden hemen sonra çekilen resimde çok çarpıcı bir görüntü ortaya çıktı.



    Ölümünden hemen sonra, gördüğü manzaradan çok etkilenen bir işbirlikçi çeçen polis tarafından cep telefonuyla çekilen bu resim Çeçen haber sitelerine ulaştı.



    Abdulhalim Sadullayev'in çekilen fotoğraflarında, akan kanın kolunda Arapça "Allah" yazısı oluşturduğu gözlendi.

    Resmi çeken işbirlikçi Çeçen polisin, bu olaydan sonra çok etkilenip pişman olduğu ve görevini bırakıp saklandığı iddia ediliyor.

    Sadullayev, öldürülen dördüncü Çeçen Cumhurbaşkanı oldu. Kendisi, yine öldürülen Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov'un yerini almıştı.

    Ruslar, Sadullayev'in cesedini soyduktan sonra, iple bir kamyon arkasında sürüklemiş, daha sonra ise resimlerini çekip yayınlamışlardı.

    ALLAH ona Rahmet Etsin Ve Onu Firdevslerde Ağırlasın İnsaALLAH...Amin


  3. 3
    rana Aciz Kul
    rana
    Aciz Kul

    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 2,244
    Tecrübe Puanı: 36
    Yer: Almanya

    --->: İz Bırakanlar Tevhid Şehitlerimiz !


    "...Bir müslüman olarak yeryüzünden Allahın huzurunda secde etmeyen tek fert kalmayıncaya kadar İslamın hakim kılınması yolunda kendimi görevli hissediyorum..."


    Malcolm X (Malik El Şahbaz)
    1965 Amerika

    ---

    Mehmet Öğüt
    1999 Dağıstan

    ---

    Melih Eçili İzmit
    2000 Çeçenistan

    ---

    Mervan Hadid
    1976 Suriye

    ---
    "Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara."

    Metin Yüksel 23 Şubat
    1979 Türkiye

    ---

    Mevlüt Torun Konya
    1996 OGADİN

    ---

    "Yeryüzünde en güzel sistem İslamdır. Sakın ha bu sistemi, can korkusundan, mal korkusundan çakallara parçalattırmayın"

    Muammer Arslantaş Kayseri
    1993 Bosna

    ---

    Murat Konukçu Eskişehir
    1999 Dağıstan

    ---

    Musa Sadr .....?

    ---

    Mustafa Yaşar
    16 Haziran 1980 Türkiye

    ---

    Mustafa Emeksiz
    6 Kasım 1978 Türkiye

    ---

    "Bir Gün bu soysuzlar beni şehit edecek biliyorum. Fakat çocuklar hakkımı helal etmem arkamdan ağlarsanız."

    Mustafa Sevim
    7 Ekim 1979 Türkiye

    ---

    Mustafa Çamran
    Haziran 1981

    ---

    "Şehadet mukaddes bir hedef uğruna şahsın kendi arzularıyla ve şahsi düşüncelerinden ve ihtiraslarından arınmış olarak ulaştığı muhakkak öğünülecek bir makamdır."

    Murtaza Mutahhari
    1 Mayıs 1978 İran

    ---
    Mücahid Şener
    2003 Çeçenya

    ---

    Münir Kaya
    9 Nisan 1980 Türkiye

    ---

    Nizam Bıçakçı
    Ekim 2005 Felluca Irak

    ---
    Abdülaziz Rantisi
    Nisan 2004 Filistin

    ---

    Samim Kaplan Kırşehir
    1999 Dağıstan

    ---

    Salih Kara
    18 Ağustos 1978 Türkiye

    ---

    Salih Turan Gümüşhane
    2000 Çeçenistan

    ---

    Salman Raduyev
    Aralık 2002 Rusya

    ---

    "Şehadet bize bir son değil başlangıçtır."

    Selami Yurdan
    22 Ağustos 1992 Bosna

    ---

    "Ben şehadeti bütün niğmetlere tercih etmeye hazırım."

    Seyfulah Efzali
    Kasım 1987 İran



  4. Reklam

  5. 4
    rana Aciz Kul
    rana
    Aciz Kul

    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 2,244
    Tecrübe Puanı: 36
    Yer: Almanya

    --->: İz Bırakanlar Tevhid Şehitlerimiz !


    "Eğer idamı hak etmiş olarak hakkın emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksızlıktır. Eğer batılın zulmüne kurban gidiyorsam, batıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!.."

    Seyyid Kutub
    29 Ağustos 1965 Mısır

    ---

    Yahya Ayyaş
    5 Ocak 1996 Filistin

    ---

    Yahya Saltan Ağrı
    1996 OGADİN

    ---


    Zelimhan Yandarbiyev
    Şubat 2004 KATTAR

    ---

    Zinnur Konya
    2003 Çeçenistan

    ---

    "Hüküm yanlız Allahındır, sizin alcak hükmünüzü hiçbir değeri yoktur, Allaha aidiz ve ona dönücüyüz."

    Ömer Muhtar
    15 Eylil 1931 Libya

    ---


    " Siz ey müslümanlar! suskun ve aciz, helak olmuş ölüler. Hala kalbleriniz sızlamıyormu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında, Bir halk yokmu, Hiçmi kimse yok. Allah için ve ümmetin namusu için kızacak."

    Şeyh Ahmey Yasin
    22 Mart 2004 Filistin

    ---


    " Beni değersiz dallarda asmanıza karşı pervam yoktur. Muhakkakki yolum İslam ve Allah içindir."

    Şeyh Said
    28 Haziran 1925 Türkiye

    ---


    "Allahım bana mutlak itaati bağışlaki, dünyada mutlak isyan içerisinde olayım."

    Ali Şeriati
    8 Temmuz 1978 Londra

    ---

    Selahaddin Uruk
    Türkiye

    ---

    Ve daha nice ismini hatırlıyamadığımız bilmediğimiz...
    Hizbullahi şehitler....

    Selam olsun ey şehitler, yolunuz yolumuzdur.......



    Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı islam'dır (İslam Birliği'dir) Bediüzzaman Said Nursi (Hutbe-i Şamiye, s. 90)
    İnşaAllah, alem-i İslamın (İslam aleminin) da büyük bir bayramına yetişirsiniz. Cemahir-i müttefika-i islamiyenin (İslam cumhuriyetlerinin birleşmesinin) kudsi kanun-u esasiyelerinin (kutsal kanunlarının) menbaı (kaynağı) olan Kur'an-ı Hakim, istikbale tam hakim olup beşeriyete (insanlığa) tam bir bayramı getireceğine çok emareler (işaretler) var (Emirdağ Lahikas?-ll, s. 76)



    Merhum Dr. Şeriati'nin tabiriyle, Şia toplumları arasından çıkan “safevi”ler, Sünni toplumları arasından çıkan “emevi”ler ümmetimizi çapraza alarak, İslam kardeşliğini, “İslami Vahdet”i ellerindeki zehirli hançerleriyle parçalayıp durdular; onlar Rabbimizin “tek bir ümmet” olarak tanımladığı Müslümanları, birbirine hasmı haline getirdiler. Birileri “Şiilik” adına Sünni Müslümanları, birileri de “Sünnilik” adına Şii Müslümanları İslam’ın dışına attı; her iki kesim de ne yazık ki bunu “din” adına yaptı..

    Kişilikli vahdet anlayışında Maliki, Caferi, Şafi v.s bir mü’minle Hanefi bir mü’min vahdet üzere olacaksa, Maliki ya da Caferi mü’min bilmelidir ki O’nun mezhebine bağlı olduğu kadar bende mezhebime bağlıyım. O ne kadar Caferi ya da Maliki ise bende o kadar Hanefiyim. O müslümanı benim abdestli saymam için illa benim gibi abdest alması gerekmiyor. Ya da benim O’nun abdestini meşru gördüğümü ispat edebilmem için illa kendi mezhebimin abdest alma şeklini terk edip batıl olduğunu ikrar etmem gerekmiyor. Ham softalık yaparak Şii olurum korkusu ile Ebu Hanefi(r.alh)’ın kıymetli hocası, üvey babası, Ehl-i Beyt’in güzide halkası İmam Ebu Caferi Sadık(r.alh)’i yok saymak ne kadar abesse O(r.alh)’nun fıkhının meşru olduğunu ifade edebilmem için Ebu Hanefi(r.alh)’in fıkhını küçümsemem, yok saymam da o kadar abestir. Tıpkı Hanefi kaynaklarında hükme bağlanmış, neticelenmiş Sıffın savaşında “Hz. Ali(r.a) haklıdır” gerçeğini Şii olurum korkusu ile susarak gizleyen kişilik edinememiş Sunni gibi. Ya da Hz. Ali(r.a)’yi sevdiğini ispat etmek için karşı tarafa Hz. Ali(r.a)’nin bile söylemediği hatta mani olduğu hakaretleri diline dolayan biri gibi…

    İmam Ebu Cafer, İmam Ebu Hanefi, İmam Malik, İmam Şafi, İmam Hanbel, İmam Zeyd’in bir şekilde bu ümmetin mürşidi ve önderi olduğuna ve bu mübarek imamların birbirleri ile gerek genetik gerek ilmi köprülerle birbirlerine bağlı olduğunu unutarak ümmet içerisinde vahdete engel teşkil edenler, vahdetçilik oynayanlar aslında evvelde kendi mezheb imamlarına aykırı davrandıklarını bilmelidirler.



  6. 5
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    ŞEHiD ABDULLAH AZZAM (R.A)

    "Ey İslam davetçileri: Ölüm tutkunu olunuz ki size hayat bağışlansın...
    Okuduğunuz kitaplar, devam ettiğiniz nafileler sakın sizi aldatmasın!"
    1941 yılında Filistin'in Siletü'l-Hasiriye kasabasında doğdu. Buradaki ilk ve orta öğretiminden sonra 1966'da Şam Üniversitesi Şeriat Fakültesi'ni bitirdi. 1967'de Amman'da öğretmenlik yaparken Batı Şeria ve Mescid-i Aksa'nın yahudilerin eline geçmesi üzerine Müslüman Kardeşler'in mücahid birliklerine katıldı.
    İlimsiz cihad olmayacağını düşünerek,başladığı doktorasını 1973'te Kahire'de Usulu Fıkıh dalında başarıyla bitirdi. 1973-80 arası Ürdün Şeriat Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak bulundu. Ürdün'den askeri yargıtay kararıyla sürülünce 1981'de Cidde Kral Abdulaziz Üniversitesi'nde çalışmaya başladı. Burada istediği ortamı bulamayan Abdullah Azzam İslamabad'daki Uluslararası İslam Üniversitesi'nde ders verirken aynı zamanda yeni başlayan Afgan cihadı ile yakından ilgileniyordu. Bir süre sonra üniversitedeki görevini tamamen bırakarak Peşaver'e taşındı.

    Şehadetine kadar tüm ömrünü kah cephede savaşarak, kah Arap ülkelerinden gelen gençlerin eğitim kamplarında, kah muhacirlerin kamplarında geçiriyordu. Beytü'l-Ensar (sonra Hidemat) adıyla açtığı büroda Arap ülkelerinden gelen gençleri ve yardımı organize ediyordu. Mücahidlere yardım, mücahid kervanlarının cephane taşımak için kiraladıkları hayvanların kirası ve yolda erzak almaları için maddi destek olma, Arap ülkelerinden gelen gençleri kamplarda sıkı bir eğitimden geçirdikten sonra fiili cihada yollama, mücahidlerin ve muhacirlerin İslami eğitimi için gayret gösterme, dergi ve kasetlerle Afgan cihadını tanıtma yanında yazdığı eserlerle ümmete büyük hizmet veren bir alimdi.

    Abdullah Azzam 24 Kasım Cuma günü her zaman namazını kıldığı Seb'u'l-Leyl Camii'ne gitmek üzere evinden çıktı. Amacı cuma hutbesini okumak ve cuma namazını kıldırmaktı. İki oğlu Muhammed ve İbrahim ile birlikte arabasına doğru yaklaştı. Arabaya bindikten kısa bir süre sonra büyük bir patlama duyuldu. 20 kilogram ağırlığındaki TNT'nin uzaktan kumandalı olarak patlamasıyla araba anında parçalandı.

    Abdullah Azzam, oğlu Muhammed ve İbrahim ile birlikte şehit oldu. Şehidin cenazesine coşkulu bir kalabalık katıldı..Meydana gelen büyük patlamayla, araba paramparça olmuştu. Öyle ki patlamanın olduğu nokta derin bir çukura dönüşmüş ve olay yerine yakın olan elektrik hatları kopmuştu.

    Abdullah Azzam'ın vasiyetinden:

    "Yüce Allah'ın rahmetine muhtaç, Allah'ın kulu Abdullah Yusuf Azzam'ın vasiyetidir. Kahraman komutan Celaleddin Hakkani'nin evinde ve Şubat 1406 Şaban ayının (20 Nisan 1986) Pazartesi ikindi vaktinde şu sözleri yazıyorum: Hamd yalnız Allah'ındır. Ona hamd eder, ondan yardım diler, mağfiretini isteriz.

    Nefislerimizin şerlerinden Allah'a sığınırız. Her kime hidayet verirse onu saptıracak yoktur. O bir ve tektir... Şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve Resuludur.

    Allah'ım senin kolay kıldığından başka kolay yoktur. Sen dileyecek olursan zoru da kolaylaştırırsın.

    .........

    Allah yolunda savaşa çıkmamak konusunda nefse gerekçeler bulmak, nefsin kendisini uyuşturacak, birtakım gerekçeler bularak, Allah yolunda savaşmayıp, evinde oturmaya razı olması bir oyun, bir oyuncak edinmektir. Daha doğrusu Allah'ın dini ile oynamak, onu oyuncak edinmek demektir. Bizler Kur'an vasıtasıyla bu gibi kimselerden de yüz çevirmekle emrolunmuş bulunuyoruz. Dinlerini oyun ve eğlence edinmiş, dünya hayatının kendilerini aldattığı kimseleri bir kenara bırakın..Cihad için gerekli hazırlıkları yapmaksızın geleceğe dair umutları gerekçe göstermek, zirvelere ulaşmayı ve oralara yükselmeyi, arzulayan küçük nefislerin yapacağı işlerdendir. Nefisler büyük olduğu takdirde , .edenler o muradı gerçekleştirmek için yorulur.

    Yani Allahu a'lem bugün için, Allah yolunda savaşmayı terk eden kimseyle , namazı, orucu ve zekatı terk eden kimse arasında hiçbir fark görmüyorum.

    ...........

    Ey İslam Davetçileri: Ölüm tutkunu olunuz ki size hayat bağışlansın. Sakın ameller sizi aldatmasın, aldatıcılar Allah ile sizleri aldatmasın.

    Okuduğunuz kitaplar devam ettiğiniz nafileler sakın sizi aldatmasın!"

    alıntı


  7. 6
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    1-selami Yurdan (ilk Turk Sehidimiz,kabri Travnik'te)
    2-edip Sadioglu
    3-adil Balat
    4-ebubekir Arici
    5-bahaddin Alaslan
    6-ahmet Demirer
    7-ahmet Pinar
    8-ramazan Celik
    9-renda Tosuner
    10-sait Baser
    11-ilhan Atli
    12-mustafa Colak
    13-ali Pinarbasi
    14-mehmet Ozdemir
    15-omer Tasar
    16-muammer Aslantas
    17-ahmet Samil
    18-abdulmetin
    19-ebu Muslim
    20-canakkaleli Yusuf


    Sehid Tahtinda Rabbe Gulumser
    Ah Binlerce Canim Olsaydi Der
    Sehid Tahtinda Rabbe Gulumser
    Canim Bedeli Bir Sofrada Yer

    Rabbim! Sehadet Serbetini Icmeden,sehidler Gibi Yasamayi Nasip Eyle.



  8. 7
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    Şehide Filiz Beyaz

    07 Kasım 2006 - 18:12:16
    Filiz Beyaz ve Havva Gülveren, 29 Temmuz Çarşamba günü Konya’da bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiler. İslam’a gönül vermiş mücadeleci bu iki genç kız,ölüme de birlikte gittiler. Filiz Beyaz eğer -elleri kelepçeli olarak iki jandarma arasında sınava götürülme görüntüleri medyada yer almasaydı- belki de bu kadar tanınmayacak unutulup gidecekti...

    ****
    Onlar Kuran İçin Yaşadı

    Filiz Beyaz ve Havva Gülveren, 29 Temmuz Çarşamba günü Konya’da bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiler. İslam’a gönül vermiş mücadeleci bu iki genç kız, ölüme de birlikte gittiler.

    Hayatlarında devamlı iyiyi, doğruyu ve güzeli yaşadılar; başkalarını da yaşatmak için, bu kısa ömürlerinde uzun bir mücadele verdiler. Her fani gibi onlar da, bir trafik kazası ile vefat ettiler. Ömürlerinin sonuna kadar başörtüsü için verdikleri mücadele unutulmayacak. Mekanları cennet olsun.

    Filiz Beyaz, İstanbul Üsküdar doğumlu. Orta öğrenimini Haydarpaşa Lisesi’nde başarıyla bitirir. 1995’te Konya Selçuk Üniversitesi Jeoloji Mühendisliğini kazanır. İslam’la tanışması bu yıllara rastlar. Müslüman olmadan önce solcu bir dünya görüşüne sahiptir. O zaman da aktif ve araştırmacıdır. Hidayetine, bir rüyanın vesile olduğunu söylerdi; ama bu rüyayı hiç anlatmamıştır. Çok samimi idi. Mücadeleciydi.

    Filiz Beyaz eğer -elleri kelepçeli olarak iki jandarma arasında sınava götürülme görüntüleri medyada yer almasaydı- belki de bu kadar tanınmayacak unutulup gidecekti. O, hep en ön saflarda mücadele verdi. Konya’da başörtü eylemlerinin ve İslami mücadelenin sembolüydü. O,hiçbir zaman okuduğu okulu amaç edinmemiş ve istikbal kaygılarıyla taviz vermek gibi bir zillete düşmemişti. Konyalı, O'nu, Hüseyin’siz çağın Zeyneb’i olarak tanımıştı. Bir Müslüman olarak üzerine düşen hiçbir problemden kaçmamış hiçbir gerçeğe gözlerini kapamamıştır. Havva gülveren,1969 Konya doğumlu. İslam’a gönül vermiş, mücadeleci, özellikle ünirvesiteli öğrencilerin “Havva ablası”idi. Konya’da kimsesizler yurdunda sevilen bir müdireydi.Görev yaptığı yurtta,kimsesiz ve özürlü çocukların çamaşırlarını yıkayacak kadar yüreği sevgiyle dolu güzel bir insandı.

    29Temmuz Çarşamba günü Konya’da bir trafik kazasında Filiz Beyaz ve onun”ablam, biricik dert ortağım”dediği Havva Gülveren hayatlarını kaybettiler. Filiz Beyaz ve Havva Gülveren hayatta birlikteydiler; ölüme de birlikte gittiler. Artık ayrılmayacaklar…

    Zeynep Erdoğan

    ****

    Mahmut Uysal (Havva Gülveren Hanım’ın nişanlısı) :

    Ve bizler dava arkadaşları olarak; bu iki güzel insanı, Filiz Beyaz ve Havva Gülveren’i hiç unutmayacağız. Şu anda üniversite kapılarında başörtüsü veren tüm bacılarımıza, ALLAH’tan sabır ve yardım diliyoruz. 24/9/98 Perşembe günü, Konya’da Alaaddin Caddesi’nde bir bacımızı ağlarken gördük. Yanına yaklaşıp, yardım etmek istedik ve niçin ağladığını sorduk.O da, ”Ben İlahıyat Fakültesi’nde öğrenciyim ve okuldan geliyorum.Okul idaresi bizden başı açık resim istedi,bunu biliyorsunuz.Ben buna ağlamıyorum. Resim için bile olsa, bazı arkadaşlarımız o kadar kolay başını açtı ki,işte ben buna ağlıyorum” diye,cevap verdi.

    Bizler;zalim zulme doymaz diyor ve tüm Müslüman kardeşlerimizi,Mekke’de müşriklerin amborgosuna onurluca direnip;bu onurlu mücadeleyi kazanan sahabenin kutlu direnişine davet ediyoruz.

    ****

    Cezaevinden Sesleniş

    Tutuklu olduğu cezaevinden şöyle sesleniyordu Filiz Beyaz; ”Asra yemin olsun ki; insan şüphesiz ziyandadır. Ancak iman edip, Salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır. ”Hak,ALLAH’ın en güzel isimlerinden birisidir.İnsan ise biziz.İnsan hakları, ALLAH’ın insan olmamız dolayısıyla tüm insanlara bahşettiği haklardır.

    ALLAH’ın arzında biz düzelticileriz diyerek bozgunculuk yapanlar, bizleri haklarımızdan mahrum etmeye çalışmakta, dayatmalarla egemenlik alanlarını genişletmek istemektedirler. Mazlumların ve mustazafların onurlu direnişi, onlara bu imkanı vermeyecektir."

    Filiz Beyaz Konya E- Tipi Cezaevi



    FİLİSTİN

    Ölesiye sevdalıyım Filistin mücadelesine
    Bir yol bulsam da gitsem
    Filistin diyarına
    Özlüyorum
    Ben yokum orda
    Duyuyor musun Filistin
    Bir taşta bana bırakın
    Beni de katın aranıza
    Yemin ediyorum
    Gerekirse bulaşığınızı yıkar
    Elbiselerinizi temizler
    Yerleri silerim
    Ne olur beni de katın aranıza
    Dağlara çıkar
    Ellerimle kırarım dağları
    Taş toplarım size
    Sinem ağlıyor.
    Mücadelenizde ben yokum diye
    Utanırım bakamam size
    Sizde yokluk içinde mücadele
    Bizde varlık içinde sefillik
    Filistin biliyor musun
    Mücadelenin olmadığı yer sefilliktir
    Biliyorsun değil mi Filistin
    Mücadelen boşuna değil
    Bir isteğim var Filistin
    ALLAH izin verirse
    Ne olur Filistin beni de aranıza katın

    Filiz Beyaz - 09 . 07. 1998



  9. 8
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    Bacımız Havva Barayev'in rus askeri binasına Şehadet Saldırısı


    --------------------------------------------------------------------------------

    Bütün Müslümanlara! Çeçenistan'daki kardeş ve bacılarına yardım görevlerini hakkıyla yerine getiremeyenlere, Müslümanlar Çeçenistanda ve dünyanın diğer bölgelerinde katledilirken kendileri dünyaya dalanlara...
    Son sözleri "Ne yaptığımı biliyorum. Cennetin bir bedeli var ve inşaALLAH bu bir bedel olarak sayılır" olan henüz 20 yaşına bile girmemiş, genç ve tesettürlü bir Müslüman bacınızın mesajına kulak verin.

    Havva Barayev içi patlayıcı dolu bir arabayı Alkan Kala'nın sokakları arasından geçirerek rus özel birliklerinin binalarına doğru sürdü. Ruslar O'nu durdurabilmek için ateş yağmuruna tutsalarda, ALLAH (C.C) O'nun mesajını iletebilmesini ve zafere ulaşmasını takdir etmişti bir kere. Girişten geçip arabasını ana kumanda binasına doğru sürdü. Ve binaya çok büyük hasar veren patlama gerçekleşti.
    Toz ve duman dindikten sonra birçoğu kıdemli olmak üzere 27 rus askerinin öldüğü anlaşıldı. Özel birliklerin kullandığı bina çok büyük bir hasar almıştı. Müslüman kadın savaşçı rus birliğinin kalbi olan merkeze hançerini saplarken 270.000 kişiden oluşan rus ordusu hadiseyi çaresizce izlemekten başka birşey yapamadı. Binada meydana gelen ağır hasar ve patlama sonrası binayı çevreleyen panik içindeki rus askerleri kayıpların çok az olduğunu söyleyen rus bildirilerini yalanlıyordu.
    Havva bacımızın hayatını ALLAH (C.C) yolunda feda etmesi sadece Çeçenistandaki değil dünyanın her tarafındaki kafirlere, Müslamanların onların zorbalıklarına asla boyun eğmeyeceği uyarısıdır.
    Bu uyarı ayrıca Müslüman kadınlara ve çocuklara karşı işledikleri suçların hesabını hiç vermeyeceklerini sananlaradır. Havva Barayev ALLAH'ın (C.C) düşmanlarına bunların hepsinin hesabını vereceklerini öğretmiştir. Havva Barayev ALLAH'ın (C.C) düşmanlarına İslam ümmetinin geçmişte olduğu gibi bugünde ve gelecekte de Mücahidler yetiştirecek annelere ve Müslümanların onurunu koruyacak kadın ve erkeklere sahip olduğunu öğretmiştir.
    Evlerinde rahat içinde yaşayan Müslümanlar acaba Havva Barayev'in dünyaya verdiği dersten nasiplerini almışlar mıdır? O'nun gösterdiği bu büyük fedakarlık ve sarsılmaz iman örneğini takip edecek misiniz? Çeçenistandaki kardeş ve bacılarınızı her şartta güçlerinizle, politik ve finansal olarak destekleyecek misiniz? En azından Onları dualarınızda hatırlayacak mısınız?
    Bu operasyon Mücahidlerin Çeçenistandaki rus işgalini ortadan kaldırmak için verdikleri mücadeleye yeni bir boyut kazandırmıştır. ALLAH (C.C) böyle operasyonların sayısını ve kapsamını arttırsın ve şehid Havva bacımıza sonsuz merhametiyle merhamet etsin. Yalnız ALLAH'a (C.C) dua edip yalnız O'ndan diliyoruz. O merhameti en yüce olandır.
    Bu operasyonun haberinin yayılmasından kısa bir süre sonra Kumandan Ramazan Ahmedov'un yorumu "Bundan sonra evlerinde hiçbir şey yapmadan oturan Çeçen erkekleri artık eşlerinin yüzlerine bile bakamaz, ALLAH (C.C) Havva bacımıza merhamet etsin" şeklinde oldu.
    Havva Bareyev Çeçenistanda bu tür bir operasyon düzenleyen ilk kadın oldu. Ama ilk şehit olan bacımız O değil. Korkak rusların elinde şehit olan birçok bacımız var fakat Havva bacımız önemli bir misal olmuştur. O sadece büyük kuzeni harika kumandan Arbi Barayev'in adımlarını takip etmekle kalmamış aynı zamanda Mücahidlerin ALLAH (C.C) adına yaşamak, savaşmak ve ölmek kararlılığını pekiştirmiştir.
    ALLAH (C.C) Çeçenistandaki Mücahidlere zafer ihsan eylesin ve Onlara cennetin en yüksek makamlarını nasip etsin. Havva bacımızıda bu şehitler arasına kabul buyursun. Amin.
    "Ne yaptığımı biliyorum. Cennetin bir bedeli var ve inşaALLAH bu bir bedel olarak sayılır." Havva Barayev, Tesettürün Kılıcı.

    ALLAH-U EKBER



  10. 9
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    Aşağıdaki mektup Güney Lübnan'da kullandığı patlayıcı yüklü kamyonu bir askeri konvoyun üzerine sürerek kahramanca ölen ondokuz yaşındaki Lübnanlı müslüman Sena Muhaydi'nin son sözleridir."Benim sevgililerim, Hayat sadece bir şeref, onur ve kendine saygı yeridir. Ben ölmedim, yaşıyorum ve sizinleyim. Oh, bu şehitlikten dolayı ne kadar mutlu ve sevinçliyim. Size yalvarıyorum...Hepinizin teker teker ellerinden öpüyorum...Yalvarırım benim için ağlamayın; benim için matem tutmayın, sadece sevinin. Sözlerime gülümseyin çünkü onlarda kahramanlık var, sevgili bağımsızlığın ümitleri var... Şimdi ben güneyin toprağına gömülüyorum, o toprak ki onu kendi kanımla suladım, sevgimle suladım. Dilerdim ki ne kadar mutlu olduğumu bilesiniz, o zaman siyonist teröründen kurtulmak için bağımsızlık yolunda yürüyenleri desteklerdiniz. Terörist, pis siyonistler ne kadar güçlü görünürlerse görünsünler, hiç bir şekilde bizim gibi olamazlar, onlar insanı arkadan vuran hainlerdir. Bağımsızlık için hayatını feda edecek, karşılaştığı zorluklara rağmen bildiği, inandığı yolda yürüyecek kahramanlara ihtiyaç var...Kahramanlık budur ve bu olmalıdır. Ben en ulu geleceğe, tarifi imkansız mutluluğa gidiyorum. Benim için, kahramanca şehitliğim için ağlamayın. Benim toprağın üzerine paramparça saçılan vücudum, cennette yine tek parça olacak! Oh anne, etlerim kemiklerimden ayrılıp kanım Güney toprağının içine süzülürken ve ben siyonust düşmanları yok ederken ne kadar mutlu olacağım. Ben ölmedim. Bu sadece bir başlangıç. Bunu daha büyük bir ikincisi takip edecek, sonra üçüncü, dördüncü ve sonra belki yüzlerce cesur ve cüretli operasyonlarda bulunacak. Ben bu kahramanca ölümü, haince bir ihanete, sürpriz bir bombaya, ya da ajanın kirli elleriyle öldürülmeye tercih ettim. Böylesi çok daha iyi ve onurlu değil mi? Lütfen sorularıma cevap verin. Sizinle olmasam bile sizi duyabilirim. Duyacağım çünkü sesiniz ve parlak gülüşünüz kanımla suladığım toprağın her zerresini arayacak ve ben sizin ileteceğiniz her sözü sükunetle dinliyor olacağım. Evet, işte benim esas isteğim bu...Size söylemeden evi terkettiğim için bana kızmayın. Ben evlenmek için ya da birisiyle yaşamak için evimi terketmedim, cesur, şerefli ve mutlu şehitlik mertebesiyle buluşmaya gittim. Sizden son dileğim."Güney'in Gelini" olarak hatıralarda yaşamak!..." Selam olsun sana Güney'in Gelini...


  11. 10
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    Bir İstişhadiyye: Hanadi Teysir CERADAT

    21 Aralık 2005 - 23:00:00
    4 Ekim sabahı Filistinli 28 yaşındaki bayan avukat Hanadi Teysır Ceradat işine gitmek için her zaman olduğu gibi evinden dışarı çıktı. Bir gün önce geceleyin Kur’anı Kerim okuduktan ve namaz kıldıktan sonra Allah Teala’dan kendisine şehadet nasip etmesini talep etmişti. Aynı günün öğle vakti Filistin’in batısında yer alan Hayfa şehrinde çok büyük ani bir patlama vuku buldu ve bu patlama işgalci Siyonist güçlerin dehşete kapılmalarına sebep oldu. Henadi bu şehadet operasyonunu gerçekleştirerek kendi arzusu olan şehadete ulaşmıştı. Bu şehadet operasyonu karşısında dehşete kapılan Siyonistler panik içinde alel acele bu Filistinli mücahide hanımın ailesinin evini yerle bir ettiler ve devamında her zaman olduğu gibi tekrar savunmasız Filistin halkının kadın çocuk demeksizin katliamını sürdürdü.

    Henadi Ceradat ilk Filistinli kadın şehadet eylemcisi olmadığı gibi kuşkusuz Siyonistlerin bu insanlık dışı tavırları devam ettiği sürece sonuncusu da olmayacaktır. O da öteki Filistinli kadın ve erkek şehadet eylemcileri gibi kendi İslami vatanlarının Siyonistler tarafından işgal edilmesinden ve her geçen gün çok sayıda savunmasız Filistinlinin Siyonistlerin cinnetvari girişimleri ve cinayetleri sonucu şehit edilmelerinden bıkmış ve tek mücadele yolunu kendini feda ederek Siyonistlere bir ders vermek olduğunu düşünmüştü.

    Gerçi daha önce de kahraman Filistinli kadınlar kendi İslami vatanlarını işgalden kurtarmak amacıyla büyük fedakarlıklarda bulunmuş ve onların bir çoğu şehit düşmüştü ama Filistin intifadasının kahraman hanımlarının böyle şehadet talep fedakarlıkları düşmanın üzerinde beklenmedik çok ağır bir darbe indirmiş ve beklenmedik olmuştu.



  12. 11
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    Şehadet Elbisesi Giymiş Bir Gelin: Âyat el AHRAS

    13 Temmuz 2006 - 23:00:00
    Tekbirler göz yaşları ile karışmıştı, çünkü bugün onun evleneceği gündü, fakat o, bu gün bir buçuk seneden fazladır bekleyen müstakbel kocası ile evlenmek için beyaz gelinliğini giymemişti! Bunun yerine bir asker üniforması ve Filistin başörtüsü giymişti ve kendisini asil kırmızı kanı ile güzelleştirip düğününü bir Filistin düğününe çevirmişti. Bu şehid ve gazilerin analarının kalplerine mutluluk taşıyordu.

    Temmuz ayında, Aayat düğününü dünyadaki herhangi başka bir kız gibi gerçekleştirecekti, fakat o, sadece kendisi gibi olanların evlendiği şekilde; giysisi kanlar içinde bir gelin olmakta ısrar etti. Kudüs davasını onurlandırmak için, Siyonist varlığın tam kalbinde bir kız tarafından üstlenilen başarılı ve kahramanca bir operasyonla onlarca Siyonist işgalciyi öldürmeyi ve yaralamayı başardı.

    Bir düğün, bir cenaze değil

    Şehide Âyat el-Ahras için olan matem bir filistin mülteci kampında mütevazi bir evde gerçekleştirildi. Bir gelinin evliliğini gerçekleştirmekten alı konulduğu zamanlarda feryatlar ve ağlama sesleri duymaya alışmıştım, fakat evin yakınlarında memnun tekbirler ve şarkılar duyduğumda ve şehidenin sabırlı annesinin, kendisini tebrik etmeye gelen kadınları karşıladığını gördüğümde şaşırdım. Büyük bir zorlukla onunla konuşabilmeyi başardım ve o bana Âyat’ın evden ayrıldığı son sabahı anlattı. Dedi ki:

    “Âyat, normalde olduğundan çok daha erken kalktı, daha doğrusu o gece hiç uyumamıştı. Sabah namazını kıldı, daha sonra Kur’an okumak için oturdu. Okul üniformasını giydi ve bana kaçırmış olduğu dersleri gözden geçirmek için okula gideceğini söyledi. Cuma günü olduğu için şaşırmıştım, bugün bütün ülkenin okulları için genel tatildir! Fakat bana bunun hayatının en önemli günü olduğunu söyledi, bu nedenle Allah’a, ona yardım etmesi ve isteğini yerine getirmesi konusunda dua ettim.’’

    Annesi anlatmaya devam etti:

    ‘’Bu cümleyi bitirir bitirmez gözlerinde, sanki onun dileğini yerine getirmişim gibi bir kıvılcım fark ettim ve sanki bu sözlerle ona başarısının yolunu açmıştım. Parlak gülümsemesi ile bana baktı ve dedi ki: Bu senden istediğim tek şey, Anne. Ve kız kardeşi Samâh ile birlikte çabucak dışarı çıkıp okula gitti.’’

    Son nefese kadar bilgi..

    Şehide Âyat el-Ahras 20 Şubat 1985’te doğmuştu, orta okulda 3. sınıf öğrencisi idi, 7 kız ve 3 erkek kardeşi arasında dördüncü çocuktu. Çalışmalarındaki mükemmel başarıları ile bilinirdi, bu senenin ilk döneminde mükemmel sonuçlar elde etmişti. Operasyonunun zamanını bilmesine rağmen, derslerini gözden geçirmeye devam etti ve son gecesinde saatlerce çalıştı ve bilginin önemini sınıf arkadaşlarına vurgulamak için okula gidip son dersine katıldı. Bilgiye her zaman için çok önem verirdi.

    Bu konuda, arkadaşı Hayfâ; Âyat’ın kendisine ve arkadaşlarına çalışmalarının önemini hiç unutmamalarını ve durum ve tehlikeler ne olursa olsun çalışmalarını devam ettirmek konusunda kararlı olmalarını tavsiye ettiğini söyledi.

    Âyat’ın şehadeti konusundaki haberlere inanmayı hâlâ reddeden Hayfâ, sözlerine şunları da ekledi:

    ‘’Bir haftadan beri Âyat, bütün şehidlerin resimlerini okul sırasının içinde saklıyordu, bu sıra üzerine şehadetin ve şehidlerin mükemmellikleri konusunda bir sürü slogan yazmıştı. Fakat onun bunlara katılma niyetinde olduğunu hiçbir zaman düşünemezdim. İntifadanın başlangıcından beri şehidlerin fotoğraflarını topluyordu ve bunlar onun okuldaki derslerinde en yüksek notları alması için onu daha da azimlendiriyordu.’’

    Elveda Samâh..

    Şehidenin annesi anlatmaya devam etti, bir gözyaşı yanağından aşağı süzüldü: ‘’Daha sonra onun kardeşi Samaah saat 10’da yanında ablası olmadan geri döndü ve endişelendim ve kalp atışlarım hızlandı çünkü güvenlik önlemleri çok yüksek seviyedeydi ve kampa her an bir saldırı düzenlenebilirdi. Ve endişelerin acılı kabuslarını hissettim ve sorular önlenemez bir sel gibi aktı: nereye gitmişti? Şehadet düşünü gerçekleştirmiş olabilir miydi? Faka nasıl? Ve nişanlısı ne olacaktı? Ve hazırlamış olduğu düğün elbiseleri?’’

    Peki ya düşleri?

    Annesi kabullenememe hisleri ve kızının bir şehadet operasyonu gerçekleştirmiş olduğu yönünde kalbinden geçirdiği düşünceler arasında bocalarken, Nataynya’da bir şehadet operasyonu gerçekleştirildiği ve bombacının bir kız olduğu konusunda haberler geldi. Gözyaşları sesini bastırdığı bir şekilde anne anlatmaya devam etti,

    “Bundan sonra Âyat’ın artık geri dönmeyeceğinden emin oldum ve onun Kudüs’ün gelini olduğunu anladım. Bizim evin yan tarafındaki evleri helikopterler tarafından füzelerle havaya uçurulup kendileri de şehid olduklarında Issa Farah ve Saa’d’Id’in intikamını almak için karar vermişti.”

    Ölüme doğru..

    Şehide el-Ahras, şehidlerin bütün isimlerini ve fotoğraflarını toplamayı severdi, özellikle de şehadet operasyonu yapanların. Ahras onlar gibi olmayı düşlerdi. Fakat cinsiyeti en büyük engeldi ve günlerini, şehadet düşünceleri ile geçirirdi ta ki, şehide Wefâ Idris bir Filistinli kız olarak ilk defa bir şehadet operasyonunu başarı ile tamamlayana kadar.. Bu şehadet operasyonundan sonra Âyat’ın onun izinden gitme isteği güçlendi. Bütün güvenlik önlemlerini aştı ve ordu kuvvetlerinin liderlerinin yanına kadar girebilmeyi başardı, böylece, önceden hiçbir politik grubu veya öğrenci hareketlerini takip etmeyi reddetmiş olmasına rağmen, el-Aksa Şehitleri Tugayının bir üyesi oldu.

    Âyat’ın annesi, Âyat’ın şehadet için olan gerçek dileğini gizlemek için çok çaba sarf ettiğini doğruladı, onu hiçbir zaman bu konuda konuşurken görmemişti. Şöyle derdi:

    “Ölüm bizi kuşatmışken yaşamanın anlamı nedir? Biz ona, o bize gelmeden önce gideceğiz ve intikamımızı ölmeden önce alacağız.”

    Çikolatalar..

    Onun yakın arkadaşı ve sırdaşı, 10. sınıf öğrencisi olan Samâh, ablasının şehadet haberlerini duyduğunda, onun bu şekilde kahramanca bir operasyon gerçekleştirme niyetini bilmesine rağmen kendini kaybederek bayıldı. Bize aralarında gerçekleşen son vedalaşmayı anlattı;

    ‘’Gözyaşları sesini bastırıyordu. Yüzünde bir ışık ve önceden hiç görmediğim bir mutluluk gördüm, bana biraz çikolata verdi ve sevgi dolu bir sesle bana şöyle dedi: “Allah’a dua et ve beni başarılı kılmasını iste.”

    Ve ona “Ne için?” diye sormadan önce şöyle dedi:

    “Bugün en güzel haberleri duyacaksın, bugün hayatımın en güzel günü, uzun zamandır beklediğim gün. Selamını herhangi bir kimseye iletmemi ister misin?

    Alaycı bir şekilde cevap verdim:

    “Selamımı şehid Mahmud’a ve şehid “Saa’id’e ilet” çünkü bir operasyona katılmaya cesaret edemeyeceğinden emindim ve kimsenin ona yardım etmeyeceğini düşünüyordum ve öğrenci örgütüne üye olmayı reddediyordu…

    Sözlerine şöyle devam etti:

    “Şehadeti mübarek olsun, cesareti nedeniyle bunu hak ediyor ve ona söz veriyorum ki ben de şehadet yolunda yürüyeceğim, sonuçta hepimiz şehid doğduk.”

    Gelinimin Düğünü

    Âyat’ın müstakbel kocası Şâdi Ebu Laan, onun şehadetinden sadece birkaç saat önce, evlilikleri hakkında hayal kuruyordu, henüz dekorasyonunu tamamlamamış oldukları ve Temmuz ayında Âyat’ın Bakalorya sınavlarından sonra taşınacakları evlerini düşünüyordu. Bir buçuk senedir nişanlıydılar ve evlenmeyi bekliyorlardı ve uzun tartışmalardan sonra adını Adiyy koymaya karar verdikleri ilk bebekleri ve onu nasıl bir kahraman olarak yetiştirip El-Aksa’yı işgalden kurtaracağı hakkında hayal kuruyorlardı. Fakat birden bire ve beklenmedik bir şekilde, Şâdi, düşlerinden sıyrılıp işgal gerçeğini düşünmeye başladı, kendisini Siyonist varlığın kalbinin ortasında havaya uçuran eşinin Filistin’in gelini olduğunu anladı.

    Şâdi’ye nişanlısı, ve erkek kardeşleri ile olan yakın dostluğu sonucu aşık olduğu ve 2000 senesi Eylül aynın başlarında evlenme teklif ettiği Âyat hakkında soru sorar sormaz yanağından aşağı bir gözyaşı süzüldü ve gözyaşlarının bastırdığı sesi ile şunları söyledi:

    “Bu sene sınavlarını bitirdikten sonra evlenmeyi planlıyorduk, fakat ALLAH teala başka bir şey planlamış. Belki de Cennet’te buluşuruz, bana yazdığı son mektubunda böyle diyordu.”

    Şâdi bir an için sustu, Âyat’ın görüntüsünü aklında tekrar canlandırdı, sonra devam etti:

    “O, benim için kendi ruhumdan daha önemliydi. Onu, güçlü bir karakteri olan bir kız olarak tanırdım, kararlıydı, akıllıydı, ülkesini severdi, yaşamayı severdi ve çocukları için güvenli bir ortam düşlerdi, bu nedenle Siyonist işgal devamlı bir rahatsızlıktı.”

    Ve sözlerine şunları ekledi:

    “Ne zaman geleceği düşünse, şehadet hayallerini bölerdi, beni, bizim evlilik hayallerimizden şehadet operasyonu hayallerine sevk ederdi ve düşmanın vereceği kayıpların görüntülerini düşlerdi ve birlikte cennete alınacağımız kanlarımızı ve birlikte şehid olmaya söz verirdik.”

    Şâdi sözlerine şunları ekledi – o an acı dolu bir gülümseme yüzünü aydınlatmıştı:

    “Son ziyaretim sırasında, daha uzun kalmam konusunda ısrar etti. Ne zaman gidecek olsam, kalmamı istedi, sanki güle güle der gibi, veya daha çok, son görüşmemizin ve sevgi dolu gözlerinin hatırasını saklamamı ister gibi, böylelikle onun hakkında hatırladığım son şey bu olacaktı.”

    Şâdi’nin sabırlı ve güçlü olduğunu göstermek için yaptığı girişimlere rağmen, özlemini duyduğu dileğini itiraf etti:

    ‘Ona, bu kahramanca operasyonunda eşlik etmek isterdim ve onunla birlikte şehid olmak isterdim. ALLAH ruhunu şad etsin ve Allah’a, beni ona en yakın zamanda kavuşturması için dua ediyorum!”

    Filistin’in gelini Âyat el-Ahras, katil Şaron’un katliamlarının külleri arasında güvenlik isteyen ve kanını ve geleceğini bu güvenliğe bir bedel olarak vermek isteyen her Filistinli kadın ve erkek için bir örnek olarak kalacaktır.



  13. 12
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    Süreyya Yüksel'i Rahmetle Anıyoruz

    11 Haziran 2008

    Vefatının üçüncü yılında Süreyye Yüksel'i rahmetle ve özlemle anıyoruz. Hayatını ilme adayan, has bir mümine olarak yaşayan Süreyya Yüksel, 1980’li yıllardan itibaren başörtüsü mücadelesini omuzlayanlardan biri olarak öne çıktı.

    Müslümanların olduğu her yerde ve her çalışmada ayrım gözetmeksizin bulunan, bütün samimiyetiyle destek veren Süreyya Yüksel, her zaman Allah rızası için koşuşturdu. Çok dinamik ve hareketliydi. Bu özelliği zihinsel olarak da aynıydı. Düşüncelerini anında ifade ederdi ve aktif biriydi. Kendisinden ilim konusunda her ne istendiyse yapmaya gayret etti.

    Süreyya Yüksel, İslâm'ın bütün insanlara ulaşması ideali uğrunda bir ömür bütün çabasını ortaya koydu. Mücadeleci ve aktif kimliği ile birçok insanın hayatında yer edindi ve rehberlik etti. Aktif olarak Afgan direnişini destekleyen bir insan olarak da tanındı....



    Süreyya Yüksel hanımefendi, 1954 yılında Bitlis’te doğdu. Babası İslâm dünyasında yakinen tanınan, ömrünü Kur'an hizmetine adayan merhum Molla Sadreddin Yüksel Hocaefendi, annesi Sarete Hanımefendi’dir. Süreyya Yüksel, ilkokul, ortaokul ve liseyi dışarıdan bitirdi. 1966 yılında ailesi ile birlikte Bitlis’ten İstanbul Fatih’e taşındı.

    1971 yılından itibaren Fazilet Kur’an Kursu’nda öğrencilik ve öğrentmenlik yaptı. Bu kursta ve Suffe adı verdiği kurslarda yirmi yıl boyunca tefsir dersleri veren Yüksel, güncel meseleler hakkında fetva çalışmalarıyla tanınıyordu. Arkasında büyük bir talebe kitlesi bıraktı.

    İstanbul Üniversitesi Astronomi Bölümü'nden mezun oldu. Özellikle üniversite gençliğinin yetişmesinde büyük emeği geçti.

    Şahsiyet ve mücadelesiyle Türkiye müslümanlarına sönmez bir meşale olan kardeşi Metin Yüksel, 1979 yılında Fatih Camii avlusunda şehid edildi.

    Hayatını ilme adayan, has bir mü’mine olarak yaşayan Süreyya Yüksel, 1980’li yıllardan itibaren başörtüsü mücadelesini omuzlayanlardan biri olarak öne çıktı.

    Müslümanların olduğu her yerde ve her çalışmada ayrım gözetmeksizin bulunan, bütün samimiyetiyle destek veren Süreyya Yüksel, her zaman Allah rızası için koşuşturdu. Çok dinamik ve hareketliydi. Bu özelliği zihinsel olarak da aynıydı. Düşüncelerini anında ifade ederdi ve aktif biriydi. Kendisinden ilim konusunda her ne istendiyse yapmaya gayret etti.

    Süreyya Yüksel, İslâm'ın bütün insanlara ulaşması ideali uğrunda bir ömür bütün çabasını ortaya koydu. Mücadeleci ve aktif kimliği ile birçok insanın hayatında yer edindi ve rehberlik etti. Aktif olarak Afgan direnişini destekleyen bir insan olarak da tanındı.

    Çok iyi derecede Arapça bilen Süreyya Yüksel, Kur'an âşığı zeki ve cesaretli bir hanımdı. Öğrendiği bütün ilimlerle Kur’ân’ı anlamaya ve anlatmaya hayatını adamış bir Kur’ân talebesiydi. Özellikle Kur'an çağrısına kendini adamıştı, tarihselci ve reformist akımların karşısında çok ciddi eleştiriler getirdi.

    İslâmi çalışmalar içinde ekol bir isimdi ve önemli bir misyon yüklenmişti. Olayların gidişatıyla neticeyi bağdaştırabilecek bir yapıya sahipti. Tavizsiz dik duruşu, sabrı ve emeği, öğütleyen kişiliği, birer vasiyet gibi ardında bıraktığı söylemi ve öğütleri ile inandığı değerlerden taviz vermeden yaşadı. Hiçbir değişim ve dönüşüm, onun çizgisinde hiçbir zikzak yaptırmadı. Son derece imanlı, sözüne güvenilir, hiçbir zaman eğilmeyen, dimdik ayakta duran, hiçbir etkide kalmadan doğru bildiğini son nefesine kadar devam ettiren yiğit bir dava insanıydı. Müslüman kadının İslâmi hareketi noktasında etkili ve aksiyoner bir insandı.

    Hayatını Hicaz'da noktalamayı çok istedi, bu vesileyle bir çok kez umre ve hacca gitti.

    Babası Molla Sadreddin Yüksel, 25 Aralık 2004 tarihinde Hakk'ın rahmetine kavuştu.

    Kanser hastalığına yakalanan Süreyya Yüksel, Hicaz'da iki, Çapa Tıp Fakültesi'nde bir defa olmak üzere toplam üç defa ameliyat oldu.

    Rahatsızlığı sebebiyle uzun süre tedavi gören Süreyya Yüksel, 11 Haziran 2005’te hakkın rahmetine kavuştu. Fatih camiinde sevenlerinin katıldığı cenaze namazından sonra Edirnekapı Şehitliği'ndeki aile kabristanına defnedildi.



  14. 13
    BiLaL HaTTaB DeLi MoLLa
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 1,460
    Tecrübe Puanı: 19
    Yaş: 36
    Yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    Gönlümüzde kıyamın, goncagülleri açsın,
    Göğsümüzde yeşersin, ecel gelene kadar...
    Şu dünyayı Kur'an'ın, ayetleri kuşansın,
    Mazlum tüm insanların, yüzü gülene kadar...


    Rabbim kıyam edebilecek bir nefsî altyapı, şehadet gibi de bir muzafferiyet nasib buyursun, evvela bana, sonra tüm dileyen kullarına...

    Çok ilginçtir ki, burada ismi geçen cengaverlere Selefî diyerek hoş karşılamayanlar, canını bu davada hiçe sayanlara sapık diyenler; sımsıcak yataklarında hanımlarının koyunlarında, zühd perdesi ardına saklanıp uzlet köşelerinde, kınayıcının kınamasından korkmadan Hakkı söyleyin emrine aldırmadan sus-pus beklemekteler. Ve ardlarında da milyonlarca insan şefaatlerini ve himmetlerini umarak cennet hayalleri kurar. Çok garipserim; Allah dostlarının düşmanı olarak her fırsatta kinlerini saklamayan benim güzel kardeşlerim, kalkar da bu güzel insanlara söver/sayar... Allah dostluğu kılık-kıyafet antlaşmasıyla mı kazanılıyor, bir belgeye mi tabidir anlamış değilim... Bazı zatlar hakkındaki hüsn-ü niyetler, vahiy gelmiş gibi kesin yargılara dönüşüyor: Bu Allah dostu...

    Rabbimden vahdet sancağı altında, ashab misali birbirine kenetlenmiş bireyler olabilmeyi; kardeş olabilmeyi ve çağımın şahidi, toplumun şehidi olabilmeyi diliyorum...

    Allah razı olsun kardeşlerim paylaşım için...

    vesselam, veddua... :gul:


  15. 14
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    rahman Ve Rahim Olan ALLAHin Adiyla,
    şehit Rizvan çitigov
    Doğum:shali -1965
    şehadeti: Shali 23 Mart 2005

    Sevgili Islam Kardeşlerim Bugün Sizlerleçok Değişik Bir Mücahit Hikayesini Paylaşacağim...

    şehadete Hazirdi
    o şehit Nam-i Değer Kimyasal Savaş Uzmani Rizvan çitigov'dur.....
    Rizvan çitigov 1965 Yilinda şalide Doğmuştur....ilk Cihad Sirasinda çic Askeri Istihbaratin Başinda Olan Kişidir..
    Kendisine Ruslar Deniz Piyadesi Kimyasal Amerikan Lakaplarini Yakiştiriken Mücahitler Rus Kafirleri Ve Münafiklari Etkili Bir Biçimde Biçtiğinden-tarumar Ettiğinden Dolayi ölüm Makinesi Demekteydiler.
    Burada Ilk Cihadin Sona Ermesinden Sonra Ikinci Cihad Için çeçenistan Etkili çalişmalar Yapmiştir.
    Alan Komutani Rizvan çitigov özellikle şalide Ruslara çok Yoğun Darbeler Vurmuştur.kadirov Köpeği şehadetinden Hemen Sonra çeçenistanda Olan Patlamalarin %90 Oranla çitigov Ve Yetiştirdiği Mücahidlerin Elinden çiktiğini Söylemektedir.
    Söylemeden Geçmeyelim Ruslar çitigovun Bir Yeşil Kart Hakki Kazanmiş Amerikan Vatandaşi Ve Daha Fazla Olarak Amerikan Ordusunda çavuş Rütbesiyle Hizmet Etmiş Bir Deniz Piyadesi Olduğunu Hatta Amerikanin çeçen Topraklarindaki Cia Ajani Olduğunu Iddia Etmiştir.
    Ruslar Ikinci Cihadin Başlamasindan Kisa Bir Süre Sonra çeçenistan Yok Edilmesi Gereken Liderlerle Ilgili Bir Liste Yayinlamiş Bu Listede Rizvan çitigovu 3 Numaraya Koymuştur.diğerleri şamil Basayev Ve Dokka Umarovdu.
    Değerli Kardeşlerim En Son Doğduğu Topraklarda şalide Islam Tabur Komutanliği Yapan Rizvan çitigovun şehadeti Aslan Mashadovun şehadetinin Hemen Sonrasina Rastlar.
    23 Mart 2005 Rus özel Kuvvetleri Ve Münafik Köpekler Tarafindan Sarilan Evinde Rizvan çitigov Evinin Mutfak Bölümünde Ayağinin Kayip Dengesini Yitirmesinden Hemen Sonra Yakin Mesafeden Açilan Ateşle şehadete Ulaşmiş Ve Rabbimizin Katina Istirahate çekilmiştir.
    şehadetinin Hemen Sonrasinda Cenazesinin üzerinde Araştirma Yapan Ruslar Bileğinde Rizvan Adinin Yazili Kismi Ve üzerinde Arapça Yazili Kişisel Eşyalar Bulmuştur.
    Yaşadiği Hayat Müddetince Ruslara Ve Münafiklara Korku Birakmiş Ve çitigov Ve Yetiştirdiği Mücahitlerin Hazirladiği Ateşli Tuzaklar çeçenistan Yollarindan Geçen katil Vucutlari Taşiyan Tanklar Zirhli Araçlar Cipler Kisacasi Her Türlü Araç Taşidiği katil Vucutlarla Birlikte Havaya Uçmuştur.
    Ruslar Rizvan çitigovun şehadetinden Sonra Büyük Sevinç Yaşamiştir.
    Ancak Yetiştirdiği Mücahitler Bugün Hala Gökyüzüne Bir Ateşten Yol Yapmişlar Ruslari O Yolun Yolcusu Haline Getirmiştir.
    ALLAH (şani En Yüce) Ona Rahmet Etsin.
    ALLAH (şani En Yüce) Cennet-i Alasina Kabul Etsin.


+ Yorum Gönder
Git 12 Son