1. 1
    Hoca Moderatör
    Hoca
    Moderatör

    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 14,854
    Tecrübe Puanı: 188

    Şeyh Eşref ve Şeyh Said Hareketi


    Şeyh Eşref ve Şeyh Said Hareketi:


    Bayburtlu olan Şeyh Eşref, 1908 yıllarında aktif çalışmalar içerisine girerek bilinmeye başlanır. Şeyh Eşref diye bilinen olay, Osmanlı tarihinde görülen tipik olaylar-dan biridir. Çünkü o yıllarda herkes, vatanı kurtarmak için çalışırken, Şeyhin böyle bir kaygısı olmamıştır. Onun düşündükleri, kurduğu tarikatı biraz daha pekiştirmek ve bu kuvvetle yönetime hakim olmaktı. Şeyh Eşref tarikat içerisinde olmayanlara selam vermemek, başkalarının kestiği etten yememek, cenazelerine katılmamak, cami ve cemaatlarına gitmemek ve tarikatın dışındaki top-lumu kafir kabul etmekle sîvrilmişti. Çalışmaları Said Nursi'nin çalışmalarına benzemekle birlikte onunla birlik-te olamamıştı.

    1908'den 1919'a kadar çalışmalarını ara vermeden sürdüren Eşref, tehlikeli boyutlara varmış olacak ki, Ekim 1919'da Bayburt Kaymakam, ve müftüsü tarafından nasi-hate çekilmiş, ancak hükümeti dinsizlik, subayları da şeriata uymamakla itham ederek daveti reddetmiş, müftüye de hakaret ederek ayrılmıştı.

    Bu girişimden sonra, oturduğu Hart kasabasına ken-disine göz dağı vermek için elli kişilik bir müfreze gönderilmişti. Bunlar, Şeyhin yanlılan tarafından esir alınmış ve müfreze komutanı olan Binbaşı da öldürülmüştü. Alt-mış kişilik ikinci bir müfrezeyi de esir alınca şeyhin nüfu-zu büsbütün artmış ve bu hareketinden sonra müridlerini toplayarak Bayburt üzerine göndermek için hazırlanmıştı. İlgililer, Şeyh'le barış masasına oturmak istedilerse de Şeyh buna razı olmamış, neticede Hart kasabasında hükü-met birlikleriyle Şeyh birlikleri arasında şiddetli çarpış-malar olmuş; takviye birlikleriyle Şeyh ele geçirilip öldü-rülmüş ve hareket de bastırılmıştı. [227]

    Şeyh Eşreften sonra Şark'ta bir çok tekke, başlarında şeyh ve mürîdleriyle hüküm sürüyordu. Bunlar içerisinde

    tarih sayfalarına yalan yanlış maloları ve üzerinde kimse-nin cesaretle konuşamadığı ünlü Palu'hı Şeyh Said'i tanıt-maya çalışacağız.

    Şeyh Said, Şafiilik ve Nakşiliğin piri olan Şeyh Ali'nin efradındandır. Uzun yıllar Palu'daki Şeyh Ali tek-kesinde kaldıktan sonra oradan ayrılarak Hınıs'a geçen ve burada büyük bir tekke kuran Şeyh Said, çevredeki yakın tekkelerle işbirliğine girerek çalışmalarını sürdürmüştür. Şeyh'in en büyük destekçisi kaynı Cibranlı Halid olmuş-tu. Halid'le 1922 yılı baharında günlerce İslam hareketi üzerine istişare etmiş ve neticede bir çok fetvalar hazırla-yarak Halid'le etrafa yaymıştır. Fetvaların içeriği; M. Ke-mal dini, namazı, orucu kaldırmak için padişaha karşı isyan etmiştir. Halifeye isyan eden TBMM'nin orta-dan kaldırılması için cihad'in farz olduğu bütün aşiret sahiplerine duyurulmalıdır.

    Cumhuriyetin ilanından sonra hilafet kaldırılmış, pa-dişahlar sürülmüş, meclisteki muhalifler kovulmuş, Hamidiye alayları ilga edilmiş ve TC İsmet Paşa tarafından Lozan'da imzalanan barış antlaşmasıyla batı desteğinde rayına oturmuştu. Meydana çıkan bazı isyanlar da bastı-rılmış, ortada sadece Şeyh Said, Cibranlı Halid ve Yusuf Ziya'nın kararları kalmıştı.

    Doğu'da isyanların patlak verebileceğini gören M. Kemal, 1924 Ekim'inde Pasinler depremini basamak ya-parak Erzurum'a gelmiş, halk ve idare makamından edin-diği bilgiler ile Cibranlı Halid'in gösterdiği muhalefetten yakından isyanın başlayabileceğini anlamış ve Ankara'ya dönerken Yusuf Ziya, Cibranlı Halid ve yakınlarının tu-tuklanmalarını emretmiştir.

    Erzurum'da yakalanarak kendisinden isyan hakkında bilgi alınan Yusuf Ziya, hemen Bitlis Divanı Harbi örfi'sine sevkedilmişti. Üç ay sonra da Cibranlı Halid tutuk-lanarak yanına getirilmişti. Daha sonra tutuklanarak Hınıs merkezine götürülen Şeyh Said Hınıs kaymakamı tarafın-dan serbest bırakılmıştı.

    İsyan hareketi için girişimlerde bulunan Şeyh'in oğlu Ali Rıza Suriye, İstanbul ve Ankara gibi yerleri dolaşarak dönmüş ve hareketin Diyarbakır civarında olmasına karar vermiş ve bu kararını Şeyh Said ve bütün meclisi de ka-bul etmişti. Şeyh, Oğlu Ali Rıza'nın bu ümit verici sözle-rinden büyük cesaret alarak bir fetvaname yazmıştı: "Ku-rulduğu günden beri dini mübini Ahmed'in temelleri-ni yıkmaya çalışan TC Reisi M, Kemal ile arkadaşları, Kur'an'ın ahkamına aykırı hareket ederek Allah ve Peygamberi inkar ettikleri ve halifeyi sürdükleri için, gayrı meşru olan bu idarenin yıkılması bütün müslümanlar üzerine farz olup, Cumhuriyetin başında bu-lunanların ve Cumhuriyete tabi olanların şeriatı garrayı Ahmedi'ye göre mal ve canları helal olduğu...

    Şeyh Said, fetvasını yazıp bitirdikten sonra yüzünü arkadaşlarına çevirerek, onlara Cumhuriyetin mevcudiye-tine karşı yapılacak bu cihadın, vakti Risalene yapılan bütün gazalar kadar sevaplı olduğunu, cennetin artık zah-metsiz olarak bütün muvahhidlerin kapılarına kadar gel-diğini ve bir kaç günlük fani dünya için boynuna haç ta-kıp yaşamaktansa, Din ve Allah uğrunda örmenin daha hayırlı olduğunu söyleyerek arkadaşlarını ağlatmıştı.

    Şeyh Said bu ateşli konuşmalarından sonra Solhan'a geçmiş ve geçtikleri her yerde harekete hazır olmalarını emretmişti. Solhan'da dayısı Şeyh Abdullah'la müşavere ederek hareketin planını şöyle tasarlamışlardı:

    I. Şeyh Said, Çapakçukur, Genç, Hani, Lice, Farkın, Silvan, Hazro, Diyarbakır ve Ergani bölgelerindeki aşiret ağaları, şeyh ve hocalarıyla görüşecek, Mardin'den Sureyi'ye bir heyet gönderdikten sonra Çapakçukur'a dönüp burada hareketi başlatacak ve Diyarbakır üzerine yürüye-cekti.

    2. Oğlu Ali Rıza ve Firari Kerem, Melekan köyünden Şeyh Said'in bir fetvasını alarak Solhan, Ömeran, Zikti aşiretlerini gezip Boğları geldiği üzerinden Muş ovasına, oradan da Kulp, Sason, Mutki'ye uğrayıp bu ilçelerdeki halkı ayaklandıracak; Malazgirt'te Hasananlı Halitle bir-leşip Bitlis üzerine yürüyeceklerdi.

    3. İsyan patladığı gün, Melekanh Şeyh Abdullah, Solhan, Ömeran, Zikti aşiretlerini alarak Karlıova'nın Cibran aşireti reisi Kamil Baba ve oğullarıyla Varto'daki Hormek aşiretini dağıtıp Varto merkezini işgal edip bura-daki Cibran kuvvetlerini de alarak Hınıs üzerinden Malazgirt'e gidip Hasananlı Halid'in kuvvetleriyle birleşecek ve Bitlis üzerine yürüyüp Halid'i kurtardıktan sonra Irak hududunda Şeyh Mahmud'la birleşeceklerdi.

    4. Hareket başlar başlamaz Gökdereli Şeyh Şerif, Pa-lu bölgesindeki aşeritleri ve Zaza Yado'yu emrine alarak Elazığ üzerine yürüyecek, Çan şeyhleri ve Çapakçukur Zaza aşiretleriyle Çapakçukuru'nu işgal edip Kiği ve Erzincan üzerine yürüyeceklerdi. [228]

    Şeyh Said, aldığı bu karardan sonra birçok bölgeleri dolaşmış, uğradığı her yerde halk, Cumhuriyet rejimini tanımadıklarını ve her zaman yanında yer alacaklarını kendisine vaad etmişlerdi. Şeyh Said, bütün erkanlara hareket planını verdikten sonra Piran köyüne gelmişti. İşte olan bu köyde olmuştu. Bu köyde bulunan bir subay ile on asker Şeyhin kalabalığı içerisinde beş mahkumu yaka-lamak istiyorlardı. Tam bu sırada Şeyh Said'in kardeşi Abdurrahim, onlarla muhatab olmuş ve aralarında çıkan çatışma sonucu bir kaç asker öldürülmüş, diğerleri de ya-ralı olarak esir alınmıştı.

    Bu kanlı olayın ansızın vuku bulması Şeyh Said'in bütün planlarını alt-üst etmişti. Şeyh Said, artık Suri-ye'deki Cemiyeti Akvam'a bir heyet göndermekten vaz-geçip hareketin çaresine bakmıştı. İlk olarak bulunduğu Piran köyünü hemen işgal etti.(8.2.1925)

    Oradan Genç merkezine geçen Şeyh Said, bir bildiri yazıp Cephe komutanlığı yapanlara gönderir. Bildirinin mahiyeti şöyledir:

    "Fakirin, güçsüzün, kadının, ihtiyarın, Çocuğun, esirin hakkına, malına ve canına tecavüz edil-meyecek..." Şeyh Said'in kardeşi Tahir'in Lice postasını soyarak evrak ve paraları almasıyla hareket fiilen yayıl-mıştı. Artık haberi duyan bölgeler harekete katılmak zo-runda kalmışlardı. Şeyh Said de Genç merkezini şigal et-tikten sonra Lice'yi, oradan Hani'yi işgal ederek 10 bin-den fazla bir kuvvetle Diyarbakır üzerine yürüdü. Yolda bir piyade taburuyla karşılaştı. Askerlerin büyük bir kıs-mını öldürmüş, bir kısmını da esir almıştı. Bundan sonra kardeşi Abdurrahim'in emrine büyük bir kuvvet vererek, Maden ve Ergani üzerine gönderdi. Kendisi de Diyarba-kır üzerine yürüdü. Yolda Hazro ve Silvan'dan da kuvvet-ler kendisine eşlik edince 20 bin küsur askere sahip ol-muştu. Şeyh Said Diyarbakır yakınında karargahını kura-rak Mardin, Ergani, Siverek ve Maden üzerine gönderdiği kuvvetlerin haberlerini bekliyordu. Beş günlük bir bekle-yişten sonra Diyarbakır'a girmiş, çetin bir mücadele neti-cesinde Cumhuriyet kuvvetlerince Hani ve oradan da da rahini'ye geri püskürtülmüştü. Bu olayların fayda verme-diğini ve vadinden dönen aşiret reislerini gören Şeyh Sa-id, ıssız yerlere ve oradan da şeyhlerin ileri gelenlerini toplayarak İran'a gitmeyi kararlaştırır.

    2. Hareket bölgesi olan Palu ile Elazığ'da Gokdereli Şeyh Şerif, Yado ve diğer Okçiyan aşiretlerini yanına ala-rak Elazığ üzerine yürümüştü. Kavgasız, kansız şehre gi-ren Şeyh kuvvetleri hükümeti teslim alarak, cezaevlerin-deki bütün mahkumları salı vermişti. Bu arada çıkarcılar da fırsat bilerek şehrin zenginlerini soymuş, mallarını ta-lan etmişti. Bu olaylara daha fazla dayanmayan Elazığ'lı gençler, 5. Fırka'nın yardımı ile silaha sarılarak Şeyh'in kuvvetlerini geri püskürterek Palu'ya kadar getirmiş, bu-rada Dersim aşiretleriyle hükümet kuvvetleri birleşerek Şeyh'in kuvvetlerini Çapakçukur'a kadar sürmüşlerdi.

    3. Hareket Bölgesi olan Çan şeyhleri de Çapakçukurlu işgal etmiş ve oradan da Kiği üzerine yürümüş, bu-rada Kiği ağaları ve Jandarma kuvvetleri ile Şeyh'in kuv-vetleri geri püskürtülmüş ve Çapakçukur'a geri dönmek zorunda kalmışlardı.

    4. Hareket bölgesi olan Solhan, Varto, Malazgirt ve Muş merkezleri Şeyh Abdullah kuvvetlerince işgal edil-meye çalışılmış, ancak hükümet yanlısı Varto'daki Hormek aşireti büyük bir kuvvet toplayarak Şeyh'in kuvvtelerine karşı direnişe geçmiş, gelen hükümet kuvvetlerinin takviyeleriyle Şeyhin kuvvetlerini dağıtarak bölgeye ha-kim olmuşlardı.

    Şeyh Said ve beraberindeki öncüler, Varto'dan Bula-nık üzeri İran'a geçmek isterlerken, Varto'nun Tepe kö-yündeki köprüde pusu kuran bir tabur asker tarafından çepe çevre sarılmış, ancak Cibranlı Kasım'ın bir planı üzerine Şeyh'in kuvvetleri el kaldırmadan dağılmış, Şeyh ve beraberindeki öncüler yakalanarak Diyarbakır'daki İs-tiklal Mahkemesi'ne sevk edilmiş, bütün bu şeyh ve ağa-lar Şeyh Said ile birlikte idam edilmişti. Ancak Cibranlı Kasım, Şeyh Said'i ihbar ederek köprüye getirip teslim ettiğini kanıtladığı için, kendisiyle beraber kardeşleri ve babası serbest bırakılmıştır. [229] Böylece Şubat 1925'te başlayan fiili hareket üç ay kadar bir zaman sonra Mayıs 1925'te son bulmuştu. Diyarbakır'dan başka bir de Hı-nıs'ta Divan'ı Harp açılmış, bu iki mahkemede Şeyh'in yanlısı olarak tutuklanan bir çok insan asılarak idam edil-mişti. Yakalanmayıp Suriye gibi ülkelere sığınanlar da İnönü'nün 1928'de çıkardığı bir kanunla siyasi suçlar tecil edilince bütün mahkumlar yurda dönmüşlerdi.

    Şeyh Said'in bu hareketi bir Senusilik hareketi kadar dahi bizi ilgilendirmemiştir. Bunun böyle olmasında şer güçlerin payı büyüktür. Bu hareketin, diğer İslami hare-ketler içerisinde işlenmemesi ve vuku bulduktan kısa bir süre sonra tedavülden kaldırılmasının bir takım sebepleri-nin olduğu gizlenemez. Öte yandan hareketin bazı çevre-lerce kasıtlı olarak kürtçülükle damgalandırılması ve baş-ka yönlere çekilmesi dikkat çekicidir. Şeyh Said'in, her-hangi bir eğitimden geçmemiş (Şeyh, Bey, ağa, aşiret rei-si gibi...) insanlarla safça ve ciddi bir harekete geçmesi tabii olarak bu sonucu ortaya çıkaracaktı. Bir takım hissi duygularla veya çıkar sağlamak için biraraya gelmiş bir-likteliklerin hep fiyasko ile sonuçlanması kaçınılmazdır.

    Ancak bütün bunlara rağmen Şeyh Said hareketinin son yıllarda gündeme gelmesi, İslami değerlerin ayaklar altına alınıp çiğnenmesine karşı verilecek İslami mücade-lelere ışık tutması ve şehadet yolunu açması, onun kazan-dığını göstermektedir. [230]

    İslam hareketin tarihi seyri: Beşir İslamoğlu Denge Yayınları

    İlgili Yazılar

  2. 2
    ASUDE Bayan Üye
    ASUDE
    Bayan Üye

    Üye No: 108924
    Mesaj Sayısı: 368
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Şeyh Eşref ve Şeyh Said Hareketi


    toplumda şeyh said bilinir genelde ama şeyh eşref pek bilinmez hart olayı olarak bilinen bugünkü adıyla aydıntepede gerçekleşen halk ayaklanmasına verilen addır hart olayı


+ Yorum Gönder