1. 1
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    Şeyh Said (rh.a.)


    Bilindiği gibi, Türkiye'de Hilafetin ilgasından sonra cumhuriyet dönemi başlamıştır. Cumhuriyet dönemi, kanlı bir dönemdir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal şöyle diyor: "Kanla yapılan devrimler muhkem olur. Kansız devrimler ebedileştirilemez. Bunu hatırdan çıkarmamak gerekir. Bu harekete özel tanımı ile "irtica" derler. " (1)

    Şehid Şeyh Said (Rh.a) 1864 tarihinde dünyaya gelmiştir. Türkiye'de İslâm dinine saldıran devrim yobazlarına karşı diliyle ve eliyle cihad eden büyük bir İslâm mücahididir. Şeyh Said (Rh.a) dini ortadan kaldırmaya çalışan cumhuriyetçilerin tahribatlarına tahammül edememiştir. Bunun için memleketin muhtelif yerlerini gezerek Müslümanları tehlikelere karşı uyarmaya gayret etmiştir. Devrim yobazlarınca tehlikeli görülen en önemli vaazlarının muhtevası şöyledir: "Türkiye, hilafetsiz olmaz. Bunlar bizi dinsizliğe götürüyor, ecdadımıza, dinimize sövüyorlar. Medreseler kapatıldı. Din ve Vakıflar Vezareti kaldırıldı. Gazetelerde bir takım dinsiz yazarlar dine hakaret etmeye, peygamber efendimize dil uzatmaya cüret ediyorlar. Ben bugün elimizden gelse, bizzat dövüşmeye başlar ve dinin kurtarılmasına yardımcı kesilirim" (2)

    Dikkat edilirse Şeyh Said (Rh.a) yeni kurulan siyasi rejimin tahribatları hakkında düşünce ve inancını beyan etmiştir. Ancak Şeyh Said (Rh.a)'ın yukarıdaki vaazı, düşünce ve inanç hürriyetine tahammülü olmayan cumhuriyetçilerin uykusunu kaçırdı. Yeni rejimin kurucuları böyle vaazlar veren Şeyh Said (Rh.a)'in tutuklanmasına karar verdiler. Böylece 23 Şubat 1925 tarihinde Piran köyünde Şeyh Said kıyamı başladı. Bir sürü çatışmadan sonra Şeyh Said tutuklandı ve neticede 10 Mayıs 1925 tarihinden itibaren istiklal Mahkemesinde yargılanmasına başlanıldı.

    Şimdi hep beraber Şeyh Said (Rh.a)'ın istiklal Mahkemesinde verdiği tarihi ifadesini okuyalım: "Hilafet kaldırılmıştır. Zamanın imamı kalmamıştır. Halbuki zamanın imamına bey'at etmeden (ona bağlanıp, onu tasdik etmeden) ölen müslüman peygamberin şefaatinden mahrum kalır. Vaktiyle Şeyhülislamlık dairesi olan binada şimdi kızlarla, Romanya Üniversitesi'nden gelen Hıristiyan öğrenciler beraber oturup kalkmaktadırlar. Bu nasıl iştir? Bu dine uyar mı? (3) Dinin dünya işlerinden ayrılması caiz değildir. İslâm ulemasına göre dinin, dünya işleri ile ilgili hükümleri tıpkı ibadet gibidir.(4) Kur' an ahkâmına aykırı hareket ederek Allah ve Peygamberi inkar ettikleri ve Halifeyi İslâm'ı sürdükleri için gayri meşru olan bu idarenin yıkılmasının bütün müslümanlar üzerine farz olduğunu, Cumhuriyetin başında olanların ve cumhuriyete tabi olanların mal ve canlarının Şeriat-ı Garray-ı Ahmediyye'ye göre helal olduğuna ben fetva verdim. (5)

    İstiklâl Mahkemesi'nin, "bağımsız Kürt Devleti kurmak" ve Türkiye'yi bölmek şeklindeki suçlamalarına karşı Şeyh Said (Rh.a): "- Kesinlikle müstakil bir Kürt Devleti veya Kürt Krallığı değil, şeriatın yaşanmasını arzulamıştım." (6) diyerek niyetini ortaya koymuştur. İdama mahkum edilen Şeyh Said (Rh.a) son söz olarak: "- Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslâm içindir." diye haykırmıştır. Ayrıca "- Mahşer gününde hepimiz muhakeme olacağız" demiştir. Şeyh Said (Rh.a) 28 Haziran 1925 günü idam edilmiş ve şehadet şerbetini içmiştir. Allahû Teâla (cc) rahmet etsin, mekânı cennet olsun.

    (1) Mustafa Saydar-Atatürk Diyor ki-İstanbul 1951, Sh: 43 ayrıca H. H. Ceylan-Cumhuriyet Devrinde Din-Devlet İlişkileri İstanbul 1 990 C: l Sh: 88.

    (2) Metin Toker-Şeyh Said İsyanı- İstanbul 1 968, Sh: 38

    (3) Behçet Kemal-Şeyh Said kyanı-İstanbul 1955, Sh: 93 vd.

    (4) Şevket Süreyya Aydemir-Tek Adam İstanbul 1981, C: 3, Sh: 221.

    (5) lmza Dergisi-İstanbul l989, Sayı:lSh:4.

    (6) Hakimiyet-i Milliye-28 Mayıs 1925. (M. ÇELİK, Misak Mecmuası,Sayı:1,sh:2)

    İlgili Yazılar

  2. 2
    nurnurcu Üye
    nurnurcu
    Üye

    Üye No: 45697
    Mesaj Sayısı: 3
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 40

    --->: şeyh Said (rh.a.)


    ŞEYH SAİD

    “BU VATANIN EVLATLARINA KILIÇ ÇEKİLMEZ MESELESİ”

    Konu özetle şöyledir:
    Çok uzun tartışmalara ve yorumlara sebep olan bu konuyu Risale-i Nurdan hareket ederek açıklamaya çalışacağız. Bu konunun ŞEYH SAİD ve BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİNİ arasında geçtiği idda eden nur talebeleri olduğu gibi böyle bir şeyin ikisi arasında meydana gelmediğini idda eden nur talebeleri de vardır. Bediüzzaman’ın bütün yayın evlerinde basılan eserlerinde böyle bir konu vardır, ama konuda kesinlikle Şeyh Said adı geçmemektedir. Buna karşılık Said Nursi konuyu neden söylediğini ve kime söylediğini açık bir şekilde yazmıştır. Konu birinci dünya savaşından önce dinsizliğe yönelen bazı paşaların tavrını yüzünde birkaç dindar şeyh olaya isyan etmek istemişler. Bundan dolayı orduya savaş açmak istemişler. Bediüzzaman ise, bunların hatası yüzünden ordunun sorumlu olmadığını anlatmış ve girişimlerinden vaaz geçmelerini istemiş. Bundan sonra BİTLİS HADİSESİ meydana çıkmıştır.
    Konuyu detaylı bir şekilde ele alırsak:
    Birçok yanlış yoruma sebebiyet veren “bu vatanın evlatlarına kılıç çekilmez” meselesinin aslına öğrenmek için öncelikle Risale-i Nura başvurmak lazımdır. Çünkü bu konu apaçık bir şekilde Risale-i Nurda yer almaktadır. Ona bakan her insaf sahibi konuyu anlayacaktır. Yani konunun ne amaçla söylendiğini, kime söylendiğini, niçin söylendiğini ve ne zaman söylendiğini öğrenecektir. Bu mesele Risale-i Nurda apaçık şekilde olduğu halde bunu kabul etmeyip farklı yorumlayanlara şaşırıyorum. Risale-i Nurdaki özü kabul etmeyip, birilerinin yorumuna ve hatıralarına bakıp, Bediüzzaman bu konuda şöyle demiştir demek büyük bir hatadır. Hem olaya hem de iki âlime[1] yanlış bakılmasına sebebiyet verebilir. Eğer böyle olursa mesele anlaşılmamış olur.
    Bu meselenin daha iyi anlaşılması için şöyle bir örnek verebiliriz. Diyelim ki; bir mesele hakkında yüce Allah kesin bir hüküm bildirmiştir. Bu konu hakkında muhkem (hükmü kesin, hükmü açık) bir ayet vardır. Yani kuranı kerimde yüce Allah, o konu hakkında açık bir şekilde buyurmuş ki: Bu konu şöyledir. Konu böyle olduğu halde, (açık emir olduğu halde) bundan hoşlanmayan ya da niyetini bilmediğimiz birilerinin başka bir şeylere başvurması çok büyük hatadır. Çünkü ayeti kerime açıkça hüküm vermiştir. Bunu tevil etmenin (yorumlamanın) ya da dayanağı olmayan bir hadiste bağlamanın (bir hadiste şöyle görmüştüm demenin) hiçbir anlamı yoktur. Bunu yapanlar ise çok büyük mesuliyet altına girmektedirler.
    “İşte bu vatan evlatlarına kılıç çekilmez”meselesine bu noktadan bakmamız gerekmektedir. Bu konu Risale-i Nurda çok açık bir şekilde anlatıldığı halde üzerinde birçok yorum yapılmış ve yanlış anlaşılmalara sebebiyet verilmiştir. Bediüzzaman’ın, konuyu ne zaman söylediğine dikkat edilmeksizin yapılan bu yanlış yorumlar yüzünde bir İslam âlimi[2] ve kahramanı (Allah muhafaza) hainmiş gibi gösterilmektedir. Bu hata ve yanlış yorum yüzünden İslamiyet’te çok önemli bir yere sahip olan mücadelenin önüne bir nevi set çekilmiştir. Müsabet hareket etmek ne kadar önemli ise yeri geldiği zaman mücadele etmekte o kadar önemlidir.[3]
    İşte Bediüzzaman’ın bu cümleleri ne zaman söylediği, kime söylediğini, neden söylediğini ve hangi amaçla söylediğini bilirsek, olay açık bir şekilde anlaşılacaktır. Bunları bilip olaya o güzle bakarsak gerçeği görmüş olcağız. Eğer olaya bu gözle bakmazsak hata etmiş ve büyük bir gerçeğin yanlış anlaşılmasına sebep olmuş oluruz.

    [1] Bediüzzaman Said Nursi ve Şeyh Said

    [2] Şeyh Said

    [3] Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır hadisi şerifini hatırlayalım.


  3. 3
    nurnurcu Üye
    nurnurcu
    Üye

    Üye No: 45697
    Mesaj Sayısı: 3
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 40

    --->: şeyh Said (rh.a.)


    Şimdi olayın tahliline gelelim:
    1. Olayın gerçekleştiği zaman, birinci dünya savaşında öncedir. Çünkü Üstad hazretleri açık bir şekilde 1. Dünya savaşından evvel diyor.
    2. Bediüzzaman’a bazı dindar adamlar teklifte bulunuyorlar. Diyorlar ki bu dinsizlik yapan kumandanlara isyan edelim. Yani burada bir şahıs değil birkaç kişi var.
    3. O zaman daha Osmanlı Devleti var ve Bediüzzaman sıkıntı çıkmasını istemiyor. Çünkü Bediüzzaman büyük bir savaşın çıkacağını hissetmektedir.
    4. Olayda açık bir şekilde Bitlis Hadisesi meydana geldi deniliyor.
    Bu delil ve ispatlardan da anlaşılıyor ki: Bu olayın, Şeyh Said olayı ile hiçbir alakası yoktur. Olaya ta Osmanlı döneminde gerçekleşmiş ve faklı kişiler tarafından meydana gelmiştir. Şimdi bunu alıp Şeyh Said olayıymış gibi göstermek büyük bir hatadır. Çünkü arada hem zaman farkı vardır hem devlet farkı vardır hem de olaya yeltenenler çok ayrı insanlardır. Yani arada dağlara kadar fark vardır. Olayda bu kadar açık delil varken bu olayı farklı bir şeklide yorumlamak gerçekten şaşılacak bir durumdur.
    Olayın geçtiği yeri Risale-i Nurdan aynen alıp buraya yazıyoruz. Sizde inceleyin ve gerçeği görün. Her hangi bir yorum ve tevile girmeden meselenin aslını öğrenin. Hakikaten göreceksiniz ki, arada dağlara kadar fark vardır.
    “””Eski Harb-i Umumîden biraz evvel, ben Van'da iken, bazı dindar ve müttakî zatlar yanıma geldiler. Dediler ki: "Bazı kumandanlarda dinsizlik oluyor. Gel, bize iştirak et. Biz bu reislere isyan edeceğiz." Ben de dedim: "O fenalıklar ve o dinsizlikler, o gibi kumandanlara mahsustur. Ordu onunla mesul olmaz. Bu Osmanlı ordusunda belki yüz bin evliya var. Ben bu orduya karşı kılıç çekmem ve size iştirak etmem." O zatlar benden ayrıldılar, kılıç çektiler; neticesiz Bitlis hâdisesi vücuda geldi. Az zaman sonra, Harb-i Umumî patladı. O ordu, din namına iştirak etti, cihada girdi, o ordudan yüz bin şehidler evliya mertebesine çıkıp beni o dâvamda tasdik edip kanlarıyla velâyet fermanlarını imzaladılar.[1] (14. ŞUA)”””
    Sonuç olarak: Bu olayın açık bir şekilde öğrenilmesi için yorumlara gitmeden Risale-i Nura bakmak gerekmektedir. Yok, falan şunu söyledi, filan şunu söyledi gibi kulaktan dolma bilgilerle hareket edilirse olayın gerçeği anlaşılmamış olacaktır. Olayı daha net bir şekilde anlamak içinse Şeyh Said’in kim olduğunu iyi bilmek lazım. Çünkü o sıradan bir insan değildir. O âlim ve Allah dostu bir insandır. Koca bir tarikatın şeyhi ve başıdır. Bir İslam önderidir. Karşı çıktığı ve baş kaldırdığın olay ise dinin elden gitmesidir. Her ehli insaf bilir ki, o dönemde dini müesseseler ortadan kaldırılmakta ve İslam’a birçok zarar verilmektedir. İşte böyle tecavüzlere dayanamayıp şanlı bir mücadele başlatan bir insanı yanlış tanımak ve tanıtmak çok büyük vebaldir ve hakka çok büyük bir tecavüzdür.
    Ey kardeşlerim, olaya insafla bakmanızı dilerim. İyi düşünün ve olayı çok iyi bir şekilde tahlil etmeye çalışın. Bediüzzaman Said Nursi, eğer Şeyh Said için böyle bir şey söylese idi bunu açık bir şekilde ifade ederdi. Çünkü biz, olaylara mantıklı bir şekilde bakmasını ondan öğrendik. O bize demiyor mu? Bir olayın kime söylendiğini, hangi amaçla ve makamda söylendiğini, ne zaman ve niçin söylendiği bilinmezse konunun anlaşılmayacağını. Kendisi böyle her zaman ders veren bir âlim kendisi kalkıp hata yapar mı? Sümme hâşâ, Üstad bundan beridir. Eğer o söylese idi açık bir şekilde söyler, bu kadar farklı yorumların ortaya çıkmasına izin vermezdi.
    Yine o, bize demiyor mu? Benim sözlerimi mihenge vurun (kuran ve hadisin ölçüsü ile değerlendirin) eğer altın çıkarsa alın. Yok, sözlerim bakır çıkarsa arkasına gıybet ve beddua yükleyip bana gönderin. Böyle söyleyen bir âlim, Şeyh Said gibi bir âlim için öyle söyler mi? Hem o şanlı mücadelenin niçin yapıldığı her insaflı Müslüman bilmektedir.
    Bu olayın yanlış anlaşılmasındaki en büyük etkende o dönem oynanılan oyunlardır. Çünkü haklı bir mücadeleyi durdurmanın başka yolunu bulamamışlardır. Bu olayın Kürtçülüğe bağlamak ve İngiliz desteği ile oldu demekte de büyük bir iftiradır. Bu olayın daha iyi anlamak isteyenler, Mustafa İslamoğlunun “İSLAMİ KIYAMLAR TARİHİ” adlı eserine de müracaat edebilirler. Bu olay orada da çok açık bir şekilde anlatılmaktadır.
    Bu konu hakkında yazılan birçok eser vardır. Bunlardan iki tanesini istifade etmeniz için okumanızı tavsiye ediyorum. Birincisi: BENİM ADIM ŞEYH SAİD[2] ve ikincisi PİRANDAN YÜKSELEN FERYAT’TIR.
    Şeyh Said ile ilgili kısa bilgiler
    Şeyh Said'din hanımıyla son konuşması
    Şeyh Said hazırlığını yapar ve evden çıkacağı zaman hanımı ona şöyle der:
    “Sen bizi kime bırakıp gidiyorsun”. Bu soru karşısında Şeyh Said tarihi cevabını şöyle verir:
    - Eğer ben ve bu bastonum yalnız da kalsak ben yine bu kafirlere karşı çıkacağım. Ne ben Hz. Hüseyin’den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir. Eğer ben bu kafirlere karşı çıkmazsam zebaniler sarığımdan tutup beni cehenneme atarlar, siz o zaman bana yardım edebilecek misiniz? Onlar bana demezler mi; “Ey Said Allah o kadar mal mülk verdi sana. Sen Allah için ne yaptın? Bunlar Allah’ın emirlerini ayaklar altına almışlar.
    Şeyh Sadi darağacına çıkarılmadan önce söylediği çok güzel bir söz vardır:
    “DEĞERSİZ DALLARDA ASILMAMA PERVAM (KORKUM) YOKTUR, MUHAKKAK MÜCADELEM ALLAH VE DİN İÇİNDİR[3]
    nurnurcu
    [1] 14. ŞUA

    [2] Belge ve delillerle Şeyh Said olayının İslami bir kıyma olduğu anlatılmaktadır.

    [3] Pirandan yükselen feryat.


  4. Reklam

  5. 4
    M.Ş.Y. Üye
    M.Ş.Y.
    Üye

    Üye No: 46901
    Mesaj Sayısı: 34
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 61

    --->: şeyh Said (rh.a.)


    Bizler vatanseveriz deyipte vatana ihanet ve davasına ihanet eden çok adı vatanseverler gördük.Kimisi Amerikancı,kimi MAOCU,kimi leninci,bazı milliyetçi geçinenler de ergenekoncu çıktı.Bu haberleri günlük medyadan okuyor ve seyrediyoruz.Ama hepsi de,sağcısı,solcusu ehl-i salipe hizmet ediyorlarmış.Bunu da anladık.Nurnurcu kardeşim,Allah razı olsun,tarihten birşeyler aktardın.Memnun olduk.Bunlar gerçek tarih.Ama Yahudilerin ve ermenilerin yazdıkları tarih ise tam tersi.Bu milletin hakiki evlatları Rablerine kavuştular.Çanakkale de,Kurtuluş savaşında bilerce mollalar,şeyhler,müderrisler ve Kuva-i Milliye,seve seve canlrını feda ettiler.SORUM ŞU:Hainler kim?yorumsuz.Yorumu ukuyanlara bırakıyorum.


  6. 5
    nurnurcu Üye
    nurnurcu
    Üye

    Üye No: 45697
    Mesaj Sayısı: 3
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 40

    Gizli Zındıka Komitesi.. Hainler Onlar...


  7. 6
    Ecir Üye
    Ecir
    Üye

    Üye No: 1608
    Mesaj Sayısı: 361
    Tecrübe Puanı: 9
    Yaş: 33
    Yer: Sükûtun kıyısı...

    Her ne kadar şeyh said kıyamının bir kürt kıyamı olduğu lanse ettirilsede, kıyamın amacının ırksal bazda bir kıyam değil İslam için yapılmış bir kıyam olduğu bilinmesi gereken bir realitedir.Allah şeyh said-i palovi'ye rahmet etsin.Şehadetini kabul etsin...Mevla razı olsun Yusuf...


  8. 7
    Yusuf Üye
    Yusuf
    Üye

    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 31

    Sizden de [URL="https://www.forumduasi.com/uye/1608-ecir.html"]Ecir[/URL] Hocam...

    Güzel dedin!



  9. 8
    Hükümdar Ehl-i sünnet
    Hükümdar
    Ehl-i sünnet

    Üye No: 44640
    Mesaj Sayısı: 234
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 35

    Allah cc razı olsun


    Alıntı
    Her ne kadar şeyh said kıyamının bir kürt kıyamı olduğu lanse ettirilsede, kıyamın amacının ırksal bazda bir kıyam değil İslam için yapılmış bir kıyam olduğu bilinmesi gereken bir realitedir.Allah şeyh said-i palovi'ye rahmet etsin.Şehadetini kabul etsin.
    Çok doğru insanlara yanlış anlatıyorlar


  10. 9
    besincimevsim Üye
    besincimevsim
    Üye

    Üye No: 49065
    Mesaj Sayısı: 1
    Tecrübe Puanı: 2

    ŞEHİD ŞEYH SAİD RAHMATULLAHU ALEYH RUHUNA EL FATİHA.
    Allah razı olsun


  11. 10
    MahmutUÇAR Üye
    MahmutUÇAR
    Üye

    Üye No: 89294
    Mesaj Sayısı: 4
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 29

    Selamın Aleyküm Allah Hepinizden Razı Olsun. Torunları Bize Geliyor Hep Sizlere Duasını Eksik Ettirmicem. Kalın Selametle.


  12. 11
    yskk Üye
    yskk
    Üye

    Üye No: 92322
    Mesaj Sayısı: 67
    Tecrübe Puanı: 1
    Yer: ANKARA

    Olayı çok basit almışsınız.Şeyh Sait in oğlu hicaza 10 000 koyun götürüyor ve İngilizlerden on binlerce altın alıp dönüyor ve babasını isyana teşvik ediyor.
    İslam dünyası dün olduğu gibi bugün de bunların oyunlarıyla birbirini öldürüyor.


+ Yorum Gönder