Git 12 Son
  1. 1
    BiLaL HaTTaB DeLi MoLLa
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 1,460
    Tecrübe Puanı: 19
    Yaş: 36
    Yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    Vahhabiler


    Vahhabilik, bir Gulat-ı Ehl-i Sünnet (radikal ehl-i sünnet) mezhebi olarak telakki edilebilir. BU İNANÇ DONANIMLI ATEŞLİ KİTLENİN YATIŞMAZ HEYECANI, TÜRBE KALINTILARI VE MEZAR TAŞLARI ÜZERİNDE SÖNDÜRÜLECEĞİNE, ÜMMET İÇİN HAYIRLI SONUÇLAR DOĞURACAK BİR YENİDEN DİRİLİŞ SEFERBERLİĞİNE KANALİZE EDİLMİŞ OLSAYDI SONUÇ ÇOK DAHA OLUMLU OLABİLİRDİ. Aslında bu hareket Hicrî II. yüzyıldan beri süregelen kelâmî ve fıkhî yorum farklılıklarının kan dökmeye kadar varan aşırılıklarının en son örneğidir...
    Yeniden dirilme hareketlerinin önderleri, sonradan takip edenler tarafından her dönemde zaafa uğratılmışlardır. Biz burada hareketi tenkit edecek; ancak, hareket liderinin hüsn-ü niyetini ortaya koymaya çalışacağız.



    18. yy'da, Arabistan'ın iç kesimlerinde, Muhammed b. Abdulvahhab önderliğinde başlayan hareket, Necid emiri Muhammed b. Suud'u da saflarına katarak gelişir. Vahhabi hareketinin dinamikleri, görünürde, Abdulvahhab'ın da mensubu bulunduğu Hanbelî Mezhebi'nin İbni Teymiyye yorumudur.

    Kitleler psikolojisinde inanç gücünün bilinen bir gerçek olması hasebiyle 18. yy'da klan hayatı yaşayan Necidli Araplar için birleştirici tek nokta akidevî bir revizyon olacaktır. Bu nedenle İbni Abdulvahhab, keşfeder etmez hayranı olduğu İbni Teymiyye'nin görüşlerini, içinde bulunduğu çevrede uygulama alanına koyar. Salâbet ve celâdetiyle ünlü İmam İbni Teymiyye'nin aksiyoner tavrı ölümünden yüzlerce yıl sonra ortaya çıkan bir hareketin referansı olacaktır.

    Necid yazarı İbn Ganam'ın verdiği bilgilere göre, Muhammed b. Abdulvahhab miladi 1703 yılında Arabistan yarımadasının Necid bölgesinde yer alan Uyeyne'de doğdu. Alim yetiştiren bir aileden geliyordu. Babası, dedesi ve büyük dedesi bölgede ilimleriyle temayüz etmiş şahsiyetlerdi. Babası Abdulvahhab b. Süleyman, Uyeyne hakimiydi. Ayrıca fıkıh ve tefsir alanında eserler vermişti.

    Muhammed, babasının nezaretinde daha 10 yaşındayken hafızlığını tamamladı. Yine babasından klasik İslamî ilimleri tahsil etti.

    Onu yetiştiren hocaların çoğu İmam Malik'in mezhebine mensup alimlerdi. Ancak onun hocaları arasında ünlü Şafiî ve Hanefî alimler de vardı. El-Hıtatu't-Tevfikıyye yazarı Ali Mübarek Paşa, Muhammed b. Abdulvahhab'ın Hanefî fıkhı üzerine eğitim gördüğünü ve kendisinin de bu mezhebi benimsediğini yazar.

    İbn Abdulvahhab öldüğünde geride hayli yekun tutan bir dizi eser bırakmıştır. Onun tüm eserlerini birkaç grupta toplamak gerekirse birinci grubu 'Mektuplar' teşkil eder. Bunlardan Iraklı alim es-Suveydî'ye yazdığı mektupta şöyle der:

    "Haberin olsun ki, elhamdülillah ben hakka uyanım, bid'atçi değilim. İnancım ve yolum, Allah'ın beni yönelttiği ve Müslümanların önderlerinin üzerinde olduğu, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat mezhebidir." (Tarihu Necd, 13.mektup, s.359-362) ...

    Muhammed b. Abdulvahhab İslam dünyasının her açıdan onmaz bir çöküşü yaşadığı bir dönemde dünyaya geldi. O dönemin en büyük İslam devleti olan Osmanlı, tek iddialı olduğu askeri alanda dahi bu iddiasından vazgeçmek zorunda kalmış ve Avrupa karşısındaki yenilgisini kesin olarak kabullenmişti. Abn Abdulvahhab'ın gençliğinde Osmanlı, herşeyi bırakmış Sadabad'da lale karnavalları düzenliyordu. İlim, fen, siyaset ve ahlak bitmiş, toplumsal çürüme önlenemez boyutlara ulaşmıştı. Din alanında ise her tür hurafe almış başını yürümüş, alimler beşikteki bebeğin hilafete atanmasının cevazını çok ciddi bir mesele olarak tartışırken, halk din adı altında efsane ve hikaye anlatan mahalle vaizlerinin eline kalmıştı. Osmanlı topraklarında yaşayan halkların içine düştüğü bu hurafe bataklığına işaretle o dönemi tarihçi Cebertî şöyle aktarır: "Göğsüm daralıyordu, fakat dilim varmıyordu söylemeye. Mevcut durum kimsenin meçhulü değildi ki, söze dökülüp dile dolansın. Çaresizlik içinde kıvranırken ağzımı açıp haykırmak istiyordum: 'Allahtan başkasının hükmünü mü istiyorlar?' (el-Cebertî, Acaibu'l-Asâr fi't-Teracumi ve'l-Ahbar,I/66)" Halk akın akın türbelere adak adamaya ve dilek çaputu bağlamaya koşuyor, başı daralan yardım dilenmek için evliyanın kabrine üşüşüyor, binbir türlü hurafe ortalıkta kol geziyordu.

    İbn Abdulvahhab'ın memleketi olan Necid'de durum daha da feciydi. Bid'atler alıp başını yürümüş, insanlar herşeyi Allah'tan değil de yatırlardan, kabir ve türbelerden ister ve bekler olmuşlardı.


    İşte böyle bir sosyal bunalım anında ortaya çıkan Muhammed b. Abdulvahhab yeni bir din anlayışıyla kitleleri davete başladı. Onun din anlayışına göre öncelikle ictihadın gerekliliği ve devamlılığı esastı. Ancak, hakkında nas olan bir meselede ictihad yapılamazdı. Ona göre taklid, ender zaruret halleri dışında haramdı. Biri bir başkasını taklit etmek zorunda kaldığında, onun ictihadını değil onun delillerini almalıydı. Ahmed b. Hanbel'in şu sözünü naklediyordu: "Ne beni, ne Malik'i, ne Evzâî'yi, ne de Sevri'yi taklid edin.Onların aldığı yerden alın."

    İbn Abdulvahhab'ın din anlayışının omurgasını tevhid oluşturuyordu.

    O tasavvufu, sünnetten ayrılmak ve bid'ate sapmak olarak niteler. Aşırı sûfilerin tevhide aykırı olan sözleri için der ki: "Bu gibi sözlere karşı benim cevabım şudur: Seni böyle bir iftiradan tenzih ederim Allah'ım."

    Muhammed b. Abdulvahhab'ın hareketi kısa zamanda yankı buldu. Öğretisi Necid'de bir harekete dönüştü. Bu hareket içinde yer alanlar kendilerine Muvahhidûn(Tevhidciler) adını verdiler. Hareketin düşmanları ise ona Vahhabilik adını yakıştırdılar.

    Muhammed b. Abdulvahhab'ın düşünceleri önceleri alimler ve sivil halk arasında yaygınlık kazandı. O davetini şöyle niteliyordu: "Allah'a hamdolsun, ben sizi sûfîlik yoluna, ya da fıkıhçıların ardına ,kelamcıların ya da onların imamlarının en büyükleri olan İbn Kayyım, Zehebi, İbn Kesir ve benzerlerinin yoluna çağırmıyorum. Aksine ben sizi yalnızca Allah'a, ortağı olmayan Allah'a çağırıyorum. Allah'ın elçisinin sünnetine çağırıyorum." (İbn Ganam, Tarihu Necd, I/58) ..

    Bu çağrı kendisine siyasi destek bulmakta gecikmedi. Abn Abdulvahhab Deriye Emiri olan Muhammed b. Suud ile tanışınca hareketin seyri değişti. İbn Abdulvahhab'ın hareketi artık siyasal bir hareketti.

    Hareket, daha üzerinden bir kuşak geçmeden, Emir Muhammed'in ölümüyle yerine geçen oğlu tarafından çığırından çıkarılacak, kitlelerin saf heyecanı saltanat kavgalarında çarçur edilecektir. Osmanlı-Vahhabi sürtüşmeleri, hareket için bir tür ideolojik kota uygulamasına sebep oldu. Bu durum, hareketin, Sünnî dünyanın gözündeki kötü şöhretine sebep olan âmillerden biridir.


    Hareketin İslam topraklarında umulan etkiyi gösterememiş olmasının nedeni belki Osmanlı'nın izlediği tutumda ve Ehl-i Sünnet ulemasının tavrında aranabilir. Ama asıl sebep hareketin sağlıksız ve kaygan bir zeminde ortaya çıkmış olmasıdır. Hareket daha doğuş döneminde arkasını yaslayacak bir sağlam kaya bulma telaşıyla despotların kucağına düşürülmüştür. İslam'ın yekinişi için sabırsızlanan birçok müslümanın umut dolu bakışlarını teksif ettikleri Suudiler, bu umutların boşuna olduğunu krallıklarıyla birlikte ilan ettiler. Sonunda petrolün hatırı İslam'ın hatırından baskın çıkacak, süper güçlerin boyunduruğunda yaşamayı İslam'ın izzetine tercih edeceklerdir.

    Bir dönemin "radikal müslümanları" şimdilerde uluslararası sistemin Ortadoğu'daki jandarmalığını ve gerici güçlerin temsilciliğini yapıyorsa, bunun sebepleri üzerinde ciddi bir biçimde durmak gerekir...



    Mustafa İslamoğlu - "İslamî Diriliş Hareketleri" adlı eserinden...

    İlgili Yazılar

  2. 2
    BiLaL HaTTaB DeLi MoLLa
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 1,460
    Tecrübe Puanı: 19
    Yaş: 36
    Yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Vahhabiler


    inşAllah kardeşlerim.. Rabbim sizden de razı olsun

    vesselam...


  3. 3
    tuallin Üye
    tuallin
    Üye

    Üye No: 47177
    Mesaj Sayısı: 97
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 39

    --->: Vahhabiler


    Bu sapık akımın hatalarını, İmam İbn-i Teymiyye' ye yüklüyolar ne kadar da büyük hata işliyorlar.Allah-u Teala o değerli imamızdan razı olsun.
    İnşAllah aradaki farkı anlarlar insanlar, ben şahsen çok üzülüyorum kendisine atılan iftiralar nedeniyle.Allah(cc) razı ve memnun olsun hocam.ves'selam ved'dua


  4. Reklam

  5. 4
    türkmen13 Emekli
    türkmen13
    Emekli

    Üye No: 56797
    Mesaj Sayısı: 4
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 51

    --->: Vahhabiler


    Bozacının şahidi şıracı derler ya, işte onun gibi bir şey.

    Mustafa i...oğlu da onların ''sapık fikirleri'' sayesinde kendine ikbal temin etme gayretinde.


  6. 5
    tuallin Üye
    tuallin
    Üye

    Üye No: 47177
    Mesaj Sayısı: 97
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 39

    Alıntı
    Bozacının şahidi şıracı derler ya, işte onun gibi bir şey.

    Mustafa i...oğlu da onların ''sapık fikirleri'' sayesinde kendine ikbal temin etme gayretinde.

    Bu fikir de yanlız size ait!

    vesselam


  7. 6
    abdullah biri Üye
    abdullah biri
    Üye

    Üye No: 52197
    Mesaj Sayısı: 170
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 52

    vahhabiliğin sapık bir mezhep olduğunda islam ümmetinin çoğunluğu hem fikirdir. hacca ve umreye gidenler bilir. Peygamber Efendimiz' in (sav.) kabri şerif başına gelindiği vakit insanların kabre doğru yönelip dua edilmesine müsaade etmezler. edepsizce insanları kıbleye yönelteceğiz diye sırtını kabre doğru çevirirler. şunu düşünmezler Efendimiz (sav) olmasa idi alemler olmayacak dolayısı ile kabe-i şerif te olmayacaktı. vahhabiliğe özenen insanımız varsa şuna karar versinler. Peygamber Efendimiz (sav) kabri şerifinde Hay dır yani diridir. verilen selama mukabele eder. Bu biz ehli sünnet olanlar için geçerli bir inançtır. Vahhabiler ise bunun aksine inanırlar. bu yalnızca bir örnekti. vahhabiler e özenen arkadaşlar şimdi karar verin bakalım. umre ye giderseniz Efendimiz e (sav) selam verecekmisiniz.
    selam ve dua ile


  8. 7
    alpgirayhan Üye
    alpgirayhan
    Üye

    Üye No: 57277
    Mesaj Sayısı: 87
    Tecrübe Puanı: 2

    aziz kardeşim abdullah biri ... vahabi deyilim fakat .. Kuran-ı Kerim'de namaz Salat < olarak geçiyor Salatında anlamı dua dır .. yani biz kabeye doğru dua etmekle emrolunmuşuz sahabede kabeye doğru salat (dua) ederdi ... tabikide selam vereceğiz ama duamızı kabeye doğru yapmakla emrolunduk ...

    Selamün Aleyküm !...


  9. 8
    DZALBAY Üye
    DZALBAY
    Üye

    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 928
    Tecrübe Puanı: 26
    Yaş: 65

    Alıntı
    yani biz kabeye doğru dua etmekle emrolunmuşuz
    Güzel kardeşim;duanın Kabeye doğru yapılacağına dair bir tek kaynak rica edebilir miyim lütfen?Mihraptaki imamın duası size göre geçersiz mi oluyor?Sırtını kıbleye,yönünü cemaate dönüyor da...

    Ezbere konuşmasak,bilimsel ve kaynak vererek konuşsak ve birbirimize bilgiler aktarsak, ne güzel olur değil mi?

    Selam ve dua...


  10. 9
    alpgirayhan Üye
    alpgirayhan
    Üye

    Üye No: 57277
    Mesaj Sayısı: 87
    Tecrübe Puanı: 2

    hayır yahu .. miraptaki imamın duası tabiki geçerlii oluyordur ... ama bu dua yani salat ın kabeye doğru yaılması gerçeğini değiştirmiyor : ) .... sen bir kaynak göstersene kabeden başka tarafada dua edildiğine dair : )


  11. 10
    abdullah biri Üye
    abdullah biri
    Üye

    Üye No: 52197
    Mesaj Sayısı: 170
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 52

    alp kardeşim düşün şimdi farzetki Efendimiz (sav) zamanında yaşıyorsun Efendimiz in(sav) yanındasın kenara çekilip yüzünüde kabeye dönüp yalnız duamı edersin. yoksa Efendimiz (sav) in yanına varıp Efendimiz' den (sav) kendin için dua etmesini mi? şunu unutma Efendimiz (sav) kabri şerifinde diridir ve bütün olup biteni bilmektedir.
    Bilal hattap kardeşim senden cevap bekliyorum selam verecekmisin.
    selam ve dua ile


  12. 11
    DZALBAY Üye
    DZALBAY
    Üye

    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 928
    Tecrübe Puanı: 26
    Yaş: 65

    Alıntı
    sen bir kaynak göstersene kabeden başka tarafada dua edildiğine dair : )
    Bu güne dek Kabeye doğru yapmadığım tüm dualarım da kabul olunmuştur,elhamdülillah...Yeterli mi canım?

    İnsanın kendisiyle çelişmesi de pek komik oluyor gibi geldi bana...Dualar Kabeye doğru yapılır diyen biri,az sonra,Kabeye doğru dua etmediği halde imamın duasını da kabul edilir saydı???Ne ola ki?


  13. 12
    alpgirayhan Üye
    alpgirayhan
    Üye

    Üye No: 57277
    Mesaj Sayısı: 87
    Tecrübe Puanı: 2

    bakara süresi 142-150 arasını okursanız ki bütün alt yapısı 1 ve 141 arasında aslı ise 142 - ve 150 arasındadır .. Kıblemizi tanıyalım ders bu hadi : )

    benim ordaki kastımı anlayamışsınki : ) ... ben sana çok güldüm bugün yahu : ) ... neyse vardır bir hayır .. imam cemaate dönüyor veya sen başka bir yere dönüyorsun yalnız arkadaşın söylediği şeyde bir kabir var ve diyorki o dirdir ... ya tamam ona ölü diyen yokki ... ve diyorki ona dönerek dua etmek ondan dua istemek .. imam kıbleye arkasını dönüyor ama bir yere değil Rabbine ... dua Allah'tandır (c.c.) ve Allah'a dır !


  14. 13
    DZALBAY Üye
    DZALBAY
    Üye

    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 928
    Tecrübe Puanı: 26
    Yaş: 65

    Seviyesiz yazışmalara cevap yok.Kusura bakma...


  15. 14
    abdullah biri Üye
    abdullah biri
    Üye

    Üye No: 52197
    Mesaj Sayısı: 170
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 52

    sana ilk edebi tavsiye ederim Efendimiz den(sav) bahsederken edepli ol haşa (ona ölü diyen yokki ) gibi önce edep önce edep
    selam ve dua ile


+ Yorum Gönder
Git 12 Son