Git 12 Son
  1. 1
    EL-KAİDE Üye
    EL-KAİDE
    Üye

    Üye No: 46348
    Mesaj Sayısı: 56
    Tecrübe Puanı: 2

    Şehadetinin 9. Yılında şehid Rehber'i Rahmetle, Minnetle Ve Hasretle Yad Ediyoruz.


    17 OCAK GÜNÜNÜ UNUTMAYACAK VE UNUTTURMAYACAĞIZ !


    “Müminler içinde, Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.” (Ahzab 23)
    “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, lakin onlar diridirler ancak siz bunun şuurunda değilsiniz” (Bakara 154)


    Böyle ayetlere muhatap olmak ve Kur’an lisanıyla övülmek, muhakkak ki büyük bir izzet ve şereftir. Her anı sıkıntılarla geçen, gecenin ve gündüzün birbirine karıştığı yoğun mücadele hayatını ölümlerin en güzeliyle noktalayan Rehber Hüseyin Velioğlu, 17 Ocak 2000 tarihinde şehid oldu. O da bu ayetlere muhatap oldu ve şehitler kervanı içinde, övülenler arasında yerini aldı.
    Kısa ömrüne çok şey sığdıran, hayatını İslami bir cemaat bina etmekle geçiren Şehit Rehber Hüseyin Velioğlu’nun şehadeti, hiç şüphesiz Rabbine verdiği sözde durmanın, ihlasın, sadakatin, cesaret ve kararlılığın bir ifadesidir.
    Onun aramızdan çabuk ayrılması, elbette ki bizleri derinden etkiledi ve kedere boğdu. Birçok yönden yeri doldurulamayacak biriydi. Kendisinden istifade edilecek daha çok şey vardı. Müslümanlar ve bölge halkı açısından büyük bir kayıp oldu. Ancak kısacık mücadele hayatına sığdırdığı bunca büyük ve önemli işlerle, iman ve ihlas sahibi birinin gayret ve sabırla Allah yolunda neler yapabileceğini, dağınık ve etkisiz halde olan Müslümanların cemaatleşerek nasıl bir güç haline gelebileceklerini gösterdi.
    Şehid Rehber; İslam davasını yürekten dert edindi, davanın büyüklüğünü, bu oranda ciddi çalışmalar ve bedeller istediğini görmezden gelmedi, ciddiyetle üzerinde durdu, salt söz ve sloganlarla davanın yürümeyeceğini iyi teşhis etti, sözden ziyade eyleme, konuşmaktan ziyade icraata önem verdi, düşmanları iyi tanıdı ve ona göre hareket edip tedbirlere ve şartların gerektirdiği hareket metoduna önemle riayet etti. Hiçbir zaman şahsını ve ismini ön plana çıkarmadı, aksine İslam davasını ve İslami cemaatin manevi şahsiyetini öne çıkardı.
    Ne yazıktır ki Müslüman halkımız onu hakkıyla tanıyamadı. Çağımızın yetiştirdiği önemli bir fikir ve hareket adamını hakkıyla tanıyamadan kaybetti.
    17 Ocak 2000 yılından bu yana 9 yıl geçti.
    Bu tarih, Şehit Rehber Hüseyin Velioğlu’nun devlet terörüyle şehit edildiği gündür.
    Bu tarih, Hizbullah Cemaati için bir milattır. Rehberini şehit verdiği gündür.
    Bu tarih, Şehadet günüdür.
    Ve bugün, Şehitler günüdür. Adı konmamış ve ilan edilmemişse de…
    17 Ocak gününü unutmayacak ve unutturmayacağız.
    Ey aziz Şehit Rehber! Şehadetin kutlu, ruhun şad, makamın yüce olsun...

    İlgili Yazılar

  2. 2
    naqshi Üye
    naqshi
    Üye

    Üye No: 41624
    Mesaj Sayısı: 144
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 42

    --->: şehadetinin 9. Yılında şehid Rehber'i Rahmetle, Minnetle Ve Hasretle Yad Ediyor


    allah arhmet eylesin ancak hizbullahın türkiye kolunun çalışma durmunu hiç beğenmiyorum. 1. durumu bölücülük noktasına kadar getirip islamı kurallara aykırı olan hiç bir şeyin karşısında değiller.
    2. domuz bağıyla bir insanı bağlayıp enseye sıkılan tek kursun bir yahudi adetidir ve ilk olarak infaziçin kullandıkları golan tepelerinde kullanmışlardır. kafirlere benzemeyiniz ayetine ters düşmektedir.
    3. din adına olmayan bir çok cinayet vardır buda onları katil durumuna sokar katilin cezası şer-i olarak bellidir.

    yani kardeşim eğer bu hizbullah allahın askeri iseöyle davranmalıdır ama en azından türkiyede sadece bölücülük yapmakla meşguller.

    vesselam veddua


  3. 3
    EL-KAİDE Üye
    EL-KAİDE
    Üye

    Üye No: 46348
    Mesaj Sayısı: 56
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: şehadetinin 9. Yılında şehid Rehber'i Rahmetle, Minnetle Ve Hasretle Yad Ediyor


    Alıntı
    allah arhmet eylesin ancak hizbullahın türkiye kolunun çalışma durmunu hiç beğenmiyorum. 1. durumu bölücülük noktasına kadar getirip islamı kurallara aykırı olan hiç bir şeyin karşısında değiller.
    2. domuz bağıyla bir insanı bağlayıp enseye sıkılan tek kursun bir yahudi adetidir ve ilk olarak infaziçin kullandıkları golan tepelerinde kullanmışlardır. kafirlere benzemeyiniz ayetine ters düşmektedir.
    3. din adına olmayan bir çok cinayet vardır buda onları katil durumuna sokar katilin cezası şer-i olarak bellidir.

    yani kardeşim eğer bu hizbullah allahın askeri iseöyle davranmalıdır ama en azından türkiyede sadece bölücülük yapmakla meşguller.

    vesselam veddua
    Kardeş senden iyi bölücü yok buna emin ol ! Hizbullah'ın nasıl infaz yaptığıda seni ilgilendirmez onlar biliyor nasıl yapacaklarını ! Hizbullah Kur'an ve Sünnet'e göre haraket ediyor. Onlar ALLAH yolunda cihad ediyorlar. Kardeş benden sana bir tavsiye sakın Hizbullah hakkında hiçbir yerde böyle konuşma !!!


  4. Reklam

  5. 4
    naqshi Üye
    naqshi
    Üye

    Üye No: 41624
    Mesaj Sayısı: 144
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 42

    --->: şehadetinin 9. Yılında şehid Rehber'i Rahmetle, Minnetle Ve Hasretle Yad Ediyor


    kardeşim eğer söylediklerimde bir şüphen veya aksini iddia eden bir şey varsa açıkla öğrenelim amaç öğrenmek . ama şu varki madem allah yolunda savaşmaktalar ülkemiz malum çok berbat bir türban krizine düştü kemal alemdaroğlumudur nedir sapığın birisi çıktı var gücüyle bütün üniversitlere yasaklamadımı buna karşı hizbullah ne yaptı? daha sonra kuran kursları kapatıldı geçtiğimiz bir kaç yıllarda ve o sıralarda i.c.ö. ve hizbullah türkiyede faaliyet açısından oldukça iyiydiler sonuç ne oldu? hizbuttahrir kadar bile olmadılar adamlar korkusuzca sokaklarda şeriat devleti gelecek diye broşür ve bildiri dağıttılar 5 yıl kadar önce hizbullahın bu kadar cesaret gösterebileceğini sanmıyorum. bumudur allah yolunda savas? kime benzerseniz ondan olursunuz hadisi ne gibi durumlar için söylenmiştir? hizbullah türkiye haricinde her yerde taktir ettiğim bir topluluktur.


  6. 5
    EL-KAİDE Üye
    EL-KAİDE
    Üye

    Üye No: 46348
    Mesaj Sayısı: 56
    Tecrübe Puanı: 2

    Alıntı
    kardeşim eğer söylediklerimde bir şüphen veya aksini iddia eden bir şey varsa açıkla öğrenelim amaç öğrenmek . ama şu varki madem allah yolunda savaşmaktalar ülkemiz malum çok berbat bir türban krizine düştü kemal alemdaroğlumudur nedir sapığın birisi çıktı var gücüyle bütün üniversitlere yasaklamadımı buna karşı hizbullah ne yaptı? daha sonra kuran kursları kapatıldı geçtiğimiz bir kaç yıllarda ve o sıralarda i.c.ö. ve hizbullah türkiyede faaliyet açısından oldukça iyiydiler sonuç ne oldu? hizbuttahrir kadar bile olmadılar adamlar korkusuzca sokaklarda şeriat devleti gelecek diye broşür ve bildiri dağıttılar 5 yıl kadar önce hizbullahın bu kadar cesaret gösterebileceğini sanmıyorum. bumudur allah yolunda savas? kime benzerseniz ondan olursunuz hadisi ne gibi durumlar için söylenmiştir? hizbullah türkiye haricinde her yerde taktir ettiğim bir topluluktur.
    üyelik isteyen site linki yasak kardeş


  7. 6
    naqshi Üye
    naqshi
    Üye

    Üye No: 41624
    Mesaj Sayısı: 144
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 42

    Eyvallah kardeşim okuyacam inşallah. inşallah ben yanılıyorumdur ama bunlar gözümle gördüklerim. elimel düzeltemem bari dilimle uyarmaya çalışıyım kendimce..vesselam veddua


  8. 7
    EL-KAİDE Üye
    EL-KAİDE
    Üye

    Üye No: 46348
    Mesaj Sayısı: 56
    Tecrübe Puanı: 2

    Alıntı
    Eyvallah kardeşim okuyacam inşallah. inşallah ben yanılıyorumdur ama bunlar gözümle gördüklerim. elimel düzeltemem bari dilimle uyarmaya çalışıyım kendimce..vesselam veddua
    Kardeş sen en iyisi oku öyle cevap yaz inşALLAH... Vesselam...


  9. 8
    Şema Moderatör
    Şema
    Moderatör

    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 5,702
    Tecrübe Puanı: 67

    el kaide kardeş üyelik isteyen site linki vermek yasaktır. forum kurallarını okuyalım lütfen


  10. 9
    naqshi Üye
    naqshi
    Üye

    Üye No: 41624
    Mesaj Sayısı: 144
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 42

    Hocam bana özel gönderilmiş bir şey özel mesaj olmadığı için burdan yazılmak zorunda kalındı kusura bakmayın bu ihlalden dolayı.
    el-kaide kardeşim cevabım uzun sürecek gibi bide karşıt bir görüş okumam lazım malum kimse ayranım ekşi demez sonra da yorumlayıp doğruyu buluruz inşallah


  11. 10
    EL-KAİDE Üye
    EL-KAİDE
    Üye

    Üye No: 46348
    Mesaj Sayısı: 56
    Tecrübe Puanı: 2

    Alıntı
    Hocam bana özel gönderilmiş bir şey özel mesaj olmadığı için burdan yazılmak zorunda kalındı kusura bakmayın bu ihlalden dolayı.
    el-kaide kardeşim cevabım uzun sürecek gibi bide karşıt bir görüş okumam lazım malum kimse ayranım ekşi demez sonra da yorumlayıp doğruyu buluruz inşallah
    Kardeş istediğini oku ama herkesin görüşüne saygı duy ! Vesselam...


  12. 11
    mematii Emekli
    mematii
    Emekli

    Üye No: 43562
    Mesaj Sayısı: 215
    Tecrübe Puanı: 0

    Hizbullahın Çıkışı ve Faaliyetleri


    Muammed Levent

    Hizbullah örgütünün çıkış yeri ve ilk yıllarındaki eylem mahalli, ülkemizin olağanüstü hal ile yönetilen bölgesi... 30 bin insanın ölümüne yol açan PKK, ardından Hizbullah. Her iki terör örgütü de, aynı şartların ürünü olarak aynı bölgede ortaya çıkıyor.

    12 Eylül 1980 askeri darbesiyle yönetime el koyan Milli Güvenlik Konseyi, Türkiye genelinde ilan ettiği sıkıyönetimle adeta kuş uçurtmuyordu. Darbenin ağır şartlarının en yoğun olduğu, sıkı yönetimin en sıkı olduğu Diyarbakır'da Hizbullah'ın temelleri Hüseyin Velioğlu, Fidan Güngör, Ubeydullah Dalar, Mansur Güzelsoy, Abdullah Yiğit tarafından 1981'de atıldı. O günlerde İlimciler diye anılıyorlardı.

    1981 - 1990 yılları, İlim camiasından kopmalar ve yeni oluşumlarla geçti. 1989 yılında Velioğlu'na bağlı İstanbul İl Sorumlusu Hasan Şengül ve örgütün ikinci adamı Fidan Güngör, örgütten ayrılıp birlikte "Menzil" grubunu kurdular. 1991 yılında da Batman'da başını Molla İhsan Yeşilırmak ve Abdurrahman Ensari'nin çektiği bir grup, Menzil'e katıldı.

    1992-93 yıllarında güvenlik kuvvetleri PKK'ya karşı operasyonları yoğunlaştırmıştı. Bu operasyonlar sayesinde PKK'nın şehir merkezlerindeki ağırlıkları bitmiş, teröristler dağlara çekilmişlerdi. Bu ortamdan yararlanan Hizbullah örgütü, Batman başta olmak üzere, Diyarbakır'ın Silvan, Mardin'in Kızıltepe ve Nusaybin İlçelerinde örgütlenme faaliyetlerine başladı. Örgüt; buralardaki faaliyetlerinde özellikle PKK’yı hedef alıyordu. PKK, 1991 yılının ikinci yarısında Mardin'in İdil ilçesinde, Hizbullah örgütü mensubu bir şahsın evini basıp, ev sahibi ve eşini öldürmüştü. Bu olay, Hizbullah örgütü ilim kanadından kopmaların durmasına neden oldu. Velioğlu, PKK'ya karşı, şehir merkezlerinde PKK ve HADEP'in belli başlı adamlarına karşı korkunç katliamlar başlattı. Silahlı eylemlerin yanısıra, bıçaklı ve satırlı saldırılarla da gündeme geldi. Bu olayların yoğunlaştığı sıralarda PKK'lılar Hizbullah'ı kontrgerilla olarak nitelediler.

    Menzil grubu ile Hizbullah İlim Grubu arasındaki gerginlik, Batman'da Menzil Grubu'nun saldırıya geçmesi ile başladı. Hizbullah - İlim Grubu, PKK ile savaşının, İslâm - kâfir savaşı olarak tüm gruplarca tanınmasını istiyordu. Hizbullah - Menzil Grubu ise; PKK ile çatışmanın devlete yarayacağını söylüyorlardı. Menzil - İlim çatışması, Güneydoğu'da Menzil Grubu'nun silinmesi ile son buldu.

    Hizbullah'ın ölen lideri Velioğlu ve militanların çoğu aynı aşiretin mensupları. Batman'ın "Habizbin Aşireti." Bu aşiret Batman'ın Bismil ve Gerciş ilçeleri ile bazı köylerinde yaşıyor.

    Hizbullah örgütünün ilk kanlı eylemlerine Batman'da başlamış olması Habizbin - Hizbullah ilişkisini somutlaştırıyor.

    Yine, İslâmî Hareket Örgütü tetikçilerinin de aynı aşiretten oldukları daha önce yapılan operasyonlarda ortaya çıkmıştı.

    Batman yöresinin en önemli ve büyük aşiretlerinden Habizbin üyeleri, bölgede korucu olarak faaliyet gösteriyor. Bir kısım üye ise esnaf.

    Hizbullah'ın örgütlenmeye hız verdiği 1991 yılında, Batman bölgesinde örgütün merkezi, Habizbin'lerin yaşadığı Yolaç Köyü'ydü. Bu köy iki defa PKK, bir defa jandarma tarafından basılmıştı.


    HİZBULLAH'IN GÜNEYDOĞU'DAKİ YERİ VE METODLARI

    Hizbullah ortaya çıkış yeri olarak Güneydoğu'ya ait bir örgüt. PKK da aynı iklimde ortaya çıkmış ve 30 bin insanımızın katili olmuş bir örgüt. Aklıma hemen şu soru geliyor; neden Güneydoğu? Acaba Güneydoğu bölgesi yapılanmalara elverişli bir ortam mı?

    Evet, Güneydoğu'nun neresine giderseniz gidin; zengin olan insanlar aşırı lüks içinde, fakir olan insanlar ise çöplükte ekmek arayıp karın doyuracak vaziyette... Aile hayatı olarak kalabalık; uzaktan bakıldığında birbirine çok yakın ve her işlerini ortak yapar. Fakat öze girdiğinizde birbirinden kopuk aile tipleri. Kültür açısından, hurafelerle yoğrulmuş bir kültür zenginliği mevcut. Din aşırı bir teslimiyetçilik anlayışına bağlı. Melle veya Molla menşeili bir din. Okuma oranı düşük ve yıllardan beri geri plana atılmışlığın izleri büyük.
    Bütün bu olumsuzlukların başında Aşiretçilik ve Ağaların ağırlığı var. Güneydoğu'da insanların farklı farklı siyasi görüşlerini bulamazsın. Orada ağaların görüşleri veya hangi partiden oldukları önemlidir. Belki de Güneydoğu'da devletin hizmet yönünden eksik kalmasının en büyük sebeplerinden birisi de bu siyasî anlayıştır.

    Güneydoğulu insan, toprak ağalarının elinden kurtulmadan PKK ile, Hizbullah ile ve devlet ile karşı karşıya kaldı. Artık, can pazara çıkmıştı. PKK, Hizbullah ve Devlet arasında seçim yapmak zorundaydı halk.

    Güneydoğulu insan seçimini yapmıştı. Kim güvenliğini sağlıyorsa onun taraftarı olmuştu ve buna göre mahalleler dahi belli idi. PKK mahallesi, Hizbullah mahallesi vs. Kimisi gerçekten militan, örgüt elemanı; kimisi korkudan taraftar; kimisi de çekimser...

    Güneydoğu ateşle barutun yan yana olduğu bir bölge. Olay olması anlık kıvılcımlara bağlı. Tarihî süreç içerisinde süregelen toprak kavgalarının, hatta aile içi kavgaların dahi kılıfı hazır Güneydoğu'da. Olay hangi sebeple olursa olsun, bir tarafa bir örgüt sahip çıkmışsa, diğerlerine de mutlak diğeri sahip çıkıyor.

    Bütün bu karışık, iç içe geçmiş hayatın içinde insanlar, her iki örgütten de yaka silker konuma gelmişlerdir. Çünkü her iki örgüt de, kendi kendilerini imha ediyorlardı. Bu olaylarda yara almayan aile kalmadı.

    94 -95'lı yıllarda, güvenlik kuvvetlerinin ağırlığının artmasıyla, katillerin yakalanmasında yöre insanlarının çabaları inkar edilemez. O zaman bu örgütler halkın istediği örgütler değil. Halk, huzur, mutluluk, refah ve inançlarının gereğini endişesiz yerine getirecek ortamlar istiyor.

    Hizbullah terör örgütü, "üzüm salkımı" denen hücreler biçiminde örgütleniyor. Böylece yakalanan hücre diğerini ele veremiyor. Bu sistemle örgüt içinde de gizlilik oluşturuyorlardı. Çoğu militan birbirini tanımıyor. Hücre şefine "Sorumlu Kişi" diyorlar. İşler katı bir emir komuta zinciri ile yürütülüyor. Camii ve mescitlerde buluşuluyor.


    HİZBULLAH - DEVLET İLİŞKİSİ

    Hizbullah, PKK'yı da çıkartan şartların bir başka ürünü. İki örgüt de aynı bölge içerisinde oluşmuş. Hizbullah, "Ateist", "Komünist" sıfatları yakıştırdığı PKK'ya "anti - ateist ve anti - komünist" bir cevap olarak ortaya çıkmış...

    Avukat İlhan Demir, bir yazısında şunlardan bahsediyor:

    "Hali hazırda PKK'nın işi bitti. Daha önce doğrudan CIA-MOSSAD ikilisinin denetiminde olan PKK, diğer ülkelerin ajanlarıyla, özellikle Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya ile işbirliğine girişti. Haliyle artık ABD ve İsrail'in işine yaramıyor. Yani PKK'nın işi Amerikan Hizbullah'ı ile bitirilecek.
    Başta ABD olmak üzere, Yunanistan ve diğer Batılı ülkelerin PKK ile ilgileri kesilecek. Hatta Abdullah Öcalan bile batılı ajanlarca öldürülebilir. Belki de yargılanmak üzere Türkiye'ye verilebilir."


    Evet bunlar 30 Temmuz 1993 tarihli Milli Gazete'de Avukat İlhan Demir'in yazısı.


  13. 12
    mematii Emekli
    mematii
    Emekli

    Üye No: 43562
    Mesaj Sayısı: 215
    Tecrübe Puanı: 0

    Hizbullah Güneydoğu'da palazlanırken, bölgede, PKK'nın "Sünnetsiz, Kafir" olduğunu anlatan bildiriler helikopterlerin desteğiyle dağıtılmıştı.
    1990'lı yılların başında Güneydoğu'ya çok sayıda din görevlisi gönderildi, ancak PKK karşısında olumlu sonuçlar alınamadı. PKK'ya karşı, kendi dilinde cevap verebilecek bir örgüt, "Hizbullah" keşfedildi.

    Sanki bir yerlerden düğmeye basıldı. Eline satırı ve silahı alan Hizbullah militanları 1990'lı yılların başında çok sayıda PKK'lıyı açıktan açığa öldürdüler.
    Bölgede Hizbullah'a "Hizbul Kontra " deniliyordu. O yıllarda dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin bir gazetecinin Hüseyin Velioğlu aranıyor mu? Sorusuna "Ne sen sormuş ol, ne de ben duymuş olayım" şeklinde cevap vermişti.
    Bugüne kadar Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu hakkında DGM'lerde açılmış hiçbir dava olmaması da ayrı bir soru!..

    Bu arada Hizbullah'ın infazları gittikçe arttı. Konu TBMM'ne geldi. TBMM'de Faili Meçhul cinayetleri araştırmak için bir komisyon kuruldu. Komisyona bilgi veren Batman Emniyet Müdür ve Vali Yardımcısı, Gerciş ilçesinin Selas, Gönüllü ve Çiçekli köyleri bölgesinde Hizbullah'ın bir kampı bulunduğu, yörede bulunan askerî birliğin bu kampa yardımcı olduğu yolunda çıkan haberler üzerine yaptıkları tahkikatı anlattı.

    Komisyon raporlarına geçen bilgiye göre; Bu kamplarda Hizbullah örgütü mensuplarının siyasî ve askerî olarak eğitildiği, bunun üzerine jandarma yetkilileriyle konuştukları, askeri yetkililerin bu örgüt militanlarının kendileriyle irtibatlarını değişik yönlerde çevirdiklerinden ötürü nefret ettikleri ve bu nedenle de bunlarla irtibatları kestikleri beyan edilmişti.
    Ancak, Jandarma Genel Komutanlığı bu bilgiyi yalanladı. Batman İl Emniyet Müdürü de, kısa bir sürede, pasif bir görevle merkeze atandı.

    1991 - 1993 yılları arasında "Yeşil"kod adlı Mahmut Yıldırım'ın Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu ile birlikte çalıştığı, örgütü asker ve istihbarî olarak eğittiği, lojistik destek sağladığı iddiaları ortaya atıldı. Ardından 1993 yılının sonbaharında Ankara'da tuhaf cinayetler işlendi. JİTEM’i kurduğu öne sürülen Binbaşı Cem Ersever, sağkolu itirafçı Mustafa Deniz ve Ersever'in sevgilisi Nevval Boz elleri arkadan bağlanıp kafalarına tek kurşun sıkılarak öldürülmüş halde bulundu. Bu üç cinayette "Yeşil"in izine rastlanırken, öldürme metodu yıllar sonra Hizbullah'ın kaçırdıklarında da aynı idi.

    Aynı dönemde, itirafçı olduktan sonra yasadışı faaliyetlerini sürdüren Murat Demir, Hizbullah'ın zamanla "Yeşil"in denetiminden çıktığını söyledi. Ünlü itirafçılar Alaattin Kanat, Adem Yalan gibi isimler de Hizbullahçılarla birlikte görüldü.

    "Terör" denilen karanlık alanda dolaşanların yollarının kimlerle kesiştiği bilinemez. Hizbullah bu anlamda farklı bir örgüt; çünkü hangi evrede, kimlerin el vererek, hangi imkanları sağlayarak onu meydana saldığı üç aşağı beş yukarı biliniyor...

    Böyle örgütlerin akıbeti, karşısında saf tuttukları örgütün akıbetine bağlıdır. PKK devre dışı kalınca, ya da kendini dönüştürme sürecine girince, onunla anladığı dilden mücadele etsin diye kurdurulmuş Hizbullah'ın işlevinin sona ermesi de kaçınılmazdı.


    HİZBULVAHŞET’İN İSLÂM’DA YERİ YOK

    Türkiye gündemine Kavacık operasyonuyla birlikte, tüyleri ürpertici bir şekilde, Hizbulvahşet olayı düştü. Bütün medya unsurları bu olay üzerine kilitlendi.

    Hizbullah, "Allah'dan yana - Allah'ın tarafında olan" anlamına geliyor. Acaba "Allah'dan yana olmak" Hizbulvahşet mensuplarının hangi döneminde kaldı veya Başlangıçta var mıydı, ne kadar önemsenmiş bilemiyoruz. Ama gelinen şu noktada, ortaya çıkan manzarada öyle bir özelliğin bulunmadığı açıkça ortada. İslâm'da kesinlikle böyle bir şey yok... İslâm vahşetin hiçbir biçimine izin vermiyor. Allah yolunda olmak vahşetten uzak durmayı gerektirir. İslâm, savaş ortamında bile, düşman askerinin uzuvlarını kesmek anlamına gelen "Müsle"yi yasaklamıştır. İslâm'da işkence diye bir şey olamaz. Hele böyle iğrenç öldürme usulleri İslâm'ın bağışlamayacağı günahlardandır. Hiç kimsenin günahı İslâm'a ödetilemez, ödettirilmemelidir.

    Bilindiği gibi dinimiz medeniyetin ve insan haklarının kaynağı olmuştur. Cahiliye devrinde, öz evlatlarını diri diri toprağa gömen müşrikleri bu durumdan kurtarmış, onları cihanşümul bir medeniyetin ve ilmî inkışafın mümessilleri haline getirmiştir.

    Bugün İslâm’ı yeterince öğretemediğimiz için bir kısım insanlar yolunu sapıtmış, kendi kardeşlerini diri diri toprağa gömecek kadar vahşileşmişlerse, bu korkunç neticenin ortaya çıkmasında eğitim ve öğretim sahasında gösterilen büyük ihmallerin ve kasıtlı ters politikaların tesiri olduğunu hiç kimse red edemez.

    Aklı başında hiçbir insan, şiddet kullanımına ve şiddet kullanmak üzere bir araya gelmişlerin kurduğu örgüte onay vermez; verirse o da "Terörist" olur. Müslüman, hayatını ve yolunu Kur'an ve Sünnet ışığında aydınlatmak zorundadır.

    "İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü güzel şekilde önle o zaman aranızda düşmanlık olan kimse, sana sanki samimi bir dost gibi oluverir. Kötülükleri iyilikle önleme hasleti, ancak sabredenlere verilir. Bu ancak hayırdan büyük payı olanlara verilir. Eğer şeytandan seni dürtecek bir vesvese gelirse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, Semi'dir. Alim'dir." Fussilet/34/35/36


  14. 13
    Ecir Üye
    Ecir
    Üye

    Üye No: 1608
    Mesaj Sayısı: 361
    Tecrübe Puanı: 9
    Yaş: 33
    Yer: Sükûtun kıyısı...

    Hüseyin velioğlu şehit değildir.
    Ergenekon operasyonu ile Hüseyin Velioğlunun, bazı üst düzey devlet görevlileriyle aynı masada görüldüğü iddiaları yer alıyor ve buna ilişkin somut örnekler, yer, zaman ve isimlerle birlikte aktarılıyor.Ve bu yazılar bütün gazetelerde tvlerde ortaya çıkmıştır.

    Ayrıca bu başlık;
    Alıntı

    1. Forum'da siyasi içerikli yazı,siyasi propaganda , Hack ile ilgili yazılar, genel ahlaka aykırı küfürlü yazı, argo kabul edilen yazılar asla yazılamaz. Aynı şekilde, başka bir forum katılımcısını yada üçüncü bir şahsı küçültücü veya hakaret edici yazı yazılamaz.
    Kuralını ihlal etmektedir.



  15. 14
    EL-KAİDE Üye
    EL-KAİDE
    Üye

    Üye No: 46348
    Mesaj Sayısı: 56
    Tecrübe Puanı: 2

    Alıntı
    Hüseyin velioğlu şehit değildir.
    Ergenekon operasyonu ile Hüseyin Velioğlunun, bazı üst düzey devlet görevlileriyle aynı masada görüldüğü iddiaları yer alıyor ve buna ilişkin somut örnekler, yer, zaman ve isimlerle birlikte aktarılıyor.Ve bu yazılar bütün gazetelerde tvlerde ortaya çıkmıştır.
    Onun Şehid Olup Olmadığını Sen Değil ! ALLAH Bilir ! Ve Diğer Söylediklerinde Tamamen Yalan ! Ergenekon İle Hiçbir İlgisi Yokdur Şehid Rehber İmam Hüseyin Velioğlunun...!


+ Yorum Gönder
Git 12 Son