1. 1
    Hoca Moderatör
    Hoca
    Moderatör

    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 14,927
    Tecrübe Puanı: 189

    Mal Ve çeşitleri


    MAL VE ÇE*ŞİT*LE*Rİ

    A) Mal Kav*ra*mı:
    Mal, arap*ça bir ke*li*me olup; ser*vet, bir kim*se*nin sa*hip ol*du*ğu şey, men*kul ve gayr-i men*kul var*lık de*mek*tir. Bu ke*li*me ön*ce*le*ri al*tın ve gü*müş cin*sin*den ser*vet*le*ri ifa*de eder*ken, kap*sa*mı ge*niş*le*miş, men*kul ve gayr-i men*kul ser*vet*ler*den maddî de*ğe*ri olan her*şe*yi şümûlüne al*mış*tır. Ço*ğu*lu “emvâl”dir. Bir fı*kıh te*ri*mi ola*rak mal; el*de edi*lip ih*ti*yaç za*ma*nı için bi*rik*ti*ril*me*si ve nor*mal ola*rak ya*rar*la*nıl*ma*sı müm*kün ve ca*iz olan her*şe*yi ifa*de eder. Bu*na gö*re ma*lın iki özel*li*ğe sa*hip ol*ma*sı ge*re*kir.
    1. El*de edi*lip bi*rik*tir*me*ye el*ve*riş*li ol*ma*sı. Bu yüz*den ilim, sağ*lık, şe*ref ve zekâ gi*bi mânevî şey*ler*le, mut*lak ola*rak ha*va, gü*neş ve ayın ışı*ğı ya da gü*ne*şin sı*cak*lı*ğı gi*bi var*lık*lar mal ni*te*li*ği ta*şı*maz. An*cak te*mel*de mü*bah olan bu gi*bi de*ğer*ler ye*ni tek*no*lo*jik imkânlarla de*po*la*nır*sa mal sı*nı*fı*na gi*re*bi*lir.
    2. Ya*rar*lan*ma*nın müm*kün ve ca*iz ol*ma*sı ge*re*kir. Bu yüz*den mur*dar öl*müş hay*va*nın eti, ze*hir*li ve*ya bo*zuk gı*da mad*de*le*ri gi*bi mad*di de*ğe*ri ol*ma*yan şey*ler*le, bir buğ*day ta*ne*si, bir dam*la su, işe ya*ra*ma*ya*cak du*rum*da*ki yır*tık bir ka*ğıt par*ça*sı gi*bi şey*ler mal sa*yıl*maz. Bir şe*yin mal olu*şu, her*ke*sin ve*ya bir kı*sım in*san*la*rın ona il*gi du*yup mal edin*me*siy*le sa*bit olur.
    Me*cel*le ma*lı şöy*le ta*rif et*miş*tir: “Mal, tab’-ı insânî ma*il olup da vakt-i hâcet için id*di*har olu*na*bi*len şey*dir ki men*ku*le ve gayr-i men*ku*le şa*mil olur.” (Mad. 126) Bu mad*de*yi şöy*le ifa*de ede*bi*li*riz: “Mal, in*san ta*bi*a*tı*nın mey*let*ti*ği, ih*ti*yaç için el*de bi*rik*ti*ri*le*bi*len şey*ler olup, men*kul ve gayr-i men*ku*lu kap*sa*mı*na alır” Hanefîler dı*şın*da*ki ço*ğun*luk müc*te*hid*le*re gö*re, maddî bir de*ğe*ri olan, te*lef edil*di*ğin*de ve*ya en*gel*len*di*ğin*de taz*mi*ni ge*re*ken her*şey mal*dır.82
    Hanefîlere gö*re, yal*nız maddî var*lı*ğı olan şey*ler mal sa*yı*lır*ken, ço*ğun*luk müc*te*hid*le*re gö*re “ya*rar*lan*ma hak*kı” da mal kap*sa*mı*na gi*rer. Bu gö*rüş ay*rı*lı*ğı gasp, ki*ra ve mi*ras gi*bi muâmelelerde fark*lı so*nuç*la*rın or*ta*ya çık*ma*sı*na yol açar. Ni*te*kim Hanefîlere gö*re gasp edi*len bir ara*zi ge*ri alı*nın*ca, gasp ede*nin ekip-biç*ti*ği sü*re için bir be*de*lin taz*mi*ni ge*rek*mez*ken, ço*ğun*lu*ğa gö*re böy*le bir du*rum*da taz*mi*nat is*te*ne*bi*lir. An*cak Hanefîler de gasp edi*len yer; va*kıf ma*lı ve*ya ye*tim ma*lı ya*hut sırf ki*ra*ya ver*mek ama*cıy*la el*de bu*lu*nan bir yer olur*sa gasp sü*re*si*ne ait ecr-i mi*sil is*te*ne*bi*le*ce*ği*ni söy*le*miş*ler*dir.
    Yi*ne Hanefîlere gö*re ki*ra ak*din*de “otur*ma” ve*ya “kul*lan*ma” hak*kı mal sa*yıl*ma*dı*ğı için mi*ras yo*luy*la geç*mez. Ço*ğun*lu*ğa gö*re ise ya*rar*lan*ma hak*kı mal sa*yıl*dı*ğı için ta*raf*lar*dan bi*ri*si*nin ölü*müy*le ki*ra söz*leş*me*si so*na er*mez ve sü*re*nin so*nu*na ka*dar de*vam eder.82/a
    Bu du*ru*ma gö*re, in*san*la*rın ye*me, iç*me, gi*yim, ba*rın*ma, se*ya*hat ve ben*ze*ri gün*lük ih*ti*yaç*la*rı için ya*rar*lan*dık*la*rı her şey mal*dır. Bun*lar*dan ye*nil*me*si, içil*me*si ve*ya kul*la*nıl*ma*sı meş*ru olan*la*ra “mü*te*kav*vim mal” de*nir. Buğ*day, ar*pa, ko*yun, at, na*kil ara*cı gi*bi. Bu ni*te*lik*le*ri ta*şı*ma*yan*la*ra ise “gayr-i mü*te*kav*vim mal” de*nir. Şa*rap, do*muz eti, kan, mur*dar öl*müş hay*van eti gi*bi.
    İn*san*la*rın bu mal*la*rı edi*ne*bil*me*le*ri için ça*lış*ma*sı, ka*zan*ma*sı ve*ya baş*ka meşrû yol*lar*dan bun*la*rı el*de et*miş ol*ma*la*rı ge*re*kir. An*cak ka*zanç sağ*lar*ken aşı*rı git*mek, baş*ka*la*rı*nın hak*kı*na te*ca*vüz et*mek, aşı*rı mal sev*gi*si ve ka*zanç hır*sı ile Al*lah’ı, Rasûlünü ve âhiret so*rum*lu*lu*ğu*nu ve*ya di*ğer in*san*la*ra kar*şı gö*rev*le*ri*ni unut*mak in*sa*nı ya*ra*tı*lış ga*ye*sin*den uzak*laş*tı*rır. Bu yüz*den meşrû ol*ma*yan ka*zanç, aşı*rı mal hır*sı ve İslâm top*lu*mu*na olan gö*rev*le*rin ka*zanç pe*şin*de ko*şar*ken ter*ke*dil*me*si İslâm’da kı*nan*mış*tır.

    B) İslâm’da mal hır*sı*nın kö*tü*len*me*si
    Yü*ce Al*lah dün*ya*yı, ayı, gü*ne*şi, ge*ze*gen*le*ri ve di*ğer gök ci*sim*le*ri*ni in*san*la*rın ya*rar*lan*ma*sı için ya*rat*mış*tır. Kur’an-ı Ke*rim’de şöy*le bu*yu*ru*lur: “Yer*yü*zü*nü si*ze bo*yun eğe*cek şe*kil*de ya*ra*tan O’dur. Öy*ley*se onun her ya*nın*da ge*zip do*la*şın ve Al*lah’ın ver*miş ol*du*ğu rı*zık*lar*dan ye*yin” 83 Yararlanma şu ayet*te gök ci*sim*le*ri*ni de kap*sar: “O, gök*ler*de ve yer*de bu*lu*nan her şe*yi kendin*den bir lü*tuf ola*rak si*zin hiz*me*ti*ni*ze ver*miş*tir. Dü*şü*nen ve fi*kir üre*ten bir top*lum için bun*lar*da ni*ce ib*ret ve de*lil*ler var*dır.”84
    Mal ve ço*cuk*lar*la uğ*ra*şır*ken Yü*ce Al*lah’a kul*luk ter*ke*dil*me*me*li*dir. Ak*si hal*de dün*ya ve âhirette en bü*yük za*ra*ra uğ*ra*nı*lır. Kur’an’da şöy*le bu*yu*ru*lur: “Ey iman eden*ler! Mal*la*rı*nız ve ço*cuk*la*rı*nız, si*zi Al*lah’ı an*mak*tan alı*koy*ma*sın. Kim böy*le ya*par*sa, on*lar maddî ve manevî en bü*yük za*ra*ra uğ*ra*yan*lar*dır.”85 “Mal*la*rı*nız ve ço*cuk*la*rı*nız si*zin için an*cak bi*rer im*ti*han*dır”86 “İn*san ken*di*si*ni zen*gin ol*muş gö*rün*ce mut*la*ka şı*ma*rır”87 “Mal ve evlât çok*lu*ğu ile övün*mek si*zi oya*la*dı.”88
    Di*ğer yan*dan ma*lı*nı he*lal yol*dan ka*za*nan, zekâtını ve*rip, Al*lah yo*lun*da har*ca*yan*lar övül*müş*tür. Şu ayet*te Al*lah yo*lun*da ca*nı*nı fe*da eden şe*hit*ler*le, ma*lı*nı Al*lah yo*lun*da har*ca*yan ser*vet sa*hi*bi zen*gin*ler denk sa*yıl*mış*tır: “Şüp*he*siz ki Al*lah, ci*had eden mü’min*le*rin can*la*rı*nı ve mal*la*rı*nı cen*net kar*şı*lı*ğın*da sa*tın al*mış*tır. Çün*kü on*lar Al*lah yo*lun*da sa*va*şır*lar, öl*dü*rür*ler ve öl*dü*rü*lür*ler.”89
    Hz. Pey*gam*ber (s.a) de çe*şit*li ha*dis*le*rin*de in*sa*nın mal ve ser*vet kar*şı*sın*da*ki du*ru*mu*nu be*lir*le*miş*tir. Te*miz mü’mi*nin elin*de te*miz ser*ve*tin ne gü*zel bir mal ol*du*ğu*nu bil*di*ren hadis90 helâl ka*zan*ca ve dü*rüst in*san*la*ra dik*ka*ti çek*miş*tir. Baş*ka bir ha*dis-i şe*rif*te ki*şi*nin ger*çek ma*lı*nın mik*ta*rı ve öl*çü*sü şöy*le be*lir*ti*lir: “Ade*moğ*lu; “be*nim ma*lım, be*nim ma*lım” der. Se*nin yi*yip tü*ket*ti*ğin*den, gi*yip es*kit*ti*ğin*den ve*ya ta*sad*duk edip de*vam et*tir*di*ğin*den baş*ka ma*lın var mı*dır?”91
    Yah*ya b. Mu*az (r.a) şöy*le de*miş*tir: “Pa*ra ak*rep gi*bi*dir. Eğer onu elin*de usu*lü*ne gö*re tu*ta*ma*ya*cak*san sa*kın tut*ma, ak*si hal*de se*ni ısı*rır ve ze*hi*ri ile öl*dü*rür.” Usu*lü*ne gö*re tut*ma (ruk*ye) ne*dir? di*ye so*ru*lun*ca; “ki*şi*nin helâl yol*dan ka*za*nıp, ye*ri*ne har*ca*ma*sı*dır” di*ye ce*vap ver*di. Di*ğer yan*dan Yah*ya b. Mu*az, ma*lın ölüm sı*ra*sın*da*ki özel*li*ği*ni şöy*le be*lir*le*miş*tir: “Ma*lın hep*si öle*nin elin*den alı*nır, fa*kat kı*ya*met gü*nü ma*lın hep*si*nin he*sa*bı ka*za*nan bu ki*şi*den so*ru*lur” 92
    An*cak mal ve ser*vet*le il*gi*li bu gi*bi âyet, ha*dis ve tes*pit*ler İslâm’ın ser*vet sa*hi*bi ol*ma*nın ve zen*gin*li*ğin kar*şı*sın*da ol*du*ğu an*la*mı*na gel*mez. Meşrû yol*dan ka*za*nı*lan, zekâtı ve*ri*len ve baş*ka*la*rı*nı ez*me, kü*çüm*se*me, gu*rur ve ki*bir için kul*la*nıl*ma*yan ser*vet*le*rin “iyi mal iyi ki*şi*le*rin elin*de ne gü*zel*dir” 93 ha*di*si*nin şümûlüne gir*di*ğin*de şüp*he yok*tur. Di*ğer yan*dan mal mülk edi*nir*ken ve bu*nu ida*re eder*ken, bu meş*gu*li*ye*tin mal sa*hi*bi*ni yü*ce Al*lah’a iba*det ve ta*at*ten alı*koy*ma*ma*sı da ge*re*kir. İslâm’ın Me*di*ne-i Mü*nev*ve*re’ye ya*yıl*ma*sı, mü*es*se*se*leş*me*si ve he*nüz bir dev*let büt*çe*si*nin oluş*ma*dı*ğı dev*re*ler*de düş*man kar*şı*sı*na bü*yük or*du*la*rın çı*ka*rıl*ma*sı Hz. Ebu Be*kir ve Hz. Os*man gi*bi var*lık*lı sahabîlerin yar*dım*la*rı sa*ye*sin*de ol*muş*tur. Bu*ra*da ser*vet*ler iyi in*san*la*rın elin*de iyi iş*ler*de kul*la*nıl*mış ve âhiret ya*tı*rı*mı*nın ser*ma*ye*si*ni oluş*tur*muş*tur.

    C) Mal çe*şit*le*ri
    İslâm fa*kih*le*ri mal*la*rı özel*lik*le*ri*ne gö*re; mü*te*kav*vim - gayr-i mü*te*kav*vim, men*kul- gayr-i men*kul, mislî-kıyemî, tü*ke*ti*me el*ve*riş*li olan ve*ya yal*nız kul*la*nıl*ma*ya el*ve*riş*li bu*lu*nan mal*lar gi*bi kı*sım*la*ra ayı*rır*lar.

    1. Mü*te*kav*vim ve gayr-i mü*te*kav*vim mal:
    Fi*i*len el*de edil*miş olan ve İslâm’ın ye*nil*me*si*ni, içil*me*si*ni ve*ya kul*la*nıl*ma*sı*nı meşrû kıl*dı*ğı her şey “mü*te*kav*vim mal” adı*nı alır. Gay*ri men*kul*ler, men*kul*ler, yi*ye*cek*ler, av*cı*nın av*la*dı*ğı hay*van, odun*cu*nun mü*bah or*man*dan kes*ti*ği odun, ih*ya edi*len ölü ara*zi bu çe*şi*de gi*rer. Mü*te*kav*vim ke*li*me*si söz*lük*te; de*ğe*ri olan, kıy*me*ti bu*lu*nan, eko*no*mik bir de*ğer ifa*de eden şey de*mek*tir.
    Gayr-i mü*te*kav*vim mal ise; fi*i*len el*de edil*me*miş olan ve*ya İslâm’a gö*re, za*ru*ret ha*li dı*şın*da ya*rar*la*nıl*ma*sı mü*bah ol*ma*yan şey*ler*dir. Su*da*ki ba*lık, ha*va*da*ki kuş, he*nüz çı*ka*rıl*ma*mış du*rum*da*ki ma*den re*zerv*le*ri ve or*man*da*ki av hay*van*la*rı gi*bi el*de edil*me*miş şey*ler ör*fen gayr-i mü*te*kav*vim mal*dır. Ay*rı*ca şa*rap, do*muz eti, mur*dar öl*müş hay*va*nın eti gi*bi ye*nil*me*si ve*ya içil*me*si ca*iz ol*ma*yan şey*ler de müs*lü*ma*na gö*re mü*te*kav*vim mal de*ğil*dir. Çün*kü müs*lü*ma*nın bun*lar*dan ya*rar*lan*ma*sı mü*bah de*ğil*dir. Bun*lar gayr-i müs*lim*ler ba*kı*mın*dan ise mü*te*kav*vim mal sa*yı*lır.94
    Mü*te*kav*vim mal üze*rin*de*ki sa*tım, ki*ra, hi*be, âriyet ver*me, re*hin, va*si*yet, or*tak*lık ve ben*ze*ri gün*lük muâmeleler ge*çer*li (sa*hih)dir. Gayr-i mü*te*kav*vim mal*lar üze*rin*de ya*pı*la*cak bu gi*bi akit ve muâmeleler ise bâtıldır. Yi*ne mü*te*kav*vim mal te*lef edi*lir*se, mislî ise mis*li*ni, kıyemî ise kıy*me*ti*ni taz*min et*mek ge*re*kir. Gayr-i mü*te*kav*vim mal müs*lü*ma*na ait olur*sa taz*min yü*küm*lü*lü*ğü bu*lun*maz. Ehl-i ki*ta*ba ait şa*rap, do*muz eti ve ben*ze*ri eş*ya*nın te*lef edil*me*si ise taz*min yü*küm*lü*lü*ğü do*ğu*rur.

    2. Mislî ve kıyemî mal:
    Mislî mal; çar*şı ve pa*zar*da mis*li ve ben*ze*ri bu*lu*nan stan*dart şey*ler*dir. Mislî’nin ço*ğu*lu “misliyât”tır. Stan*dart mal*lar dör*de ay*rı*lır:
    a. Mekîlât; buğ*day, ar*pa gi*bi ha*cim öl*çü*süy*le alı*nıp sa*tı*lan şey*ler bu gru*ba gi*rer.
    b. Mevzûnât; pa*muk, de*mir, çi*men*to gi*bi ağır*lık öl*çü*süy*le alı*nıp sa*tı*lan*lar.
    c. Mezrûât ve*ya zer’iyyât; ku*maş, ke*res*te gi*bi uzun*luk öl*çü*süy*le sa*tı*lan ba*zı stan*dart mal*lar.
    d. el-Adediyyâtü’l-mütekâribe; yu*mur*ta, ay*ni ka*li*te ku*maş*tan di*kil*miş, ay*ni boy*da*ki el*bi*se ve göm*lek gi*bi sa*yı ile alı*nıp sa*tı*lan stan*dart şey*ler bu ni*te*lik*te*dir.
    Kıyemî mal; çar*şı ve pa*zar*da ben*ze*ri bu*lun*ma*yan ve*ya bu*lun*sa da stan*dart ol*ma*yan şey*ler bu ni*te*lik*te*dir.
    Kıyemî mal; çar*şı ve pa*zar*da ben*ze*ri bu*lun*ma*yan ve*ya bu*lun*sa da stan*dart ol*ma*yan şey*ler*dir. Hay*van*lar, gayr-i men*kul*ler, ağaç*lar, ha*lı*lar, kul*la*nıl*mış oto*mo*bil ve ben*ze*ri şey*ler bu ni*te*lik*te*dir.
    Mislî mal*lar cins ve özel*lik*le*ri be*lir*ti*le*rek zim*met*te borç ola*rak ka*la*bi*lir. Karz-ı ha*sen yo*luy*la ve*ri*le*bi*lir. Sa*tım ak*din*de sa*tış be*de*li ola*bi*lir. Bun*lar*dan ay*nı cins pe*şin ve eşit mik*tar*da mü*ba*de*le edi*le*bi*lir. Ak*si hal*de faz*la*lık ve*ya nesîe ri*ba*sı mey*da*na ge*lir. Bir ton buğ*da*yı, bir bu*çuk ton buğ*day*la ve*ya bu ka*dar buğ*da*yı va*de*li ola*rak mü*ba*de*le et*mek gi*bi. An*cak cins*ler ay*rı olun*ca pe*şin mü*ba*de*le şar*tıy*la, mik*tar*lar fark*lı ola*bi*lir. Bir ton buğ*da*yı iki ton ar*pa ile pe*şin mü*ba*de*le et*mek gi*bi.
    Kıyemî mal*lar ise zim*met*te borç ol*maz, sa*tış ak*din*de sa*tış be*de*li ola*rak da be*lir*le*ne*mez. Bir hak kıyemî bir ma*la bağ*lan*mak is*te*nir*se, bu*nun han*gi mal oldu*ğu ayır*de*di*le*rek be*lir*len*me*si ge*re*kir. Çün*kü bun*lar*da stan*tart*lık ol*ma*dı*ğı için borç*lu en ucu*zu*nu ver*mek, ala*cak*lı ise en pa*ha*lı*sı*nı al*mak is*ter. Bu yüz*den ara*la*rın*da an*laş*maz*lık çı*kar. Me*se*la; bir be*del kar*şı*lı*ğın*da iki ya*şın*da bir sı*ğır sat*ma*yı borç*la*nan kim*se, iki ya*şın*da*ki sı*ğır*lar*dan en ucu*zu*nu ve*rir*se kâr ora*nı ar*tar. Alı*cı ise iki ya*şın en pa*ha*lı*sı*nı al*mak is*te*yin*ce an*laş*maz*lık çı*kar. An*cak be*lir*li bir hay*van borç*la*nıl*mış olur*sa bu müm*kün ve ca*iz olur.

    3. Men*kul ve gayr-i men*kul
    Men*kul; nak*le*di*len, ta*şı*nan de*mek*tir. Bir yer*den baş*ka bir ye*re nak*li müm*kün olan şey*ler*dir. Na*kit pa*ra, ta*şı*na*bi*lir ti*ca*ret eş*ya*sı, ve hay*van*lar bu ni*te*lik*te*dir (Me*cel*le, md. 128).
    Gay*ri men*kul; nak*le*di*le*me*yen, ta*şın*ma*yan de*mek*tir. Bir yer*den baş*ka ye*re nak*li müm*kün ol*ma*yan ev, ara*zi gi*bi yer*de sa*bit du*ran şey*ler*dir (Me*cel*le, md. 129). Bi*na, ağaç ve top*rak*ta*ki ekin ara*zi*ye bağ*lı ola*rak akar sa*yı*lır. Üze*rin*de bu gi*bi bi*na, ağaç ve ekin bu*lu*nan bir ara*zi sa*tıl*dı*ğı za*man, bun*la*ra da ara*zi hü*küm*le*ri uy*gu*la*nır. Bun*la*rın ara*zi*den ay*rı sa*tıl*ma*la*rı ha*lin*de ise men*kul hü*küm*le*ri söz ko*nu*su olur.94/a

    4. Ayn’ını tü*ket*mek*le ya*rar*la*nı*la*bi*len mal*lar:
    Mal*la*rı ya*rar*lan*ma*da ayn’ını tü*ket*me*nin ge*re*kip ge*rek*me*me*si ba*kı*mın*dan iki*ye ay*rı*lır:
    a. Ba*zı mal*lar*dan ayn’ı de*vam eder*ken ya*rar*la*nı*lır. Ev, dükkân, ara*zi, na*kil ara*cı, at gi*bi. Bu gi*bi mal*lar ki*ra ve*ya âriyet ak*di*ne de ko*nu olur. Çün*kü bun*la*rı ki*ra*la*yan ve*ya âriyet ola*rak alan kim*se bir sü*re ya*rar*la*nır ve da*ha son*ra sa*hi*bi*ne ge*ri ve*rir.
    b. Ya*rar*lan*ma*nın an*cak ken*di*si*ni tü*ket*mek ve*ya el*den çı*kar*mak*la müm*kün ol*du*ğu şey*ler ise ki*ra ak*di*ne ko*nu ol*maz. Al*tın, gü*müş, pa*ra, yi*ye*cek ve içe*cek mad*de*le*ri gi*bi. Çün*kü bun*lar*dan ya*rar*lan*mak ya tü*ket*mek ve*ya el*den çı*kar*mak su*re*tiy*le müm*kün olur. Bun*lar*dan bir bö*lü*mü âriyet ola*rak da ve*ri*le*bi*lir. Zi*net al*tın ve*ya gü*müş gi*bi. Çün*kü ki*ra ak*di*nin ko*nu*su, ki*ra*la*nan şe*yin ken*di*si de*ğil, o şey*den ya*rar*lan*ma*dır. Bu pren*si*bi şu şe*kil*de ifa*de ede*bi*li*riz: “Ken*di*sin*den ayn’ı de*vam et*mek*le bir*lik*te ya*ra*lan*mak müm*kün ve ca*iz olan her*şe*yin, ki*ra ak*di*ne ko*nu ol*ma*sı da müm*kün*dür.” Bu ni*te*lik*le*ri ta*şı*ma*yan fa*kat mislî (stan*dart) olan şey*ler ise karz (ödünç) ak*di*ne ko*nu olur ve ödünç alan mis*li*ni borç*lan*mış bu*lu*nur.95
    İslamda Ticaret, Doç. Dr. Hamdi Döndüren
    82/a. el-Kâsânî, a.g.e, IV, 201, 222; es-Serahsî, el-Mebsût, XVI, 2; İb*nü’l-Hü*mam, a.g.e, VII, 220; İbn Âbidîn, a.g.e, V, 57; Şâmil İslâm Ans. “İcâre” mad.
    83. el-Mülk, 67/1584. el-Câsiye, 45/13.
    85. el-Münâfikûn 63/9.
    86. et-Teğâbün, 64/15.
    87. el-Alak, 96/6.
    88. et-Tekâsür, 102/1.
    89. et-Tev*be, 9/111.
    90. Ah*med b. Han*bel, IV, 197, 202.
    91. Müs*lim, Zühd 3; Tir*mi*zi, Zühd 31, Tefsirû Sûre 102/1; Nesâî, Vesâyâ 1.
    92. İmam Ga*za*li, Züb*de*tü’l-İhyâ terc. Ali Özek, İs*tan*bul 1969, s. 408.93. Ah*med b. Han*bel, IV, 197, 202.
    94. es-Serahsî, el-Mebsût, XI, 102; Şâfiî, el-Ümm, IV, 198-205; Mu*ham*med Ha*mi*dul*lah, el-Vesâiku’s-Siyâsiyye, Vesîka no: 59; ez-Zühaylî, el-Fık*hu’l-İslâmî ve Edil*le*tüh, Di*maşk 1405/1985, IV, 40, 45.94/a. İbn Âbidîn, Red*du’l-Muhtâr, III, 408.
    95. es-Serahsî, a.g.e, XI, 50, 52; XIV, 90; el-Kâsânî, el-Bedâyi’, V, 134, 208, 209; ez-Zühaylî, a.g.e, IV, 49, 55; Fah*ri De*mir, İslâm Hu*ku*kun*da Mül*ki*yet ve Ser*vet Da*ğı*lı*mı, 1981, yy, s. 33 vd.

    İlgili Yazılar

+ Yorum Gönder