1. 1
    @hmet Özel Üye
    @hmet
    Özel Üye

    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 4,715
    Tecrübe Puanı: 51
    Yer: gölbaşı

    Hazret-i Habbâb'ın İnfak Yöntemi


    Hazret-i Habbâb'ın İnfak Yöntemi

    Adem Saraç

    İlk Müslümanlardan olup, dayanılmaz çile ve işkencelere dayanan büyük Sahâbîler’den biri de, Hz. Habbâb bin Eret idi radıyallahu anhu…

    Mekke ve Medine başta olmak üzere, birçok yerde sayısız hizmetlere imza atan Hz. Habbâb (ra), yıllar sonra Kûfe’ye giderek orayı mekân tuttu. O artık Kûfe’li olmuştu.1 Bu günlere gelinceye kadar hiç boş durmayan büyük usta Hz. Habbâb (ra), Kûfe’de de usta demirciler yetiştirdi.

    Sadece demircilik yapmıyordu artık. Devlet kademelerinde çeşitli görevler yürütüyordu. Demircilik, onun ikinci mesleği haline gelmişti. Bunu da yeni ustalar yetiştirmek ve onlara ekmek kapısı oluşturmak için yapıyordu.

    Sürekli çalışan Hz. Habbâb (ra), devlet görevi sebebiyle aldığı maaşın yanında, çalışkanlığı ve üstün becerisi ile iyi bir servet sahibi olmuştu. Öyle ki, yeni iş yerleri açarak, Müslümanlara iş imkânı sağlayacak kadar…

    Yıllar önce köle olarak alınıp satılan, günlerce aç ve susuz bırakılan, Müslüman olduğu için her türlü işkenceye uğratılan Hz. Habbâb (ra), şimdi varlıklı ve saygın biri olmuştu.2 Allah neye kadir değildi ki…

    Hz. Habbâb (ra), zengin olmuş, ihtiyaç sahiplerini gözetiyordu artık. Zekât ve sadakanın yanında, fakir fukarayı sürekli gözettiği gibi, iş imkânı da sağlıyordu onlara.

    Hz. Habbâb’ı farklı kılan çok özellikleri vardı. Bunlardan biri de, fakir fukaraya yardım etmek için geliştirdiği yeni tekniği idi. Biz buna “Hz. Habbâb’ın İnfak Yöntemi” diyoruz. 3

    Evinin bir odasını iki kapılı yaptırmıştı. Bu kapılardan biri içeri, biri de dışarı açılıyordu. Bu özel odayı, bir nevi kasa olarak kullanıyordu. Fakat bu kasa öyle bildik kasalara benzemiyordu.

    Bir nevi kasa olarak kullandığı bu oda, para saklamak için değildi. Bilakis para dağıtmak içindi. Üstelik sadece para değil, ihtiyaca göre her şey vardı orada.

    Her şeyi en güzel bir şekilde hazırladıktan sonra, evinde fakir fukaraya yemek daveti verdi.

    Böyle davetlerde, yeme ve içmelerini karşıladıktan sonra, dönüşlerinde de diğer ihtiyaçlarını karşılayacak kadar bir şeyler verip yolcu ederdi. Bu şekilde bu davetlere sıkça gelen ihtiyaç sahipleri vardı.

    Bu daveti de öyle zannetmişlerdi.

    Fakat yemek yendikten ve diğer ihtiyaçları da karşılandıktan sonra, hiç de öyle olmadığını gördüler…

    Hz. Habbâb (ra), misafirlerine kasa odasını göstererek şöyle dedi:

    - Sevgili kardeşlerim. Dünya ve dünyalıklar geçici metadan başka bir şey değildir. Asıl hayat âhiret hayatıdır. Âhiret hayatı da bu dünyada kazanılır. Ben de bunu kazanmak için sizleri davet ettim. Allah hepinizden razı olsun, beni kırmayıp geldiniz.

    - Allah senden razı olsun ey Habbâb! Sayende pek sıkıntı çekmedik.

    - Eksik olmayın. Şimdi sizlerden özel bir isteğim olacak. Umarım beni yine kırmazsınız.

    - Senin isteğin bizim için emir olur ey Habbâb!

    - Hayır, emir değil; sadece rica.

    - Buyur, nedir isteğin?

    - Şu odayı görüyor musunuz?

    - Görüyoruz tabi. Hem neden orayı gösterdiğini de anlayamadık.

    - Allah’ın, kullarına emanet olarak verdiği emanetlerden emanetler orada var!

    - Pek bir şey anlamadık.

    - Acele etmeyin, anlatacağım. Allah’a çok şükür, eski köle Habbâb, şimdi zengin bir Müslüman oldu.

    - Allah artırsın.

    - Âmin. Fakat bunu sizlerle paylaşmak isterim.

    - Ama nasıl olur?

    - Para başta olmak üzere, kıymetli eşyaların yanında, giyim kuşam ve diğer eşyaları da bu odaya koyuyoruz. Şu tarafta para var, şu tarafta değerli eşyalar, şu tarafta giyim kuşam var, şu tarafta da diğer eşyalar. Yerlerini gördünüz mü?

    - Gördük.

    - Kimin neye ihtiyacı olursa, bana sormadan şu dış kapıdan girip, istediğini, istediği kadar alacak!

    - Anlamadık?

    - Bunun anlaşılmayacak nesi var? Hanginizin neye ihtiyacı olursa, gelip buradan alacak.

    - Sana sormadan mı?

    - İki kapıyı bunun için yaptırdım ya. Dışa açılan kapı sizin, içe açılan kapı da bizim olacak. Günde ve gecede, ne zaman olursa olsun, dış kapı her zaman açıktır. Yani o kapıya kilit vurulmayacak. Hanginizin neye ihtiyacı olursa, gelip buradan alacak. Anlaşıldı mı?

    - Ne diyeceğimizi bilemiyoruz ey Habbâb!

    - Dua edin yeter. Bu arada bizim ulaşamadığımız ihtiyaç sahiplerine de siz ulaşmaya çalışın. Gelip beni görmeleri şart değil. Kapıyı gösterin yeter. Haydi, şimdi selâmetle gidin.

    - Allah seni başımızdan eksik etmesin ey Habbâb! 4

    Misafirlerini yolcu eden Hz. Habbâb (ra), bunca nimetlerinden dolayı, yaşaran gözlerle ve duygu derini kalbiyle Allah’a şükretti…

    Hazret-i Habbâb’ın infak yöntemiydi bu.

    Dipnotlar: 1) İbn Sa’d, Tabakâtü’l-Kübrâ, c. 3, s. 117. 2) İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Ğâbe, c. 2, s. 106. 3) Âdem Saraç, Sevgi Toplumu, s. 93-96. 4) Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, c. 5, s. 108.

    İlgili Yazılar

  2. 2
    ASUDE Bayan Üye
    ASUDE
    Bayan Üye

    Üye No: 108924
    Mesaj Sayısı: 368
    Tecrübe Puanı: 4

    Yorum: Hazret-i Habbâb'ın İnfak Yöntemi


    böylesine güzel insanların yaşamış olmaları ne güzel onların haytlarını okudukça insan daha çok özeniyor ve onların yolundan gitmey çalışıyor allah onlardan razı olsun


+ Yorum Gönder