Git 12 Son
  1. 1
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Zekat hakkında Soru ve Cevaplar


    ZEKAT

    Zekatın önemi
    Zekat nisabı
    Zekat ne zaman verilir
    Hangi maldan zekat
    Kira ve zekat
    Zekat nisabı bellidir
    Zekat verirken
    Zekat veya sadaka istemek
    Zekat vermeyenler
    Zekatı verilmeyen mallar
    Kağıt para ve zekat
    Dinde nakil esastır
    Kurumlara zekât
    İcmayı kimse bozamaz
    Zekatla ilgili meseleler Doğrudan doğruya kurumlara zekât Hanımın parası Zinet ve zekat Evin zekâtı Kadının zîneti Kâfire zekât vermek Zekat ve hile Balık zekâtı Bir yıl geçmek İpekböceği
    Zekatı taksitle vermek Zenginlikte altın esas alınır Ortak zekat vermezse Zekatın kazası Zekat ayı
    Dinen zengin olmak Fakirin lehine diye saçmalamak Dini emirler çağa göre değişmez Memura zekat Dilenmekteki ölçü Dilenmekteki Ölçü Altını tartmak Sütün zekâtı Fakire zekât Gümüşün zekâtı Alacağı zekata saymak Uşru verilen mal Zekatı geciktirmek Zekatı önceden vermek Kameri aylara göre zekat Anlaşmalı zekat

    Bey ve hanımın mal varlığı ayrıdır
    Kuyumcu ve zekat
    Zekatı zorla almak
    Süt ve zekat
    Zekat ile ilgili hak mezheplerimizin hükümleri
    Uşur vermek
    Uşur nedir
    Borçlu ve uşur
    Uşur veren fakir
    Ben mesul müyüm?
    Uşru verilmeyen maldan yemek
    Uşru kilo ile tartarak vermek
    Masrafa bakılmaz
    Gül ve uşur
    Arpadan uşur
    Buğdayın uşru
    Zeytinin uşru
    Mal sahibi ile kiracının uşru
    Ev bahçesi
    İhtiyaç için yetiştirilen sebzenin uşru
    Ortaklıkta uşur
    Sadakanın faydaları
    Hayır ve hasenâtta acele etmek
    Kime vermeli
    İhlâs Vakfının hizmetlerinden bazıları:
    Gençliğe sahip çıkmalıdır
    Sadaka verecek bir şey bulamayan
    Farzın önemi büyüktür
    Kafire sadaka
    Müminler bir vücut gibidir
    Sevdiğini Vermek
    Sadakanın on faydası
    Sadakanın Ahiretteki beş faydası:
    Sadaka istemek
    Sadaka Sevabı


    Zekatın önemi
    Sual: Mal, zekat ile korunurmuş. Zekat bu kadar önemli mi?
    CEVAP
    Kur’an-ı kerimin çeşitli yerlerinde namaz ile zekât beraber bildiriliyor. (Namazı kılın, zekâtı verin) buyuruluyor. (2/43)
    Zekâtın önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Allaha ve Resulüne inanan, malının zekâtını versin!) (Zekât vermekle Müslümanlığınız mükemmel hâle gelir.) (En faziletli ibâdet namaz, sonra zekâttır.) (Hastalarınızı sadaka ile, mallarınızı zekât ile koruyun!) (Malınızın temizlenip güzelleşmesi için zekât farz kılındı.)

    Zekat nisabı
    Sual: Zekat nisabı nedir, nasıl hesaplanır?
    CEVAP
    Daha kolay anlaşılması için maddeler halinde yazalım:
    1-Zekât nisâbı, 20 miskal, ya'nî 96 gr altın veya bu değerde para, ticâret eşyâsıdır.
    2-Zekât nisâbına mâlik olan zengindir.
    3-Zekâta tâbi malların veya paranın, sene içindeki azalıp çoğalmasına itibâr edilmez. Nisâba mâlik olduktan bir sene sonra elde kalan mal, nisâbı buluyorsa kırkta biri zekât olarak fakirlere verilir.
    Nisâbdan aşağı ise verilmez.
    4- Zekât, kârdan değil, ticâret malının veya paranın tamamından verilir. 5- Senetli, senetsiz alacaklar nisâb hesâbına dâhil edilir. Alacaklar tahsîl edildikten sonra zekâtları verilir. Daha almadan da zekâtları verilebilir.
    6-Borçlar, mevcut paradan veya maldan çıkarılır. Geri kalanın zekâtı verilir.
    7-Ticâret için olmıyan evler, arsalar, vâsıtalar, fabrikalar, demirbaş eşyâlar zekât nisâbına dâhil edilmez. Ticâret için alınıp ticâret için saklanan malların, altın, gümüş, yerli ve yabancı paraların ve elden ele dolaşan hisse senetlerinin zekâtı verilir. Evin, apartmanın, arabanın, zekâtı olmaz. Araba, ev ve arsa alıp satan kimse, bunların zekâtını verir. Çünkü bunlar ticâret malı olmuştur. Ev yaptırmak için arsa alan, bunun zekâtını vermez. (Dürer)
    8-Bir zenginin bir fakirden alacağı olsa, fakire borç senedini verip, "Sana alacağım kadar zekât vermeye niyet ettim. Sen de borcuna karşılık kabûl et, böylece ödeşmiş olalım" dese, fakir de kabûl etse, zengin zekâtını vermiş olmaz. Çünkü zekât, borç senedi vermekle, râzı olmakla verilmiş olmaz. Ancak mal teslim etmekle olur. Bu zenginin zekâtını fakire vermesi, fakirin de, aldıktan sonra, tekrar zengine geri vererek borcunu ödemesi lâzımdır. Ev kirasını ödeyemiyen fakir kiracıya, mal sahibi kirayı almadan ona bağışlasa, bu para zekât yerine geçmez sadaka olur. (R.Muhtâr)
    9-Zekât verirken bilezik, yüzük gibi altınların işçilik ve sanat değerine değil, ağırlığına
    itibâr edilir. Yanî 12 ayardan fazla olan bütün altınlar, tartılır. Kırkta biri zekât olarak verilir.
    10-Bilezik, zincir, küpe, yüzük gibi çeşitli ayarlarda altını olan kimse, bunların içinden en yüksek olanının ayarından vermesi evla, ortalamasını hesap ederek vermesi câiz, en düşüğünden vermesi ise, mekruhtur.
    11-Kadınların altın ve gümüşten başka diğer süs (zînet) eşyâları zekâta tâbi değildir. Pırlanta, elmas gibi zînet eşyâlarının zekâtı verilmez. Şâfiî'de ise, kadınların altın ve gümüş dâhil süs olarak taktıkları zînetlerin zekâtı verilmez. (Hidâye)
    12-Zekâta tâbi mallar, altın liraların en düşüğünün alış fiyatına göre hesap edilir.
    13-Kadının nisâbın üstünde bileziği varsa, zekâtını kendisi verir. Yâhut, (Benim zekâtımı sen bir fakire ver) diye kocasını veya başka birini vekil ederse, vekil kendi parası ile zekâtı verebilir.
    14-İmâmeyne göre, borçlu ve fakir kimseye, hanımı zekât verebilir. (Mevkûfât)
    15-Namaz kılmıyan, oruç tutmıyan bir müslümanın da zekât vermesi lâzımdır. Nasıl olsa, oruç tutmuyorum, zekâtımı da vermiyeyim dememelidir! Hiç değilse, borcun birinden kurtulmalıdır!
    16-Borcu olmıyan fakire nisâb miktarı veya daha çok zekât vermek mekrûhtur.
    17-Zekât verirken, "zekâtım" demeye lüzûm yoktur. "Hediyem" denilse de câizdir.
    18-Zekât, ticâreti yapılan maldan veya değeri altın olarak verilir.
    19-Hisse senetlerinin nâma [isme] ve hâmiline [taşıyana] yazılı olanları vardır. İsimsiz, hâmiline yazılı olanların devir kabiliyetleri vardır. Yanî döviz gibi elden ele dolaşır. İstendiği zaman satılabilir. Bu senetler ticâret malı gibi, zekâtın hesâb edildiği tarihteki piyasa değeri üzerinden nisâba dâhil edilir. Nâma yazılı hisse senedi alan, sene sonunda, fabrikanın demirbaş mallarının haricindeki parasını zekât nisâbına dâhil eder.

    20- Gölde yetiştirilen balıklar satılınca, bu para diğer zekâta tâbi mallarla beraber nisaba ulaşırsa zekâtı verilir.Birkaç ineği olup çok süt satan, ineklerin zekâtını vermez, fakat sene sonunda sütten elde ettiği parayı zekât nisabına dahil edilir.

    Zekat ne zaman verilir
    Sual: Zekat ne zaman verilir? Anne ve babaya zekat verilir mi?
    CEVAP
    Zekât, farz olduktan sonra verilir. Nisaba ulaşan, zengin olduğu tarihi, kameri aya göre bir yere yazar. Mesela, 3 Recebde zengin olmuşsa, bir yıl sonra Recebin üçü gelince yine nisap kadar parası ve ticaret malı varsa zekâtını verir. Ramazan ayını beklemez. Günü gelmeden zekât vermekte de mahzur yoktur, çok iyi olur. Hatta gelecek birkaç yılın zekâtını önceden vermek de caizdir. Bir kimse, zekâtını yanlış hesap edip, bir altın zekat vermesi gerekirken iki altın hesap etse, fakire verdikten sonra tekrar hesap etse, bir altın vereceğini anlasa, ikinci yıl vereceği zekâta bu bir altını mahsup eder.
    Zekâtı acele etmeden bir yıl içinde vermek gerekir diyen âlimler var ise de, acele edip, hemen vermek vaciptir. Özürsüz geciktirmek mekruh olur. Şâfiî ve Malikî’de, zekât farz olunca, hemen vermek farzdır. Hadis-i şerifte, (Zekât vermekte acele ediniz!) buyuruldu.
    Ana babaya, dedeye, büyük anneye, evlada, toruna, hanıma ve kâfire zekât verilmez. Fakir olmak şartı ile geline, damada, kayınvalideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa zekât verilir. Hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya zekât vermek daha çok sevap olur.

    Hangi maldan zekat
    Sual: Hangi maldan zekat verilir?
    CEVAP
    Zekâtın hangi maldan verileceğini birçok müslüman bilmemektedir. Zekât olarak verilecek mallar yerine, bunların kıymetlerini de vermek caizdir. Kıymet denilince, altın ve gümüş anlaşılır, başka mal, çek, senet, para veya döviz anlaşılmaz. Çünkü eşyanın kıymeti altın ve gümüş ile anlaşılır. (Keşfi rümuz-i gurer)
    Fülus [bakır] paraların kıymetleri nisabı bulunca zekât olarak, bu fülusun değerlerinin kırkta birini gümüş olarak vermek gerekir. (M.Seade)
    Bakır paranın zekâtı, aynı cins bakır paradan verilmez, gümüş olarak verilmesi gerekir. (İmam-ı Ebu Yusüf buyurdu ki, toprak sahiplerinden uşur ve zekât olarak, altın ve gümüş yerine, başka geçer akçe [para] almak haram olur. Her ne kadar bunlar, herkesin kabul ettiği damgalı para ise de, altın değil, bakır paradır.) [R.Muhtar]
    Altın ve gümüş olmayan, tedavüldeki para ile zekât verilmez. Zekât, ya altın veya gümüş, yahut ticareti yapılan maldan verilir. İmam-ı Nesefi hazretleri buyuruyor ki: Bir zengin, yemek satın alıp fakire yedirse, zekât vermiş olmaz. (Zahire)
    Zekât olarak, erkek deve verilmez. Erkek develerin zekâtı bile dişi deve olarak verilir. Dişi devesi yoksa değeri kadar altın veya gümüş verilir. Başka mal verilmez. (Hindiyye)
    Zekât olarak altın ve gümüş yerine, bunların kıymeti kadar uruz vermek sahihtir. (M.felah)
    Ticaret malına uruz denir. Elbise tüccarı, ya uruz yani ticaretini yaptığı elbiseden veya değeri kadar altın, gümüş verir. (Tahtavi)

    Fakire verilen altın, onu zengin edecek kadar fazla olmamalıdır. Borçsuz fakire nisap miktarı veya daha çok zekât vermek mekruh olarak caizdir. 10 g altın kadar borcu var ise, 100 g altını alması mekruh olmaz. Altın ile gümüş, ne niyetle saklanırsa saklansın ticaret eşyası kabul edilir. Nisap miktarı ise zekâtı verilir.

    Kira ve zekat
    Bugün fakir için kiralık ev çok mühimdir. Fakat zengin zekâtına mahsuben fakiri evinde oturtamaz. Çünkü bir zengin, zekâtına mahsuben, bir fakiri evinde oturtsa zekât vermiş olmaz

    Zekat nisabı bellidir
    Sual: Zenginlik nisabını yeniden ele almalı diyorlar. Zekat nisabı belli değil midir?
    CEVAP
    Gazeteleri okuyan, TV’leri seyredenler, sanki din yeni ortaya çıkmış gibi, hakiki İslam âlimlerince onaylanıp 14 asırdır uygulanan dini hükümleri değiştirmeye kalkanlar çıkıyor. Kimi tesettürü kaldırıyor, kimi bayanlara hayz ve nifas hallerinde namaz kıldırıyor, kimi kaderi inkâr ediyor, (Fakirlik kaderimiz değil) diyerek, güya alınyazısını değiştirmeye kalkıyor. Kimi hariciler, İslam tarihinde ilk demokrat ve cumhuriyetçi fırka diye övüyor.
    Kimi yakında kıyamet kopacak diyor. Hele tuhaf biri, (İstanbul’da büyük deprem olacak, 5 milyon kişi ölecek, aklı olan İstanbul’u terk etsin) diyor. Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği Kur’an-ı kerimde yazılıdır. Depremin de bugün için önceden bilinmesi mümkün değildir. Gaybdan haber verircesine, milleti sıkıntıya sokmak haramdır.
    Dünyada da reform hareketi sürüyor. İslamın beş şartından biri olan namazı, sahih olmasın diye vakti girmeden kıldıran yerler var. Sahih olmaması için hac bir gün önce yaptırılıyor. Zekât, altın, gümüş veya ticaret ettiği maldan verilmesi gerekirken, ticaret malından değil de, başka maldan veriliyor. Böylece zekâtlar da sahih olmuyor. Şimdi de kurban ibadeti kaldırılmak isteniyor. Kurban kesilmeyip parası yoksullara verilmesi isteniyor. Dinimiz, (Muhtaç insanlar olduğu zaman kurban kesmeyip parası yoksullara verilsin) diyemez miydi? Peygamber efendimiz böyle bir şeyi düşünememiş mi, 1400 yıldan beri gelen âlimler düşünememiş mi?
    Son olarak da zenginlik nisabını yeniden ele alıp bozmaya çalışanlar var. Dinimiz kâmil değil midir? Eksik olan nesi vardır? Namazın, orucun, zekâtın, nisabın yeni bir şekli olur mu? Reformcu, (Dine göre, malların değeri değişmiş, kim zengin, kim fakir belli değil. Mesela ortalama 40 davarın değeri 2.5 milyar, beş devenin bedeli 5 milyar, 30 sığırın bedeli 10 milyar. Gümüşe göre 60, altına göre 500 milyondur. Bunun ortalamasını almak gerekir. Siz, 500 milyonu olanı zengin sayar, 29 sığırın bedeli olan 9 milyarlık adamı fakir sayarsanız, bu adaletli olmaz.) diyor. Biri çıkıp da niye dinimizle oynuyorsunuz demiyor.
    Ya dini bilmeyenler veya bozmak isteyenler
    Böyle bir teklifi, ya dini bilmeyenler yapar veya dini kasten bozmak isteyenler yapar. Dinimizde, bir adamın 29 ineği ve 39 koyunu ve 4 devesi olsa, ayrıca 50 gram da altını olsa zekât vermez. Hatta Yün için, yük taşımak için, binmek için olan hayvanları varsa onların da zekâtı olmaz. Çünkü deve, sığır gibi başka cinsten sâime hayvanlar, birbirlerine ve ticaret eşyasına eklenmezler. Bu kadar mala sahip olan kimse, yaklaşık 20 milyarlık bu insan zekât vermez. Din böyle bildirmiş. Sen bunları birbirine ilave edersen dinin bildirdiği yolu bırakmış olursun. Bu kadar malı olmayıp da 100 gram altını olan kimse, dinen zengindir. Zekât vermesi gerekir. Reformcunun (malı çok olan zekât vermiyor da, malı az olan zekât veriyor) demesi yersizdir. Hatta bir kimse, fakir de olsa, toprak mahsullerinin uşrunu vermesi gerekir. Problem diye çıkarılan bu meseleler, kitaba uymamaktan ileri gelmektedir. Dinimiz eksik değildir. Kitaplara göre amel edilirse, hiçbir mesele kalmaz. Kitaplarda

    eşyanın değeri, dövize, koyuna, sığıra veya deveye göre tayin edilmez. (Keşf-i rümûz) kitabında (Eşyanın kıymetleri altın ve gümüş ile anlaşılır) deniyor. Şimdi, gümüşün altına nazaran kıymeti, yedide birden çok düşük olduğu için, zekât hesaplarının yalnız altın lira ile kıymetlendirilmesi lâzım olduğu İbni Abidin’de bildirilmektedir.
    Ticâret eşyasının kıymeti, para olarak kullanılmayan altın ve gümüş ile hesap edilmez. Hükûmet tarafından damgalı altın liralardan kıymeti en az olanı ile hesap edilir. Kitaba inananlar için işin esası budur.

    İlgili Yazılar

  2. 2
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Zekat hakkında Soru ve Cevaplar


    Zekat verirken
    Sual: Zekat verirken nelere dikkat etmeli?
    CEVAP
    Malını israf edene zekât vermek layık değildir. Salih olmayan fakir müslümana da, zekât vermek sahihtir. Fakat salihleri tercih etmek çok sevabdır. Fâsıka zekât vermek, kıraç yere ekin ekmeye benzer, bire 3-5 alınabilir. Salihlere vermek ise, mümbit toprağa ekin ekmeye benzer. Sulak, verimli toprağa tohum atılırsa daha çok mahsul alınır.
    Kâfir, her ibâdet gibi zekât vermekle de mükellef değildir. Gayrı müslime zekât vermek caiz değildir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Muaz bin Cebel hazretlerini Yemen’e gönderirken, zekâtın, uşrun, kimlerden alınıp kimlere verileceğini bildirirken, (Zenginlerinden al, fakirlerine ver) buyurmuştur. Bu hadis-i şerifi açıklayan âlimler, zekâtın müslüman zenginlerden alınacağını ve onların [müslümanların] fakirlerine verileceğini, gayrı müslime verilmeyeceğini bildirmişlerdir.
    Hiçbir anlaşma ve hile olmadan, bir zengin, fakire zekât verse, fakir de, aldığı zekâtı zengine hediye etse, zekât verilmiş olur. Herkes malını istediği kimseye hediye edebilir. Fakir aldığı zekâtı, zengine hediye edebilir. Zenginin bunu alması helal olur. Çünkü fakir kendi mülkü olan malı vermiştir. (Eşiat-ül lemeat)
    Zekât vermemek için hile yapmak zulüm olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Zenginlerin zekâtı fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ onlara ayrıca nafaka verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.

    Zekat veya sadaka istemek
    Sual: Zekat veya sadaka istemek uygun mudur?
    CEVAP
    Bir günlük yiyeceği olanın, zekât veya sadaka istemesi haramdır. Fakat istemeden verilen sadakayı, zekâtı alması caizdir. Muhtaç olmayan fakirin, verilen zekât veya sadakayı almaması iyi olur. Birisi zekât toplamak için vazife isteyince, Resulullah efendimiz, (Seni, insanların yıkayıp attıkları kirleri toplamaya memur etmek istemem) buyurdu. Zekât olarak verilen bir deveyi isteyen bir zata, (Şişman birinin, sıcakta terleyip vücudunu yıkadığı kirli su içilir mi? Zekât böyle kir gibidir) buyurdu.
    (Zekât, karıştığı malı ifsad eder) hadis-i şerifini İmam-ı Ahmed hazretleri, (İhtiyacı olmadığı hâlde, zekât olarak alınan mal, diğer malları helak eder) diye açıklamıştır. Zekâtı muhtaçlara vermelidir!

    Zekat vermeyenler
    Zekatı verilmeyen mallar
    Sual: Zekat vermemenin cezası nedir?
    CEVAP
    Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, (Zekâtı verilmeyen mallar, ejderha olup sahibinin boynuna sarılır) buyurduktan sonra şu mealdeki ayet-i kerimeyi okudu:
    (Hak teâlânın ihsan ettiği malın zekâtını vermeyenler; iyi ettiklerini, zengin kalacaklarını zannediyorlar. Hâlbuki kendilerine kötülük etmiş oluyorlar, o mallar

    cehennemde azap aleti olacak, yılan şeklinde boyunlarına sarılıp, baştan ayağa kadar onları sokacaktır.) [3/180]
    Yine hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
    (Zekât vermeyen toplumlar, kıtlıklara, bunalımlara maruz kalır.)
    (Zekât vermeyene Allahü teâlâ lânet eder.)
    (Zekât vermeyen, temiz malını kirletmiş olur.)
    (Zekât vermeyen, Kıyamette ateştedir.)
    (Zekât vermeyen toplum, rahmetten mahrum kalır.)
    (Zekâtı verilmeyen mallar, karada, denizde telef olur.)
    (Zekâtını veren o malın şerrinden korunmuş olur.)
    (Zekât vermeyenin namazı kabul olmaz.) [Zekât vermemek büyük günah olduğu için, böyle günahkârın kıldığı namaz sahih olup, borcu ödenirse de; namazdan hasıl olacak büyük sevaba kavuşamaz. Her günah da böyledir.]
    (Zenginlerin zekâtı, fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ fakirlerin rızkını başka yollardan verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.) [Eli ayağı tutup da çalışabilenlerin zekât istemesi haramdır. İstemediği hâlde, kendisine zekât verilirse, alması günah olmaz. Zekât, çalışamayacak kadar hasta, sakat olanlara ve çalışıp da güç geçinenlere verilir. Allahü teâlâ böyle fakirleri de milletin içinde kırkta bir yaratmıştır.]
    Bu acı azaplardan kurtulmak için
    Bu acı azaplardan kurtulmak için malların zekâtını, tarla mahsullerinin, sebzelerin, meyvelerin uşrunu vermek şarttır. Zekât kırkta bir, uşur onda bir verilir. Kur’an-ı kerimde, (Malı, parayı biriktirip zekâtını vermeyenlere çok acı azabı müjdele! Zekâtı verilmeyen mallar, paralar, cehennem ateşinde kızdırılıp, sahiplerinin alınlarına, böğürlerine, sırtlarına mühür basar gibi basılacaktır.) buyurulmuştur. (Tevbe 34, 35) [Ayet-i kerimelerin tercümelerini değil, tefsirlerdeki açıklamalarını aldık.]

    Kağıt para ve zekat Dinde nakil esastır
    Sual: Bazı kimseler, para paradır, kâğıt para ile niye zekât verilmez ki diyorlar. Doğrusu nedir?
    CEVAP
    Günümüzde herkes, dinden bahseder, aklına göre fetvalar verir. Niye böyle olmasın ki, bence bal gibi olur diyorlar. Allah ne emrediyor, Peygamberimiz ne buyuruyor, din kitaplarımız ne yazıyor demiyorlar. Akla göre ölçü olsa, akıl sayısı kadar din olur. Onun için dinde nakil esastır. Bazı kimseler, para paradır, kâğıt para ile niye zekât verilmez ki diyorlar. Şimdi bu konudaki muteber din kitaplarındaki ifadelere bakalım:
    Zekât olarak verilecek mallar yerine, bunların kıymetlerini de vermek caizdir. Kıymet denilince, altın ve gümüş anlaşılır, başka mal, çek, senet veya paralar anlaşılmaz. Çünkü eşyanın kıymeti altın ve gümüş ile anlaşılır. (Keşfi rümuz-i gurer)
    Fülus [bakır] paraların kıymetleri nisabı bulunca zekât olarak, bu fülusun değerlerinin kırkta birini gümüş olarak vermek gerekir. (Miftah-üs-seade)
    Bakır paranın zekâtı, aynı cins bakır paradan verilmez, gümüş olarak verilmesi gerekir. İmam-ı Ebu Yusuf hazretleri buyurdu ki: “Toprak sahiplerinden uşur ve zekât olarak, altın ve gümüş yerine, başka geçer akçe [kâğıt para] almak haram olur. Her ne kadar bunlar, herkesin kabul ettiği damgalı para ise de, altın değil, bakır paradır. “ (Redd-ül-Muhtar)
    Altın ve gümüş olmayan, tedavüldeki para ile zekât verilmez. Zekât, ya altın veya gümüş, yahut ticareti yapılan maldan verilir. İmam-ı Nesefi hazretleri buyuruyor ki: “Bir zengin, yemek satın alıp fakire yedirse, zekât vermiş olmaz.” (Zahire)

    Zekât olarak altın ve gümüş yerine, bunların kıymeti kadar uruz [Ticaret malı] vermek sahihtir. Elbise tüccarı, ya ticaretini yaptığı elbiseden veya değeri kadar altın, gümüş verir. (Tahta vi)
    Zekât olarak, erkek deve verilmez. Erkek develerin zekâtı bile dişi deve olarak verilir. Dişi devesi yoksa değeri kadar altın veya gümüş verilir. Başka mal verilmez. (Hindiyye)
    Niye dişi deve verilmesi gerektiğini bilemeyiz. Deveye binilir, eti yenir, yük taşır. Dişi devenin erkek deveden farkı var, süt verir, yavru doğurur. Fakat dişi deve, erkek deve olmadan yavru doğuramaz. Buna rağmen dinimiz erkek deveyi zekât olarak vermeyi caiz görmemektedir. Bir bakkal, dükkanında sattığı mallardan zekât verebilir, konfeksiyon malından zekât veremez. Bir konfeksiyoncu da, ceket pantolon gibi sattığı mallardan zekât verebilir, pirinç, yağ gibi bakkalın sattığı mallardan zekât veremez. Bir eczacı ancak, sattığı ilaçları zekât olarak verebilir. Yahut altın olarak verir. Konfeksiyon veya bakkal malzemeleri veremez. Halıcı veya mobilyacı ancak ticaretini yaptığı, sattığı malları zekât olarak verebilir. Halıcı mobilya, mobilyacı halı veremez.
    Bazıları (Fakire ne versen alır, yeter ki ver, fakir razı olur) diyorlar. Evet fakir razı olur. Fakat fakirin rızası önemli değildir, önemli olan Allahü tealanın rızasıdır. Kumarda da, faizde de, zinada da tarafların rızası vardır. Ama Allahü tealanın rızası yoktur. Önemli olan Allahü tealanın emridir. Niye?, Niçin? demeden kitaplarda ne yazıyorsa ona uymak gerekir. Aklını kullanarak, niye altın veya ticareti yapılan maldan zekât veriliyor da, başka maldan ve kâğıt paradan zekât verilmiyor? demeye kimsenin hakkı yoktur.

    Kurumlara zekât
    Sual: Bazı kimseler, Kur'ân-ı kerîmdeki Fî-sebîlillah kelimesini, Allah yolunda olan her kurum ve kuruluş dâhil diyerek, dernekten partiye kadar her kuruluşa zekât verileceğini söylüyorlar. Dînimizin bu husûstaki hükmü nedir?
    CEVAP
    Kur'ân-ı kerîmde zekât verileceği bildirilen 8 sınıftan birisi de Fî-sebîlillah ya'nî (Allah yolundakiler)dir.
    Bu sınıfa girenler şunlardır:
    1-Fî-sebîlillah'tan murâd, fakir askerlerdir. (Nûr-ül izâh)
    2-Fî-sebîlillah'tan murâd, cihâd ve hac yolundaki muhtâçlardır. (R.Muhtâr)
    3-İmâm-ı Ebû Yûsüf e göre, savaşa gidemeyen fakirler, İmâm-ı Muhammed'e göre de hac yolundaki fakirlerdir. (Dürer)
    4-Gazâ veya hac için çıkıp da nafakası tükenenlerdir. (Tahtâvî)
    5-Üç mezhebe göre, gâzi ve askerlerdir. Hanbelî'ye göre hac yolundakiler de dâhildir. (M.Kübrâ)
    6-Gâziler olduğunda dört mezhebde ittifak vardır. (M.Erbea)

    İcmayı kimse bozamaz
    7- Zâhid-ül Kevserî hazretleri, Makâlât kitabında, (Hayır müesseselerine zekât
    verilmesi câiz değildir. Müctehid imâmların hiçbirisi, hayır müesseselerine zekât
    verileceğini bildirmemiş ve bu konuda icmâ hasıl olmuştur. Sonra gelen âlimlerin sözleri
    icmâ'yı bozamaz) buyuruyor. [Demek ki, bugün bir âlim çıksa, kurumlara zekât verilmesine
    fetvâ verse, icmâ'yı bozamıyacağı için fetvâsı geçersiz olur. Zaten hakîkî âlim de icmâ'yı
    bozucu fetvâ vermez.] İbni Âbidîn hazretleri, Bedâyîde fî-sebîlillah kelimesinin bütün
    kurbetler (Allah için olan bütün işler) olarak açıklandığını bildirmekte ve Nehr kitabından
    alarak, (Âlimler, zekât toplıyanlardan başka, bütün sınıflara fakirlik şartı ile zekât
    verileceğinde ittifak etmişlerdir) buyurmakta, ayrıca, (Mescid, köprü, yol yaptırmak, hac ve
    cihâd etmek gibi temlik sayılmıyan yerlere zekât verilmez) hükmünü Zeylâî'den naklen
    bildirmektedir. [Temlik, zekâtı fakirin eline vermektir.]

    Bedâyîde, fî-sebîlillah kelimesi ile Allah yolunda çalışanlar bildirilmiştir. Meselâ zengin de olsa, ilim talebesine zekât verilir. Dürr-ül-muhtâr'da diyor ki: (Din bilgilerini öğrenmekte ve öğretmekte olanlar da, zengin olsalar bile, çalışıp kazanmaya vakitleri olmadığı için zekât alabilirler.) İbni Âbidîn hazretleri bunu açıklarken buyuruyor ki: Hadîs-i şerîfte, (İlim öğrenmekte olanın 40 yıllık nafakası olsa da, buna zekât vermek câizdir) buyuruldu. (C.Fetâvâ)
    Durum böyle iken, çeşitli kurumlar, zekât fonu diye bankaya bir hesap numarası açıyorlar, yahut makbuzla para topluyorlar. Yukarıdaki vesîkalardan anlaşılacağı gibi, bu yolla verilen paralar zekât yerine geçmez, nâfile sadaka olur.
    Dinden haberi olmıyan bazı kimseler de, kitaptan değil de, kendi aklını ölçü alarak, (zekâttan gâye, fakirin istifâdesidir. Her ne şekilde olursa olsun fakire yardım edilirse, zekât yerine geçer) diyorlar. Bu tamamen yanlıştır. Zekât fonundan fakire yardım etmekle, fona yatan para zekât yerine geçmez. Meselâ, "Oruç tutmaktan maksat aç kalmaktır. Ha Ramazan ayında aç kalınmış, ha Recebde aç kalınmış fark etmez" denilemez. "Kurbandan maksat, bir hayvan boğazlamaktır" denilerek bu hayvanı istenildiği zaman kesmek, kurban olmaz. Kurban vasfı olan bir hayvanı, kurban bayramında kesmek lâzımdır. Zekâtı da dînimizin emrettiği şekilde vermek gerekir.
    Ülkemizde, dîne hizmet eden, ilim talebesi yetiştiren yurtlar, Kur'ân kursları, vakıflar, câmiler ve başka hayır kurumları vardır. Buraların desteklenmesi elbette lâzımdır. Bunun için bu kurumların bir yetkilisi, bir veya birkaç fakirden vekâlet alır. Fakir, kurumdaki yetkili şahsa vekâlet verirken, (Benim adıma zekât almaya ve aldığın zekâtı dilediğin yere vermeye seni vekil ettim) der. Vekil de, müslümanlardan aldığı zekâtı, talebelerin ihtiyâçlarına, kurumun başka ihtiyâçlarına sarfedebilir. Böylece hem istenilen hayır kurumuna yardım edilmiş ve hem de dîne uygun zekât verilmiş olur.
    Böyle vekalet vermeden kurumlara zekât verilmez. Verilirse, zekât değil, sadaka olur. Zekât borcu ödenmiş olmaz.


  3. 3
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Zekat hakkında Soru ve Cevaplar


    Zekatla ilgili meseleler
    Doğrudan doğruya kurumlara zekât
    Sual: Televizyonda vakıflara, derneklere zekât olmaz dediler. Fakat Sohbet köşesinde olur diye yazıldı. Böyle ayrı yazılırsa, ben diğer konularda size nasıl itimat ederim. Hem Vakfın telefonlarını niye verdiniz?
    CEVAP
    Siz oradaki inceliği anlamamışsınız. Çünkü yıllardır, her sene, (Vakıflara, derneklere doğrudan doğruya zekât verilmez) diye yazıyoruz. Buna da açıklık getiriyoruz. Eğer vakıftaki fakir bir görevliye zekât verilirse, o da vakfa, verebilir diyoruz. Yahut vakıftaki biri vekâleten zekât alırsa, aldığı zekâtı vakfa veya başka bir hayır kurumuna verebilir diyoruz. Yazılarımız meydandadır. Radyo da, televizyon da aynısını söylüyor.
    (Vakfın telefonlarını niye verdiniz) diye sitem ediyorsunuz. Hayırsever bir vatandaş, fakir talebelere yardım etmek ve keseceği kurbanının etini onlara vermek istese, böyle bir kimseye yardımcı olmamız, onun kurbanını yerine ulaştırmamız suç mudur?
    Hanımın parası
    Sual: Kendi paramı istediğim gibi harcıyamam mı, çok bileziğim var, kendi zekatımı veremem mi? Tarikat dine aykırı olur mu?
    CEVAP
    Kendi paranızı meşru yerlere, dilediğiniz gibi harcayabilirsiniz. Beyiniz karışamaz. Karışıyorsa, zulmediyor demektir. Onun parasını onun istemediği yerlere harcamanız uygun değildir. Eğer izin almışsanız, dilediğiniz yerlere verebilir, dilediğiniz gibi de harcarsınız. İzinsiz harcamanız doğru olmaz.

    Bileziklerinizin zekatını siz vereceksiniz. Kendi paranızdan vermeniz gerekir. Beyinizin hediye ettiği para varsa ondan da verebilirsiniz. Hediye olarak aldığınız para da sizindir. Zekat vermeye beyiniz razı olmasa da, muhakkak vermeniz gerekir. Ondan habersiz verirsiniz. Kocanın razı olması meşru işlerde olur. Siz zekat verdiğiniz için sizden razı olmasa, bunun hiç kıymeti olmaz.
    Tarikat, dine aykırı olmaz. Her şeyin sahtesi çıktığı gibi, günümüzde sahte tarikatlar çoktur. Bugün yapılacak iş, eskiden yazılmış, İslâm âlimlerinin kitaplarını okumaktır. Önce dinimizin emirlerini iyi öğrenmek gerekir. Bid’atleri ve haramları dinin emri gibi işleriz de haberimiz olmaz. İslam alimlerinin kitaplarını okumaya devam etmeniz kâfidir. Bir yere gitmeniz gerekmez.

    Zinet ve zekat
    Sual: Takındığım inci ve zümrütün zekatı olur mu?
    CEVAP
    Kadınların altın ve gümüş hariç, başka zinet eşyaları, ne kadar çok olursa olsun, zekat nisabına dahil edilmez. Fakat kurban nisabına dahil edilir. Yani nisabın üstünde zinet eşyası olan kadın zengindir, kurban kesmesi vaciptir.
    Evin zekâtı
    Sual: Ticâret, yanî satmak için olmıyan bir evin zekâtı olur mu?
    CEVAP
    Ticâret malı olmıyan evin zekâtı olmaz. (Her şeyin bir zekâtı vardır. Evin zekâtı ise, misâfir odasıdır) hadîs-i şerîfi eve misâfir kabûl etmenin önemini göstermektedir. (A.Rifâî) Nâfile oruç tutmak da farz değildir. Fakat, (Her şeyin bir zekâtı vardır. Vücudun zekâtı ise oruçtur) hadîs-i şerîfi de, ara sıra nâfile oruç tutmanın iyi olduğunu göstermektedir. (I.Mâce)

    Kadının zîneti
    Sual: Şâfi'îde bir kadının bin bileziği, bin Reşat altını olsa yine mi zekâta tâbi değildir?
    CEVAP
    Şâfi'î mezhebinde, (Kadının zîneti zekâta tâbi değildir) demek, (Âdet olarak kullanılan zîneti zekâta tâbi değildir) demektir. Zînet olarak, bin bilezik, bin altın lira takılmaz.
    Diyelim ki âdet olarak en fazla on bilezik ile on altın lira takılıyorsa, bunlar zekâta tâbi olmaz. (Kadının zîneti 200 miskali geçerse, fazlası zekâta tâbidir) diyen âlimler de vardır. Demek ki, kadının normal zîneti zekâta tâbi değildir. Fakat âdet olandan fazlası zekâta tâbidir. Hanbelî ve Mâlikî'de de kadının zîneti zekâta tâbi değildir. Hanefî'de ise, altın kimde, nerede, ne maksatla kullanılırsa kullanılsın, nisâbı bulursa zekâta tâbidir. (M.Erbe'a)

    Kâfire zekât vermek
    Sual: Gayrı müslime zekât ve sadaka vermek câiz midir?
    CEVAP
    Gayrı müslime sadaka vermek câiz, zekât vermek câiz değildir. Kâfir, her ibâdet gibi zekât vermekle de mükellef değildir. Peygamber efendimiz, Mu'âz bin Cebel hazretlerini Yemen'e gönderirken, zekâtın, uşrun, kimlerden alınıp kimlere verileceğini bildirirken, (Zenginlerinden al, fakirlerine ver) buyurmuştur. (Buhârî) Bu hadîs-i şerîfi açıklıyan âlimler, zekâtın müslüman zenginlerden alınacağını ve onların fakirlerine verileceğini bildirmişlerdir. Sadaka ise, gayrı müslime de verilebilir. Hadîs-i şerîfte, (Her din mensubuna sadaka verin) buyuruldu. (I.Ebî Şeybe) Şâfiîde ise gayrı müslime, zekât gibi, sadaka da verilmez. İhtiyâç olunca Hanefî mezhebi taklîd edilerek, Şâfiîler de gayrı müslime sadaka verebilir

    Zekat ve hile
    Sual: Bazı kimseler, hile ile zekâtı ortadan kaldırmak istiyorlar. Aynen iskât ve devirde olduğu gibi, zengin, zekâtını ***ürüyor, fakire veriyor. Fakir de "aldım kabûl ettim" diyor. Sonra zengine veriyor. Bu âdet hâlini almıştır. Zenginler, zekât verirken, fakirin bunu iâde edeceğini biliyor. Fakir de âdet olduğunu bildiği için, geri vermek üzere kabûl ediyor. Zekât ile devri birbirine karıştırıyorlar. Böyle hîle ile zekât vermek sahîh midir?
    CEVAP
    Hiçbir anlaşma ve hîle olmadan, bir zengin, fakire zekât verse, fakir de, aldığı zekâtı zengine hediye etse, zekât verilmiş olur. Herkes malını istediği kimseye hediye edebilir.
    Hizmetçi Berîre, kendisine zekât olarak verilen malı, Hazret-i Âişe vâlidemize hediye etmişti. O da, zekât malı olduğu için, Resûlullah efendimize vermek istemeyince, Peygamber efendimiz, (Bu, Berîre için zekâttır. Onun bize verdiği hediye olur) buyurdu. Fakir aldığı zekâtı, zengine hediye edebilir. Zenginin bunu alması helâl olur. Çünkü fakir kendi mülkünden vermiştir. (Eşi'at-ül lemeât)
    Zekât vermemek için hîle-i bâtıla yapmak zulüm olur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
    (Zenginlerin zekâtı fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ onlara ayrıca nafaka verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.) [El-Askerî]

    Balık zekâtı
    Sual: Gölde yetiştirilen balıkların zekâtı olur mu?
    CEVAP
    Satınca, bu para diğer zekâta tâbi mallarla beraber nisâba ulaşırsa zekâtı verilir.

    Bir yıl geçmek
    Sual: Zekât için bir malın üzerinden bir yıl geçmesi lâzım deniyor. Ben manavım. Kimi bir gün, kimi de bir hafta kalmıyor. Bu malların zekâtını vermiyecek miyim?
    CEVAP
    Malın değil, zenginliğinizin üzerinden bir yıl geçince, elinizdeki malların zekâtını vermeniz farz olur. Meselâ 3 Recebde, nisâb miktarı malınız olsa, elinizdeki mallar değişip öteki Recebin üçünde yine elinizde nisâb miktârında mal varsa, bu malların zekâtını vermek farz olur. İsterse bu mallar elinize yeni girmiş olsun, fark etmez. (Cevhere)

    İpekböceği
    Sual: İpekböceği ve tavuk yetiştiren, zekâtını nasıl verir?
    CEVAP
    Kıymetini nisâba dâhil eder.

    Zekatı taksitle vermek
    Sual: Param yok. Zekâtımı hesap edip taksitlerle versem câiz mi?
    CEVAP
    Evet.

    Zenginlikte altın esas alınır
    Sual: Zenginlikte niçin altın esas alınıyor da gümüş esas alınmıyor?
    CEVAP
    Bugün gümüşün değeri çok düşüktür. Bunun için kâğıt paraların ve ticâret eşyâsının nisâbını hesap etmek için, gümüş esas alınmıyor.

    Ortak zekat vermezse

    Sual: Ortağın biri, namaz kılmaz ve zekât vermezse, diğerine de günâh olur mu? CEVAP
    Günâh olmaz. Herkes kendi hissesinden mesûldür. Fakat namaz kılmıyan, zekât vermiyen kimse ile ortak olmak doğru değildir. Allahın emrini yapmıyan ve fakirin hakkı olan zekâtı vermiyen kimse, başka günâh da işleyebilir. Ortağına hıyânet de edebilir.

    Zekatın kazası
    Sual: Nisâba mâlik olduğum hâlde, zekâtın bana farz olduğunu bilmediğim için birkaç yıldır vermediğim zekâtın kazâsı nasıl olur? CEVAP
    Zekât borcunuzu hesaplayıp verirsiniz.

    Zekat ayı
    Sual: Bir hoca, (zekât yalnız Ramazan ayında verilir. Bayramdan önce vermek gerekir. Bayramdan sonraya bırakılmaz) dedi. Zekât günü dolmıyanlar ne olacaktır?
    CEVAP
    Hoca böyle yanlış söylemez. Belki sadaka-i fıtır için söylemiştir. Her zenginin zekât verme ayı ve günü farklı olur. Nisâba ulaşıp zengin olan, zengin olduğu tarihi kamerî aya göre bir yere yazar. Meselâ, 3 Recebde zengin olmuşsa, bir yıl sonra Recebin üçü gelince yine nisâb kadar parası ve ticâret malı varsa zekâtını verir. Ramazan ayını beklemez. Eğer Şevvâl ayının 23’ünde zengin olmuşsa, Ramazandan sonra Şevvâl ayının 23’ünde zekât verir. Şevvâl ayı gelmeden Ramazan ayında verse de olur. Fakat Şevvâl ayının 23’ünde tekrar malını hesap eder. Az vermişse, üstünü tamamlar. Çok vermişse, fazla verdiği nâfile olur. Yanî zekâtı günü gelmeden önce de vermek câizdir. Fakat gününde tekrar hesap etmek gerekir.

    Dinen zengin olmak
    Sual: Zekât vermesi gereken zengine, elinde parası olmadığı için, eline para geçtikçe veya taksitle vermesi gerektiği gazetenizde bildirildi. Zengin bir kimsenin elinde nasıl parası olmaz, bunu anlıyamadım.
    CEVAP
    Dînen zengin olmakla, halk arasındaki zenginlik farklıdır. Bir kimsenin evleri, arabası olduğu hâlde, zekât nisâbı kadar parası yoksa, zekât vermez. Fakat onun evinde kiracılık yapan bir kimsenin parası nisâbı buluyorsa, zengin sayılır. Bir kimse, ticaret niyetiyle bir arsa almıştır. Arsanın nisâbın üstünde değeri vardır. Fakat bu kimsenin zekât verecek kadar parası olmıyabilir. Ancak para eline geçince zekâtını verir. Ev yapıp satan kimsenin durumu da böyledir.Yâhut bir zenginin alacakları vardır. Zekât vereceği günde alacaklarından parayı alamamışsa, elinde parası da yoksa, eline para geçinceye kadar zekâtını vermez. Sen zenginsin, mutlaka cebinde para vardır denemez. Zenginin elinde borsaya dâhil, nisâbın üstünde hisse senedi vardır. Zekât gününde hisse senedini satamamıştır. Parası da yoksa, hisse senedini satana kadar veya eline para geçinceye kadar zekâtını geciktirir. Zenginin evinde nisâb kadar altın eşyâsı vardır. Bu eşyaları satamıyorsa, satana kadar zekâtını geciktirir.

    Fakirin lehine diye saçmalamak
    Sual: Dinde yenilikçi bir yazar, fakirin lehine diyerek zenginlikteki nisâb miktarını 96 gramdan 80’e indiriyor. Yaptığı dinde reform değil midir? CEVAP
    Ölçü birimleri, Şer’î birimler, Urfî birimler olmak üzere ikiye ayrılır. Şer’î birimler, Peygamber efendimizin zamanında kullanılan birimlerdir. Urfî birimler, şer’î birimlerden

    farklıdır. Urfî birimler, hükûmetin kabûl ettiği birimlerdir. Altının nisâbı 20 miskaldir. Bir miskalin ağırlığı dört mezhebde farklıdır. Hanefîde bir miskal, 20 kırât’tır. Bir kırât-ı şer’î ise, kabuksuz, uçları kesilmiş, kuru 5 arpadır. Hassas terâzi ile bu vâsıftaki 5 arpanın 0,24 gr olduğu tesbit edildi. Şu hâlde bir şer’î miskal, yüz arpadır, ya’nî, 4,8 gr’dır. 20 miskal altın ise (20x4,8) = 96 gr’dır.
    Urfî kırâtın ağırlığı olan 0,20 ile çarpılırsa, bulunan 4 gr, miskalin ağırlığı olmaz. Altının nisâb miktarını bu yanlış miskale göre yapıp, 4x20 = 80 gr demek doğru olmaz. İbni Âbidîn hazretleri, mal zekâtı kısmında, (Kırât-ı urfî 4 arpadır) buyuruyor. Yazar, (Önceleri İslâm âlimlerine uyarak altının nisâbının 96 gr olduğunu açıklamıştım. Fakat fakirin lehine olduğu için şimdi 80 gramı esas alıyorum) diyor. Fakirin lehi her yerde, her zaman dinde ölçü olur mu? Madem ölçü oluyorsa, ne diye 70 gr değil de, 80 gr alınıyor? 10 gr alınsa fakirin daha lehine değil midir? Hattâ bu ölçüyü temelli kaldırsalar, fakirlerin lehine olmaz mı? Âlimlerin bildirdiği ölçüye uymadan, fakirin lehine diye altının nisâb miktarını değiştirmek dinde reform olur. Kendi görüşüne göre dîni değiştirmeye kalkan reformculara itibâr etmemelidir! Mutlaka muteber bir kitaptan kaynak istemelidir!

    Dini emirler çağa göre değişmez
    Sual: Her yıl, zekât için 20 miskal altından, fıtra için şu kadar ölçek un veya buğdaydan söz edilir. Buna ne lüzûm vardır? Zekât ve fıtra miktarlarının Türkiye’de TL’ye, Almanya’da Mark’a göre hesaplanıp ilân edilmesi gerekmez mi? Bir de Şâfiîler, deterjan varken, toprakla necâset temizliyorlar. Niçin zamanımıza uymuyorlar?
    CEVAP
    Dîni kuran biz değiliz ki, değiştirme yetkisi bizde olsun! Dînimize ilâve ve çıkarma yetkisi kimsede yoktur. Dinde yapılacak değişikliklere bid’at denir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Her bid’at dalâlettir.) [Müslim]
    Dînimiz, zekât, fıtra ve kurban nisâbının ve eşyanın kıymetlerinin altın ve gümüş ile tesbit edileceğini bildirmektedir. (Keşf-i rümûz) Nisâb miktarları, resmî damgalı, altın veya gümüş paralardan, kıymeti en az olan ile hesap edilir. Para olarak kullanılmıyan altın ve gümüş ile hesap edilmez. Kıyâmete kadar böyledir. Meselâ bugün, Aziz, Hamit gibi altınlardan kıymeti en az olan ile hesap edilir. 20 miskal altını veya bu değerde ticâret malı olan kimse, dînen zengin sayılır. Bu malın üzerinden bir sene geçmişse, zekâtını verir. (R. Muhtâr)
    Koyun zekâtı kırkta birdir. Kırk koyunu olan, birini zekât verir. Bunu otuzda bir veya ellide bir yapmaya hiç kimsenin yetkisi yoktur. Sadaka-i fıtr için de belli ölçekte buğday, un, arpa, hurma ve kuru üzüm verilir. Yanî bunların bildirilen miktarı ölçü olarak alınır. Muza göre veya cevize göre olmaz. Dînimiz neyi bildirmişse, o ölçü alınır. Meselâ dînimiz, (Fıtra olarak, 3500 gr arpa veya değeri kadar altın veya gümüş verilir) diyorsa, kıyâmete kadar bu böyle devam eder. Karadenizli fındığı, Akdenizli portakalı ölçü alamaz.
    Dîni kim koydu ise, değiştirme yetkisi de ondadır. Çağa göre dînî emirler değişmez.
    Her çağa göre yeni yorum getirilmez. Çağa göre tefsîr olmaz. Şâfiî mezhebinde, köpek bir yere yaş olarak dokunursa, orasını bir defa topraklı olmak üzere yedi defa su ile yıkamak gerekir. (Bugün sabun ve deterjan var, toprakla yıkamaya lüzûm yok) denemez. Dînimizin bildirdiği emirlere aynen uyulur. Uymak istemiyenlere sözümüz yoktur.

    Memura zekat
    Sual: Memur; fıtra, zekât alabilir mi?
    CEVAP
    Dinen zengin olmıyan kimse, dolgun maaşlı memur da olsa, fıtra ve zekât alabilir. İhtiyacı olan eşya ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan müslümanın, fıtra vermesi vacip olur. Fıtra, zekât alması, haram olur.

    Fıtra nisabına katılacak malın, ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez. (Dürr-ül muhtâr)
    Halk arasındaki zenginlikle, dinin bildirdiği zenginlik farklıdır. Nisap miktarı malı veya parası olmayan bir kimsenin lüks arabası bulunsa da zengin sayılmaz. Tersine evi olmıyan, kirada oturan bir kimse, nisap miktarı paraya, altına veya ticaret malına sahip ise dinen zengin sayılır, böyle bir kimsenin zekât vermesi gerekir ve zekât alması caiz olmaz.
    Nisaba malik olmayan herkes fakir sayılır, zekât alabilir. Nisaba malikse fıtra vermesi vacip olur. Memur, 200 milyon lira maaş alsa, fakat nisaba malik değilse, yani borçları çıkınca geriye nisap miktarı parası, malı kalmıyorsa, fakir sayılır. Aksine asgari maaş alan bir kimse, borçları çıktıktan sonra, nisaba malik ise, zengin sayılır, fıtra vermesi gerekir. (R. Muhtâr) [Nisap, 96 gr altın veya bu değerde para, ticaret malı demektir. Bugün nisap 170 milyon lira civarındadır. Hayvanlarda nisap miktarı değişiktir. Mesela koyunda 40, sığırda 30’dur.]

    Dilenmekteki ölçü
    Sual: Zekat kimlere verilir? Dilenmekteki ölçü nedir?
    CEVAP
    Zekât, çalışamıyacak derecede hasta veya sakat olanlara veya çalışıp da güç geçinen müslümanlara verilir. Allahü teâlâ böyle fakirleri, milletin içinde kırkta bir olarak yaratmıştır. Bunlara zekât veren zengin bir müslüman, hem ibâdetlerini yaparak Allahü teâlânın rızasını kazanır, hem de sosyal yardım yapmış olur. Hem de malını, servetini fakirlerin haklarından ve tecavüzlerinden korumuş olur. Zenginler, servetin kırkta birini muhtaçlara verecek olursa, müslüman ülkelerde fakirliğin istismarı önlenmiş olur.
    Zekât ve sadakalar, aynı zamanda sosyal yardım olup, ekonomik felaketleri önlemek için birer tedbirdir. Fakir, ihtiyacından fazla ve nisabdan az zekât alabilir. Nafakasından fazla; fakat nisap miktarından az malı olana fakir denir. Maaşı kaç lira olursa, olsun, evini idarede güçlük çeken her memur, fakir sayıldığı için zekât alabilir.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Çalışmayıp kendini sadaka istiyecek hâle düşüren, 70 şeye muhtaç olur.) [Tirmizî]
    (Muhtaç olmadan dilenen, ateş koru yutan kimse gibidir.) [Beyhekî]
    (Mal biriktirmek için dilenen, ateş koru dilenmiş olur.) [Müslim]
    (Kendisinin veya çoluk çocuğu nun katlanamıyacakları bir ihtiyacı yok iken, dileneni Allahü teâlâ ummadığı yer ve zamanda muhtaç eder.) [Beyhekî]
    (Dilenci, dilenmekteki vebali bilseydi, hemen dilenmekten vazgeçerdi.) [Taberânî]
    (Gerçek yoksul, ihtiyacını karşılıyacak bir şeyi olmıyan, hatırlanmadığı için sadaka verilmiyen, kendisi de kalkıp kimseden bir şey istemiyen kişidir.) [Buharî]
    (Şu üç şey için yemin ederim: Sadaka vermekle asla mal eksilmez. Öyle ise sadaka verin! Zulüm gördüğü şahsı, Allah rızası için affeden, dünya ve ahirette aziz olur. Öyle ise affedin! İsteme kapısını açana da, Allah fakirlik kapısını açar.) [İ.Ahmed]
    (Dilenmeye mani olan zenginlik, sabah-akşam yiyeceğe malik olmaktır.) (Rüzeyn)
    Dilenmekteki Ölçü
    Bir günlük yani sabah-akşam yiyeceği olanın dilenmesi caiz değildir. Dilencinin önünde bir günlük yiyecek parası varsa, ona bir şey vermek caiz olmaz. Fakat önünde para yoksa veya çok az varsa, onun bir günlük yiyeceği olduğu bilinmediğinden sadaka vermek caiz olur.
    Her gün az da olsa sadaka vermelidir. Bir ay bekleyip de daha çok vereyim diyerek sadakasız gün geçirmemelidir.
    Bilal-i Habeşi hazretleri, misafirlerine ikram etmesi için Resulullah efendimize vermek üzere en iyi hurmalardan bir yığın hurma ayırmıştı. Bir gün Peygamber efendimiz, Hz.

    Bilalın evine gelip bu hurmaları görünce, bunların ne olduğunu sordu. Hz.Bilal de, (Bunları misafirlerinize ikram edesiniz diye size vermek üzere sakladım) dedi. Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Bunların Cehennemde duman olmasından korkmuyor musun? Ya Bilal bunları infak et, azalır diye korkma!) [Bezzar]
    Hediye için bile uzun müddet saklamak uygun görülmemiştir.

    Altını tartmak
    Sual: Zekât verirken, altınları tartmak gerekir mi?
    CEVAP
    Altın liraların ağırlığı belli olduğu için tartmak gerekmez. 7.2 gramdır. Bilezikleri tartmak gerekir. Ağırlıkları biliniyorsa tartmak şart değildir. Kırkta biri altın olarak verilir.


  4. Reklam

  5. 4
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Zekat hakkında Soru ve Cevaplar


    Sütün zekâtı
    Sual: Birkaç ineğim var. Çok süt satıyorum. Zekâtı nasıl verilir?
    CEVAP
    Yıl sonunda parası nisaba dahil edilir.

    Fakire zekât
    Sual: Fakire 100 gr zekât verilse, sahih olur mu?
    CEVAP
    Fakire verilen altın, onu zengin edecek kadar fazla olmamalıdır. Borçsuz fakire nisap miktarı veya daha çok zekât vermek mekruh olarak caizdir. 10 gr altın kadar borcu var ise, 100 gr altını alması mekruh olmaz. (İmdâd)

    Gümüşün zekâtı
    Sual: 2 kg ağırlığındaki gümüş tepsinin zekâtı nasıl verilir?
    CEVAP
    Altın ile gümüş, ne niyetle saklanırsa saklansın, ticaret eşyası kabul edilir. Nisap miktarı ise zekâtı verilir. 2 kg gümüş tepsinin kırkta biri, 50 gr eder. 50 gr gümüş, bir fakire verilir. (Dürer)

    Alacağı zekata saymak
    Sual: Bir fakirde alacağım var. Zekâtımı ona saysam caiz olur mu?
    CEVAP
    Caiz olmaz. Zekâtı fakire vermeniz, fakirin de aldığını size geri vererek borcunu ödemesi gerekir. Fakir zekâtı alınca, borcunu ödemeyebilir. Böyle güvenilmiyen kimseler için fıkıh kitaplarında çareler gösterilmiştir:
    Alacaklı, güvendiği bir kimseyi borçlusuna göstererek, (Sana vereceğim zekâtı teslim almak ve sonra senin bana olan borcunu ödemek için, bunu vekil yap) der. Fakir de o kimseyi vekil yapar. O kimse zekâtı alınca, bunu zengine vererek, fakirin borcunu ödemiş olur. (Fetâvâ-yı Hindiyye)

    Uşru verilen mal
    Sual: Uşrunu verdiğimiz buğdayı satıp para haline getir sek, birkaç gün sonra zekat verme günümüz gelse, bu paranın da zekatı verilir mi?
    CEVAP
    Uşru verilen buğdayın bir daha uşru verilmez, zekatı da verilmez. Fakat satılıp para haline getirilince, elde kalırsa, nisaba dahil edilerek zekatını vermek gerekir. (Tahtavi)

    Zekatı geciktirmek

    Sual: Sene sonunda zekât vermek farz olunca, hemen vermeyip geciktirmekte mahzur var mıdır?
    CEVAP
    Zekâtı acele etmeden bir yıl içinde vermek gerekir diyen âlimler var ise de, acele edip, hemen vermek vaciptir. Özürsüz geciktirmek mekruh olur. Şâfiî ve Malikî’de, zekât farz olunca, hemen vermek farzdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Zekât vermekte acele ediniz!) [İ.Mâce]

    Zekatı önceden vermek
    Sual: Her yıl şevval ayının üçünde zekât veriyorum. Bu yıl, zekât günü dolmadan Ramazan-ı şerifte versem mahzuru var mıdır? Bir hoca, (Günü gelmeden zekât verilirse, nafile olur) dedi. Böyle bir şey var mıdır?
    CEVAP
    Hiç mahzuru yoktur, çok iyi olur. Şevval ayının üçü gelince, malınızı hesap ederseniz, eksik ise verdiğiniz zekâtı tamamlarsınız. Fazla ise zararı olmaz. Hatta birkaç yılın zekâtını önceden vermek de caizdir. (Tahtâvî)
    Bir kimse, zekâtını yanlış hesap edip, bir altın zekat vermesi gerekirken iki altın hesap etse, fakire verdikten sonra tekrar hesap etse, bir altın vereceğini anlasa, ikinci yıl vereceği zekâta bu bir altını mahsup eder. (Nimet-i İslâm)
    Görüldüğü gibi, hocanın söylediği kitaplara uygun değildir.

    Kameri aylara göre zekat
    Sual: Miladi aylara göre zekat verilmez mi? Bey zekat vermezse hanımı mesul olur mu?
    CEVAP
    Kendinize ait 96 gram altın değerinde paranız var ise, zekât vermeniz gerekir. Miladî aylara göre değil, kamerî aylara göre zekât verilir.
    Baba zekât vermezse, hanımı ve çocukları bundan mesul olmaz. Zekât vermemenin birçok zararı vardır. Bir hadis-i şerifte, (Zekât vermiyen toplum, kıtlıklara, bunalımlara maruz kalır) buyuruldu. (Taberânî)

    Anlaşmalı zekat
    Sual: Zekâtımı altın olarak bir fakire veriyorum. Verdiğim zekâtı fakir bana hediye ediyor. Zekât kadar parayı yine hayır işlerinde sarf ediyorum. Bu her sene böyle devam ediyor. Başka fakire versem, verdiğim zekâtı bana hediye etmez, bu ise hediye ediyor diye, hep aynı fakire zekât veriyorum. O da bana hediye ediyor. Böyle verilen zekât sahih olur mu?
    CEVAP
    Fıkıh kitaplarında, (Bir zengin bir fakire zekâtını verse, fakir de, o zekâtı aynı zengine hediye etse, zekât verilmiş olur) buyuruluyor. (R. Muhtar)
    Ancak, bu âdet hâline getirilirse, işin içine hile girmiş olur. Siz, bu fakir bana zekâtı hediye eder diye zekât veriyorsunuz. Fakir de, (Zengin, zekâtının hediye edilmesini bekliyor. Hediye etmezsem ayıp olur) düşüncesiyle geri veriyor. Dürr-ül-muhtar’da, (Âdet hâline gelen hediyeler, şart edilen ücret gibidir) buyuruluyor. Bu bakımdan böyle hileli işlerden uzak durmalıdır.

    Bey ve hanımın mal varlığı ayrıdır
    Sual: Kız kardeşime zekat olur mu? Bey ve hanımın hesapları ayrı mıdır?
    CEVAP

    Zekât ve fitrenizi zengin değilse kız kardeşinize veya çocuklarına vermenizde mahzur yoktur. Dinimize göre, erkekle hanımının mal varlığı ayrıdır. Birbirine eklenmez. Siz zengin, beyiniz fakir olabilir, siz fakir beyiniz zengin olabilir.
    Beyinize ait değil, kendinize ait borcunuz varsa, mevcut paranızdan çıkarırsınız. Altınlarınızı tartıp alacaklarınızla birlikte hesap edersiniz. Hepsinin kırkta birini altın olarak, yeğenlerinize verirsiniz.
    Ev, dükkân, araba gibi şeyler zekât nisabına katılmaz. Yani zekâtları verilmez

    Kuyumcu ve zekat
    Sual: Kuyumcu, dükkanındaki 14, 18, 22 ayar altınlardan hangisine göre zekât verecektir? Altınlara işçilik de hesaba katılacak mı? Altın, alış fiyatından mı, satış fiyatından mı hesab edilecektir?
    CEVAP
    Yüksek ayardan vermek evladır.
    Hurda ve işlenmiş altınlar tartılır, bunun kırkta biri zekât olarak verilir. Zekât altın olarak verildiği için işlenmiş olması veya olmaması farketmez.
    Eldeki altının kırkta biri zekât olarak verildiği için, alış veya satış fiyatını hesaba katmak gerekmez.

    Zekatı zorla almak
    Sual: İslâmiyette, devletin, ticaret malı zekâtını da zorla zenginlerden alacağını söyliyen Suriyeli yazarlar vardır. Devlet, zekâtı zorla alabilir mi?
    CEVAP
    Hükümet, şu 5 malı alamaz: Emval-i batına, fıtra, kurban, adak ve kefarettir. (Kuduri Şerhi)
    Zekât mallarından altın, gümüş ve ticaret eşyasına (Emval-i batına) denir. Zengin kimse, bizzat kendisi verir. Zekât hayvanları ile topraktan elde edilen mallara (Emval-i zahire) denir. Zekât memurları tarafından toplanan Emval-i zahire zekâtını, hükümet, zekât alması caiz olan yedi sınıftan her birine sarf eder. (R. Muhtar)

    Süt ve zekat
    Sual: Birkaç ineğim var. Çok süt satıyorum. Zekâtı nasıl verilir?
    CEVAP
    Sene sonunda parası nisâba dâhil edilir.


  6. 5
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Zekat ile ilgili hak mezheplerimizin hükümleri
    Sual: Zekatla ilgili diğer hak mezheplerimizin hükümleri hakkında da bilgi verir misiniz?
    CEVAP
    Hanefî’de zekât nisabı 96 gr, diğer üç mezhepte 69 gramdır.
    Hanefî’de çocuğun ve delinin malından zekât verilmez. Diğer üç mezhepte verilir.
    Şâfiîde zekâtı en az üç sınıfa vermek gerekir, diğer üç mezhepte, yalnız bir sınıfa bir fakire vermek kâfidir.
    Zekât farz olur olmaz, Hanefî ve Hanbelî’de hemen vermek lâzım değildir. Şâfiî ve Mâlikî ’de, zekât farz olunca, hemen ayırıp vermek farzdır.
    Zekât vermemek için sene dolmadan malını birisine hediye eden veya satan, hile yaptığı için günahkâr olursa da, Hanefî ve Şâfiî’de zekâttan düşer, Mâlikî ve Hanbelî’de zekâttan düşmez.
    Fakir’deki alacağı zekâta saymak Mâlikî’de caiz, diğer üç mezhepte caiz değildir.

    Şâfiî ve Hanbelî’de gücü kuvveti yerinde olup çalışabilen fakire, zekât vermek caiz değil, Hanefî ve Mâlikî’de caizdir.
    Mâlikî ’de sene dolmadan zekât verilmez, diğer üç mezhepte vermek caizdir.
    Zekâtı başka şehre göndermek Hanefî’de mekruh, diğer üç mezhepte hiç caiz değildir. Eğer gönderdiği şehirde daha uygun kimseler varsa, zekâtı başka şehre göndermek mekruh olmaz.
    Hanefî’de sebzelerin uşru verilir, diğer üç mezhepte verilmez. Hanefî’de meyvelerin uşrunu tartmadan vermek caiz değildir, diğer üç mezhepte ise, tahmini olarak hesaplayıp vermek caizdir. Balın uşru Şâfiî ve Mâlikî’de verilmez, Hanefî ve Hanbelî’de verilir.
    Hanefî’de kadının ziyneti zekâta tabidir. Diğer üç mezhepte tabi değildir.
    Altın ve gümüşten başka madenlerin zekâtı Mâlikî ve Şâfiî’de verilmez, Hanefî ve Hanbelî’de her madenin zekâtı verilir. Hatta Hanbelî’de, sürme taşı gibi yerden çıkan şeylerin zekâtı verilir.
    Hanefî ve Hanbelî’de maden zekâtı % 20, Şâfiî ve Mâlikî’de % 2.5’tur.
    Mâlikî ’de dedeye ve toruna zekât vermek caiz, diğer üç mezhepte caiz değildir.
    İmam-ı a’zama göre ve Hanbelî’de kadın zekâtını kocasına veremez, Şâfiî’de ve imameyne göre verir. Mâlikî’de ise koca, aldığı zekâtı hanımının nafakasına harcamazsa caizdir.


  7. 6
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Uşur vermek
    Uşur nedir
    Sual: Uşur nedir, nelerden ve nasıl verilir?
    CEVAP
    Toprak mahsullerinin zekatına uşur denir. Fakir veya borçlu olanın da uşur vermesi gerekir.
    Fakat ticaret malı ve hayvan zekâtı böyle değildir. Borçlar düşüldükten sonra kalanı, nisap miktarını
    buluyorsa zekât verilir. İmam-ı a'zam hazretleri buyuruyor ki: (Mahsul topraktan alındığı zaman, az
    olsun, çok olsun onda birini veya kıymeti kadar altın veya gümüşü Müslüman fakirlere vermek farzdır.)
    İmameyn’e göre, uşur vermek için mahsulün bir yıl dayanıklı olması ve miktarının 1250 litreden [yaklaşık bir tondan] çok olması gerekir. Mesela yarım ton buğdayı çıkan fakir, İmameyn’in kavline göre uşur vermezse günaha girmez. Fakat zenginin yüz kg. buğdayı olsa onda birini vermesi gerekir. Uşur veren fakir, başkalarının verdiği uşru alabilir. Fakat zenginin zekât alması haramdır.
    Bir kimse tarlasının veya bahçesinin onda birini bir fakire verse, tarlasının veya bahçesinin kalan kısmının uşrunu yine her sene vermesi gerekir. Gülün uşru verilmez. Fakat ticaret niyetiyle yetiştirildiği zaman zekâtı verilir.
    Buğday ve arpanın uşrunu, arpadan vermek caizdir. Buğdayın uşrunu, başka yılın buğdayından veya undan da vermek caizdir. Zeytinin uşrunu ise zeytinyağı olarak vermek caizdir.
    Mal sahibi ile kiracı eşit mahsul almışsa, uşru yarı yarıya verirler.
    Ev bahçesine sebze yerine buğday ekilse, ev bahçesi olduğu için uşru verilmez. Ev bahçesi, ticaret niyetiyle yetiştirilirse uşru verilir. İhtiyaç için yetiştirilen sebzenin uşru olmaz.


  8. 7
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Borçlu ve uşur
    Sual: Fakir veya borçlu olanın da uşur vermesi lâzım mıdır?
    CEVAP

    Evet. Fakat ticâret malı ve hayvan zekâtı böyle değildir. Borçlar düşüldükten sonra kalanı, nisâb miktarını buluyorsa zekât verilir. (Hidâye)


  9. 8
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Uşur veren fakir
    Sual: Uşur veren fakir, başkalarının verdiği uşru alabilir mi?
    CEVAP
    Evet alabilir. Fakat zekât verenin, zekât alması harâm olur. (İmâd-ül- islâm)


  10. 9
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Ben mesul müyüm?
    Sual: Akrabalarım, bahçemi ücretsiz ekip uşur vermiyorlar. Ben mesul müyüm?
    CEVAP
    Hayır.


  11. 10
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Uşru verilmeyen maldan yemek
    Sual: Babam üzümlerin uşrunu vermiyor. Bize verdiği pekmezden yememiz câiz midir?
    CEVAP
    Evet.


  12. 11
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Uşru kilo ile tartarak vermek
    Sual: Buğday, arpa ve hurmanın uşrunu kilo ile tartarak vermek câiz midir?
    CEVAP
    Evet câizdir.


  13. 12
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Masrafa bakılmaz
    Sual: Zeytine yaptığımız masraf, mahsûlden fazladır. Uşr vermek gerekir mi?
    CEVAP
    Toplanıyorsa vermek gerekir.


  14. 13
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Sual: Çok masraf edip çok az mahsûl alanın, yine uşur vermesi gerekiyor mu? CEVAP
    Masraf ne kadar çok, mahsûl de ne kadar az olursa olsun, her mahsûlün uşrunu vermek farzdır.


  15. 14
    İsTiKaMeT İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 112
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28
    Yer: malatya/yeşilevler

    Gül ve uşur
    Sual: Gülün uşru verilir mi?
    CEVAP
    Ticâret niyetiyle olduğu zaman zekâtı verilir.


+ Yorum Gönder
Git 12 Son