1. 1
    rana Aciz Kul
    rana
    Aciz Kul

    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 2,227
    Tecrübe Puanı: 36
    Yer: Almanya

    Kur'an ve Hadisler Işığında Yalan ve Zararları


    Kur'an ve Hadisler Işığında Yalan ve Zararları
    Yusuf SARIKAYA




    Toplum içerisindeki ilişkiler sevgi, saygı ve güvene dayanır. Doğru olmak ve doğruyu söylemek insanları kaynaştırırken, yalancılık ve yalan söylemek insanlar arasındaki sevgi, saygı ve güveni zedeler. Yalanın olduğu yerde:

    Haksızlar haklı konumuna geçer.
    Servetler kaybedilir.
    Yuvalar yıkılır.
    İnsanlar arasındaki manevi bağlar kopar.
    Cinayetler işlenir.…

    Kuran-ı Kerim ve Hadisi Şerifler’ de yalanla ilgili birçok nokta ele alınmıştır. Bunlardan bazılarına değinelim:

    “Allah adına yalan söyleyen ve hak kendisine geldiği zaman onu yalanlayan kimseden daha zalim kim vardır? Kâfirler için Cehennem’de yer mi yok?” (Zümer, 39/32) Gerçekler karşısında gözleri kapatmak ne kadar da acıdır. Adeta gündüz vakti, gözlerini kapatıp, “Şimdi gece vaktidir.” demek kadar zayıflıktır, gerçekleri kabul etmemektir. Hak karşısında yalan söylemekte, işte bu ayetlerde belirtildiği gibidir: “Yalan sözden sakınınız” (Hac 22/30). “Ey İman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin” (Ahzâb 33/70).
    Bazı durumlarda yalan söylememiz gerektiğini düşünürüz. İçinde bulunduğumuz sıkıntıdan yalan söyleyerek kurtulacağımızı sanırız. Ama Resulullah bize: “Daima doğruluğu araştırın; doğrulukta helâkinizi görseniz bile. Ancak muhakkak ki doğrulukta sizin kurtuluşunuz vardır.” (Kenzü’l-Ummal, 3/344) buyuruyor.

    Toplum içerisinde “ yalancı ” damgasını yiyen bir kişinin durumunu düşünelim. Ne kadar da acı değil mi? Peki, toplum değil de bu kâinatın gerçek sahibi olan Allah (cc) bize “yalancı” derse ne yaparız? Yine bir hadisi şerifte: “Doğruluktan ayrılmayınız. Doğruluk sizi birr’e, o da sizi Cennet’e götürür. Kişi doğru olur ve daima doğruyu araştırırsa Allah katında sıddîklardan yazılır. Yalandan sakının. Yalan insanı günaha, o da Cehennem’e götürür. Kişi durmadan yalan söyler ve yalan araştırırsa Allah katında yalancılardan yazılır.” (Buhari, “Edeb”, 69) buyruluyor.

    Doğru konuşmak, doğru olmak hayatımızın ana unsurlarından biri olmalıdır. Allah Resulü ümmetinin cennete gidebilmesi için ana noktaları belirtmiştir. Bu ana noktalar şunlardır : “Bana altı şey hakkında tekeffülde bulunun (söz verin) ben de size Cennet’i tekeffül edeyim; 1- Konuştuğunuz zaman doğru konuşun; 2- Söz verdiğinizde sözünüzü yerine getirin; 3- Emanete hıyanetlik yapmayın; 4- Apış aranızı koruyun; 5- Gözlerinizi harama kapayın; 6- Ellerinizi haramdan uzak tutun.” (Müsned, 5/323) Başka bir hadiste de: “Kim bana çeneleri ile bacakları arasındaki şeyler hususunda garanti verirse ben de ona Cennet hususunda garanti veririm.” (Buharî, “Rikak”, 23; Tirmizî, “Zühd”, 61) ifadesi kullanılmaktadır.

    Yalan söyleyen kişinin hayatının bütün kademelerinde düzensizlikler baş göstermeye başlar. Hayatımızın düzenli olması ve doğru olmamız noktasında bir ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin. (Yalan söylemeyip doğru söylerseniz) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar.” (Ahzâb, 33/70–71)

    Yalan söylemek münafıkların özelliklerinden biridir. Zira münafıklar inandıklarını, kabul ettiklerini dilleriyle söylemezler. Söyledikleriyle inandıkları birbirinden farklıdır yani yalan söylerler, yalancıdırlar. Allah-u Teala (cc) Kuran-ı Kerim’de münafıklar hakkında şöyle buyurmaktadır: “İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları hâlde “Allah’a ve Âhiret Günü’ne inandık” derler. (Bakara, 2/8) “Şüphe yok ki münafıklar, Cehennem’in en alt katındadırlar (derk-i esfel). Artık onlara asla bir yardımcı da bulamazsın.” (Nisa, 4/145)
    Peygamberimizin (sav) hayatı boyunca şakadan dahi olsa yalan söylediğine şahit olan kişi bulunmamaktadır. Çünkü O, hayatında hiç yalan söylememiş, doğruluktan bir nebze olsun ayrılmamıştır. Sahabe efendilerimiz de Allah Resulü’nün çizgisinden asla sapmamışlardır. Doğruluk ve bağlılık noktasında, birinci derecede her an yanında bulunan ve “Sıddık” lakabını alan Hz.Ebubekir (ra) doğruluktan kesinlikle ayrılmamıştır. Hadisi şerifte Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Doğruluk insanı Allah’ı razı edecek iyiliğe götürür. İyilik de İnsanı Cennet’e götürür. Kişi doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah indinde sıdık (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe, Cehennem’e götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah’ın indinde yalancı diye kaydedilir.” (Buharî, “Edeb”, 69; Müslim, “Birr”, 102–103)

    Tarlaya rasgele atılan tohumlar, işlenmese bile, mutlaka bir gelişim göstereceklerdir. Yalan da insanın kalbinde bir tohum misali ufak bir yer ettiğinde sürekli alanını genişletecektir. Bu konu hadisi şerifte şöyle işlenmektedir: “Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde ‘yalancılar’ arasına kaydedilir.” (Muvatta, “Kelâm”, 18)

    Yalan, hayatımızda öyle bir yer edinmiş ki adeta yalan olmadan hayatın devamı - düzeni olmuyor, gibi bir düşünceye kapılıp gitmekteyiz. Yalanın bir çıkış yolu olmadığını da biliriz ancak yine de söylemeye devam ederiz. Yalan söylenecek yerler de vardır aslında. Ancak günümüzün her bölümünde değil hayatımızın bazı yerlerinde – yani belirlenen yerlerinde- söyleyebiliriz. Yalan söylenebilecek yerleri Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav) şöyle belirtmektedir: “Ey insanlar, pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevk eden şey nedir? Hâlbuki üç yer hariç yalanın her çeşidi Âdemoğluna haramdır. Bu üç yere gelince: Kişinin rızasını sağlamak için eşine yalanı; harpte söylenecek yalan; İki Müslüman’ı barıştırmak niyetiyle söylenen yalan.” (Tirmizî, “Birr”, 26)
    Dünyaya gelen her çocuğu Allah-u Teala (cc) bize temiz, günahsız olarak gönderir. Ya bizler ne yaparız? O, tertemiz, günahsız olan masum yavruyu nasıl donatırız? Çocuklarımızın dünyasını düşündüğümüz kadar ahiretini de düşünüyor muyuz? Ona güzel davranışları öğretip hak yoldan sapmaması için eğitim veriyor muyuz? Onun dünyevi yapısıyla ilgilendiğimiz kadar ruhi yapısıyla da ilgileniyor muyuz? Bugün hep şikâyet ederiz: “Şu vatandaş şöyle meslek sahibi olmuş da adam olamamış.” diye. O vatandaşı şikâyet ederken kendi yavrumuzla –onun gibi olmaması için- ne kadar ilgileniyoruz acaba? Çocuğumuza Allah’ı, Resulü’nü, Kitabı’nı, manevi büyüklerimizi tanıttık mı, öğrettik mi? Bize gönderilen Kitap’ı, açıklayan Peygamber’i dinledik mi? Dinledikten sonra hayatımıza tatbik ettik mi, anladığımızı – öğrendiğimizi çocuklarımıza aktardık mı? Her zaman doğruyu, güzeli hayatımızda yaşayıp çocuklarımıza davranışlarımızla örnek olduk mu? Kendimizde bulunan sevimsiz davranışlardan sıyrılıp güzel huylar kazandık mı? Yoksa bizde hoş olmayan davranışlar var olmasına rağmen çocuğumuzdan hep güzel davranışlar sergilemesini mi istedik, istiyoruz? Çocuğumuzdan böyle bir şey isterken acaba buna hakkımız var mı, diye düşündük mü? Eğer anne – baba yalan sözler sarf ediyorsa ve buna rağmen çocuğuna yalan söyleme diyorsa, bu ne kadar etkili olacaktır? Evet, anne – baba çocuğunun okulda almış olduğu eğitimden nasıl sorumluysa uhrevi eğitiminden de en az o kadar sorumludur. Çocuğumuza güzel davranışlar sergilemek zorundayız. Bize yalan söylenmemesini istiyorsak, yalan söylemeyeceğiz ve çocuklarımıza yalanın nasıl kötü bir davranış olduğunu öğreteceğiz. Anne – babanın çocuk eğitimiyle alakalı olarak bir hadisi şerifte: “Her insanı annesi ‘fıtrat’ üzere dünyaya getirir. Bundan sonra anne babası onu yahudi, hıristiyan veya mecusi yapar. Eğer anne babası Müslüman ise, çocuk da Müslüman olur.” (Buharî, “Tefsir”, 30; Müslim, “Kader”, 6) buyrulmaktadır.

    İlgili Yazılar

  2. 2
    Hoca Moderatör
    Hoca
    Moderatör

    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 14,789
    Tecrübe Puanı: 187

    Cevap: Kur'an ve Hadisler Işığında Yalan ve Zararları


    İSLAMDA YALAN VE ZARARLARI


    Yüce dinimiz islam, fert ve toplum olarak dünyada huzur ve güven içinde yaşayabilmemiz için bize bir takım sorumluluklar yüklemiştir. Bu sorumluluklardan birisi de toplumda güven duygusunun zedelenmemesi için her zaman doğru olmak ve yalan söylememektir.

    Yalan, doğru olmayan şeyleri kasten doğruymuş gibi söyleyip insanları yanıltmak ve aldatmaktır. Bir mümine yakışan, bu kötü hasletten kaçınıp doğruluktan ayrılmamasıdır. Dünya ve ahiret işlerimizin ıslahı buna bağlıdır. Çünkü Allah’ü Teala Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurur. “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.”[1]

    Ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in belirgin özelliği; dost ve düşman herkes tarafından “güvenilir adam” olarak bilinmesi ve adlandırılmasıdır. Ona (s.a.v.) “Mümin korkak olur mu?” diye soruldu. ”Olabilir” dedi. “Mümin cimri olur mu?” diye soruldu. ”Olabilir” dedi. “Mümin yalancı olur mu?” diye sorulduğunda ise, “hayır olmaz” buyurdu.[2]

    Başka bir hadisi şeriflerinde ise; “Münafığın alameti üçtür: konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.” [3] buyurarak iman sıfatıyla yalanın bir arada bulunamayacağını, bulunmaması gerektiğini ve bu kötü hasletin münafıklık belirtisi olduğunu vurgulamıştır.

    Allah Resulü (s.a.v.) bir hadisi şeriflerinde de şöyle buyuruyor: “Kul yalan söyler ve yalanla hareket ederse kalbinde siyah bir leke oluşur. Yalana devam ettikçe bu leke kalbini sarar ve siyahlaştırır. Sonunda Allah katında yalancılar arasına kaydedilir.”[4]



    Güvenilir insan diye nitelenen bir peygamberin ümmeti olarak bizlere yakışan; evimizde, işimizde, beşeri münasebetlerimizde aleyhimize gibi görünse bile doğruluktan ayrılmamaktır.

    Özellikle çocuklarımıza karşı bu hususta daha dikkatli davranmalı; “Çocuktur, bir sakıncası olmaz” anlayışı içerisinde, gerçeğe aykırı olarak onlara söylediklerimizin üzerinde yalanı meşrulaştırıcı bir tesirde bulunacağını unutmamalıyız. Onlara doğruluktan ayrılmamanın büyük bir fazilet olduğunu kendimiz uygulayarak göstermeliyiz.

    Hutbemi Peygamberimizin (s.a.v.) şu sözüyle bitirmek istiyorum. “Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyledikçe ve doğrulukla hareket ettikçe Allah katında doğrular arasına kaydedilir. Yalandan kaçının. Çünkü yalan kötülüğe, kötülükte cehenneme götürür. Kişi yalan söyledikçe ve yalanla hareket ettikçe Allah katında yalancılar arasına kaydedilir.”[5]
    Cemil AKDOĞAN


  3. 3
    yasemin Mum Ve Merhem Olabilmek..
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 955
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Kur'an ve Hadisler Işığında Yalan ve Zararları


    Yalan söyleyen insan, Allah’ın her an kendini gördüğünden habersiz demektir.


  4. Reklam

+ Yorum Gönder