1. 1
    mumsema Admin
    mumsema
    Admin

    Üye No: 129
    Mesaj Sayısı: 4,882
    Tecrübe Puanı: 80
    Yer: Türkiye

    Depresyon ve Maneviyat


    ABD’de yapılan araştırmalar kişilik bozukluğunun iki katına çıktığını gösteriyor. Bunda genç nesillere değer aktarılamamasının ve televizyon kültürünün üzerinde duruluyor. Antisosyalitede ülkemizde de büyük bir patlama var. Medya aracılığıyla merhametin olmadığı bir dünya sunuluyor. Televole programları toplumun altını oyuyor. Türk televizyonları Türk toplumunun ruh sağlığını tehdit eden en büyük unsurdur. Bu programlar, insanları değersizleştiriyor, metalaştırıyor. Bunun sonucunda da toplumda birbirine saygı duymayan, nesne muamelesi yapan bir gençlik türüyor...”
    Toplumları bu tehlikelerden kurtarmak için ilim adamları çalışmalar yapıyorlar. Fakat gündemleri yine maddi; maneviyat yok. İnsanı sadece maddi bir varlık gördükçe, dünyanın yaratılış gayesini bilmedikçe, bunu kabullenmedikçe insanoğlunun, sıkıntıdan depresyondan kurtulması mümkün değildir.
    Dünya mihnet ve sıkıntı üzerine kurulmuştur. Sıkıntının ise, sabretmekten başka çâresi, kabullenmekten, katlanmaktan başka kurtuluş yolu yoktur. Başa gelen her sıkıntının; hastalık, ölüm, malının elden çıkması ve göz, kulak gibi uzuvların görmemesi ve işitmemesi gibi insanın isteği ile ilgisi olmayan musîbetlere sabretmekten fazîletli sabır yoktur. Belâlara sabır, sıddıkların derecesidir. Bunun için Peygamber aleyhisselâm “Yâ Rabbî! Bana o kadar yakîn ver ki, musîbetler bana kolay ve hafif gelsin” diye dua ederdi..
    Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
    “Allahü teâlâ buyurdu ki: Ben kullarımdan herhangi birine, bedeninde, malında veya evlâdında bir musîbet verdiğim vakit onu güzel bir sabırla karşılarsa, Kıyâmet günü onun için mîzân ve hesap kurmaktan hayâ ederim.”
    “Herhangi bir mü’mine bir felâket geldiği vakit, Allahü teâlânın buyurduğu gibi “Allahtan geldik, Allaha gideceğiz” dedikten sonra, Allahım, bu felâketten dolayı beni mükâfatlandır ve bundan hayırlısını bana ver, derse, mutlak sûrette Allahü teâlâ dileğini yerine getirir.”
    Bir kimse Resûlullah efendimizin huzûruna gelip, “Ey Allahın Resûlü, malım gitti, param gitti, vücûdum hasta oldu, bunun mükafatı nedir?” diye sorunca, Peygamber efendimiz buna şöyle cevap verdi: “Malı gitmeyen, parası bitmeyen ve hasta olmayan kimsede hayır yoktur. Zîrâ Allahü teâlâ bir kulunu severse, onu belâya mübtelâ kılar. Ona belâ verdiğinde, ona sabır ihsân eder.”

    İnsanın rûhî ve manevî cephesini hiç dikkate almayan materyalist çözüm ve formüllerin insanı içine düştüğü sıkıntı ve bunalımlardan kurtarmak için sağladığı maddî konfor ve refah şartlarının özlenen huzur ve mutluluğu sağlayamadığı, gelişmiş ülkelerdeki psikolojik problem ve hattâ intihar teşebbüslerinin istatistik sonuçlarıyla ortadadır. Bu yüzden modern batı dünyasında kiliseler insanların dînî ve metafizik konulara ilgisini taze ve canlı tutmanın sebep ve yollarını aramaktadır. Yazılı ve görsel medyanın bu konuda sağlayabileceği imkân ve kolaylık
    lardan azamî ölçüde yararlanmak istemektedirler.

    İnsanın psikolojik ve sosyal sıkıntılarının temelinde onun kendine yetmezliği kadar önüne koyduğu amaçların, manevî güç ve imkânların çok üstünde olmasının da rolü ve etkisi büyüktür. Bütün bu çaresizliklere bir de ekonomik ve sosyal şartların beklenmedik şekildeki olumsuz gelişmeleri de eklenince problemler krize dönüşme istidâdı göstermektedir. Bu da çoğu kez rûhî ve manevî iflâs demek olan intihar teşebbüslerine götürebilmektedir.

    Rûhî bunalımlar ve intihara kadar uzanan olumsuz psikolojik gelişmeler ciddî şekilde temelden incelenirse mes’elenin aslının insanın gerçek yaratılış gaye ve hikmetinden gafil ve habersiz kalmaya dayandığı açıkça görülecektir. En elverişsiz sosyoekonomik (geçim) şartları içinde yaşayan öyle gariban ve mütevekkil insanlar görürsünüz ki dünyada bulunuş hikmetini iyice kavradıklarından hiçbir bunalım, isyan ve şikâyet hâli belirtmezler. Dünyanın en müreffeh şartlarında yaşayanların yüzünde göremediğiniz huzur ve sükûnu bulursunuz onların simâlarında ve gözlerinde. Dikkatlice bakarsanız ışıl ışıl gözlerinden ruhlarındaki derûnî mutluluğu duyabilirsiniz. Onlar o ümitsiz ve çaresiz ortamlarda bile tevekkül ve teslimiyetin îzahı imkânsız saadet atmosferiyle bambaşka bir hüviyet kazanmışlardır. Maddî değerlerle ifade edilebilecek hiçbir şeyleri yoktur ama dünyalarla değişmeyecekleri iman ve rûh salâbetleri vardır. Allah’ı anmak, O’nun yardım ve inâyetine güvenmek onların iç dünyasında bambaşka bir güç ve aydınlık hâsıl etmiştir. Allah’a böylesine güvenen ve tevekkül gösterenler “Gerçek imana erip de gönülleri Allah’ı anmakla huzur bulan kimselerdir. Evet unutmayın ki kalpler Allah’ı anmakla huzur ve rahata erer (gerçek mutluluğu bulur).” (Bkz. er-Ra’d, 28)

    İlgili Yazılar

  2. 2
    yasemin Mum Ve Merhem Olabilmek..
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 956
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Depresyon ve Maneviyat


    Depresyon yoktur, Allah'tan uzak kişi vardır


  3. 3
    seyit gazi Üye
    seyit gazi
    Üye

    Üye No: 121129
    Mesaj Sayısı: 623
    Tecrübe Puanı: 7

    Yorum: Depresyon ve Maneviyat


    organik rahatsızlıkları kastetmiyorum ama herşeyin bir sebebi vardır ve o sebeblere yönelmek gerekmektedir. algıların bu kadar bozulduğu bir dönemde bunları bulmak zordur. çoğu zaman hastalıklı bir durum insana norm olarak dayatılmıştır. ben bazen bir hasta yakını, hastasını psikiyatra götürse ve netice alıp iyi edecek olsa; hasta çıkıp, karısına kocasına abisine babasına: siz beni resmen salak yerine koyuyormuşsunuz, herşeyin nedeni de buymuş diyecek olsa; hasta yakınlarının hocaya: hocam biz sana o kadar da iyi yap dememiştik, şöyle paket etsen kendini iyi hissettirsen yeterdi diyeceklerini düşünürüm. gerçeklerle yüzleşmek zordur. nedenleri sorgulamakda zordur. neden sorusunu soramayız bile. bunun yerine varsaydıklarımızla bir gerçeklik inşa ederiz. örselenmek veya gerçeklerimizin yıkılması, insanın kolay kolay göze alamayacağı bir hususdur. ben çoğu bu ve benzer rahatsızlığında, gerçeği kabullenilememesi veya gerçeğin evirip çevirilmesi olarak görüyorum. bunu sadece bir iman zaafiyeti olarakta görmeyin çünkü normlarımız algılarımız bozuk. en büyük gerçekte islamdır... psikiyatride insanın gerçeği kabullenemesi karşısında geliştirdiği savunma mekanizmalarının hepsi de küfür çeşitleri ile direk ilişkilidir. ancak insanın hayatında başka gerçeklerde vardır. geçen birisinin yazısına baktım... birisini seviyor, küfre taalluk edebilecek anlaşmazlıkları var: istihareye yatacamda hangi renk hangi anlama geliyordu diyor. yav kardeşim git adama sor: benimle evlenecen mi de, namaz kılacan mı de. bunu sormak insanın aklına bile gelmiyor, yok daha neler diyor. namazın faziletini anlatmanın, terslenmenin, sonra da istihareye yatmanın bir alemi yok ki. bunu söyleyince de sizden hiçbir şey anlamıyorum diyor. yav nesini anlamıyorsun evlenmek istiyorsan namaz kılmasını istiyorsan gidecen soracan. ahkam kesmek için söylemiyorum ama gerçekleri konuşmak adam işidir. neden sorusunu sormak en zor sorudur. bunun yerine bu soruyu soracak cesareti göstermeyip, aklımızdaki cevapları yerine koyar; hayatımıza öyle devam ederiz. bu hepimizinde az veya çok yaptığı bir şey. gerçekler vurur geçer, yalan ise bir ömür kıvrandırır. ayrıca gerçekler her zaman vuracak diye bir şey de yok, sadece bizi kazımaz, aklımızdaki gibi olmaz. gerçeklerle beraber yaşamayı öğrenmemiz gerekir, ille yıkımla sonuçlanacak diye de bir şey yok sadece istediğimiz gibi olmazlar ama oldu mu da daha tatlı olurlar...


  4. Reklam

  5. 4
    duaeli Üye
    duaeli
    Üye

    Üye No: 121841
    Mesaj Sayısı: 8
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Depresyon ve Maneviyat


    Allaha dua et mutlaka hayırlısı ile geçer sıkıntıların.


  6. 5
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Selamün aleyküm depresyon yaşayıp atlatanlarınız var mı ben gerçekten kafayı yemek üzereyim 23 yasındayım 17 yasından bu yana yicem yani kafayı sağlık sorunlarım var bir yandan psikolojik sıkıntılar onu geçtim kendi işimi yapamayacak dereceye gelmiş durumdayım ailemi de üzmek istemiyorum ama elimde olmayan şeyler tüm gün yatıyorum bir şeyden tad keyif almıyorum yemek dahi zorla yiyorum evdekiler anlamasın diye rol yapıyorum okumadığım dua süre Bir şey kalmadı inanın abartmıyorum çok sıkıldım Allah'ın gücüne gitmesin bir çıkış kapısı arıyorum evime kimseyi istemiyorum korkudan bir yer 3de çıkamıyorum sadece hastanelere gidip geliyorum bir iki gün güzelse diğer 1 hafta kötü geçiyor ne yapmam gerek bir çare arıyorum dua da bekliyorum


  7. 6
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Herkes mutlu bakıyorum ben nerede yanlış yapıyorum diye düşünüyorum insanlar mutlu huzurlu ben ya ben evde 7 24 yatıyorum yaşamak için yaşıyorum isyan etmek istemiyorum elimde olmuyor yemek bile zorla yiyorum kronik hastalığın olduğu için günde 3 antidep alıyorum 1 tanede krinik hastalık için İlaç kafam durmuş durumda düşünemiyorum


+ Yorum Gönder