1. 1
    suara Üye
    suara
    Üye

    Üye No: 770
    Mesaj Sayısı: 424
    Tecrübe Puanı: 8
    Yaş: 46

    Otizm


    Otizm Nedir?

    Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal otistik çocuklar da vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, Otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler

    Bir annenin doğum sonrası çocuğunun (tüm özür grupları dahil olmak üzere) özürlü olma oranı %2dir; Otistik olması oranı ise %0.5′tir (eskiden bu oran 4/10.000 olarak değerlendirilirdi). Bir otistik çocuktan sonra, ikinci çocukta otizmin ortaya çıkması riski %3 dür. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklarından 4 kat daha fazla görünmektedir Her çocuktaki otistik belirtiler ve bunların seviyesi farklılık gösterebilir, bu nedenle otizmin seviyelerini kategorize etmek güçtür. Ayrıca, Asperger Sendromu ve Rett Sendromu olarak bilinen otizm formları da bulunmaktadır.

    Otizmin Belirtileri Nelerdir?

    Otistiklerde, etkilenme dereceleri değişse de, aşağıdaki ortak belirtiler görülür;
    -Sosyal ilişkilerde güçlük Konuşma güçlüğü
    -Sessiz iletişimde zorlanma
    -Oyun oynama ve hayal gücünü kullanmada zorlanma
    -Değişikliklere karşı tepki ve direnç gösterme

    Otizmin tipik özellikleri
    Otistik Bir Çocuk,
    -Başkalarına karşı ilgisizdir.
    -Göz temasından kaçınır.
    -Başkaları ile kendiliİinden iletişim kurmaz.
    -İsteklerini bir yetişkinin ellerini kullanarak belirtir.
    -Diğer çocuklarla oynamaz.
    -Sürekli bir konu üzerinde konuşur. Sebepsiz şekilde ağlar, güler ve sebepsiz davranışlarda bulunur.
    -Anlamsız sözleri üst üste tekrarlar.
    -Nesneleri tutup sürekli döndürmekten hoşlanır.
    -Değişikliklerden hoşlanmaz.
    -Yaratıcılık gerektiren oyunları oynayamaz.
    -Bazıları yaratıcılık gerektirmeyen bazı işleri oldukça hızlı ve iyi yapar.


    OTİZMDE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Otizmde var olan çeşitli tedavi yöntemlerini ve bu yöntemlerin alt başlıklarını şu şekilde sıralayabiliriz:

    BİYOKİMYASAL TEDAVİLER:
    a.İlaç tedavisi: Otizmin tedavisinde belirgin ilaçlar yoktur, bu tedavi esnasında kullanılan ilaçlar otizmin bazI semptomlarının etkisini azaltmak için kullanılır, örneğin bu çocuklar aşırı hareketli ve saldırgan olabiliyor. İlaç tedavisi bu gibi davranışların şiddetini azaltmaya yardımcı olacak etkiye sahiptir.
    b.Vitamin tedavisi: 1960 yılında Dr. Bernard Rimland tarafından yapılan bir araştırmayla vitamin tedavisinin vücut metabolizmasını normal hale getirmek ve davranış problemlerini azaltmak için etkili olduğu anlaşılmış. Bunun sonucunda da otistik çocuklar için vitamin tedavileri başlamış, bu tedavilerde yüksek dozda B6 vitamini ve Magnezyum birlikte kullanılmaktadır.
    c.Diyet uygulamaları: Gluten ve kazain maddelerini içeren besinlere karşı yapılan diyet uygulamaları bu bölüme ait en önemli tedavi şeklidir.Gluten maddesi tahıl ürünlerinde, kazain maddesi ise süt ürünlerinde karşımıza çıkan besin değerleridir. Bu iki besin değerinin ortak yönü insanlar için protein kaynağı olmaları, ancak otistik çocuklarda enzim eksikliği nedeniyle proteinler parçalanamıyorlar ve çocukların bünyesinde çeşitli problemlere yol açıyor. Tedavi bu maddelerin alınmasını engelleyerek oluşabilecek problemlerin önünü kesiyor.

    DUYUSAL VE ALGISAL TEDAVİLER:
    a.Duyu entegrasyonu tedavisi: Otistik çocuklar dış dünyadan aldıkları çeşitli duyuları ayırt edememe problemi ile karşı karşıyadırlar. Bu tedavi onlara duyusal ayrım yapmayı öğretmeyi hedefler.
    b.İşitsel entegrasyon tedavisi: Otistik çocuklarda görülen sese aşırı duyarlılık probleminin bir işitme bozukluğundan kaynaklandığına inanılmakta, bu nedenle işitme tedavileri ile bu problemin şiddeti azaltılmaya çalışılmaktadır.

    PSİKOLOJİK TEDAVİLER:
    Psikoterapi: Özellikle Dr. Kanner’in üzerinde durduğu bir yöntemdir, çünkü Dr Kanner’e göre hastalığın temel sebeplerinden biri bireyin sahip olduğu psikolojik geçmişti. Ancak sonraki yıllarda yapılan araştırmalar Kanner’in haklı olmadığını ortaya çıkarsa da psikoterapi halen otizmin tedavisinde kullanılan bir yöntemdir.

    EĞİTSEL TEDAVİLER:
    1987 yılında UCLA Üniversitesi’nden Dr. Ivar Lovaas yaygın gelişim bozukluklarından herhangi birine sahip olan bireylerin tedavisinde erken yaşta eğitime başlanılması gerektiğini önemle vurgulamış ve eğitimlere olabildiğince erken yaşlarda başlanılması için özel eğitim uzmanlarını uyarmıştır. Dr. Lovaas’a göre, otizmin tanısının 3 yaşından önce konması; çocuğun özbakım becerilerini geliştirmesi, toplum içinde yer alması ve eğitimine örgün sistemde devam edebilmesi için çok büyük önem taşır. Dr Lovaas’ın kendi geliştirdiği eğitim progr----- göre otistik bir çocuk haftada toplam 40 saat olmak üzere birebir eğitim seansına tabi tutulur, bu eğitim yardımıyla çocukta görülen davranış bozuklukları tedavi edilir






    İlgili Yazılar

  2. 2
    suara Üye
    suara
    Üye

    Üye No: 770
    Mesaj Sayısı: 424
    Tecrübe Puanı: 8
    Yaş: 46

    --->: OTIZM


    İletişim eksikliği, otizm belirtisi olabilir
    Prof. Dr. Efser Kerimoğlu, “Belirtileri, ‘zaten babası da geç konuşmuştu’ diyerek geçiştirmeyin” uyarısında bulundu.
    ANKARA - Ankara Üniversitesi Otistik Çocuklar Tanı Tedavi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Efser Kerimoğlu, otizmde erken tanının önemine işaret ederek, aileleri, “bebekleri adı söylendiğinde bakmıyorsa, göz teması kurmuyorsa, eliyle bir şeyi göstermiyorsa, gösterilene bakmıyorsa, ‘agu’ sesleri çıkarmıyorsa, taklit yapmıyorsa, az ilişki kuruyorsa, daha çok kendi iç dünyasındaymış izlenimi veriyorsa, mutlaka bir uzmana başvurmalıdırlar” diye uyardı.
    Prof. Dr. Efser Kerimoğlu, otizmin, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğu olduğunu ve genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıktığını söyledi. 1990 yılında faaliyete geçen Otistik Çocuklar Tanı Tedavi Araştırma ve Uygulama Merkezi ilk açıldığında yılda sadece 5-6 otistik çocuk gördüklerini anlatan Kerimoğlu, o dönemde merkeze getirilen çocukların yaşlarının 4 ya da 5 olduğunu söyledi. 3 yaşında bir çocuğun merkeze getirilmesi durumunda “erken başvuru” diye çok sevindiklerini ifade eden Kerimoğlu, şu anda merkezde izlenen çocukların sayısının 2 bini geçtiğini söyledi.

    “Şu anda ilk başvuru yaşı, 1’in altına indi” diyen Kerimoğlu, otizmin belirtilerini şöyle anlattı:
    “0-3 yaş arasındaki bebeklerde ilişki-iletişim bozuklukları olabiliyor. Aileler, bebeklerini iyi gözlemlemeliler. Aileler, bebekleri, adı söylendiğinde bakmıyorsa, göz teması kurmuyorsa, eliyle bir şeyi göstermiyorsa, gösterilene bakmıyorsa, ‘agu’ sesleri çıkarmıyorsa, taklit yapmıyorsa, az ilişki kuruyorsa, daha çok kendi iç dünyasındaymış izlenimi veriyorsa, mutlaka bir uzmana başvurmalıdırlar. Bunlar bir bebekte 1 yaşından önce de ayırt edilebilir. Ailenin de şüphelenip, ‘bunda bir tuhaflık mı var?’ diye, bebeği doktora götürmesi gerekir. Ancak aileler, o dönemlerde bu belirtilerin üzerinde çok fazla durmuyor. Ailelerin, belirtileri ‘çok sağlıklı bir bebek, bir şeyi yok, zaten babası da geç konuşmuştu’ diyerek geçiştirmemesi gerek.”

    “OTİZM DEĞİL, İLETİŞİM BOZUKLUĞU OLABİLİR”
    Otistik belirtileri olmasına rağmen 3 yaşından önce otizm tanısı koymaktan kaçındıklarını anlatan Kerimoğlu, bunun nedenini şöyle anlattı:
    “Bu gruptaki bebeklerin, otizm yelpazesi içindeki bir başka bozuklukları da olabilir. Bebeklerde iletişim-etkileşim bozuklukları söz konusu olabilir. Uyaran eksikliğine bağlı bir takım bozukluklar da olabilir. Çok fazla ilgilenilmeyen bebekler olabilir ya da çok fazla televizyon karşısında oturtulan bebekler olabilir. Kapalı bir çocuk, erken müdahale ile bir süre sonra daha açılıp, iletişim kurar hale gelebilir.”

    Kerimoğlu, otizmin direkt tedavisi ve ilaç tedavisi olmadığını söyledi ve “En iyi tedavi yöntemi eğitsel tedaviler. Eğitim yolu ile çocuğa ulaşılmaya, kavramlar öğretilmeye, dil gelişimi ve iletişim alanında beceriler kazandırılmaya çalışılıyor. Otistik çocuklar iletişim kurmayan çocuklar olduğu için bu eğitim özel eğitim merkezlerinde, eğitimli kişiler tarafından yapılıyor” dedi.

    TELEVİZYONA DİKKAT
    Çok fazla televizyon karşısında oturtulan bebeklerin canlı bir nesne ile değil, cansız bir nesne ile iletişime girdiğine dikkati çeken Kerimoğlu, bebeklerin televizyondan alacağı hiç bir etkileşimin olmadığını kaydetti. Kerimoğlu, “Zaten iletişimi az bir bebekse, televizyon büsbütün bebeğin içine kapanmasına destek oluyor. Bunu özellikle bakıcıların çok kullandığını duyuyoruz. İşini görürken açıyor televizyonu, oturtuyor bebeği karşısına. Zaten etrafla ilişkisi olmayan bebeğin ilişkisini tamamen kesiyor” diye konuştu.

    “HİÇ GELİŞMEYEN YA DA KÖTÜYE GİDEN ÇOCUK HEMEN HEMEN HİÇ YOK”
    Otizmin çok emek isteyen bir bozukluk olduğunu anlatan Kerimoğlu, otistik çocukların attıkları en ufak adımların bile çok önemli olduğunu kaydetti. Otistik çocuklardan bazılarının çok iyi gelişme gösterdiğini söyleyen Kerimoğlu, otizm tedavisinde erken tanının ne kadar önemli olduğunu şöyle anlattı:
    “Hiç gelişmeyen ya da kötüye giden çocuk, hemen hemen hiç yok. Otistik çocuklar tedavi ile mutlaka kendi çapında çok küçük de olsa adımlar atıyorlar. Diyelim ki bazı çocuklar daha az bazıları daha çok adım atıyor. Bazıları hiç konuşamıyor olsa da iletişim kurmayı öğrenebiliyorlar. Bazılarında konuşma gelişiyor ve örgün eğitimde kaynaştırma eğitimine katılabiliyorlar. Çok ender de olsa, binde bir de olsa yüksek eğitim alabilen, üniversite sınavlarına girebilen çocuklarımız var. Merkeze başvuran iki bini aşkın çocuğun yarıdan fazlası kaynaştırma eğitimine katılmış. Çocukların 50’ye yakını orta öğretime devam ederken, 5 otistik genç de yüksek öğretim görüyor. Eğer otistik olmasalardı, bu çocuklar zekalarıyla çok iyi yerlere gelebilecek kapasitede olan çocuklar. Kendilerine sağlanan imkanlar ve doğru tedavi ile üniversite eğitimi alabiliyorlar. Bir kısmı kapasitesi doğrultusunda çok yararlanıyor. Bazıları ilköğretimi tamamlayabilirken bazıları ise ancak özel eğitime devam edebiliyor. Bu tedavileri almasalardı bu çocukların bu noktada olması mümkün değildi. Erken tanı hayat kurtarıyor. Bu çocukların hepsine eğitim şansının verilmesi gerekir. Bu şansı bazı çocuklar daha iyi değerlendirebiliyor.”


  3. 3
    EHLİMAN Bayan Üye
    EHLİMAN
    Bayan Üye

    Üye No: 104895
    Mesaj Sayısı: 661
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Otizm (İçe Kapanıklık)


    İçe kapanık olma durumu genellikle bebekken ortaya çıkmaktadır.Buna neden olan unsurların olabileceği gibi kalıtsal olan yada direk hastalık olan durumlar vardır.Önemli olan teşhisin konması ve ona göre tedaviye başlanmasıdır.


  4. Reklam

  5. 4
    kkaraca Üye
    kkaraca
    Üye

    Üye No: 116971
    Mesaj Sayısı: 2
    Tecrübe Puanı: 1

    Otizm


    merhabalar. 7 yasindaki oglum otiztik ve konusamiyor. yemek yemiyor. tuvalet problemi var. cok agressief,hircin,ettini kopartasiya kadar isirir. ne evde nede okulda yillardir gelismeler yok. cok tedavilere gittik. caresisiz. baba hic cekemiyor. bana bir care. hangi dualar iyi gelir . oglum ve bizim icin?


  6. 5
    Omer Faruk Üye
    Omer Faruk
    Üye

    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 1,718
    Tecrübe Puanı: 18

    Allah, imtihanınızda yardımcınız olsun, çocuğunuz sizin cennetiniz olmuş. Bu tür yavrularımızın iyi eğitim almaları önemli bunun için ehil olan kimselerin elinde eğitim almaları gerekiyor. Bu konuda devletimizin çok güzel desteği var. Ancak özel eğitim merkezlerinde maalesef etkili ve yetenekli eğitimcilerimiz çok az. Bulunduğunuz şehri bilmediğim için bir şey diyemiyorum ama büyük şehirlerde iyi sonuçlar veren yerleri araştırıp oralara göndermeye çalışın.

    Şu anda hırçın olması henüz kendini ifade edecek safhaya geçemediğinden dolayı. Eğer kendini ifade ederse hırçınlığı azalacaktır. Duaya gelince, Allah Kur'an'da "kulum bana dua ettiğinde, icabet ederim... !" buyuruyor. İçinde Allah'a yakarışınızı ifade eden her dua Rabbinizin indinde karşılık bulacaktır.

    Cennetiniz için bol bol sabır dileyin ve bilin ki, bu dünya hayatı çok kısadır. Eğer sabır nimetine ererseniz Rabbim ahirette istediğiniz nimeti önünüze serecektir. Allah'a emanet olunuz.


  7. 6
    mum Admin
    mum
    Admin

    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 9,236
    Tecrübe Puanı: 95

    "içine kapanıklık hastalığı"na özel bir dua yok ama şifa ve korunma dualalrını okuyun inşallah yararı olur.


  8. 7
    kkaraca Üye
    kkaraca
    Üye

    Üye No: 116971
    Mesaj Sayısı: 2
    Tecrübe Puanı: 1

    mrh. benim oğlum 7 yasında olan özel okulla gitmektetir. okulda hiç bir ders yapmıyormuş. öğrenmek istemediğinden.

    tskler


+ Yorum Gönder