Git İlk 123 Son
  1. 15
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: Dursun Ali Erzincanlı'dan Şiir Metinleri..


    SEN GİDİNCE EFENDİM

    Sevgili!
    Sen gitmiştin...
    Koyup bir başımıza, bırakıp pak ellerimizi, gurbetlerine salmıştın bizi.
    Yetim kaldık, öksüz kaldık ve ellerimiz kirlendi yokluğunda...
    Sen gitmiştin...
    Ayrılıkların dilini hece hece ağlıyoruz şimdi.
    Akşamlar iniyor dağlara ve hasretimiz yankılanıyor yamaçlarda.

    Sevgili!
    Nasıl iltica edelim sana ;
    huzuruna nasıl varalım, yalvaralım?!.
    Ve duyurabilsin mi sesini!?.
    Efendim, duyar misin sesimizi?..

    Sevgili!
    Sen aşk ikliminde sultan, sen güzellik şahikasında dolunay, sen vefa göğünde
    hilal.
    Biz bir bakışının dilencisi,
    biz dolunay tutkunları,
    biz bayramı gözleyen oruçlar.
    Güzellik ordusunun hakanı sen, gam ruzigârinda gedalar biz.
    Sen imrenme, biz ayıplanma.
    Sen özüsün varlığın ve biz varlık iddiasında küstah yoksullar.
    Sen sabah yıldızlarının ışığı, biz gaflet uykusunda kervancı.
    Dert ve keder denizinde çığlık çığlığayız biz,
    kumrular ve bülbüller seni bestelemekte oysa.
    Çığlıklarımızı bestelere karıştırıver efendim,
    düşkünlerine, savrulmuşlarına kulak ver.
    İtivermezsin elinin tersiyle bizi, değil mi efendim?..

    Sevgili!
    Sen gitmiştin...
    Yokluğunda kaybettik önce varlığımızı ve sonra yok eyledik aklımızı da.
    Hasretinle akan zamanlarda cevherimiz özden, madenimiz mıknatıstan ayrıldı.
    Sen gitmiştin...
    Gönüllerimiz billur kadehler gibi çalındı sengsarlara;
    ırmaklarımız mecralarında susuzluğa mahkum edildi.
    Sen gitmiştin...
    Çelik mermere çarptı, iradeye ateş düştü yokluğunda.
    Hasretinden akıllar yitirildi efendim,
    gönüller gölgelere düştü.
    Kucak kucağa güneşlerimiz söndü,
    dudak dudağa denizlerimiz kurudu
    ve sen gitmiştin efendim.
    Sen gitmiştin...
    Seninle birlikte her şeylerimiz gitti.
    Şehitlerimiz kefenlerinden sıyrıldı senden sonra;
    kanlarımız sahralar doldurdu.
    Kelimelerimiz anlamlarını yitirdi,
    kutlu erlerimiz tutsak oldu nefis ordularına...
    Hiçbir şey kazanmadık ayrılığında, efendim,
    hiç kâr elde edemedik.
    Aldandık, hep aldandık.
    Delilimizi yitirdik, delillerimizi yitirdik.
    Dillerimiz dilim dilim edildi efendim.
    Bize sevmeyi unutturdular ilkin;
    sonra sevginin ne olduğunu...
    Kendi gönlüne ihanet edenlerimiz, gönlün kendisine ihanet ediyorlardı artık.
    Vurgunlar yedik pes pese efendim...
    Ve sen gitmiştin.

    Sevgili!
    Sen gitmiştin...
    Biricik sığınağımız, varlığımızın övüncü, yüz akımızdın.
    Hayırları söyleyip gitmiştin,
    biz ser işler olduk.
    Uzun uzun emellere kapıldık,
    kapılanıp kaldık umutların kapısında.
    Yolunda yürümekten üzerimize düşen,
    baş kaldırdık önce ve sonra yıkılışlar gördük hep efendim.
    Ellerimiz vardı açıldıkça dolan, uzandıkça verilen;
    böğrümüzde kaldı ellerimiz.
    Hanım idik halayık olduk;
    bay idik köle edildik.
    Sen gitmiştin...
    Yanmış igsilerle kara bahtımıza kara resimler çizdiler.
    Aşk dervişleri avare, pejmürde, hercâyî rüzgârlara kapıldılar,
    dönüşlerinin ahengini kırdılar.
    Bölük bölük kadınlarımız,
    grup grup erlerimiz,
    demet demet çocuklarımız,
    kimi güler, kimi ağlarken yitirdiler kendilerini.
    Ve sen gitmiştin efendim...
    Sevgili!
    Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle askın kesiştiği
    prizmada.
    Güzelliğin cihanı gösteren bir ayna;
    aşkın o aynanın cilası idi hani.
    Güzelliğin olmasa efendim,
    aşkı hiç bilmeyecekti cihan;
    aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı.
    Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkına
    durmuştu efendim...
    Ve sen gitmiştin...
    Sevgili!
    Derd ile ağlayandın; hem derde salandın!..
    Gönül yurdunda çaresizlerin çaresi, hastaların merhemiydin.
    Saadetle yasamış, saadet çağını yaşatmıştın.
    Suretleri ve canları iman ile sen şekillendirmiş,
    "Lâ" ile "Illa"yi i'câz ile sen dillendirmiştin.
    Sen gidince, ey sevgililer sevgilisi, güvercinlerimiz tuzaklara esir düştü;
    Hüdhüdlerimizin mil çekildi gözlerine.
    Artık düşmanlarımız dostlar arasında;
    dostumuz düşman içinde.
    Divanelere döndük, yaya kaldık yolunda.
    Kendimizi unuttuk, seni bilmez olduk...
    Sana muhtacız!..
    Sana en fazla muhtacız.
    En fazla sana muhtacız.
    Uyandır bizi uykumuzdan...
    Gel ey sevgili!
    Bir gelişle gel, bir gülüşle gel.
    Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden...
    Sana muhtacız...

    Sana en fazla muhtacız




  2. 16
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: Dursun Ali Erzincanlı'dan Şiir Metinleri..


    HABİBULLAHI SEVMEK

    Hz.amine gibi
    Son nefesinde elinden şevkatle tutup
    seslenmişti ona
    Ey dehşetli ölüm okundan
    ALLAH'IN yardım ve ihsanıyla
    yüz deve karşılığında kurtulan zatın oğlu
    ALLAH SENİ aziz ve devamlı kılsın
    Eğer rüyada gördüklerim doğruysa
    Sen celal ve ikram sahibi olan ALLAH tarafından
    Adem oğlullarına helal ve haramı bildirmek üzere peygamber gönderilecksin
    Sen ceddin ibrahimin teslimiyet ve dinini tamamlamak için gönderileceksin
    ALLAH seni putlardan ve putperestlikten koruyacak ve alıkoyacaktır.
    Her yaşayan ölür her yeni eskir
    evet bende öleceğim
    fakat ismim ebedi olarak yad edilecektir
    çünkü tertemiz bir evlat doğurmış
    arkamda hayırlı bir yad edici bırakmış bulunuyorum
    ve huzurla kapanan anne gözleri
    ve acıyla ıslanan minik gözbebekleri
    seneler sonra
    bir sefer dönüşünde
    ebvadan geçerken
    aziz ve muhterem annesinin kabrini ziyaret ediyor ve ağlıyordu
    onun ağladığını görünce sahabede ağlamaya başladı
    ve gözyaşının sebebini söyledi
    annemim bana şevkat ve merhametini hatırladım
    Habibullahı sevmak;necaşi gibi,,,,,

    Habeşistana Hicret eden Mekkeli Müslümanları dinleyince;kendimi tutamadım.Sizi ve yanından geldiğiniz Zatı tebrik ederim ki;O ALLAH’IN Resuludur.Zaten biz O’nun vasıflarını kitabımız olan İncilde okumuştuk.O Peygamberi Meryem oğlu İsa da;insanlığa müjdelemişti.

    ALLAH’A yemin olsun ki;eğer O benim ülkemde bulunmuş olsaydı;ayakkabılarını taşır,ayaklarını yıkardım.

    Resulullahı sevmek,Varaka Bin Nevfel gibi,

    Duyunca Hira Nur dağındaki geceyi;ihtiyar bir haykırışa döndü kelimeler


    KUDDÜS…KUDDÜS

    Bu gördüğün melek;Yüce ALLAH’IN Musa peygambere gönderdiği;

    Ruhul kuddustür,namus-u ekberdir.

    Sen ise bu ümmetin peygamberisin.

    Ah ne olurdu,yeni dine halkı çağırdığın günlerde bende genç olsaydım,kavmim seni yurdundan çıkaracakları zaman sağ olsaydım…Eğer senin davet gününe yetişirsem,bütün gücümle sana yardım edicem;

    O yetişemedi davet gününe…

    AMA yetişenler vardı,çekirdekten filize,daldan meyveye doğru,yetişenler vardı…ASHAB VARDI….

    Habibullahı sevmek;Ashab-ı Güzin Gibi…

    Ama hangi birini örneklesin zaman;Ehlibeytimi,Aşere-i Mubeşşereyimi,Ensarımı,Muhacirimi…

    Ashab-ı Güzine örnek Ammar Bin Yasir olsun;

    Babası ve annesi İslamın ilk şehitleri…Ammar Bin Yasire İslama girdi diye,çöl güneşinin altında demirden bir gömlek giydiriliyor,o kavurucu sıcaktan ilikleri eriyor…

    Bir başka işkence;ateşle dağlanıyor Ammar;küfre zorlanıyor.Ve Ammar bu azaptan gözünü açınca Efendimizin yanında buluyor kendini;

    İşkencenin hertürlüsünü tatdık Ya Resulallah diyor,

    Önce Peygamber duası;Allah’ım Ammar ailesinden hiç kimseye cehennem azabını tatdırma.

    Sonra Peygamber müjdesi;Ey Ammar sen bu işkencelerle ölmeyeceksin,uzun bir müddet yaşayacaksın,senin ölümün azgın bir topluluğun eliyle olacak.SEVMEK,….

    HABİBULLAHI SEVMEK…ASHAB-I GÜZİN GİBİ….




  3. 17
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: Dursun Ali Erzincanlı'dan Şiir Metinleri..


    ASR-I SAADETTE ÇOCUK OLMAK

    Asr-ı Saadette çocuk olmak...
    Ümmü Halid olmak...
    Halid bin Said'in küçük kızı...
    Kırmızı bir elbise var üzerinde.
    Ve babasıyla beraber ALLAH(C.C) Rasulü'nün huzurunda.
    Bu kız çocuğu Habeşistan'da doğduğu için
    Efendimiz,onu görünce;
    ''Sene! Sene!''diye sesleniyor ona.
    Habeş dilinde ''güzel kız'' anlamında
    Sohbet ilerledikçe Ümmü Halid,
    Efendimize daha çok yaklaşıyor
    Ve bir ara sırtındaki Peygamberlik mührüyle oynamaya başlıyor.
    Halid bin Said hemen müdahale ediyor kızına.
    Ama Hz.Peygamber ona engel oluyor;
    ''Bırak oynasın'' diyor.
    Bir keresinde Efendimize bir yerden kumaş gelmişti,
    Arasında iki tarafı da işlemeli bir de elbise vardı.
    Bana Ümmü Halid'i getirin buyurdular.
    Ümmü Halid getirilince,
    Elbiseyi ona giydirdiler ve iki kez;
    ''Bunu giy, üzerinde eskisin'' dediler.
    Sonra da elbisede bulunan çiçek işlemesini
    parmaklarıyla göstererek : ''Ümmü Halid! Bak bu güzel,bu çok güzel'' dediler.

    Asr-ı Saadette çocuk olmak...
    Abdullah, Ubeydullah veya Kesir olmak,
    Hz.Abbas'ın çocukları,
    Fahr-i Kainat onları yan yana dizer,
    Sonra karşılarına geçer, ve
    ''Kim benim yanıma daha önce gelirse,
    Ona şunu şunu vereceğim.'' derdi,
    Onlar da koşarak gelir
    Hz.Peygaberin sırtına tırmanır,
    Göğsünün üzerine çıkarlardı
    Hz.Peygamber de onları öpüp bağrına basardı
    Abdullah bin Cafer anlatıyor :
    ''Çocukluğumda Abbasın oğlu Kusem ve Ubeydullahla oyun oynadığımız bir sırada
    Rasulullah yanımızdan geçti
    Beni gördüklerinde şu çocuğu bana uzatınız buyurdular
    Beni bineğinin önüne oturttular
    Sonra da Kusemi göstererek şimdide şunu uzatınız dediler
    Ve onuda terkisine bindirdiler
    Sonra da Fahr-i Kainat başımı üç kere sıvazladılar
    Her sıvazlamada da
    EY RABBİM(C.C) Sen Caferin yokluğunu çocuklarına hissettirme
    Ve onun yerini Sen doldur diye dua ettiler...''
    Asr-ı Saadette çocuk olmak...
    Hasan Hüseyin olmak
    Efendimizin gül demetleri
    Selman-i Farisi anlatıyor
    Bir gün Rasulullah'la birlikte oturduğumuz bir sırada
    Ümmü Eymen gelerek : ''Ya Rasulallah
    Hasan'la Hüseyin kayboldular.'' dedi
    Hz Peygamber, etrafında oturan bizlere :
    ''Kalkınız ve oğullarımı arayınız.'' buyurdu

    Ve herkes bir tarafa dağıldı
    Bende Hz Peygamberin gittiği tarafa yöneldim
    Bir dağın eteğine kadar geldik
    Bir de ne görelim
    Hasan'la Hüseyin birbirlerine sarılmış uyuyorlar
    Hz Peygamber onların yanına gitti
    Onları birbirlerinden ayırdı,
    Yüzlerini okşayıp şöyle dedi :
    ''Annem Babam size kurban olsun
    Siz ikiniz ALLAH(CC)katında ne kadar değerli ve şereflisiniz.''
    Sonra da birini sağa öbürünüde sol omzuna aldı
    Onları böyle görünce ben dedim ki:
    ''Cennet sizlerin olsun ne güzel bir bineğiniz var böyle...''
    Rasulullah da şöyle buyurdu:
    ''Ama onlar da ne güzel binicidirler..''

    Asr-ı Saadette çocuk olmak...
    Ümame olmak..
    Hz Zeynebin küçük kızı
    Efendimizin bir başka gülü
    Fahr-i Kainat onu çok seviyor
    Ve namaz kılarken bile onu yanından ayırmıyor
    Öyle ki ALLAH(CC)Rasulü namaz kılarken ümame onun sırtına biniyor
    Rükuya eğildiği sırada Efendimiz onu yere indiriyor
    Kalkarken de yine dedesinin sırtında
    Ve bir gün oluyor, Ümame hastadır
    Ve bu hastalıktan kurtulamayacaktır
    Hz Zeynep, Babasının gelmesi için haberci gönderir
    Hz Peygamber torununu son kez görecektir
    İçeri girip Ümamenin yanına oturunca
    Ümame hemen dedesinin kucağına çıkar
    Ve ona sokulur
    ALLAH(CC) Rasulü onu bu halde görünce
    Gözlerinden yaşlar boşalır..


    Şefkat ve merhamet nazarıyla dolmak
    Veya Asr-ı Saadette çocuk olmak
    ..!



  4. Reklam

  5. 18
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: Dursun Ali Erzincanlı'dan Şiir Metinleri..


    BİR GÜL

    Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
    Yüzü dolunay gibi parlak.
    Teni pembeye çalan beyaz renginde.
    Saçları, hafif dalgalı…
    Açık renkli ve hilâl kaşlı.
    İki kaşının arasında bir damar.
    Öfkelendiğinde şişen…

    Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
    Saçları omzuna düşer.
    Sakalı gür, gözleri kara üzüm gibi siyah…
    O siyah gözleri daima yerde…
    Gökten daha çok yere bakar.
    Bakışları, düşünceli…
    Boynu gümüş beyazlığında,
    Fildişinden yapılmış bir suret gibi…
    Ashabının ardından yürür
    Ve; “benim arkamı meleklere bırakın.” der.
    Birşeye hayret ettiğinde elini çevirir
    Konuştuğunda ellerini biraraya getirir.
    Öfkelendiğinde yüz çevirir.
    Sevindiğinde hafifçe gözlerini kapar.
    Gülmesi tebessüm.
    O gülünce dişleri dolu taneleri.

    Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
    Yüzünde azâmet ve hakimiyet.
    Sözünde tatlılık.
    Tane tane konuşan.
    Sesi gür, teri gül…
    Geçtiği sokaklarda gül kokusu bırakan..
    Giyimi sâde…
    Çoğunlukla sırtında bir ihram.
    En çok sevdiği renk sarı ve beyaz.
    Yediği yemek;
    Ateşin üzerinde
    Unla karıştırılan öğütülmüş yulaf
    biraz zeytinyağı, biber, baharat…
    sofrada oturuşu hamdle, şükürle…
    bir gül…
    ikinci yurdu Medine!

    Medine-i Münevvere’de bir gül…
    İnsanlık aleminin en şereflisi!
    İman hakikatlerinin merkezi!
    İhsâni tecellilerin turu!
    Rahmani sırların iniş yeri!
    Memleket-i Rabbâniye’nin seması!
    Peygamberler gerdanlığının ortasındaki en büyük mücevher!
    Peygamberler kervanının öncüsü!
    Bütün varlıkların en üstünü!
    İzzet sancağının sancaktarı!
    Ezel sırlarının şahidi!
    İlmin, hilmin ve hikmetlerin kaynağı!
    Yerle gök âlemlerinin göz bebeği!
    İki cihanın ruhu!
    Dünya ve ahiret hayatının gözü!

    Medine-i Münevvere’de bir gül…
    Aslın ve asaletin nurlu ağacı!
    Yaratılışta insanların en üstünü!
    Cismani suretlerin en mükemmeli!
    Asıl mülk ve gerçek nimetin,
    Göz kamaştırıcı güzelliğin
    Ve yüce rütbenin sahibi!
    Kalplerin tabibi ve ilacı,
    Bedenlerin afiyet ve şifası,
    Gözlerin nuru ve ışığı
    Asırlarca sevilen,
    Yeniden sevilen,
    Taptaze duygularla sevilen,
    En seçkin makamlara layık olan
    En büyük dost!
    En şerefli sevgili!
    Abdülmuttalib’in torunu!
    Abdullah oğlu efendimiz
    Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem

    Medine-i Münevvere’de bir gül…
    O’na sevdalı,
    Her şeye rağmen,
    O’na sevdalı
    Milyarlarca bülbül!
    Sevinç bayrak açmış her sinede
    Çünkü O Gül, hâlâ Medine’de




  6. 19
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    SENSİZ DEĞİL

    İstanbul sokakları da sensiz değil bilirim.
    Medine kadar aydınlık olmasa da gecelerimiz,
    Karanlık boşaltsada siyahını üstümüze,
    Salat’ımız var sana
    Selamımız var sana
    SULTANIM!

    Aşkına esir olmuş yürekleri sen bilirsin.
    Sevgine adanmış hayatları tanırsın sen.
    Çektikleri acıyı...Yalnızlığı...

    Gözlerde dolup dolup boşalan yaşları sen bilirsin,
    Uykuya inat hıçkırıklara boğulanları tanırsın sen
    Yaşadıkları ızdırabı...Hüznü...
    SULTANIM.
    --


    İstanbul sokakları da sensiz değil bilirim.
    Aydan ak yüzünün hayaliyle dolaşırız Eyüb ü
    Sultanlar sultanının ev sahibine deriz ki;
    Salat’ımız var O na
    Selamımız var O na
    SULTANIM!

    Annesizliğin burukluğunu bilirsin sen.
    ALLAH’tan gayrı kimsesi olmayanı tanırsın sen.
    Ürkekliğini, masumluğunu

    Rahmana, dayananları sen bilirsin,
    Kulluğuyla övünenleri tanırsın sen
    Kul gibi yaşayanları.
    SULTANIM!
    ---
    İstanbul sokakları da sensiz değil bilirim.
    Düşen her yağmur damlasında rahmetinden ışık var.
    Kalbimizde virdin, Ruhumuzda nurun var.
    Salat ımız var sonra,
    Selam ımız var sana
    SULTANIM!

    ALLAH’a giden yolusen bilirsin,
    Yuluda yolcuyu da tanırsın sen
    Vefa ile gidişinden
    Süohan a yönelmeyi sen bilirsin.
    Utanarak af dileyeni tanırsın Sen mahcubiyetini, samimiyetini...
    SULTANIM




  7. 20
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    EY GÜL

    Ey gül
    Ey gonca-i nur
    Meftun yaprak har sana
    Sensin gönüller mahı
    Bu yaz bu bahar sana
    Mucize saltanatın taşları ayna yapar
    Her ırmak ve her deniz her leyl-ü nehar sana
    senin zatı abdesin alemlere rahmettir
    Cibril vefalı yoldaş
    Yüce Allah yar sana
    Bu nice iştiyaktır eyy en güzel sevgili
    Asırlardır koşuyor genç ve ihtiyar sana
    Nazarın kalbe şifa sözün hikmet incisi
    Hangi dertli kavuşsa olur bahtiyar sana
    Misk kapında karar kılmıştır senin
    Nebilerin diliyle hep övgüler var sana
    Ay, güneş, zühre, ülke nuruna pervanedir
    Alemde olmak ister aşıklar civar sana
    Senin yolun hep açık gidişin allahadır
    Dağlar ateş kesilse olamaz duvar sana
    Güzelliğin alemde misli bulunmaz inci
    Ey gül hasret çekmede cennet o bulvar sana
    Dedinki şükreden kul olmak istememmi ben
    Rabbin ihsan buyurdu hurma üzüm nar sana
    Her muzcizen parmakla gösterilmede senin
    çağlatmak öyle kolay çöllerde pınar sana
    Hicranın bir kütüğü dertle bi karar et
    Hep özlem duymadadır selvi ve çınar sana
    Cennetin çiçekleri senin kokunu taşır
    Benzemeye çalışır beyazlıkta kar sana
    Güneş güzel yüzünden parlaklık aldı ey gül
    Acep hayran olmadan hangi göz bakar sana
    Aşkının esiridir ne çöl ne de dağ tanır
    Bu sevdalı gönüller su gibi akar sana
    Varlık bahçesi senin nurundan yaratıldı
    Hep medyum hep minnettar her can her nigar sana
    Tebessümün ayların zührenin sevincidir
    Nice hasret çekmede bu bülbül-ü zar sana
    Yuuf senin dalında çiğ tanesidir sanki
    Divane kesilir göz etse bir nazar sana
    Fazlının eteğine akıllar erişemez
    Eli kalem tutanlar övgüler yazar sana
    Haki payene sürsem bir kerecik yüzümü
    Bende olan sermaye hasret intizar sana
    Haki payene sürsem bir kerecik yüzümü
    Bende olan sermaye hasret intizar sana




  8. 21
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    YALNIZ DEĞİLSİN

    Dikkat et kardeşim bu dünyaya
    Dünyada tek sen değilsin
    Şeytan kalbini sıkıştırsada
    Omuzundaki meleklerle yalnıız değilsin

    Cuma akşamı gönderdiyesen salavat
    Peygamberimizde (SAV) verir sana cevap
    Sanmaki dünyada teksin
    Tüm dünyayla sen aslında birsin

    Kendini çaresizmi hissettin
    O zaman Dertli birini dinle
    Beterin beteri var dersin
    Haline şükredersin

    Aşık maşukunu aramakta
    Yollarda dikenler bulunmakta
    Ayağına dikenler batsada
    Aşık maşukuna ulaşmakta

    Kara gecede kara çadıra girdirseler
    Gözünü kara bant ile örtseler
    Kalbine bak ne demekte
    Allah her yerde seninle

    Gel bu gün bir dene
    Her gördüğüne bir gülümse
    Tatlı sözden başka bir şey deme
    Bak dünya da yalnız kalınır mı?

    Unutma bizleri gören var
    Söylediğimizi duyan var
    Derdimize derman
    Bizleri seven ALLAH var.




  9. 22
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    SANA DAİR

    Ne bir ressamın fırçasında şekillenir,
    Ne bir filozofun felsefesinde hayat bulur,
    Ne bir matematikçi bendeki tekligini bulur,
    Ne bir tarihçinin ellerinde kaybolur anlatılmaz sevdam...
    Ne bir annenin cocuguna duydugu sevgi gibi,
    Ne bir bülbülün güle olan aşkı gibi degil,
    Anlatılmaz sevdam...
    Gecenin en olmaz saatinde,
    Sabahın güne merhaba dedigi ilk vakitte ben seni arıyorum,
    Semada zikre gark olmuş meleklerin duasıyla,
    Duama amin diyen CEBRAİL ALEYHİSSELAMLA ben seni arıyorum.
    Öyle benden öyle içtenki çözemiyorum...
    O ilk bakış beni benden eyledi,
    Askın yaktı beni hasretin kül eyledi,
    Yüregime adın,nakış nakış bir nazarla yer eyledi,
    Sevdan nalan,nurun geceme ışık eyledi,
    Öyle sevdiki gönül anlatılmaz sevdam...
    Asi nefsim boyun büktü,
    Yüregim yaradanın büyüklügünü gördü,
    Dudaklar konuştu tövbeler günahı örttü,
    Herşey Hakta birleşti batıllık yere çöktü,
    Umuttur yolun,anlatılmaz sevdam...
    Herşeyi seninle ögrendim,bir baba sevgisini seninle tattım.
    Bir amaca tutunup kalmayı,
    Dünyanın süsüne takılmamayı,
    Ezan sesinde aglamayı herşeyi sevdanla anladım.
    Tüm şüphelerden arınmış bir yürek taşıyorum,
    En temiz,en çıkarsız halimle ben seni yaşıyorum.
    Aşkıma son yok,kararlıyım,olmasada sonu varamasamda sana,
    Anlatamasamda sevdamı sen bilirsin GAVSIM bu aciz insanı...




  10. 23
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    ASIRLIK ŞİİR

    Bir şiir daha başlıyor.
    Ama bu, asırlık bir şiirdir.
    On dört asırlık bir şiir.
    Peygamber sohbetinin
    Şiirleşmiş ifadesidir.
    Şimdi o güne gidiyoruz.
    Yine bir yolculuğa çıkıyoruz.
    Yeni bir yolculuğa…
    Zaman ötesi zamanda
    Ulvi bir vakitteyiz
    Ve sanki biz, şimdi Asr-ı Saadetteyiz.
    İzhir ve celil otlarının o hoş kokusu yayılır.
    Mecenne sularının sesi gelir uzaktan
    Şame ve tufeyl dağları ninni söyler sahraya.
    Herşey uysaldır.
    Herşeyde nazlı bir gül edası.
    O’nun edası…
    Ve O’nun sohbeti.
    Dinleyenler sahabe topluluğu.
    Sanki başlarında bir kuş var,
    Ve sanki o uçmasın diye pür dikkât
    O’nu dinliyorlar.
    Aileden, maldan ve amelden bahsediyor.
    Sohbet bitince Abdullah b. Kürz izin istiyor;
    “Ya Rasulallah!
    Anlattıklarınızı şiir halinde söyleyeyim mi?
    İzin verir misiniz?”
    Hz. Peygamber;
    “Olur.” Buyuruyor.
    Ve Abdullah b. Kürz şiirine başlıyor.
    Ailem, yaptıklarım ve ben sanki üç kardeşiz.
    Ölüm yaklaştığında onları çağırıp konuşan biri gibiyiz.
    Adam kardeşlerine der ki;
    “Ölüm kapımı çaldı! Bana yardım edin.
    Geri dönülmez bir yolculuk başlıyor.
    Uzun ve güvenilmez.
    Bu hal karşısında bana nasıl yardım edebilirsiniz?”
    Malı der ki;
    “Benden ayrılmadığın sürece
    Her isteğini yerine getiririm
    Ama ayrılık olursa aramızdaki dostluk biter.
    İstediğini benden şimdi al.
    Çünkü yakında ben, savrulan kumlar arasına katılacağım.
    Başka insanların olacağım.
    Beni sonraya bırakma, harca.
    Hızla yaklaşan ölüm gelmeden,
    Elini çabuk tut, hayır yap.”
    Ailesi de şöyle der,
    “Ben seni cidden sever,
    Seni herkesten üstün tutarım.
    Gücümü kuvvetimi senin için harcar, iyiliğini isterim.
    Ama iş ciddileştiğinde senin için ölemem!
    Ardından göz yaşı dökerim,
    Yüksek sesle ağlarım,
    Seni hayırla yâdederim.
    Cenazende bulunur,
    Gireceğin kabre kadar,
    O son durağına kadar,
    Hasretle tabutunu taşır,
    Sonra geri dönerim.
    Sanki aramızda hiç bir şey yokmuş gibi,
    Hiç birbirimizi sevmemiş gibi,
    Hiç birbirimizden sevgi görmemiş gibi…”
    İşte insanın ailesi!
    İşte desteği
    Ve işte gerçek yüzü.
    Sonra ameli konuşur insana;
    “Ben, senin kardeşinim” der
    “Sarsıntıların dehşetli anında
    benim gibi bir kardeş bulamazsın.
    Benimle mezarda karşılaşacaksın.
    Orda seni savunacağım.
    Hesap günü, ağır gelmesi için gayret gösterdiğin kefeye oturacağım.
    Beni unutma, değerimi bil!
    Ben üzerine titreyen merhametli bir öğütçüyüm.
    Seni hiç bir zaman yalnız bırakmam.
    İşte senin amelin!
    Vuslat günü kavuşacağın güzel amellerin!”
    Abdullah bu şiiri okuyunca,
    Rasulullah ve arkadaşları ağladılar.
    İşte o günden sonra,
    Hz. Abdullah,
    Ne zaman ki bir topluluğun yanından geçse
    Kendisini çağırır, şiirini okumasını rica ederlerdi.
    O da okurdu.
    Ve yine göz yaşı.
    Yine çağlayan sahabe yürekleri!
    Bu şiir asırlık bir şiirdi.
    On dört asırdır okunan bir şiirdi.
    Peygamber sohbetinin,
    Şiirleşmiş ifadesiydi




  11. 24
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    FARAN DAĞLARINDA AÇAN SEVGİLİ

    Selam sana nazlı nebi
    Selam sana gözbebeği
    Mevla nın kudretiyle selam.

    Selam sana nur-i dilara
    Selam sana hakk habibi
    Rahman ın kudretiyle selam.

    Selam sana andelib_i zişan
    Selam sana muhammedi
    Cebrail in yüreğiyle selam
    İbrahimce selam sana
    Rahimce selam sana
    Gafurca selam.

    Selam sana ey yetimler padişahı
    Selam sana ahmedi nefesli yar
    Eyyupça selam sana
    Selam sana ya habiballah
    Selam sana ya nebiallah
    Selam sana ya resulallah.

    Ya resulallah
    Sen, sevmek için istenen
    Can, dudakta istenen
    Sevda ikliminin en güzel mevsiminin
    En güzel çiçeğisin.

    Cemre gibi düştün kainatın kışına
    Bahar, senin elinde doğdu
    Senin elinle indi toprağa
    Öyle bir sevildin ki
    Candan aziz bilerek
    Uğruna can verildi
    Ama bu, ölüm değildi
    Adını bir kez anan
    Bir kez gönülden anan
    Rahmetin nur kaynağı gözlerinde dirildi
    Şimdi biz de seni anıyoruz
    Mevla mızın yeminleriyle anıyoruz seni
    Ey faran dağları nda açan sevgili

    Fecre
    On geceye
    Her şeyin çiftine ve tekine
    Akşamın alacakaranlığına
    Kararıp bürüdüğü zaman geceye
    Açılıp aydınlattığı zaman
    Gündüze and olsun ki
    Sen olunca sitem yok
    Serzeniş yok
    Eyvah yok
    Alemlere ambersin
    O ndan başka ilah yok
    Sen, en son peygambersin.

    Beni ilk öksüz oluşun vurdu
    Yetim kalışın yaraladı önce
    Elden ele dolaşmıştın
    Herkesin gözbebeğiydin

    Ama mahzun
    Ama kederli
    Bir yanın arşa kadar azamet
    Bir yanın ürkek

    Mekke akşamları yanar
    Verdiğin her nefeste
    Ve gökten inen bir sesle
    Allah korumasına alır.

    Senin derdin allah tı
    Hüznün kederin allah
    Senin dostun allah tı
    Sana en yakın allah.

    Biz seni göremedik ya resulallah
    Uhud dağı nı seyrettik
    Okçular tepesinden bir sabah
    Bir medine sabahında
    Uhud u seyrettik
    Seni göremedik
    Ebu ubeyde bin cerrah sanki ordaydı
    Sanki mübarek yüzüne batan miğfer halkalarını
    Dişleriyle sökmek için nefes nefeseydi
    Kalbi yerinden fırlayacakmış gibiydi
    Seni öyle seviyordu ki
    Tenine bir dikenin batması bile
    O kalbi durdururdu.

    Biz seni göremedik ya resulallah
    Uhud u gördük bir sabah
    Malik bin sinan olamadık
    Mübarek kanının, kanına karıştığı
    Malik bin sinan sanki oradaydı
    Ve inemedik okçular tepesinden
    Sanki sen inin demeden inersek
    Uhud tekrar cehenneme dönerdi.

    Ey faran dağları nda açan sevgili
    Güneşe ve onun ışığına
    Ardından gelmekte olan aya
    Onu ortaya koyan gündüze
    Onu bürüyen geceye
    Göğe ve onu meydana koyana
    Yere ve onu yayana and olsun ki
    Sen olunca sitem yok
    Serzeniş yok
    Eyvah yok
    Alemlere ambersin
    O ndan başka ilah yok
    Sen, en son peygambersin

    Vazgeçtim seni hep ötelerde aramaktan
    Seni yüzyıllar öncesine hapsetmekten vazgeçtim
    Mesafelerden usandım ya resulallah
    Sana sesleniyorum

    Alemlere rahmetsin
    Seslenince yanımdasın
    Burdasın
    Günahkarım

    Ama sen günahkarların umudusun
    Temizle beni ya resulallah!
    Temizle beni ya resulallah!
    Temizle beni ya resulallah!

    Mescid-i nebevi de gördüm
    Mübarek sözlerinden birini süsleyip duvara asmışlar:
    "benim şefaatim, ümmetimden büyük günahları olanlar için."
    Buyurmuşsun
    İçimde her şey üşür
    Rüzgar üşür
    Yağmur üşür
    Dua üşür
    Melekler üşür
    Isıtırsan bir sen ısıtırsın
    Medine ye akan nur gibi ak kalbime
    Ey ban u cihan
    Yorgunum
    Güçsüzüm
    Çaresizim
    Sen çaresizlerin yardımcısısın

    Yüreğimi koşturdum
    Sana doğru
    Çatlarcasına koşturdum
    Kimseye hakkım yok
    Huzurunda sana ait varlıkları dava etmem
    Ben bir davalıyım
    Tükendim ya resulallah
    Hicretimi kabul et ya resulallah!
    Hicretimi kabul et ya resulallah!
    Hicretimi kabul et...




  12. 25
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    BEDİR

    Hazırlanın uzunca bir yolculuk var şimdi.
    Asr-ı saadete Cezîretül araba gidiyoruz.
    Bismillah diyin
    Bedir’e öyle girin
    Gökte melekler, yerde siz
    Ve bekleyin sessiz...
    Gelince
    İyi bakın onlara;
    Hem kendi zamanlarının
    Hem tüm zamanların en cesur yiğitleridir onlar
    Gökte yıldız; yerde arslandır onlar
    Yüz yirmi beş bin beden
    Ama bir tek ruh,
    Muhammedî ruhtur onlar


    Aslanlar çıkmıştır Medine’den
    Şimdi yoldadır Bedrin Arslanları
    İşte bakın şu Hz.Umeyr
    Aslan yavrusu.
    Yaşı küçük diye geri çevirecek rasulullah
    Ama öyle ağlıyor ki umeyr izin veriyor nebi
    Ey sad bin ebi vakkas!
    Sen bağla kardeşin Umeyr’in kılıcını
    Boyu kısa bağlayamıyor.

    Hz.Hamza’nın belinde iki kılıç duruyor.
    Attığı her adım bir kalbi durduruyor.
    Ey Hamza
    Gördüğün hiçbir şeyden korkmazsın bu doğru
    Ama heybetini gizli tut
    Yürüyüşün ölümü korkutuyor.

    Dinleyin Âlemlerin sultânını
    O konuşunca rüzgar bile susuyor;
    “Ey ashap! Hazır mısınız?”
    Sad bin muaz ayakta:
    “Ya Rasulallah!” diyor
    “Seni hak dinle gönderen Allah’a andolsun ki,
    Sen bize şu denizi gösterip dalarsan,
    Biz de seninle birlikte dalarız.
    Allah’ın bereketiyle yürüt bizi!”
    Tebessüm buyuruyor Habîb-i Zîşan!
    O, gülünce suya kanıyor susamışlar.
    Güller açıyor yüreklerde.
    Kederler unutuluyor.
    O gülünce, cennetler yaratılıyor.
    Gülüyor nebi ve yürüyorlar!
    Mekke’de çekilen acılar dinmiş
    Yürüyorlar!
    Sanki yıldızlar yere inmiş.
    Önlerinde Kâinatın Güneşi

    İşte Hz.Ömer ve Hz. Ali
    Biri Hattaboğlu!
    Biri Haydâr-ı Kerrar!
    Ve kolkola
    Ölümün ağzına giriyorlar!


    Bedir’de baba oğul,
    Bedir’de kardeş kardeşe...
    Mekke müşrikleri Üç yiğit istiyorlar önce
    Üç yiğit gösterin aranızdan bize.
    Melekler Alemlerin sultanına bakıyor
    Kimi işaret edecek Sultan-ı Rasul.
    Çünkü o işaret edince ay ikiye bölünüyor.
    Acaba mübarek elleri kime uzanacak;

    “Kalk ya Ubeyde! Kalk ya Hamza! Kalk ya Ali!”
    Gördünüz mü yiğitleri!
    Hamza’yı gördünüz mü?
    Nasıl da salına salına gidiyor.
    Ya Ali?
    Sanki gökten iniyor, velilerin babası!
    Ubeyde ayağından yara alıyor
    Efendisine gidiyor hemen
    “Ya Rasulallah, ben şehit miyim?” diyor
    “Evet sen şehitsin”


    Ve dua ediyor efendiler efendisi;
    Rabbi Rahimine uzatıyor ellerini

    “Allah’ım bana yaptığın va’dini yerine getir.
    Allahım bu bir avuç insanı helak edersen,
    Artık sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmaz.

    Bir fırtına kopuyor Bedir’de...
    Hz.Mikail’in komutasında bin melek Rasulullah’ın Sağında!
    Bir fırtına kopuyor Bedir’de
    Hz. İsrafil’in komutasında bin melek Rasulullah’ın solunda
    Ve bir firtina daha!
    Hz. Cebrail,
    Bin melekle Rasulullah’ın önünde
    Üç bin melek alaca atlarla.

    Ey Ebu Cehil!
    Ne oldu?
    Düğüne gider gibi çıkmıştın Mekke’den
    Bedir’e çalgılarla, güle oynaya gelmiştin.
    Sen Allah’ın Rasulünü
    Ve O’na sevda çekenleri
    Sahipsiz mi sanmıştın?


    Dönüyorlar Bedir’den.
    Esirler arasında Peygamber amcası Hz.Abbas!
    Vakit gece...
    Esirlerin elleri bağlı
    Abbasın elleri sıkıca bağlı
    Bir inilti yayılıyor geceye.
    Uyuyamıyor rahmet peygamberi...
    Ya rasulallah niçin uyumuyorsunuz?” diyor sahabiler.
    “Amcamın iniltisi uyutmuyor beni”
    ve hemen Ashâb-ı Güzin
    Çözüyor peygamber amcasının ellerini.
    Rasulullah öğrenince durumu emir veriyor:
    “Tüm esirlerin çözün ellerini!”

    Dönüyorlar Bedir’den,
    Esirler arasında Peygamber damadı var.
    Fidye karşılığı serbest kalacak.
    Allah rasulüne bir gerdenlık uzatılıyor
    Kızınız Hz.Zeynep göndermiş,
    Beyinin fidyesi olarak...
    Şefkat peygamberinin gözleri doluyor.
    Çünkü bu gerdanlık,
    Kızının düğününde Hz.Hatice’nin taktığı kendi gerdanlığıdır.
    Yaşlı gözlerle konuşuyor nebi;
    “ O’nu salıverseniz, gerdanlığı da zeynep’e gönderseniz olur mu?
    “Olur Ya rasulallah sen üzülme!
    Sen bize canlarımızdan daha azizsin!
    Buyur, canımız feda sana yeter ki sen üzülme!”

    Dönüyorlar Bedir’den
    Sevgilileri dua ediyor
    Peygamber duasıyla dönüyorlar;
    “Kuluna yardım eden, dinini üstün tutan Allah’a hamdolsun.”
    Hamdolsun Âlemlerin Rabbi’ne
    Hamdolsun Âlemlerin Sahibi’ne...




  13. 26
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    52 GÜN

    Alemlerin Rabbi olan Allah
    Bir peygamber gönderecekse eğer
    yıldızlarla duyurdu bu haberi
    Kamer menzillerinde üç yıldız doğar
    Üç yıldız kainatı bu haberle müjdeler
    Şimdi son kez doğacak yıldızlar ..
    Müjde üstüne müjde, nur üstüne nur gibi...
    Şimdi son kez müjdeleyecek
    o son aziz peygamberi ..

    Elli iki gün..
    Hanei saadette hüzün ve sevinç içice ..
    Tesellisini bekliyor annelerin annesi
    Eşini kaybetmiş hazin bakışlarıyla incisini bekliyor..
    Belki o minik kalp atışlarını duyuyor,
    Belki gözyaşı döküyor babasız dünyaya geleceğin..
    Ama taşıdığı rahmetin farkındadır Hz Amine..

    Tam elli iki gün
    Ve yıldızların da ötesinde hazırlıklar...
    Kuşlar bakışları ile mesafeler aşıyor..
    Kuşlar dünyadan çok uzakta ama hızla dünyaya yaklaşmakta..

    Tam elli iki gün var..

    Mekkeyi mükerremede bir felaket haberi
    Yemen valisi Ebrehe Kabe’ye saldıracak !..
    Abdulmuttalibin alınan iki yüz devesi..
    Mekke reisi develerini istiyor ..
    Kabe’nin sahibi Kabe’yi korur "

    Ebrehe öfkeli:

    “Onu bana karşı kimse koruyamaz diyor”
    Kureyş’in ulusu son sözünü söylüyor ;
    "Ben ona karışmam.... İşte sen işte o.. "

    Elli iki gün var ..
    Mekke halkı tepelere yürüyor, dağ başlarına..
    Mekke boşaltılıyor..Harem-i şerif mahzun,
    Abdulmuttalib mahzun ,Kureyş’in ulusu Kabe’nin halkasına tutunur ..

    "İlahi dokunulmazlığı tehlikeye düşmüş olanları koru
    Kabe’yi ve Kabe halkını koru ! "
    Ve ardından o da yürür dağlara ..
    Bir tek örtüsü kalır Kabe’nin ..Yemen alacası bir örtü ..
    Hane-i saadet yalnız ,
    Makam-ı İbrahim yalnız,
    Hicri İsmail,Hacerul Esved Ve Kabe-i muazzama yapayalnız..
    Ve kuşlar ...ayak yapılarından belli ki sadece uçmak için yaratılmışlar!!
    Bir yere kesinlikle konmayacaklar !!!
    Kuşlar hızla dünya semasına yaklaşmakta !!!

    Elli iki gün !!!

    Muhassab vadisinde Ebrehe’nin ordusu..
    En önde devasa bir fil ...Ardında altmış bin sefil...
    Kabe’yi yıkmak için harekete geçiyor..
    Daha adımını atmadan fil Ebrehe’nin yol göstericisi Tufeyl yaklaşıp kulağına bir şey Fısıldıyor:
    "Mamud sağ ve selametle geldiğin yere dön”
    "Çünkü sen Allah’ın dokunulmaz kıldığı memlekettesin !"
    Ve Tufeyl’de çekilir dağlara.. Ve fil dizlerinin üstüne çöker ..
    Orduda bir kargaşa, ne oldu bu file !!

    Yönü başka tarafa çevrilince koşuyor hem de delice bir süratle..
    Ama Kabe’ye doğru döndürülünce yüzü, kapanıyor dizlerinin üstüne
    Ucu sivri demirler sokuluyor ..Mamud kalksın ve yürüsün diye ..Ama nafile ..

    Tam o esnada gökyüzünde Yemen tarafında bir karartı ..
    Kaplara bir bulut gibi deniz üzerinden git gide yaklaşan ..
    Yaklaştıkça netleşen bir karartı ..
    Ve dehşetle açılan gözler ve sapsarı kesilen yüzler..
    Bir ses “dayanabilecekseniz bakın!!!” diyor .
    Çünkü gökten Ebabiller yağıyor
    Yeryüzünde hiç görülmemiş kuşlar
    İrili ufaklı ,bölük bölük, fırka fırka, birbiri ardınca
    Başları vahşi hayvanların başı gibi
    Gagalarında ve ayaklarında taşlar pişirilmiş çamurdan
    Kanatları benek benek kar beyazı o ilahi nurdan
    Ve alınlarında bir yazı “ El –Kahhar” !
    Belli ki azap için yaratılmışlar
    İşte başlıyor azap!!
    Ebreheyle altmış bin kişilik ordusu ve sicim gibi yağan taşlar...
    Taşlanmış yürekleri söküp çıkaran taşlar!

    Elli iki gün var..
    Kabe yalnız değil, Kabe sahipsiz değil ! Ve haykırıyor Kabe;
    "Hani nerde ordunuz, hani gururlanıyordunuz, hani nerde kaçış yurdunuz
    Hem nereye kaçıyorsunuz "
    Takip eden ALLAH!!! nereye kaçacaksınız? takip eden ALLAH !
    "Bugün fil ordusundan bu azabı tatmayan hiç kimse kalmayacak "
    Ebrehe mağlup ....galib olan ALLAH
    Biliniz ki sonunuz alevli bir ahdır
    İntikam alanların en hayırlısı ALLAH ‘tır.

    Ya Rabbi bugün ve bugünden sonra eğer bir Ebrehe ruhu ..
    Toplayıp ordusunu yürürse haremine ...
    Ne olur Ebabillerini gönderme
    Muhammedi muhabbetle dolu bir tek kalpte duruncuya dek ..
    Gönderme azap kuşlarını ...
    O gün dağlara çekilen halk nasıl korku içinde izlediyse onları ..
    Bugün Ebabiller izlesin bizi... Ve yeryüzü duysun sesimizi ..
    Kabe’yi muazzamanın koruyucusu biziz
    Çünkü biz ümmeti Muhammediz !

    Ebabiller uzaklaşırken Mekke’den Kabe’yi muazzama gönüller sultanını bekliyor
    Anneler annesi gülünü bekliyor
    Tam elli iki gün var...




  14. 27
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    MEDİNE

    Bu ağustosu ilk defa görüyorum
    Tanıdık mı tanıdık
    Aşina mı aşina
    Bir gece bu kadar mı sıcak olur?
    Ve bir gece bu kadar mı güzeldir?
    Bu geceyi ilk defa görüyorum
    Yorgunluğu unutmuş onlarca insan
    Hepsinin dözlerinde çocuksu bir merak
    Çocuksu bir huzur
    Bu hali ilk defa görüyorum
    Hangisine dokunsan sevinçten ağlıyacak
    Bayramlık almış çocuklar gibi masum bir neş'e


    Mesafeler kısaldıkça Medine yaklaşıyor
    Bu bir rüya mı Allahım?
    Bu ne güzel rüya Allahım!
    Şafak sökünce Sevgilinin yurdunda mı olacağız?
    Bu hiç beklenmedik bir yolculuk,
    Beklenmedik davetle başlanan
    Ve beklenmedik bir kabul gerçekleşiyor sanki
    Yıllar yılı hasret çek ama
    O hasretin yükünü bir sonraki güne
    Başkaları gidince o vuslat düğününe
    Ölemle biriktir
    Daha çook ötede diyen hayal dünyana bırak
    Sonra uzan ve uyu
    Tam uykuya dalarken biri uyandırıp diyor ki;
    Vakit geldi kalk bakalım!
    İşte vuslat gecesi
    Bu vuslatı ilk defa yaşıyorum


    Medine yolcuları toparlanıyor
    Vakit geldi işte
    İşte vaktin gayesi
    Gece gündüze dönüşürken
    Gecenin son, gündüzün ilk hediyesi
    Yemyeşil bir kubbe
    Sevgilinin yurdu Medine
    Ey Medine!
    Ben bu yurda ilk kez geliyorum
    Ve ilk kez ruhunla gülüyorum...




  15. 28
    muvahhidim herşey O'nun için..!
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 713
    Tecrübe Puanı: 10
    Yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    BENİ YALNIZ BIRAKMA

    Gönlüm, gözüm senin ile açılır
    Geçilmezler, senin ile geçilir
    Adın anılınca nurlar saçılır
    Doğ ruhuma, beni hasretle yakma
    Hakk aşkına kölen yalnız bırakma

    Aşıklar ararlar seni her yerde
    Dudağın şerbeti dermandır derde
    Ben bir dertliysem, dermanım nerde?
    Doğ ruhuma, beni hasretle yakma
    Dost aşkına kölen yalnız bırakma

    Ey Nebi! Hicranla yandı gönlüm
    Halimi sormaz mısın?
    Dil ucuyla olsun melalimi sormaz mısın?
    Bilmem ki, yoksa dost vefasından şüphen mi var?
    Lutfedip bir kere halimi sormaz mısın?

    Dostlara ülfet yağdı, bize iltifat yok mu?
    Kebab oldu sinem ahıma itimat yok mu?
    Yüz sürüp dizine bekledim ilk günden beri
    Yoksa bende senin sevgine istidat yok mu?

    Gözlerim yolunu sinemdeki tepelerde
    Gönlümde belirdin de daldın, kaldığın yerde
    Hayalin ağarırken ruhumda perde perde
    Gözlerim yolunu sinemdeki tepelerde

    Sen, o ışıktan iklimle o en tatlı rüya
    Sen, mor pembe renklerle ruhumu saran hülya
    Kararır, seni duyup seni görmessem dünya
    Dostlarımla el ele gezdiğim tepelerde

    Gördüğüm günden beri ey Gül-i Rana seni
    Gözlerim yollarda, ol gözleri ela seni
    İstemem kalsın artık gönlümde gül arzusu
    Ararım her yerde, Ey! Kamet-i Bala seni

    Sarmıştı ruhumu köyünün amber kokusu
    Dolaştığım her yerde duymuştum cânâ seni
    Bahçenin içindeki yemyeşil fistanınla
    Gördüğüm güzeller arasında müstesna seni




+ Yorum Gönder
Git İlk 123 Son