Git 12 Son
  1. 1
    Hoca Moderatör
    Hoca
    Moderatör

    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 14,854
    Tecrübe Puanı: 188

    Peygamberimizin Kişilik özellikleri


    PEYGAMBERİMİZİN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

    En yüce ahlâka sahip olduğunda; yüzyıllar boyunca, dost ve düşman, herkesin üzerinde birleştiği tek bir insan vardır:
    Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam.
    Zaten o, yeryüzünde bulunuş maksadını, "güzel ahlâkı tamamlamak" olarak ifade ediyordu. Onu en son elçisi olarak insanlığa gönderen Yüce Allah da, Peygamberimizde bizim için "en güzel" örneğin bulunduğunu haber veriyor.
    Eğitimde güzel örneklerin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Büyükler kendi yaşayışlarında ne kadar iyi örnek olurlarsa, küçüklerin iyiye ve güzele yönelmesi o kadar kolay ve rahat olur. Güzel örnek olmak ve güzel örnekleri tanıtmak, gençliğe yapılabilecek en büyük hizmetlerden biridir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin örnek alabilecekleri en mükemmel insan Peygamberimizdir. Peygamberimizin ahlâkını rahatlıkla kendimize örnek alabiliriz, taklit edebilir, ahlâkımızı güzelleştirebiliriz.
    Peygamberimizin ahlâkını ne kadar öğrenirsek hayatta o kadar başarılı olur ve mükemmele ulaşabiliriz.

    AHLAKTA MÜKEMMEL ÖRNEK
    Güzel ahlak adı altında toplanan tüm güzel vasıfları örnek insan olarak en mükemmel şekilde yaşayan insan hiç şüphesiz Peygamberimizdir (a.s.m.) O’nun ahlakı o kadar yücedir ki, Bizzat Cenab-ı Hak, O’na hitaben şöyle buyurur “Muhakkak Senin için tükenmeyen bir mükafat vardır. Çünkü Sen pek yüce bir ahlak üzerindesin” (Kalem süresi 4)
    Nitekim, Hz. Aişe Efendimizin ahlakından örnek almak isteyen Sahabilere şöyle buyurmuştur: “Siz Kur’an’ı okuyor musunuz? O’nun ahlakı Kur’an’dır” Peygamberimizin hayatından her tabakadan insanlar örnek alacak yönler bulabilir. Bizatihi insan olarak O’nun hayatından alacağı sayısız fazilet ve güzellikler yanında, kendi mesleğini ve cemiyetteki yerini ilgilendirecek pekçok derside alabilir. Çünkü O’nun hayatı her yönüyle örnektir.

    PEYGAMBERİMİZİN AHLAKİ HUSUSİYETLERİ
    Peygamberimizin ahlakının en mühim bir hususiyeti, Allah vergisi oluşudur. Allah, O’nu kusursuz, eksiksiz, mümtaz bir şekilde yaratmıştır. O’nu terbiye eden, edep ve ahlakın en seçkin özellikleriyle süsleyen Yüce Rabbidir.

    __________________________________________________ _____

    peygamber(sav)'in anlatılan özellikleri


    Yüce Allah'ın "Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin." (Kalem Suresi, 4) ayetiyle üstün ahlakını bildirdiği Resulullah (sav)'ın ahlakını ve davranışlarını örnek almak tüm müminler için önemli bir sorumluluktur. Peygamber Efendimiz (sav)’in şemailinin anlatıldığı bu yazı dizisinin hazırlanmasındaki amaç da bu sorumluluğun bir görevi olarak, onun çeşitli kaynaklarda aktarılan bu güzel özelliklerini inceleyip, yaşamından günümüze öğütler çıkarmaktır.

    Günümüzde insanlar, özellikle de gençler birçok insanı kendilerine örnek almakta, onların tavır ve konuşmalarına, üsluplarına, giyim tarzlarına özenmekte, onlar gibi olmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu insanların büyük bir çoğunluğu doğru yolda olmadığı gibi, tavır ve ahlak güzelliğine de sahip değildirler. Bu nedenle insanları doğru olana, en güzel ahlak ve tavra özendirmek önemli bir sorumluluktur. Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişi ise, kuşkusuz Hz. Muhammed (sav)'dir. Yüce Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirmektedir:

    “Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır.” (Ahzab Suresi, 21)

    Bu yazı dizisinin bir amacı da Peygamberimiz (sav)'i birçok yönüyle tanıtmak, onun Kuran’da övülen ahlakını örnek alan insanlardan oluşan bir topluluğun ne kadar üstün özelliklere ve güzelliklere sahip olacağını göstererek, Allah’ın izniyle insanları Peygamberimiz (sav)'in titizlikle uyduğu İslam ahlakına özendirmektir.

    Peygamber Efendimiz (sav)’de Tecelli Eden Yaratılış Güzellikleri

    Peygamber Efendimiz (sav)’in Ashabı, bu kutlu insanın dış görünümünün güzelliği ve görenleri hayran bırakan heybetinden nuruna ve duruşundan gülüşüne kadar Allah'ın onda tecelli ettirdiği çeşitli güzellikler hakkında pek çok detay aktarmışlardır. Sayıca oldukça kalabalık olan sahabeler, bu güzellikler hakkında birçok farklı detay vermiş, Peygamber Efendimiz (sav)’le aynı dönemde yaşamamış olan Müslümanlara Allah'ın Resulünü birçok yönüyle tanıtmışlardır. Bazı sahabeler onu genel özellikleriyle tarif ederken, diğerleri uzun ve detaylı anlatımlarda bulunmuşlardır. Bu anlatımlardan bazıları şu şekildedir:

    Peygamber Efendimiz (sav)’in Dış Görünümü ve Güzelliği

    Sahabeleri Peygamberimiz (sav)'in güzelliğini şöyle anlatıyorlardı:

    "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı... Burnu gayet güzel idi... Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı... Boynu sanki bir gümüş hüzmesi idi... İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi..." (Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman er-Rudani, 5. cilt, İz Yayıncılık, s. 31)

    "Resulullah (sav) beyaz, güzel ve mutedil (yavaş ve mülayim, itidalli) idiler." (Hz. Ebu Tufeyl (ra),G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 519/1)

    Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

    "Peygamber Efendimiz (sav) orta boylu idi; uzun da değildi, kısa da değildi; hoş bir görünüşü vardı. Saçı ise ne kıvırcık, ne de düzdü. Mübarek (İlahi hayrın bulunduğu şey, bereketlenmiş, çoğalmış, hayırlı, uğurlu) yüzlerinin rengi ise nurani beyazdı." (Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 2. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s. 7-8)

    Hz. Hasan (ra) naklediyor:

    "Resulullah Efendimiz (sav), yaradılıştan heybetli ve muhteşemdi. Saçları kıvırcık ile düz arası idi; şayet kendiliğinden ikiye ayrılmışlarsa onları başının iki yanına salar, değilse ayırmazlardı. Uzattıkları takdirde saçları kulak yumuşaklarını geçerdi. Peygamber Efendimiz (sav)’in rengi, ezher'ul-levn (pek beyaz ve parlak renk) idi, yani nurani beyazdı. Alnı açıktı. Kaşları; hilal gibi, gür ve birbirine yakındı. Boynu, saf mermerden meydana gelen heykellerin boynu gibi gümüş berraklığında idi. Vücudunun bütün azaları birbiri ile uyumlu olup yakışıklı bir yapıya sahipti..." (a.g.e., s. 18-22-23)

    Bera b. Azib (ra) anlatıyor:

    "… Resullullah Efendimiz (sav)’den daha güzel birini görmedim..." (Sünen-i Tirmizi Tercümesi, Çeviren: Osman Zeki Mollamehmetoğlu, Yunus Emre Yayınevi, İstanbul, IV.cilt, s. 210)

    "Efendimiz (sav) beyaza pembe karışık renkte idi. Gözleri siyah, kirpikleri sık ve uzun idi." (Hz. Ali (ra), G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, s. 519/4)

    Peygamber Efendimiz (sav)’in hicret yolculuğu sırasında çadırını ziyaret ettiği Ümmü Mabed isimli, cömertliği, iffeti ve cesareti ile tanınan biri, Peygamber Efendimiz (sav)’i tanımamıştır. Ancak Peygamberimiz (sav)'i anlatılanlardan tanıyan eşine, onu şöyle tarif etmiştir:

    "Aydın yüzlü ve güzel yaradılışlı idi; zayıf ve ince de değildi. Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden iyice ayrılmıştı. Saçı ile kirpik ve bıyıkları gümrahtı (bol, gür). Sesi kalındı. Sustuğu zaman vakarlı (ağırbaşlılık, halim ve heybetli oluş), konuştuğu zaman da heybetli idi. Uzaktan bakıldığında insanların en güzeli ve en sevimlisi görünümündeydi; yakından bakıldığında da tatlı ve hoş bir görünüşü vardı. Çok tatlı konuşuyordu. Orta boylu idi; bakan kimse ne kısa ne de uzun olduğunu hissederdi. Üç kişinin arasında en güzel görüneni ve nur yüzlü olanıydı. Arkadaşları, ortalarına almış durumda hep onu dinlerler; buyurduğu zaman da hemen buyruğunu yerine getirirlerdi. Konuşması tok ve kararlı idi." (Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s.48)

    Şemal-i Şerif Ne Demektir?

    Kuran ayetlerinin yanı sıra sahabelerden aktarılan açıklamalarda da Peygamberimiz (sav)'le ilgili pek çok bilgi verilmektedir. Peygamberimiz (sav)'in ailesiyle ve çevresindeki müminlerle olan ilişkisi, günlük hayatından detaylar, dış görünümü, görenleri hayran bırakan heybeti (hürmetle beraber şiddetli heyecan hissini veren hali, azameti), sevdiği yiyecekler, giyimi ve gülüşü gibi pek çok detay İslam alimleri tarafından "şemail" kelimesiyle ifade edilir. Şemail kelimesi "şimal"den türemiştir. Bu kelime "karakter, huy, hal, hareket, davranış ve tavır" gibi anlamlar taşır. Şemail kelimesi ilk başlarda daha geniş anlamlar içerse de, zaman içinde özelleşmiş ve Peygamber Efendimiz (sav)’in nasıl bir yaşam sürdüğü ile ilgili detayları ve kişisel özelliklerini ifade eden bir terime dönüşmüştür.

    Kendisini görenlerin sözlerinden de anlaşılacağı gibi, Peygamber Efendimiz (sav) olağanüstü yakışıklı, görenlerde hayranlık uyandıracak kadar güzel yüzlü idi. Ayrıca atletik ve son derece etkili bir yapısı vardı ve çok kuvvetli idi.

    Peygamberimiz (sav)’in Şemaili

    Osmanlı döneminin önemli alimlerinden olan Ahmet Cevdet Paşa, Peygamber Efendimiz (sav)’in anlatılan özelliklerini bir özet haline getiren bir çalışma yapmıştır. Bu çalışması, Kısas-ı Enbiya adlı eserinin IV. cüzünde, "Bazı Evsaf-ı Seniyye-i Muhammediyye" (Hz. Muhammed (sav) Değerli Vasıfları) başlığı altında gerçekleşmiştir:

    "… Mübarek cismi güzel… Mübarek cildi ise ipekten yumuşak idi. Kemal-i itidal üzere büyük başlı, hilal kaşlı, çekme burunlu, oval yüzlü idi. Kirpikleri uzun, gözleri kara ve güzel, büyücek ve iki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine yakın idi, Nebiyy-i Mücteba (seçilmiş, kıymetli peygamber), ezherüllevn (rengi nurlu, parlak) idi; söylerken ön dişlerinden nur saçılır; gülerken, fem-i saadeti (saadetli ağzı), bir latif (mülayim, yumuşak, nazik, güzel) şimşek gibi ziyalar (ışıklar) saçarak açılır idi… Havassı (duyuları) fevkalade kavi (sağlam, kuvvetli) idi. Pek uzaktan işitir ve kimsenin göremeyeceği mesafeden görür idi. Elhasıl (sözün özü), en mükemmel ve müstesna surette yaratılmış bir vücud-ı mes'ud (mutlu vücudu) ve mübarek idi… Onu ansızın gören kimseyi sevgi alırdı ve Onunla ülfet ve musahabet (sohbetler, konuşup görüşmeler) eyleyen kimse, Ona can ü gönülden aşık ve mühib olurdu. Ehl-i fazl'a (kerem, ilim sahibi), derecelerine göre ihtiram (hürmet, saygı) eylerdi. Akrabasına dahi pek ziyade (çok bol, fazladan) ikram eylerdi. Lakin (ancak) onları, kendilerinden efdal (daha faziletli, daha layık, daha iyi) olanların üzerine takdim etmezdi. Hizmetkarlarını pek hoş tutardı. Kendisi ne yer ve ne giyerse, onlara dahi onu yedirir ve onu giydirir idi. Sahi (cömert, eli açık, herkese iyilik etmek isteyen) ve kerim (herşeyin iyisi, faydalısı), şefik (şefkatli, esirgeyen, merhametli) ve rahim (rahmet edici, bağışlayan), şeci (kahraman, yiğit) ve halim (yumuşak huylu, hoş muamele yapan) idi. Ahd-ü va'dinde (söz vermede) sabit, kavlinde (sözünde) sadık idi. Elhasıl (neticesi)- hüsn-i ahlakça (ahlak güzelliği) ve akl-ü zekavetçe (keskin anlayışı olan akıl) cümle (bütün, tam) nasa (insanlara) faik (üstün, üstünde) ve her türlü medh ü senaya (övgüye) layık idi. Yemede, giymede kadar-ı zaruret (yoksulluk derecesinde) ile iktifa (yetinir) ve ziyadesinden (fazlasından) iba eylerdi (çekinirdi)." (Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya, IV. Cüz, Kanaat Matbaası, İstanbul 1331, s. 364-365)

    Peygamber Efendimiz (sav)’in Nübüvvet (Peygamberlik) Mührü

    Yüce Allah, Hz. Muhammed (sav)'i alemler üzerine seçmiş ve onun "peygamberlerin sonuncusu" (Ahzab Suresi, 40) olduğunu bildirmiştir. Ondan sonra hiçbir peygamber gönderilmeyecektir ve Kuran, insanlara hidayet rehberi olarak gönderilen en son kitaptır. Rabbimiz, Peygamber Efendimiz (sav)’in bu eşsiz özelliğini onun mübarek vücudunda bir izle tecelli ettirmiştir.

    İslami kaynaklarda ve rivayetlerde Peygamber Efendimiz (sav)’in kürek kemikleri arasında bulunan bu işarete "nübüvvet mührü" ismi verilir. Peygamberimiz (sav)'in mührüne benzer peygamberlik işaretlerinin diğer peygamberlerde de olduğu, ancak Peygamberimiz (sav)'inkinin daha farklı olduğu el-Müstedrek tarafından Vehb b. Münebbih (ra)'den şöyle nakletmiştir:

    "… Allah hiçbir peygamber göndermemiştir ki, onun sağ elinde Peygamberlik beni (şamet'ün-nübüvve) olmamış olsun. Ancak bizim Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam (sav) bunun istisnasını teşkil etmektedir. Zira Onun peygamberlik beni, (sağ elinde değil) kürek kemikleri arasındadır. Peygamberimiz (sav) bu durum sorulunca: "Kürek kemiklerim arasında bulunan bu ben, benden önceki Peygamberlerin beni gibidir…" demiştir." (Tirmizı'nin Şemail isimli kitabının tercümesinden, Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz (sav)’in Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s. 73)

    Hz. Ali'nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra) naklediyor:

    "Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimiz (sav)’in vasıflarını anlatırken, Resulullah (sav)'ın Hilyesi (güzel sıfatlar, süs, zinet, cevher, güzel yüz, suret, görünüş) hakkındaki hadisi bütün uzunluğu ile zikreder ve: "Kürek kemikleri arasında nübüvvet mührü vardı. Ve O, peygamberlerin sonuncusudur" derdi.( Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 38)

    Peygamber Efendimiz (sav)’in Konuşma Şekli

    Peygamber Efendimiz (sav) etkileyici üslubu, hikmetli ve keskin hitabıyla tanınan bir insandı. Onun tebliği insanlar üzerinde çok büyük bir etki oluşturur, sohbetinden herkes çok büyük bir zevk alırdı. Sahabelerden bizlere aktarılan çeşitli rivayetler de onun bu özelliğini ortaya koymaktadır. Bu konuda bazı aktarımlar şu şekildedir:

    Allah Resulü insanların en beliğ (belagatli kimse, meramını tamamen, noksansız ve güzel sözlerle anlatmaya muktedir olan. Kafi derecede olan. Yeter olan), en düzgün konuşanı ve en tatlı sözlü olanıydı (ağzından ballar akıyordu)! O, şöyle diyordu: "Ben Arabın en fasihiyim (Hatasız olarak söyleyen. Açık ve güzel konuşan)." (Taberani, Hakim; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800,)

    Hz. Aişe (ra), Resulullah (sav)'in sözlerini şöyle tarif eder:

    "O, sizlerin konuştuğunuz gibi lafları çabuk çabuk ve peş peşe sıralamazdı, sözleri az ve özdü." (El Fevaid, a.g.e)

    "Allah Resülü çok veciz (kısa, öz, az sözle çok mana ifadesi) konuşurdu. Böyle konuşmasını kendisine Allah Katından Cebrail getirmişti. Kısa cümleler içinde bütün maksadını yansıtırdı. Veciz sözlü cümleler söylerdi, sözlerinde ne fazlalık ne de eksiklik bulunurdu. Kelimeleri bir ahenk içinde birbirini izler, sözcükleri arasında duraklar ve böylece dinleyenleri sözlerini belleyip ezberlerlerdi. Sesi gürdü ve tatlıydı. Gerektiğinde konuşurdu, kötü laflar etmezdi. (Nefsi için değil, Allah'ın rızası için) hep hakkı söylerdi." (Ebu Davud, a.g.e.)

    "Güzel olmayan laflar edenlerden yüz çevirirdi. Hoşlanmadığı, çirkin saydığı bir sözü konuşmak zorunda kaldığında onu kinaye yoluyla ifade buyururdu. (Buhari, a.g.e.)

    Kendisi sustuğunda huzurdakiler konuşurdu. Katında tartışma yapılmazdı. (Tirmizi; a.g.e.)

    Sahabelerinin yüzlerine karşı son derece güler ve gülümserdi, onların konuştuklarını beğenir, dikkatle dinler, kendisini onlardan biri sayardı. (Tırmizi; a.g.e.)

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor:

    "Mübarek kelamları seçkindi. Her işiten onu anlardı." (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 521/4)

    Hz. Enes (ra) şunu bildirmiştir:

    "Efendimiz (sav) halkın en latifecisi (hoş söz, şaka, mizah, söz ile iltifat) idi." (a.g.e, 545/5)

    En Doğru Örneğe Tabi Olmanın Önemi

    Peygamberimiz (sav)'in "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitabı ve Resulü'nün sünneti" 19 hadis-i şeriflerinde de bildirdiği gibi, Müslümanların en önemli iki yol göstericisi Kuran ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetidir. Peygamber Efendimiz (sav) hem güzel ahlakı ile insanlara örnek olmuş, hem de insanları güzel ahlaklı olmaya çağırmıştır. "Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz eder"(Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 15/9)buyuran Peygamberimiz (sav), bir sözünde de "Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer"( Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.79) demiştir. Bu nedenle Hz. Muhammed (sav)'ın güzel vasıflarını tanımak, onu örnek almak her Müslüman için bir görevdir.

    Müslümanların Peygamberimiz (sav)'in izinden gitmeleri, Allah’ın izniyle tüm insanlığa güzel ahlakları ve iyi huyları ile örnek olmalarına vesile olacak bir yoldur. Unutulmamalıdır ki insanları hem sözleriyle hem de tavırlarıyla güzel ahlaka davet etmek, her Müslüman için bir şeref ve önemli bir sorumluluktur. Bir Kuran ayetinde salih müminlerin bu sorumluluğu şöyle bildirilmiştir:

    “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.” (Nahl Suresi, 125)

    Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 35. sayı (Ocak 1970) 40. sayfada yayınlanmıştır.

    İlgili Yazılar

  2. 2
    rana Aciz Kul
    rana
    Aciz Kul

    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 2,244
    Tecrübe Puanı: 36
    Yer: Almanya

    --->: Peygamberimizin Kişilik özellikleri


    Allah c.c. Peygamberimizin şefaatine nail olabilmeyi bizlere nasip eylesin inşaAllah... Rabbim onun ahlakıyla ahlaklandırsın..

    Allah c.c. razi olsun mum


  3. 3
    sahra Bayan Üye
    sahra
    Bayan Üye

    Üye No: 297
    Mesaj Sayısı: 214
    Tecrübe Puanı: 6

    --->: Peygamberimizin Kişilik özellikleri


    Amin azra Allah razı olsun konu için.O'nu tanıyıp O'nun gibi yaşamak ne güzel.


  4. Reklam

  5. 4
    gecgelen Üye
    gecgelen
    Üye

    Üye No: 72182
    Mesaj Sayısı: 2
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 34
    Yer: dağlar

    --->: Peygamberimizin Kişilik özellikleri


    ilk önce böyle bir bilgi paylaşımınız olduğu için Allah sizden kat kat razı olsun.herşeyin en güzeli sizi bulsun inşaallah.


  6. 5
    gecgelen Üye
    gecgelen
    Üye

    Üye No: 72182
    Mesaj Sayısı: 2
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 34
    Yer: dağlar

    herşeyden önce böyle bir paylaşımda emeği geçen tüm kardeşlerime canı gönülden teşekürlerimi sunarım.
    paylaşmak güzeldir.paylaşılan güzelse. bu paylaşımdan güzel paylaşım olmadığına göre ben sizi tebrik ederim Peygamberimizi anlatmak ibadettir bence.onu rüyamda görebilmek için ağladım senelerce.herşeyin en güzeliyle geldin bize. anlatamam şefkatını ,merhametini gündüz gece.

    Yunus Emre Sarıboğa


  7. 6
    ihramlı Bayan Üye
    ihramlı
    Bayan Üye

    Üye No: 842
    Mesaj Sayısı: 188
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 66
    Yer: YOK

    Allah razi olsun
    emeğine sağlık


  8. 7
    SİYAH SANCAK Üye
    SİYAH SANCAK
    Üye

    Üye No: 73478
    Mesaj Sayısı: 78
    Tecrübe Puanı: 3
    Yer: kocaeli

    yarab böyle bir ümmetin peyğamberi habibim dediğin Muhammed Mustafa (s.a.v)'İN şefaatine nail eyle bizleri.amin .selametle


  9. 8
    Ecrinim Bayan Üye
    Ecrinim
    Bayan Üye

    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 2,425
    Tecrübe Puanı: 82

    Efendimiz (asm) ile ilgili konuları okumaya doyamıyorum,okudukca,öğrendikce hayranlığım katlanarak artıyor..
    Rabbilalemin tüm müminlere Peygamberimiz(sav)in şemailini örnek almayı ve Kendisine layık ümmetler olmayı nasip eylesin..
    bu eşsiz konu paylaşımı için Allah c.c. sizden razı olsun hocam


  10. 9
    Muhammed الله اكبر
    Muhammed
    الله اكبر

    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 3,138
    Tecrübe Puanı: 33
    Yaş: 31
    Yer: Türkiye

    Peygamberlerin Kişisel Nitelikleri - Peygamberlerin Nitelikleri

    Arkadaşlar Peygamber hakkında bir çok bilgi vardır. Peygamberlerin kişisel niteliklerini internet ortamında bulduğumuz konularla sizlere sunuyoruz
    Peygamberler bizim gibi birer insandır.

    Peygamberler de tıpkı bizim gibi etten kemikten insanlardır. Onlar tanrısal bir kimliğe sahip değillerdir. Doğmuş, büyümüş ve ölmüşlerdir. Yemek, içmek, çalışmak, yorulmak, dinlenmek, üzülmek, sevinmek gibi beşeri özellikler herkes gibi onlarda da bulunur. Yalnız onların diğer insanlardan önemli farkları vardır. Peygamberler Allah’tan vahiy alırlar, bu iş için seçilmiş ve arındırılmıştır.
    Peygamberlerin kendine özgü nitelikleri vardır

    Peygamberlerin örnek kişilikleri ve yol göstericilikte öncü olmaları nedeniyle belli niteliklerle donanmış olmalarını gerektirmektedir. Bu nedenle peygamberlerin bazı üstün özellikleri ve kendine özgü nitelikleri vardır. Onların bu özellikleri yapmakta oldukları görevi yerine getirmede ve vahyin öğretilmesinde önemli katkılar sağlamıştır. Kendilerine verilen elçilik görevlerini başarılı ve en iyi şekilde yapabilmişlerdir.

    Peygamberler gerektiğinde mucize gösterirler


    Peygamberler Allah’tan aldıkları vahyi insanlara anlatırken gerektiğinde mucizeler gösterirler. Mucize, peygamberlerin peygamberliklerini ispatlamak üzere Allah tarafından kendilerine verilen olağanüstü durum ve olaylara denir. Mucizelerin gerçek sahibi Allah’tır. Onun destek ve yardımı olmadan hiçbir peygamber mucize gösteremez. Ateşin Hz. İbrahim’i yakmaması, Hz. Musa’nın asasının yılana dönüşmesi, Hz. İsa’nın ölüleri diriltmesi olayları mucizeye örnektir.

    Peygamberlerin her birinde bulunması gereken nitelikler nelerdir?



    1.Doğru olmak
    2.Güvenilir olmak
    3.Akıllı ve zeki olmak
    4.Günah işlemekten kaçınmak
    5.Allah’tan aldığı mesajları olduğu gibi insanlara bildirmek


  11. 10
    Galus Özel Üye
    Galus
    Özel Üye

    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 2,288
    Tecrübe Puanı: 25
    Yer: Türkiye

    PEYGAMBERİMİZİN RİSÂLETİNDEN ÖNCEKİ HAYATI O’NUN PEYGAMBERLİĞİNE DELİLDİR

    1 Dünyaya teşrifi esnasında meydana gelen olağanüstü hâdiseler, çocukluk devresinde yakınlarının müşahedeleri ve gençliğinde firâset sahiplerinin kendisinde sezdikleri ma’nâlar, O’nun gelecekte büyük bir vazife altına gireceğinin anlamlı ifadelerinden başka bir şey değildi
    2 Peygamberliğine kadar olan devrede daima zulme ve haksızlığa karşı çıkmış ve “Hılfü’l-Füdûl” gibi haksızlığa uğrayanları koruma cemiyetine bil-fiil girip, mazlumların, mağdurların yanında yerini almıştı
    3 İhtişamlı ve saltanatlı bir 40 yıl yaşamayıp, tâ küçük yaşta yetim ve öksüz kalmış, dedesi ve amcasının himayesinde büyümüştü şahsı, malı ve taraftarları açısından öyle çok güçlü de değildi
    4 Çevresinde fuhuş adına bütün olup bitenlere rağmen, peygamberliğine kadar olan bu devrede iffet, namus ve hayasına toz bile kondurmamıştı İki defa düğüne giderken yolda uyuyup kaldığını bizzat kendisi ifade buyurmaktadır Garîze-i beşeriyenin en güçlü olduğu 25 yaşında, dul, çocuklu ve 40 yaşındaki Hatice Validemiz’le izdivaçları hengâmında buram buram terlediği ve gelinlik kız gibi kızardığı nakledilir Sefere çıkışta “kızımı, namusumu kime teslim edeyim” diye düşünenlerin hemen ilk akıllarına gelen de bu iffet ve namus âbidesi genç olmalıydı!
    5 Peygamberlik öncesi dönemde bir defa olsun yalanına, hıyânetine ve sözünden döndüğüne şâhit olunmamıştır Bu mevzûda, düşmanları dâhil, hiç kimse herhangi bir misâl gösterememektedir Kaldı ki en azılı hasımları bile O’na ‘Muhammed’ül-Emîn’ diyorlardı Kâbe tamiratında Hacerü’l Esved’i yerine koyma şerefi uğrunda kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkta hakem tayin edilmiş ve bu mukaddes taşı yere serdiği ridâsının üzerine koyup, birer ucundan kabile reislerine tutturarak kendi eliyle yerine koymuş ve bu müşkül meseleyi halletmişti
    6 Mukaddes Hira mağarasında geçen sancılı günlerinden sonra, büyük bir da’vâ ile ortaya çıkması da, peygamberliğinin önemli delillerindendir Çünkü, O ümmîdir ve bütün hayatında kimseden bir şey öğrenmediği de çok iyi bilinmektedir O’nun peygamberlik öncesi aylar ve aylar tek başına bir mağarada kapalı kalması ve birdenbire üdebâ ve büleğâya meydan okuyan bir beyânla ortaya çıkması, elindeki hârika fermânın ilâhî olduğunu gösterir evet Efendimiz (sav) böyle bir iç hazırlığı ve lahûtileşmeden sonradır ki o nurlu mağaradan ayrılıp, Mekke ufuklarında doğmuş ve da’vâsını neşre koyulmuştur
    7 Daha çocukluğunda (O Kâmet-i Muallâ ve Kâmil için ‘çocuk’ sözü inşaallah sû-i edeb olmaz) ve gençliğinde 40 yıl boyunca en ufak bir yalan ve dengesizliğine rastlanmayan bir kimsenin, meleke haline gelmiş bütün ahlâkını birden 40 yaşında değiştirmesi nasıl mümkün görülebilir?


    Hz Peygamberin 33 Güzel Özelliği




    Peygamberimizin özellikleri
    Hz Muhammed sav ve özellikleri

    Edebi Rabbimi bana öğretti pek güzel terbiye etti
    01- Kötü söz söylemezdi
    02- Kimseyle çekizmezdi
    03- Her zaman ağırbaşlıydı
    04- Dünya işleri için kızmazdı
    05- Umanı ümitsizliğe düşürmezdi
    06- Kimsenin kusurunu aramazdı
    07- Affedici idi intikam almazdı
    08- Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı
    09- Yemek seçmezdi önüne ne konulsa yerdi
    10- Susması konuşmasindan uzun sürerdi
    11- Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi
    12- Sade kıyafet giyer gösterişten hoşlanmazdı
    13- Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz ve bağırmazdı
    14- Konuşurken adeta çevresindekileri kuşatırdı
    15- Kimseye hakkında hayırlı olmayan bir söz söylemezdi
    16- Kendi şahsı için asla öfkelenmezdi öç almazdı
    17- Kendisinden birşey istendiğinde asla hayır demezdi
    18- Kelimeleri tane tane ve inci gibi idi
    19- Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dinlerdi
    20- Halkın kullandığı hiçbir kötü sözü kullanmamıştı
    21- Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir halde dururdu
    22- Fakirlerle beraber yerdi öyleki onlardan ayırt edilmezdi
    23- Sıradan değildi ama sıradan insanlar gibi yaşardı
    24- Hiç kimseyi ne yüzüne nede arkasından kınardı
    25- Düşmanlarını affetmekle kalmaz onlara değer verirdi
    26- Gereksiz yere konuşmaz konuştuğunda da ne eksik nede fazla söz kullanırdı
    27- Bir topluluk içersinde oradakiler bir şeye gülerse O’ da güler bir şeye hayret ederlerse O’ da hayret ederdi
    28- Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez bulunduğu yerde ayrı bir yere oturmazdı
    29- Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti; “Dünyada garib bir yolcu gibi ol”
    30- Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü İki yalına salınmaz adımlarını geniş atardı Yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilerek vakar ve sukunetle yürürdü
    31- Sabahları evden çıkarken şöyle derdi; “İlahi yolda sapmaktan ve saptırılmaktan kanmaktan ve kandırılmaktan haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım”
    32- Çok konuşmazdı öz ve hikmetli konuşurdu
    33- Düşünceliydi boş şeylerden yüz çevirirdi



  12. 11
    Galus Özel Üye
    Galus
    Özel Üye

    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 2,288
    Tecrübe Puanı: 25
    Yer: Türkiye

    peygamber efendimizin özellikleri
    peygamber efendimizin ahlaki özellikleri
    peygamber efendimizin dış görünüş özellikleri



    Peygamber efendimiz Hz. Muhammet (s.a.v) 'in ahlaki ve dış görünüş özellikleri..!!


    Allahu Teala Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimize öyle özellik ve hususiyetler vermiştir ki, onlar başka bir peygamberde yoktur. Bunlarıdan bir kısmını özetle zikredeceğiz. Bu konuda Rasulullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


    "Bana, benden evvel hiç kimseye verilmeyen beş şey verildi:

    1-Bir aylık gibi uzun bir mesafeden düşman kalbine korku salmakla ilahi yardıma mazhar oldum.

    2-Yeryüzü benim için namaz kılma mahalli ve temizlik vasıtası yapıldı. Ümmetimden kim bir namaz vaktine erişirse, hemen bulunduğu yerde namazını kılsın.

    3-Ganimet benden evvel kimseye helal yapılmadığı halde bana helal kılındı.

    4-Bana umumi şefaat yetkisi verildi.

    5-Benden önceki peygamberler sadece kendi kavmine gönderiliyordu, ben bütün insanlığa peygamber olarak gönderildim."( Buhari, Salat, 56. Bkz: Müslim, No: 523; Ahmed, Müsned, II, 411; ibnu Mace, No: 567; ibnu Hıbban, Sahih, No: 2313)

    Allahu Teala, Rasulullah (s.a.v) Efendimizin bütün insanlığa peygamber gönderildiğini şöyle haber vermektedir:

    "Rasülüm biz seni bütün insanlar için müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyorlar."( Sebe, 28.)

    "Rasülüm de ki: Ey insanlar! Gerçekten ben göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisiyim."( A'raf, 158)

    Rasulullah (s.a.v) Efendimiz, Allah katında kendisine peygamberlik veriliş bakımından ilk peygamberdir, ancak, gönderiliş bakımından son peygamberdir. Hz. Adem daha yaratılmadan önce Ruh ile ceset arasında iken Allahu Teala Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizi peygamber olarak tayin buyurmuştur. Efendimiz'e (s.a.v): "Siz ne zaman peygamber oldunuz?"diye sorulunca:

    "Adem ruhu ile cesedi arasında olup henüz yaratılmamışken ben peygamberdim" cevabını vermiştir.( Ahmed, Müsned, V, 59; Hakim, Müstedrek, II, 609.)

    Peygamberlik onunla tamamlanmış ve son bulmuştur. Kur'an-ı Hakim'de, Efendimiz (s.a.v) "Hâtemün-Nebiyyin" yani peygambelerin sonuncusu sıfatıyla tanıtılmıştır.( Ahzab, 40.)

    Hz. İsa'nın (a.s) ahir zamanda inmesi Onun bu sıfatını ortadan kaldırmayacaktır. Çünkü Hz. İsa (a.s), Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin getirdiği din ve hükümlerle amel edecek, Onun ümmeti olacak, yeni bir din getirmeyecek, kendisine indirilen incil ile amel etmeyecek, Hristiyan ve Yahudileri de İslam'a davet edecek; kabul etmeyeni kılıçtan geçirecektir.( Nevevi, Şerhu Müslim, II, 190; ibnu Hacer, Fethu'l-Bari, VI, 491; Edib Keylani, Avnu'l-Mürid Şerhu Cevheretü't-Tevhid, II, 805.)

    Efendimize (s.a.v) verilen "Kur'an mucizesi devamlıdır. Bütün mucizeler bitmiş, arkası kesilmiştir. Fakat Kur'an mucizesi kıyamete kadar devam edecektir. Kıyamet günü en fazla ümmet (s.a.v) Efendimizin olacaktır.( Müslim, iman, 196; ibnu Mende, iman, 890; Acurri, eş-Şeriatu, 467 (93. Bab) )

    Rasulullah (s.a.v) Efendimizin ümmeti ve daveti hiç kesilmeden kıyamete kadar devam edecektir. Onun getirdiği Kur'an ve din tahrif edilemeyecek, aslı hiç bozulmayacaktır. Allahu Teala Kur'an-ı Hakim'i özel koruması altına almıştır. Kur'an'ın korunması onun tefsiri olan sünnetin de korunması demektir. Çünkü sünnet olmadan Yüce Kur'an'ın hakkıyla anlaşılması ve yaşanması mümkün değildir.

    Allahu Teala, Rasulullah (s.a.v) Efendimizin getirdiği dini nesilden nesile taşıyacak raşid halifeler, rabbani alimler, gerçek varisler, kamil mürşidler yaratacak ve din kıyamete kadar bir gurup tarafından hakkıyla temsil, tebliğ ve tatbik edilecektir. Allah Rasülü (s.a.v) kendisine has bu durumu şöyle beyan buyurmuştur:

    "İsrâiloğllarmı peygamberleri yönetip idare ederdi. Bir peygamber vefat edince yerine başka bir peygamber gelirdi. Benim ve ümmetimin durumu ise böyle değildir. Benden sonra hiçbir peygamber gelmeyecek fakat, (benim adıma bu işi yürütecek) halifeler bulunacak, adedleri de çok olacak.( Buhari, Enbiyâ, 50; Müslim, İmâre, 440 ibnu Mâce, Cihad, 42,

    Ahmed, Müsned, II, 297.)Şu hadisler de bu konudadır:

    "Allah Teâlâ, her yüz senenin başında bu ümmete dinini yenileyen ve canlandıran bir kimse (müceddid) gönderecektir."( Ebû Dâvud, Melâhim, 1; Hâkim, Müstedrek, IV, 523)

    "Kıyamete kadar ümmetimden bir taife hak üzere kalmaya ve Allah'ın emrini yerine getirmeye devam edecektir. Onlara muhalif davrananlar kendilerine hiç bir zarar veremeyecek, onlar hakkı izhar ve isbatta muvaffak olacaklardır."( Buhari, i'tisâm, 10, Müslim, imaret, 53; Tirmizî Fiten, 27, İbnu Mâce, Mukaddime, 9.)

    Ebû Ya'lâ'nın rivayetinde, hadis "İsa b. Meryem ininceye kadar." kısmıyla rivayet edilmiştir.( Bkz: Ebû Ya'lâ, Müsned, VII, 59-60 (No: 2078).)



    Dış Görünüşüne ait özellikler:

    1- O, dedesi Hz. İbrahim’in duası, Hz. İsa’nın müjdesiydi.

    2- O, kendisinden bahsederken “Ben Muhammedim” buyururdu.

    3- Diğer bir ismi Mahi’dir. Zira Allah onunla batılı ve küfrün karanlığını gidermiştir. Mahi; kötülüğü yok eden, gideren demektir.

    4- O, cahiliye dönemin de bile -Peygamber olmadan önce de- hiçbir puta tapmadı.

    5- Hayatında -Peygamberlikten önce de- hiç içki içmedi.

    6- Vahiy almadan önce, apaydınlık rüyalar görürdü. Gördüğü rüyalar sonra çıkardı.

    7- İlk zamanlarda -Peygamberlikten önce- yalnızlığı severdi. Hira’ya çekilir, orada kendince ibadet ederdi. İlk vahyini (Alak’ı) orada aldı.

    8- Görenleri etkileyen bir görüntüsü vardı. O’nu gören kendine çekidüzen verme ihtiyacı duyardı.

    9- Üzerinde daima parlak bir ışık yüzünü aydınlatırdı.

    10- Ne garipsenecek kadar uzun, ne de kısaydı. Orta boyluydu.

    11- Başı büyükçeydi.

    12- Yüzü parlak beyazdı.

    13- Sakalı genişçeydi.

    14- Ağzı dengeli genişlikteydi. Hitabet gücü çok fazlaydı.

    15- Yanakları yüzüne uygun yapıdaydı.

    16- Göğsü ve karnı aynı seviyedeydi. Göbeği yoktu.

    17- Boynu uzun ve güzeldi.

    18- Sakal ve bıyıktaki beyaz tüylerin çekilip alınmasını hoş karşılamazdı.

    19- Saç ve sakalındaki beyaz tüyün sayısı 20 civarındaydı.

    20- Tatlı ve güzel bir yüzü vardı.

    21- Yüzü dikdörtgen değil, yuvarlak -dairemsi- bir yapıya daha yakındı.

    22- Göz uçları uzundu.

    23- Avuç içi uzundu. Bu özelliği cömertliğine işaret sayılmıştır.

    24- Yürürken sakin, vakur yürürdü. Dönerken bütün vücuduyla dönerdi.

    25- Daima bir murakabe -düşünce- halindeydi. Gökten çok, yere bakardı.

    Ahlakına ait özellikleri:

    26- Her karşılaştığıyla selamlaşırdı.

    27- Az ve öz konuşurdu. Gerekmedikçe konuşmazdı.

    28- Boş vakit geçirmezdi. Mutlaka bir şeyle meşgul olur, daha çok ibadet ederdi.

    29- Çok sabırlıydı. Son derece yumuşak karakterliydi.

    30- Her türlü nimeti önemserdi.

    31- Hak uğruna gazaplanırdı. Kendi şahsı için hiç hesap sormamıştır.

    32- Yüzü güleçti. Daimi olarak tebessüm ederdi.

    33- Geceyi üçe bölerdi. Birisini Rabbine ibadet için ayırırdı. Diğer bölümünü ailesine ayırırdı. Son bölümünü ise dinlenmekle geçirirdi.

    34- Evinden çıktığında, dönünceye kadar kendisini (dini hususları) ilgilendirmeyen sözlerden uzak kalırdı.

    35- Birleştirir, insanları kaynaştırırdı. Ayrılıktan, ayırmaktan uzak dururdu.

    36- Bir kavmin ileri gelenine ikramda bulunurdu.

    37- Arkadaşlarının durumunu sıkça sorardı.

    38- Her probleme karşı hazırlıklıydı. Mutlaka çözüm üretirdi.

    39- En değer verdiği insan, başkalarının yükünü hafifleten ve sürekli hayra vesile olan kişilerdi.

    40- Oturuş ve kalkışında sürekli Allah’ı anardı. Hatırlatırdı.

    41- Bir meclise girdiğinde en uygun olan boşluğa otururdu. Ashabına da böyle hareket etmelerini emrederdi.

    42- Cemaatindeki herkesin yararlanacağı şeyler konuşur, her bir insanla özel ilgilenirdi. Kimseyi diğerlerinden ayırmazdı.

    43- Biri kendisine soru sorduğunda mutlaka -yürüyor olsa bile- duraksar ve cevabını gülümseyerek verirdi. Sözlerin en yumuşağıyla hareket ederdi.


  13. 12
    Galus Özel Üye
    Galus
    Özel Üye

    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 2,288
    Tecrübe Puanı: 25
    Yer: Türkiye

    44- O’nun oturduğu meclise, yumuşaklık, hayâ, sabır ve ölçü hâkimdi.

    45- Sokakta, mecliste veya çarşıda sesini yükselttiği görülmemiştir.

    46- İnsanların mahremini ve özel hayatını hiç sorgulamazdı. Merak etmezdi.

    47- Konuştuğunda insanlar başlarına konmuş olan bir kuşu ürkütmek istemezcesine sessizce dinlerlerdi. O susunca insanlar konuşurlardı.

    48- Arkadaşlarının gülüştükleri şeylere O da gülerdi. Arkadaşlarının hayret ettiği şeylere O da hayret ederdi. (Kendini onlardan farklı bir konuma sokmazdı.)

    49- Uzaktan gelmiş ve kitle içinde nasıl konuşacağını veya Peygamber’e nasıl muamele edeceğini bilmeyen kişiye anlayacağı dille konuşur ve onu rahatlatırdı.

    50- Konuşanın sözünü asla kesmezdi.

    51- Her kelimesini üç defa tekrar ederdi. İnsanlar söylediği sözü bir daha asla unutmazlardı.

    52- Konuştuğunda O’nu dinleyen herkes ne demek istediğini anlardı. Halkın diliyle konuşurdu. Ağır, ağdalı, şaşaalı, süslü, yaldızlı konuşmalardan hoşlanmazdı.

    53- Argo olan, sokak dili olan gayriciddi hiçbir kelime konuşmazdı. Her sözü ciddiydi. İnsanlar O’nun hafif sayılacak hiçbir sözünü duymamışlardı.

    54- Düşünerek, ağır ağır ve tartarak konuşurdu. Kelime ve cümleleri birbiri ardınca yuvarlamazdı.

    55- Sesi güzeldi.

    56- Gömlek giymeyi severdi. Beyaz rengi daha çok tercih ederdi. Ancak kırmızı, yeşil gibi renkleri de seçerdi.

    57- Yeni bir elbise aldığında cuma günü giyinmeyi isterdi.

    58- Tırnaklarını kısa tutardı. Bıyıklarını dudaklarının üzerine kadar uzatmazdı.

    59- Vücudundaki fazla tüyleri sık sık giderirdi. Haftada bir, mutlaka belli bölgelerin temizliğini yapardı.

    60- Yola çıktığında, aynasını, tarağını, saç yağını, misvakını, göz sürmesini yanına alırdı. Son derece temiz dolaşırdı. Günde onlarca defa dişini misvakla temizlerdi. Saçını yıkar ve temiz yağla bakım yapardı. Aynaya bakarak saç, sakal ve bıyığını düzene koyardı. Dağınık hali görülmemiştir.

    61- Yastığının içinde hurma dalı ve yaprakları vardı.

    62- Tevhidi sarsacak, putperestliği anımsatacak bütün görüntü, gelenek ve âdetlere karşı hassas davranırdı.

    63- Kendisine ait eşyalarına isim verirdi. Atının adı Murtecez, devesinin adı Düldül, kılıcının adı Zülfikâr, zırhının adı Zü’l fudul’du. Böylece hayvanlara bile bir kişilik -mecazi anlamda- kazandırırdı.

    64- Atları severdi.

    65- Yumuşak ve toleranslı hareket ederdi.

    66- Hiçbir konuda aşırılığı kabul etmezdi.

    Dua ve işleriyle ilgili hassasiyetleri:

    67- Meyve yemeyi severdi. Meyve yerken şöyle dua ederdi: “Allah’ım! bu meyvemizi bereketli kıl”.

    68- Medine şehrini severdi. Şöyle derdi Medine için: “Allah’ım! bu şehri bize bereketli kıl”.

    69- Tuvalet ihtiyacı için girdiğinde şöyle dua ederdi giriş kapısında: “Allah’ım! Her türlü şeytanın şerrinden ve kötülüğünden Sana sığınırım”.

    70- Tuvalet ihtiyacından sonra çıktığında şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Bizleri her türlü günah ve hatadan dolayı bağışla”.

    71- Oturup küçük abdest gidermeye dikkat ederdi. Ama zaman zaman -yer müsait olmadığında- ayakta küçük su ihtiyacını giderdiği olmuştur.

    72- Dişini temizlemek için sık sık misvak kullanırdı.

    73- Abdestte yıkadığı organlarını üçer kez yıkamayı alışkanlık haline getirmişti.

    74- Abdestten sonra bir havlu -mendil- ile kurulanırdı.

    75- Abdest aldıktan sonra şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Günahımı bağışla. Evimdeki geçimim ve esenliğimi genişlet”.

    76- Bazen 5 vakit namazı tek bir abdestle kılardı.

    77- Yıkanması gerekirken -cünüplükten sonra- yıkanmadan uyumak isterse namaz abdesti gibi abdest alır ve uyurdu. Uyanınca yıkanırdı.

    78- Cuma günü boy abdesti alırdı.

    Günlük ibadetleri:

    79- Öğle namazını sıcaklığın hafiflediği saate bırakırdı.

    80- İkindi namazını güneş sararmaya başlamadan kılardı. (Yani öğleyi biraz geciktirir, ikindiyi ise geciktirmezdi.)

    81- Akşam namazını güneş batı ufkunda tamamen kaybolduktan sonra kılardı.

    82- Bazen yatsı namazını geciktirirdi.

    83- Sahabesine ezanı öğrenmelerini söylerdi.

    84- Bazen namaz için ezanı kendisi okurdu.

    85- Sabah namazında “Kaf” suresi gibi sureleri okurdu.

    86- Akşam namazında “Mürselat” suresini okudu.

    87- Yatsı namazında “Tin” suresini okurdu.

    88- Rukudan kalktığında tam doğrulurdu.

    89- Rukuda baş ile belini aynı hizada tutar ve ellerini dizlerinin üzerine koyardı.

    90- Secdede iken kollarını -pazularını- böğründen uzak tutardı.

    91- Bazen namazda ağlardı.

    92- Namaz için tekbir alacağında şöyle derdi:

    “Allah’ım! Beyaz elbiseyi kirlerden arındırdığımız gibi, Sen de beni hatalarımdan arındır. Allah’ım! Beni hatalarımdan kar, dolu ve temiz suyla yıkayarak arındır.”

    93- Rukuda şöyle derdi: “Subbuhun (Yani; Allah’ı her türlü eksiklikten uzak tutarım.) Kuddusun (Allah bütün ayıplardan arınmıştır.) Ey meleklerin ve ruhun Rabbi.”

    94- Secdede şöyle dua ederdi: “Allah’ım Sana secde ettim. Sana iman ettim. Sana teslim oldum. Sen benim Rabbimsin. Şüphesiz benim yüzüm ancak kendisini yaratıp güzelleştiren, O’na duyma ve görme özelliklerini veren tek Allah’a secde eder. Allah ne kadar yücedir. O yaradanların en güzelidir.”


  14. 13
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    okumadım ama güzele benziyo


  15. 14
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    çok güzel
    ve iyianlatıyor


+ Yorum Gönder
Git 12 Son