1. 1
    safran Üye
    safran
    Üye

    Üye No: 21320
    Mesaj Sayısı: 4
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 37

    Hz. Muhammed'in Hayatı


    HZ. MUHAMMED'İN HAYATI

    Hz.
    Muhammed Hicret’ten 52 yıl önce
    (Milâdi 570), Rebiülevvel ayının 17.
    gününde Mekke şehrinde dünyaya
    gelmişlerdir. Babası, Hz. Abdullah daha
    Hz. Muhammed dünyaya gelmeden, 25
    yaşlarında vefât etmiştir. Annesi, Hz.
    Âmine’yi ise 6 yaşında iken
    kaybetmiştir. Küçük yaşta babasını
    ve annesini kaybeden Hz.
    Muhammed’i, dedesi Abdülmuttâlib himayesine
    aldı ve o zamana kadar kimseye
    verilmemiş olan Muhammed adını kendisine
    verdi. O da bir yıl sonra vefât edince,
    Hz. Muhammed’i amcalarından, Hz.
    Ali’nin babası Hz. Ebû Tâlib
    yanına alıp büyütmüştür. Hz.
    Muhammed Mekke’nin en büyük ailesi
    olan Hâşimiler’dendi.


    Peygamberler, Peygamber olarak dünyaya gelirler
    ve o vazife için
    yaratılmışlardır. Peygamberlik gibi ağır bir emaneti yüklenmek
    için bir
    hazırlık devresi geçirirler, sonunda ilâhi vahye mazhar olurlar ve insanlara
    ilâhi
    emirleri tebliğe başlarlar.

    Hz. Muhammed’in hayatı, Peygamberliğini

    açıklamaya emir alıncaya kadar; sade, temiz, çok dürüst ve yaşayışı
    da
    insanlığa örnek bir yaşayış idi.

    Hz. Muhammed genç
    yaşlarında iken
    bütün Hicâz’da, daha Peygamberlik gelmeden önce,
    huylarının güzelliği
    ve her hususta emin oluşları dolayısıyla, Araplar
    tarafından
    “Muhammed’ül Emin” diye anılmaya
    başlanmıştı.
    Babasından mal, mülk, bir şey kalmadığı için bir hayli
    fakirdi; yalnız çok soylu
    bir aileden olduğu için çok itibar
    görürdü.


    Hz. Hatice ile Evlenmesi


    Kureyş hanımlarından
    olan Hz.Hatice ticaretle uğraşmakta idi. Çok zengin
    ve dul olduğundan, mallarını
    idare etmesi, ticaretini sürdürmesi için emin bir kişi
    olarak gördüğü
    Hz.Muhammed’i kendisine yardımcı seçti. Daha sonra
    Hz.Muhammed ile
    Hz.Hatice evlendiler. Evlendiklerinde Hz.Muhammed 25, Hz.Hatice ise 38
    veya 40
    yaşlarında idi. Hz.Muhammed’in, Hz.Hatice’den iki erkek, dört
    kız
    çocuğu olmuştur.Bütün evlâtları kendi zamanında âhiret dünyasına

    göç etti. Hayatta kalan tek evlâtları Hz.Fâtıma ise Hz.Muhammed’in,

    Peygamberlikleri zamanında Hicret’ten 11 yıl önce dünyaya gelmiştir.



    Hz.Muhammed’in soyu çok sevdiği kızı “Ehl-i
    Beyt”ten
    olan Hz.Fâtıma’dan yürümüştür.
    Hz.Fâtıma’dan da,
    Hz.Peygamber’in çok sevdikleri “Ehl-i
    Beyt”ten olan torunları
    Hz.Hasan ile Hz.Hüseyin dünyaya
    gelmişlerdir.


    İlk Vahy’in Gelişi


    Hz.Muhammed ilk
    vahy’in gelişini şöyle
    anlatıyorlardı:

    “Hirâ dağında,
    adımın çağrıldığını
    duyardım; fakat çağıranı göremezdim.
    Derken bir gün melek göründü bana;
    kucakladı beni, göğsüne bastırdı,
    sıktı ve «Oku» dedi. Ben okumak
    bilmem dedim. Tekrar sıktı «Oku» dedi.
    Aynı sözü söyledim. Yine sıktı
    «Oku»” dedi. Ve Kur’ân-ı
    Kerîm’in şu âyetlerini okudu:


    “(1) Oku Rabbinin adıyla ki
    bütün mahlûkatı yarattı, (2) İnsanı
    da bir parça kan pıhtısından var
    etti; (3) Oku ve Rabbin, pek büyük bir kerem
    sâhibidir, (4) Öyle bir Rab ki kalemle
    öğretmiştir, (5) İnsana bilmediğini belletmiştir
    (öğretmiştir).” (Alâk 1-5.
    âyetler)

    Bu âyetler Hz.Muhammed’e ilk
    inen sûrenin ilk beş
    âyetidir.Hz.Muhammed’e, Allah tarafından ilk vahiy
    Ramazan ayında nâzil
    olmuştur.

    “Ramazan ayı ki onda
    Kur’ân inzal olunmuştur.
    Kur’ân nas için aynı hidâyettir; doğru yola
    götüren, hak ile bâtıl
    arasını ayıran açık delillerdir.” (Bakara 185.
    âyet)


    Kur’ân-ı Kerîm, Hz.Peygamber ebedî âleme göçene kadar

    23 yılda tamamlanmıştır. Nâzil olan bütün âyetler, Allah tarafından
    zaman
    zaman vahiy edilmiştir.

    Kur’ân-ı Kerîm’de; kulun,
    yani
    Peygamber’in Allah ile ancak vahiy yoluyla konuşabileceği
    anlatılmaktadır. Bu
    konudaki âyetler de şunlardır:

    “Vahiyle veya
    perde ardından olması
    veya bir elçi gönderip ona kendi izniyle dilediği şeyi
    vahiy etmesi suretlerinden başka
    hiçbir suretle Allah’ın konuşması
    hiçbir insana müyesser olmaz. Çünkü
    O yücedir, işinde hakimdir.”
    (Şûra 51. âyet)

    “(192)
    Kur’ân şüphesiz Rabbelâleminin
    indirmesidir. (193-194-195) Sen Tanrı
    azâbıyla korkutanlardan olasın diye onu
    «ruh-i emin» açık olan Arap diliyle
    indirmiştir.” (Şuarâ 192-195.
    âyetler)

    “ (16) (Ey Muhammed)! Vahiy
    bitmesin diye acele almak için dilini
    kımıldatma. (17) Çünkü onu kalbinde toplamak
    ve lisanında kıraatini sabit
    kılmak bize aittir. (18) Sana Kur’ân-ı
    Kerîm’i kıraat
    eylediğimizde sen onun kıraatine tâbi ol. (19) Onu izah ve
    beyân yine bize
    düşer.” (Kıyâmet 16-19. âyetler)


    Peygamber
    Oluşu


    Hz.Muhammed 40 yaşlarında iken (Milâdi 610), yine Hirâ
    dağındaki
    mağarada halvette bulunuyordu. Bu sefer Allah tarafından, kendisini
    doğrudan
    doğruya Peygamberlik görevine çağıran, Kur’ân-ı
    Kerîm’in
    Müddesir Sûresi’nin 1-7. âyetleri nâzil
    oldu.

    “(1) Ey
    örtüsüne bürünmüş Peygamber! (2) Kalk azapla
    korkut. (3) Rabbini
    büyüklükle an, (4) Elbiseni temiz tut. (5) Azâba bais olan şeyleri
    bırak. (6) Çok
    istemek üzere bir şey verme. (7) Rabbin için her şeye
    katlan.”

    Gelen
    bu “vahiy”den sonra artık
    “vahiy”lerin arkası kesilmedi.
    Sürekli ve zamana bağlı olarak
    “vahiy” gelmeye başladı.
    Hz.Muhammed’in, Peygamberlik hayatı
    iki devreye ayrılır. Birinci devre
    Peygamberliğinin başlangıcından
    Medine’ye Hicret’ine kadar
    geçen 13 yıllık dönemdir (Milâdi
    610-622). İkinci devre ise
    Hz.Peygamber’in Hicret’ten, Hak’ka vuslat
    edinceye kadar
    geçen 10 yıllık dönemdir (Milâdi 622-632).

    Hz.Muhammed
    halkı
    İslâmiyete davete başladığında, erkeklerden ilk olarak Hz.Ali,
    kadınlardan da
    Hz.Muhammed’in eşi Hz.Hatice Müslüman olmuş; ona
    inanmışlar,
    uymuşlar ve ezeli îmanlarını izhâr etmişlerdir. Belli bir süre sonra
    da
    Hz.Muhammed; önce akrabalarını, ardından Safa Tepesine çıkarak tüm

    Mekke halkını, Allah’tan gelen emir gereğince açıktan açığa,

    Müslüman olmaya çağırmaya başladı.


    Kardeşi, Veziri,
    Vasîysi,
    Halîfesi

    Kur'ân-ı Kerim'in Şuarâ Sûresi’nin 214-216.
    âyetleri:


    “(214) Pek yakın kavim ve kabileni (akrabalarını) Allah
    azâbıyla
    korkut. (215) Sana tâbi olan mü’minlere kanadını alçak tut.
    (Onlara
    karşı yumuşak davran, lûtufla muamele et) (216) Kavim ve kabilen sana
    karşı
    gelirlerse «-Ben sizin işlediklerinizden vâresteyim» dersin.”


    Bu âyetler
    nâzil olunca Hz.Muhammed, Hz.Hatice’ye yemek
    hazırlatmış ve
    Hz.Ali’ye de; “Hâşim oğulları soyundan
    olanları
    çağırmasını” emir buyurmuşlardı.

    Yemekten sonra

    Hz.Muhammed:

    “Ben bütün insanlara, Tanrı elçisi olarak
    gönderildim.
    Ulu ve yüce Allah, mensub olduğum boydan, bana en yakın olanları
    korkutmamı
    buyurdu. Allah’tan başka yoktur tapacak demezseniz, sizi
    azâbından
    kurtaramam” buyurdular. Amcası Ebû Leheb; “Bizi
    bunun için mi
    çağırdın” dedi ve yakışmayacak sözler söyledi.
    Gelenler de
    dağılıp gittiler.

    Hz.Muhammed, Hâşim oğullarını bir kere
    daha
    çağırdı. Yedirdi, içirdi. Sonra; “Ey Hâşim oğulları”
    dedi.
    “Bana itâat edin, yeryüzüne hâkim olun. İçinizden kim bana
    yardım eder,
    bu işte beni kuvvetlendirirse kardeşim, vasîyim, vezirim, vârisim ve
    benden sonra
    halîfem olur” buyurdu. İçlerinden hiçbiri cevap vermedi.
    Genç yaşta olan
    Hz.Ali ayağa kalkıp; “Ey Tanrı elçisi! Bu işte ben
    sana yardım
    edeceğim” dedi. Hz.Muhammed; “Otur” buyurdu ve
    sözünü bir
    kere daha tekrarladı. Yine Hz.Ali’den başka cevap veren
    çıkmadı.
    Üçüncü defasında Hz.Peygamber, Hz.Ali’ye;
    “Otur” buyurdular
    ve Hz.Ali’ye hitaben; “Artık kardeşim,
    vasîyim, vezirim, vârisim ve
    benden sonra halîfem sensin” demişler ve
    toplantıda bulunan Hâşim
    oğullarına “Ali’ye itâat edin”

    buyurmuşlardır.

    Hz.Muhammed’in getirmiş olduğu yeni din,

    Mekke’de büyük muhalefetle karşılaştı. Bilhassa Kureyş’in
    ileri
    gelenleri, Hz.Peygamber’in halkı İslâm’a davetine, şiddetle
    karşı
    çıktılar. Çünkü İslâmiyet puta taparlığı kaldırıyor, insan
    hakları
    üzerine birçok yenilikler getiriyordu. Bu durumda, Hz.Muhammed davetlerini
    bir müddet
    gizli tutmak zorunda kalmıştır.

    Bu dönemde İslâm dînini
    kabul edenlerin
    büyük bir çoğunluğu, üst düzeyden mal ve canlarını
    vermekten çekinmeyen
    kişiler oldukları halde, onlarda bir müddet dinlerini gizlemek
    zorunda
    kalmışlardır.

    Az zamanda yeni dinin müminleri çoğaldı.
    Bunlara
    “Tanrı’ya teslim olan” anlamına gelen
    “İslâm”
    denildi. İlk Müslümanlar çok ağır hakaretler,
    işkenceler gördükleri halde,
    îmanlarından, inançlarından asla dönmediler,
    kendilerine ve yakınlarına
    yapılan işkencelere tahammül
    ettiler.

    Hz.Muhammed’in halkı
    Müslüman olmaya
    çağırışı, bulundukları mevki ve ellerindeki güçleri
    yitirebilecekleri
    kaygısıyla, Mekkeli müşrikleri (inkârcıları-inanmayanları)
    tedirgin etti.
    Kâ’be’den putlarının kaldırılmasının, ticaretlerini

    engelleyeceği ve bir takım alışkanlıklarına son verileceği için büyük bir

    tepki gösterdiler.

    Bu ortamda Arabistan diyarı görülmemiş bir
    ahlâksızlık
    ve cehâlet içindeydi. Onun için Hz.Muhammed’den önceki
    Arap tarihine
    “Cahiliye devri” denir. Hz.Muhammed’e kadar Hak
    dîni
    Hıristiyanlıktı. Ancak Hıristiyanlık dîni, Tanrı görüşüyle de,
    hukuk
    sistemiyle de, artık insanlığın ihtiyacını gerektiği gibi

    karşılayamıyordu.Müslümanlık, bütün Peygamberleri Allah tarafından

    gönderilmiş elçiler olarak kabul ediyordu.

    Bu yıllarda İslâmiyet’i
    kabul
    eden, kimsesiz ve yoksul olan Müslümanlara; müşriklerin, inkârcıların

    yaptıkları cefâlar, eziyetler gittikçe artmaktaydı. Hz.Muhammed’in,

    İslâmiyet’e davete başladıklarının 10. yılında (Milâdi 620) o

    yılın Ramazan ayında, üç gün arayla amcası Hz.Ebû Tâlib ile vefâlı

    eşi Hz.Hatice vefât ettiler. Müslümanlar o yıla “Hüzün
    Yılı”
    adını verdiler

    İlgili Yazılar

  2. 2
    meryemgül1 ~~Medinenin Gülü ~~
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 1,356
    Tecrübe Puanı: 52
    Yer: Türkiye

    Cevap: Hz. Muhammed'in Hayatı


    Efendimizin şefatine Rabbim bizleri nail eylesin inşaAllah
    Bu güzelpaylaşım için Allah c.c.razı olsun kardeş.


  3. 3
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Cevap: Hz. Muhammed'in Hayatı


    Rabbim yolumuzdan saptırmasın inşALLAH nefsimize yenik düşürmesin.
    ALLAH c.c razı olsun paylaşımınız için..


  4. Reklam

+ Yorum Gönder