Anasayfa
8 Mayıs 2021, 23:50
Misafir
Yönetici

Kadın yönetici hadis

ujhıoh
Kadının devlet başkanı, hakim ve vali olması ile ilgili, ”Bir kavmin başına kadın hükümdar gelirse, o kavim helak olmaya mahkumdur.” şeklinde bir hadis-i şerif var mıdır?


Yorum: Kadın yönetici hadis

muvaffak
Böyle bir rivayet mevcuttur. Fakat bu hadis özele hitap eden bir hadistir. Sasani devletinin yıkılacağını Peygamberin önceden haber vermesi ile alakalıdır. Genele yorumlamak doğru değildir. Kadının Hakim, Vali olması konusunda ise fitne ihtimali yaratabileceği göz önüne alınıp bu görevlere kadının gelmesinin klasik fıkıhçılar tarafından yasaklandığı görülmektedir. Günümüzde kadının yöneticiliği meselesini yorumlayıp içtihad edebilecek bir otorite olmadığından kesin bir cevap vermek mümkün değildir.


Yorum: Kadın yönetici hadis

Moden
Kardeşim nizamülmülk siyasetnamesini oku kadınlarla ilgili ayeıntılı bilgiler bulursun.Orada bırak kadınların yönetici olmasını onlarla istişare edilmemesinden ve devlet işlerine karıştırılmaması gerektiğinden bahsedilir

İşlerinizde kadınlarla istişare ediniz doğru yapmak için onlar işin nasıl yapılması gerektiğini söylüyorlarsa tam tersini yapınız şeklinde bir hadisi aktarır. Ayrıca Hz Muhammed sav hz ayşe ve Hafsa ile ebubekir ra mı Ömer mi namaz kıldırsın konusunda münakaşa etmiş onlar Hz Ömer ra nın namaz kıldırmasını istemiş Hz Muhammed ise ebubekirin kıldırmasını emretmiştir(nizamülmülk siyasetname s 259 260) hasan ali yücel klasikleri çeviren mehmet taha ayar.

Özellikle eski çağlarda kadınlar sultanlarla devleti yıkmak için evlenir onları sürekli yanlışa sevk ederlerdi nitekim türklerin çinlilere yenilmelerinin en büyük sebeplerinden birisi de Çinli prenseslerdir. Bu hadislere de bu doğrultuu da bakmak gerekir diye düşünüyorum yoksa kadınları ikinci plana atma anlamında değildir bunlar herhalde. Herkes kendi işine bakıp işin ehli ile istişare etsin maksadında olmalılar.

Ayrıca Halk kadın ve erkeklerden oluşur kadın bir yöneticinin namahrem erkeklerle konuşması uygun olmayacagından yönetim işine erkekler daha uygundur ayrıca kadınlar toplumlar tarafından çok çabuk fişlenir ve iftiraya maruz kalırlar. Hz Ayşe annemizin bile iftiraya uğradığı bir dünyada kadın yöneticilere yapılacak cinsel saldırıları düşünmek bile istemiyorum … Her şeyin en iyisini Allah bilir..


Yorum: Kadın yönetici hadis

Ebû Mansur
Kadınlarla istişare edin, fakat onlara muhalefet edin. anlamında zayıf bir rivayet varsa da bunun aslının olmadığı bildirilmiştir. (bk. Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ 2/3; Geniş bilgi için, bk. Münâvî, 4/262-263) Bu rivayet Kur’an’a ve sahih hadislere aykırdır. Resûlullah’ın (sav)’ın Ümmü Seleme annemizle istişaresi buna örnektir.
Hudeybiye’de sulh yapılıp o yıl umre yapmama maddesi kabul edilince, ashab memnun kalmamış, Resûlullah’ın "ihramdan çıkma" emrini yerine getirmekte ağır davranmışlardı. Resûlullah’ın üzüntüsünü görüp sebebini öğrenen Ümmü Seleme: "Yâ ResûlAllah! Sen kalk, kurbanlığını kes. Onlar sana uyacaklar ve kurbanlarını kesecekler." der. Resûlullah öyle yapar ve gerçekten ashab O’nu takip eder, kurbanlarını kesip tıraş olarak ihramdan çıkarlar. (Vâkıdi, Meğazi, 2/613)
Diğer bir hadis-i şerifde;
İlk vahiy geldiği zaman Resûlullah (asm), gördüklerinden korkmuş ve korkusunu Hz. Hatice’ye açmıştır. Onun Resûlullah’ı teskin ve tesellisi meşhurdur. (bk. Buhârî, Bed’ül-Vahy 1)

– Yine kızı Zeyneb’in Ebû’l-As’a verilmesi de Hz. Hatice’nin teklifiyle gerçekleşmiştir. Hatta bu rivayeti yapan kişi, "Resûlullah (asm), Hz. Hatice’ye muhalefet etmezdi. ilavesini yapar. (Heysemi, 9/213) Kuran-ı Kerimden de
Kadınla istişareyi yasaklayan bir ayet de olmadığı gibi, bazı konularda kadınla istişare emredilir ve farklı istişare örnekleri verilir:

– Çocuğun süt emme müddeti iki yıl olarak tespit edildikten sonra, anne ile babanın, aralarında istişare ederek, çocuğu daha önce de sütten kesebilecekleri belirtilir:

"Ana-baba aralarında istişare ederek ve anlaşarak (daha önce) sütten kesmek isterlerse ikisine de sorumluluk yoktur." (Bakara, 2/233)
– Boşanan kadın ve erkekle ilgili olarak, çocuğun emzirilmesini bizzat annenin varılacak mutabakatla, ücretle yapabileceği belirtilir:

"Çocuğu sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın, eğer güçlükle karşılaşırsanız, çocuğu başka bir kadın emzirebilir." (Talak, 65/6)
– Hz. Musa’nın çoban olarak tutulması için Hz. Şuayb Peygamber’e kızı tarafından yapılan teklif ve bu teklife uyulması da manidardır. (Kasas, 28/26)
Ayet ve hadislerden anlaşılcağı gibi onlarla iştişare edip muhalefet edin rivayeti Kur’an’a ve Sahih sünnete aykırıdır. Aslı yoktur…


seyit gazi
hanımlarımızın ilmi veya içtimai alanlardaki eksikleri hissedilmemektedir. hüküm veya fetva vermek hususunda yine iyi kötü bu açık kapatılabilecek olsa da; genç kızlarımızın hanım kardeşlerimizin dertlerine, geçirdikleri psikolojik dönemlere ve bununla ilişkili destek arayışlarına, kazma gibi cevap vermek durumunda kalıyoruz. halbuki bir hanım arkadaşı veya bir hanım teyzesi, on alimin veremeyeceği tavsiyeyi verebiliyor, destekcisi olabiliyor, halini daha iyi anlıyor, derdine ortak olabiliyor. genelde takıntılı olurlar ama şahsen ben pes ettim 🙂 hanımlarımıza ilmi olarak da ictimai olarak da, önderliklerine de disiplinlerine de çalışkanlıklarına da muhtacız.

idarecelik ise farklı bir konudur. zaten hadisle ilgili açıklama yapılmış ancak kadınların yönetici olma durumu fıtrata da aykırıdır. doğuda batıdakinden daha fazla kadın idareci olmuştur veya islam devletlerinde de kadın yöneticiler olmuştur. mesela kutuzdan önceki ilk memlük sultanı kadındır. ben ilmi bir tartışma bilmiyorum ancak çevre devletlerden; mısırda erkek mi kalmadı, istiyorsanız size erkek gönderelim karşılığını almışlardır. benzer örnekleri de vardır ama hem fizyolojik olarak hem bir çok nedenle kadınlar hükümdarlığa uygun değillerdir. durum bugünde benzerdir. son elli senede 200 devlet x 50 senede kaç kadın yönetici olmuştur ki. başbakanları filan saymayın, bir ingiltere kraliçesi vardır başkada yoktur belki.

hadisi ise hadis alimlerinin değerlendirmesi, hükümdarlık idarecilik yöneticilik makamlarının hüviyetlerinin de ayrıca değerlendirilmesi uygun olacaktır.

mesela yazarken aklıma geldi ömer ra un sözüdür. fıkhın gençlerde olması da fitne sebebidir. çünkü söyleyemezler, söyleseler dinlenmeme ihtimali artar, söylendikten sonra dinlenmezse de olmaz. bazı şeyler tabii oluyor.


Omer Faruk
Kadınların idareci olmasını engelleyecek hiçbir NAS yoktur.
EBU MANSUR isimli kardeşimizin paylaştığı bilgiler yeterlidir. "Kadınlara danışın tersini yapın gibi rivayetler uydurma olup" Rasulullah’ın yaşam tarzına ve kadınlara verdiği değere aykırıdır. Kadınlar, hakim, öğretmen, güvenlik görevlisi vs. her türlü görevi ifa edebilirler.

Unutmayınız "Müslümanların işleri müşavere iledir" Müslümanlar bunlara rağmen yönetimi TEK KİŞİLİK diktatörlükler olarak anlamışlardır. Oysa yönetici kadın da olsa kararlar ortak akılla alınır. Muaviye saltanatını İSLAMİ YÖNETİM zannetmek en çok yanılgıya sebep olan durumdur. Nizamül Mülk’ün Siyasetnamesi de aynı mantıkla yazılmış bir kitaptır hiçbir değer arzetmez, vesselam.!!!


Ebû Mansur
Seyit Gazi kardeş size katılıyorum. Ayrıca kadınlarla ilgili her rivayete uydurma diye damga basmıyalım. Hadisler sıradan insanin sözü değildir. Allah’ın Elçisinin sozleridir. Titiz davranalım bu benim aklıma yatmıyor değerime uymuyor bu uydurmadır demek ilimle bağdaşmaz. Hadis kitapları ortadadır. Şerh kaynakları ortada, Muhaddislerin hadisler hakkında değerlendirmeleri ortadadir.Biz onlara başvuracağız kendi hevesimize göre hüküm vermeyeceğiz Resûlullah’ın hükmüne boyun eğeceğiz. Onun muradı ne ise haktır demek vazifemizdir. İmanımızın gereğidir.
İşlerini bir kadına bırakan topluluk asla felah bulamaz." (Buhârî, Meğâzî, 82, Fiten, 18; Tirmizî, Fiten, 75; Nesaî, Kudât, 8; Ahmed b. Hanbel, V/43, 51, 38, 47). Bu hadisde sahihtir.
Farklı yorumlamalar olsa bile.


seyit gazi
yazdım yazdım uzadı gitti, her paragrafda ikişer kere silmeyi düşündüm sonra vazgeçtim, yedinci paragrafda silmiş bulundum 🙂

sana katılıyorum güzel kardeşim. Allah a emanet ol


Omer Faruk
Bütün mezheplerde 1. sıradaki kaynak KUR’AN’dır. 2. sıradaki kaynak SÜNNET’tir. Bu aynı zamanda bir konuda hüküm kurarken nelere dikkat etmemiz gerektiğini de ortaya koyar. Allah Kur’an’da kadına dönük bir eksiklik sunmamasına rağmen,

"Kadınlara danış fakat aksini yap" (Acluni, Kişfu’l Hafa, 1529; 2, 4), (Beyruti, Esne’l-Metabib, 785) Hadisini zaten Acluni uydurma hadisler için ele aldığı kitabı Keşful Hafa’da açıklamış. Ya şu hadisi nereye koyacaksınız,

(Ey kadınlar topluluğu sadaka veriniz, zira sizin cehennemliklerin en çoğu olduğunuz bana gösterildi). ‘Niçin böyledir’ diye sordular. (Çok lanet okur, kocaya nankörlük edersiniz, bir kadın kadar sağlam erkeğin aklını çelebilen dini ve aklı eksik kimse görmedim) buyurdu. Onlar, ‘Ey Allah’ın Resulü, dinimizin ve aklımızın eksikliği nedir’ dediler. (Kadının şahitliği erkeğin şahitliğinin yarısı değil mi?) buyurdu. ‘Evet’ dediler. (İşte aklının eksikliği budur. Kadın âdet gördüğünde namaz kılamaz oruç tutamaz değil mi?) buyurdu. ‘Evet’ dediler. (İşte bu da dinin eksik olmasıdır) buyurdu. (Buhari)

Bu hadis Buhari’de ve "sahih" olarak geçiyor. Peki bunu okuyan hanımefendiler şunu sormazlar mı?

1- Allah’ın Rasulü, Allah’ın bizi eksik yarattığını söylüyor, öyleyse bu eksik yaratılış nasıl bizim suçumuz olur?
2- Bu eksik yaratılıştan dolayı cehennem halkının çoğunun hanımlar oluşu Allah’ın adaletine sığar mı?

Peki bu tür hadislere nasıl bakmalıyız. Buhari ve benzeri hadis kitaplarımız önemli çalışmalar yaparak hadisleri bize taşımışlardır. Ancak bu hadislerin taşınışında METİN değil RİVAYET ZİNCİRİNE ağırlık verilmiştir.

Bu hadis gibi Kur’an’ın ruhuna aykırı hadisler maalesef sırf RİVAYET ZİNCİRİ sebebiyle kadınları tanımlamada kullanılmıştır.


Mustafa
Hz Muhammed sav’ın vali olarak kadı olarak istişare heyeti üyesi olarak görevlendirdigi kadınların listesini verir misiniz?


Omer Faruk
< Hz Muhammed sav’ın vali olarak kadı olarak istişare heyeti üyesi olarak görevlendirdigi kadınların listesini verir misiniz? >
Sevgili kardeşim,

İslam hukukunda güzel bir kaide vardır: "ezmanın tagayyürü ile ahkamın tagayyürü inkar olunamaz" Bu şu anlama gelir "zamanın değişimi ile hükümlerin de değişimi mümkündür" Tıpkı Hz. Ömer’in Rasulullah (A.S)’dan sonra bazı şeylerde değişiklik yaptığı gibi. Burası yeri olmadığı için bunu uzun uzun anlatmayacağım.

Ancak şunu bilmenizde fayda var, Rasulullah (A.S) döneminde bugün veya Muaviye’den sonra olan Saltanata benzer bir yönetim yoktu. Rasulullah (A.S) bizatihi vahyin kaynağı olarak son hükmü veriyor ancak buna rağmen ashabına yönetimi öğretmek istercesine bazen arzularına ters olsa da onlarla istişare ederek onların dediğini yapıyordu. İstişare ettikleri arasında eşleri de vardı.

O günün şartlarında zaten kadının güvenli seyahat etmesi zaten mümkün olmadığı için uzak bir diyara vali atanması sözkonusu olmadı. Aynı şekilde kadınlar içinde Hz. AİŞE’nin muksirundan (ençok hadis rivayet eden) olduğunu ve pek çok hüküm konusunda danışılan birisi olduğunu gözönüne alırsak pekala senin ifadenle KADIYE 🙂 olarak isimlendirebiliriz.

O günün dünyasında erkeklerin kadın bir kadıya veya valiye itaati mümkün değildi: YANİ ZAMAN ve ZEMİN uygun değildi. Ancak Kur’an’da anlatılan Saba Melikesi’nin YÖNETİCİLİĞİ, KADIN oluşu değil ŞİRK unsuru eleştirilmektedir. Haşa Allah burada "kadınlardan yönetici seçmeyin şerlidir" diyemez miydi? Bu kadar önemli bir konuda Allah’ın konuşmadığını mı düşünüyorsunuz.

Kaldı ki Hz. Ömer döneminde İslam Kurumlar Tarihi kaynaklarına baktığımızda kadınlara şehirde zabıta görevi (Şifa Hatun) verdiğini görüyoruz. İSlam tarihine bakarsanız buna benzer başka görevler de görürsünüz.

Ne yazık ki sahabenin kadın konusunda kendi itirafı var. Abdullah İbn-i Ömer, bunu açıkça itiraf etmektedir: Peygamber (sav) zamanında hakkımızda vahiy inmesinden korktuğumuz için kadınlar (aleyhine) söz etmekten, onların haklarını çiğnemekten ve onlara sert davranmaktan çekinirdik. Rasulullah(sav) vefat edince onlara çok söz söyler olduk ve kusurlarımız da arttı.

Abdullah ibni Ömer’in itiraf ettiği gibi Rasulullah’tan sonra maalesef kadının statüsü İslam’ın ve Kur’an’ın istediği yerden yavaş yavaş geriye gitmeye başladı. Bugün müslümanların bu kadar gerilemesindeki temel sebep KADINLARIMIZIN GERİDE OLMASIDIR. Çünkü bütün erkekleri yetiştiren bu kadınlardır. Onları toplumdan, yönetimden uzak tuttukça, onlar da ufukları dar, eşlerinin başını şişiren, alışveriş peşinde koşan, evini temizlemeyi put haline getiren varlıklara dönüştüler. Peki bu vizyona sahip bir hanımefendinin yetiştireceği çocuk nasıl olur? Çok şükür ki bütün kadınlarımız buna rağmen böyle kalmadılar fıtratın gereği şartları zorlayarak kendilerini geliştirmeye gayret ettiler. Ama maalesef bu çok yetersiz. Hala kız çocuklarının okullarda karışık okumasına karşı çıkan islam alimleri, konu erkekler olunca cevaz vermekte zorlanmıyorlar. Varsayalım ki müslüman kızlarımız okula karışık olduğu için gitmedi peki erkek çocuklarımız karışık okullarda açık belki dinsiz kızlarla nasıl okuyacak, buna nasıl cevaz veriyorsunuz. Oysa Allah tesettürü tam da bunun için emretmiştir. Tesettür yabancı erkekle maruf üzere bir araya gelmek, hayatın gerçekleri için paylaşmaya dönük bir emirdir.

Burada bir numaralı suçlular Kur’an’ı anlamamış MÜSLÜMAN ERKEKLERDİR.


Mustafa
Hocam bence hepsini kendiniz yorumladınız bende müsaadenizle yorumlayayım.

Biz yönetimden bahsediyoruz, kadının hukuksal ekonomik kültürel farklarından fln bahsetmişsiniz ben onların hiçbiriyle ilgili bir şey söylemedim zaten. Kadın eğitim de almalı kültürünü de geliştirmeli hafız da olmalı vs. Siz o zamanın şartları ile bu zamanın şartlarını kıyaslıyorsunuz ben size tek bir şey sorayım kadın peygamberlerden, ayrıca tebliğ yapan dini yayan kadın peygamberlerden bahseder misiniz? Allah’ın her kulu her beşeri bir fıtrat üzerine yarattığı konusunda hem fikiriz. Biz bu Avrupalı müslümanlıgı ne zaman bırakacağız merak ediyorum biz batılı değiliz modern olmak zorunda değiliz küreselleşmenin içinde dinimizi eritmek zorunda değiliz.

Tarihe bakın diyorsunuz güvenlikten fln bahsetmişsiniz, Amerikan başkanlarının öldürüldüğü bir dünya Hz Muhammed sav’ın yaşadığı dünyadan daha güvenli bir dünya mı ki kadınlar artık yönetici olabilir artık güven var diyorsunuz onu da anlamadım ayrıca bir soru daha sorayım. 25 yaşında muhtar olan bir kız odasında tek oturur. Benim özel bir mevzum olunca onun odasına gidip başbaşa sorunumu anlatmam sizce bizim dinimize göre uygun mu?

İslamda devlet başkanının ilk görevi şeriatı uygulamak kuran ile hükmetmek ve tebliğdir, bir kadının erkeklere nasıl tebliğ yapacağını bana anlatır mısınız?

Ben burada kadınları 2. Sınıf vatandaş konumuna koymuyorum yanlış anlamayın. Sadece yaratılış farklarından bahsediyorum. Ya Allah’ın nizamını kabul edeceğiz ya da batılılara kendimizi şirin göstermek için dinimizi eğip bükeceğiz. Ben osmanlı dahil tüm ümmetimde en önemli mevzulardan biri olarak Haremlik selamlıgı görüyorum ve kadın bir yöneticinin haremlige selamlıga nasıl dikkat edeceğini anlamıyorum. Günde bin tane erkekle görüşecek bunun mantığını kuramıyorum yani. Siz kurabiliyorsanız ne mutlu size ben ne tarihimde ne de dinimin içinde böyle bir şey olduğunu görmedim. Siz gördüyseniz lütfen kaynağıyla birlikte bana yollayın alıp okumak istiyorum.

Kadınlar bizim canlarımızdır pek tabi istişare yapılabilir ben her kararımı anneme sorarım onla istişare yapmadan asla bir işe girmem. Fakat bazı şeyler nizama uygun şekilde erkekler üzerinden bazı şeyler işe kadınlar üzerinden gidiyor. Bunları iç içe katacaksak Avrupa’nın UNİSEX toplumundan ne farkımız kalacak onu anlamıyorum. Ki zaten hızlı bir şekilde toplumumuz oraya doğru gidiyor sonumuz hayrolsun.


Omer Faruk
Sevgili kardeşim,

1- Yukarıda bahsettiğim konuyu tam okursanız 1400 yıl önce gelen peygamberin ve erkeklerin konumunu anlattım. O asırlarda ve öncesinde dahi kadın yöneticiler vardı. Kur’an’ın SABA melikesi hakkında ayetleri ortadadır. Burada Saba Melikesi "kadın yönetici" olduğu için kınanmıyor. Allah kadın peygamber göndermiyor ama peygamberleri doğuran kadınlar. Ayrıca KADIN PEYGAMBER olur ya da olmaz bu Kur’an’ın ve Rasulullah’ın tartışması değildir. Bu boş bir tartışmadır. Bugünün şartlarında zaten peygamber hitam bulduğu için bunun cevabını ne sen bilebilirsin ne de ben. Dolayısıyla Kadın yönetici ile Kadın peygamber meselesini kıyaslamak elma ile armudu kıyaslamak gibidir.

2- Zaten GÜVENLİK meselesini kafamızdan üretmiyoruz. Bu da yine Rasulullah’ın bir hadisine dayalı:

Adiy b. Hâtim radıyAllahu anh şöyle demiştir: Allah’ın Elçisi’nin yanında idim, bir adam gelip fakirlikten şikâyet etti. Sonra başka biri geldi eşkıyanın yol kesmesinden şikâyet etti. Allah’ın Elçisi aleyhisselam dedi ki:

– Adiyy Sen Hîre’yi gördün mü?

– Hayır, görmedim, fakat orası hakkında, bilgim var.

– Eğer ömrün olur da yaşarsan hevdeci içinde bir kadının Hîre’den hareket edip Allah’tan başka hiç kimseden korkmadan tâ Ka’be’yi tavaf edeceğini göreceksin dedi.

Ben buna şaşırarak kendi kendime: Beldelerde fitne ve fesâd ateşini tutuşturmuş olan o Tayy kabilesinin eşkıyası nerede olacak ki dedim…

Adiyy sözlerine şöyle devam etti: Ben Hîre’den hevdeci içinde yolculuğa çıkıp, Allah’tan başka hiç kimseden korkmayarak Kâbe’yi tavaf eden kadını gördüm… (Buhari, Menakıb, 25)

Bu hadis çok yolculuğu esas alarak güvenliğin ne demek olduğunu anlatıyor.

3- KADIN MUHTAR meselesine gelince, kadın muhtar olduğunda müslüman bir muhtar bir erkeği yanına nasıl alacağını onunla nasıl muamele yapacağını bilir. Herhalde penceresi olmayan, kapısı kapalı, sekreteri olmayan bir ortamda görüşecek değil. Bugün mecliste başörtülü vekiller nasıl çalışıyorsa o da aynı şekilde çalışır, başörtülü kadın resmi dairede nasıl çalışıyorsa o da öyle çalışır. Hep meseleyi kadının ve erkeğin zafiyeti üzerinden alıyorsunuz. Bir konuda günah işleme tehlikesi varsa o konu yasaklanarak konu çözülemez. İslam dünyası kadın konusunda böyle davranmıştır. ALLAH ÖYLEYSE TESETTÜRÜ niye emretti. Kadınlar evde otursunlar diye mi? Kadının evde oturması fıtrata aykırıdır. Bunu bence evliyseniz eşinize (muhtemelen evli değilsiniz, yanlışsa bağışlayın) ya da annenize sorun.

4- TEBLİĞ’i de yanlış biliyorsunuz. TEBLİĞ sözel olarak insanlara nutuk atmak değildir. TEBLİĞ budur; esnaf iseniz işinizi doğru yapmanız, öğrenci iseniz çalışkan olmanız, yönetici iseniz eşit ve adil bir yönetim sergilemeniz, ALİM iseniz çıkarınızı gözetmeksizin en güçlü yöneticiye karşı hakkı söylemeniz, kadın iseniz iyi bir anne olmanız, TEBLİĞDİR….

Dolayısıyla, Devlet başkanının tebliği ADİL yönetimdir.

Bizim gibi müslümanların iddiası, UNISEX bir toplum değil, kadının Rasulün döneminde olduğu gibi toplumda AKTİF olmasıdır. AKTİF olmayan bir kadın kendi vizyonuna göre çocuklar yetiştiriyor. Böylece de İSlam toplumu kalitesiz, pısırık ve bir şey üretemeyen bir topluma dönüşüyor. Rasulullah döneminde kadın;

1- Hiçbir iş kısıtlaması yok.
2- Erkeklerine itaat değil tam tersi hakkını arayan kadın profili (mücadile suresi esbabı nüzuluna bakınız)
3- Camiiye 5 vakit namaza katılan kadın.
4- Cuma namazına gelen kadın
5- Aktif olarak savaşa katılan hatta bazen muharip olarak destek veren kadın
6- Hz. Ömer’in Şifa Hatun gibi görevlendirdiği Zabıta kadın amirleri
7- Camii’de Ömer’e hata yapıyorsun deme özgüvenine sahip kadın
8- Savaşa liderlik edecek kadar toplumun önüne çıkmış Hz. Aişe gibi kadın (Kadınların yöneticiliğinin yasaklandığını sahabeler bilmiyormuş!!!)

Maalesef, yukarıda naklettiğim gibi Rasulullah’tan sonra kadın İbni Ömer (r.a) de itiraf ettiği gibi tekrar ARAP GELENEKLERİNDEKİ statüsüne döndürülmüştür.

Selametle kardeşim…


Mustafa
Hocam ben siyaset biliminden bahsediyorum siz kadın camiye gelsin, çarşıya çıksın her işe girip çalışsın savaşa liderlik etsin diyorsunuz biz aynı konuyu konuşmuyoruz galiba. konumuz DEVLET YÖNETİMİ, Cumhurbaşkanı başbakan olacak mı diyoruz kadın. ben kadın camiye gelmesin de demedim çalışmasında demedim eğitim almasın da demedim kendini geliştirmesin de demedim hafız olmasın da demedim ikinci seviye vatandaş olsun da demedim

Hocam siyaset bilimi ile ilginiz nedir? bu alanda hangi kitaplarını okudunuz. ben sizin aktardığınız bu bilgilerin hangi kitaplardan olduğunu çok merak ediyorum. siyaset bilimi öğrencisiyim. İslam devletinin temelleri ve kurumları ile ilgili tez yazıyorum ve hayatımda görmediğim yorumları gördüm sizden. Muhammed esed, Said havva, İmamüddün halil, seyyed hossain nasr, seyyed kutup, İBNİ SAD, Maverdi, Turtuşi, İbni teymiyye herhangi birisinin siyaset teorisini okudunuz mu lütfen kaynaklarınızı bana yazın benden farkı şeyler okumuşsunuz onları okumak istiyorum kendimi geliştirmek için.

1-) Kadın yönetici ile kadın peygamberi kıyaslamak elma ile armudu kıyaslamak ne demek? Peygamber ne demektir? sanırım bu modernitenin getirdiği yapı-sökümünden kaynaklı bir anlam kayması. siz peygamberliğin sadece dini bir terim olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hz. Muhammed sadece dini bir önder ise erkekler siyaseti kimden öğrendi? Kadınlar siyaset hayatını kimden öğrendiler onların Hz. Muhammed’in yönetiminin nasıl olduğuna dair bilgilere erişebildiklerini mi sanıyorsunuz? siz Peygamberlik ve Siyaseti birbirinden ayırıyorsanız(elma-armut). Abbasi’nin ikinci yüzyılından itibaren Büveyhoğulları Halifeyi kontrol altına almış ve siyasi ve dini otoriteyi birbirinden ayırmıştır bundan önceki zamana bakmanızı öneriyorum. Ben tüm siyaset öğretilerimi ve yüksek lisans tezimi de Hz. Muhammed’in peygamberliğinden aldım ve onu aktarıyorum Allahın tek bir adet kadın Peygamber&yöneticiyi bir toplum üzerine TEBLİĞ ile görevlendirmemesi benim için ana kıstastır. sizin okumanız hangi kaynaklara dayanıyor onu anlamadım.

2-) Siz işinize geldiğinde 1400 sene önce şöyleydi artık öyle değil, işinize geldiğiniz zaman 1400 sene önceydi şimdide böyle diyorsunuz. bir kadının namahremi olmadan rahatça dolaşacağı bir dünyada yaşadığımızı sanıyorsanız türkiyenin dışına hiç çıkmadığınızı düşündürür bu bana. üniversitemin bir dönemini polonya krakowda bir üniversitede geçirdim sakal bıraktığım için yüzüme bakarak Allahu ekber diye bağırıyorlardı. bir şehirde arkadaşımı ışıd üyesi sanıp linç edeceklerdi ve ellerinden zor kurtulduk. müslüman bir ülkede klimanın altında oturup dünya çok rahat ya herşey çok güvenli demek gerçekçi bir yorum değildir hocam. size özellikle abd ve batı avrupa ülkelerinde MÜSLÜMAN olarak dolaşmaya davet ediyorum. özellikle sakal bırakıp sonuçlarını görün.

3-)Müslüman bir muhtar bir erkeği yanına nasıl alacağını nasıl muamele edeceğini bilir diyorsunuz. bu sizin yorumunuz çünkü hiçbiri bilmiyor 🙂 mecliste kapalı teyzelerimizin kendilerini, boğazlarını yırta yırta bağırmalarından, namahremleri içinde kendilerini kaybetmelerinden kavgalar çıktığında erkeklerin ortasında kalmalarından memnun musunuz? siyasetin bir insanı nasıl bir hale çevireceği hakkında nasıl fikirleriniz var merak ediyorum ama özel sektörde dahi bir yerlere gelmek için ayda bir sevgili değiştiren insanların içinde ETİK VE AHLAK açısından çökmüş bir toplumun içinde insanlar kendilerine gelen hiçbir teklifi geri çevirmiyor buna emin olabilirsiniz. siz bankalara gittiğiniz de MİNİ ETEKLİ BANKA ÇALIŞANLARI görmekten memnun kalıyor musunuz? ben sırf bunun yüzünden bankanın kapısından en son ne zaman girdiğimi hatırlamıyorum. siz TEORİK OLARAK çok güzel konuşuyorsunuz ama verdiğiniz örneklerin PRATİK ile hiçbir alakası yok kusura bakmayın. bugün bir muhtarın odasında 1 kaşe basmak bile 5 tl(haram).

4-) TEBLİĞ konusunda yazdıklarınız doğru olmakla birlikte benim tebliğ terimini kullanmam ile sizin kullanmanız arasında hiçbir fark yok. BİR KADIN TÜM TOPLUMU KARŞISINA ALARAK NASIL TEBLİĞ YAPACAK cümlesi tamda sizin belirttiğiniz anlamlarda. burada kastım birilerini karşısına alıp nutuk atmak değil. ki nutuk atması da tebliğdir zaten. bir devlet başkanın ŞU AN İCRA ETTİĞİ GÖREVLER(demokratik cumhuriyet) İLE İSLAM DEVLETİ İÇİNDE İCRA ETMESİ GEREKEN GÖREVLER BİRBİRİNDEN FARKLIDIR ve arlarında dağlar kadar fark vardır. el kaldırıp indirmeye benzemez. siz şu an yaşadığınız dünya(islam olmayan) ile islam olması gereken dünyayı birbirine kıyaslarsanız yöneticilikte bir kadının bulunup bulunamayacağını anlarsınız. bu konuda halifelerin-imamların-sultanların(imamet ve hilafet aynı anlamlarda kullanılmıştır imam ve yönetici kavramları günümüze gelene kadar çok farklı yapı sökümlerine uğramışlardır) görevleri hakkında makale ya da kitaplar var size önerebilirim okumanız çok iyi olur.

Kadının sesi hakkında ne düşünüyorsunuz hocam? kadının önüne çıkan her erkekle gerekli gereksiz konuşması hakkında ne düşünüyorsunuz? bir yöneticinin günde kaç bin tane erkekle muhatap olacağı hakkında bir fikriniz var mı? ha batı müslümanlığında buna ‘iş’ der geçersiniz ama sizin avrupai bir eğitim aşığı olduğunuzu düşünmüyorum.

Ey peygamber kadınları! Siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah’dan) korkarsanız, erkeklerle konuşmanızda yumuşak davranmayın ki, kalbinde hastalık bulunan kimse tamah etmesin, güzel, şüpheden uzak bir biçimde, söz söyleyin. Evlerinizde oturun, ilk Câhiliye çağı kadınlarının açılıp saçılması gibi açılıp saçılarak, kırıla döküle yürümeyin. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden her türlü kiri gidermek, sizi tertemiz yapmak ister [Ahzâb sûresi (33), 32-33].

Bu emirler, Peygamberimiz’in eşlerine yönelik ise de, bunların bütün islâm kadınlarına şâmil olduğunda şüphe yoktur. Bu âyetler, erkeklerle kadınlar arasında iffetin, nezâhet ve nezâketin hâkim olması gerektiğini göstermektedir. Allah’ın âyetleri ve Resûlü’nün sünneti, aile hayatımızın nasıl olması icab ettiğini bize öğretmektedir. Yönetici bir kadının bunları yüzde yüz yerine getirerek günde 1000 tane erkekle konuşabileceğini düşünüyorsanız, yönetimde dönen torpillerden, yöneticilerin girdiği çıktığı ortamlardan, ‘LAİK’ DEMOKRATİK BİR CuMHURİYET olduğumuzdan hiç haberiniz yok demektir. bir kere şeriat’ın olmadığı bir ülkede devlet memurluğu bile zorken bir kadının yönetici olabileceğini nasıl savunuyorsunuz aklım tutuldu.

Allah Teâlâ’nın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması ve bunların ötekilere mallarından harcama yapması sebebiyle, erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için iyi kadınlar itâatkârdır. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık onlar da kocalarının haklarına saygı gösterirler ve namuslarını korurlar. Nisâ sûresi (4), 34

Cenâb-ı Hakk’ın erkeklere verdiği maddî ve mânevî bazı özellikler, onların aile reisi olmalarını tabiî kılmıştır. Erkek bu özellikleri sebebiyle kadını himâye edip korur, destekler ve işlerini yönetir. Aile küçük bir toplumdur. Bu küçük toplumun huzur içinde yaşayabilmesi için bir düzene ve disipline ihtiyacı vardır. Düzen ve disiplin kendiliğinden olmaz. Onu birinin sağlaması gerekir. Erkeği kadından daha güçlü yaratan Allah Teâlâ, ailede düzeni sağlama görevini de ona yüklemiştir. Buna karşılık kadına da erkekte bulunmayan duygular, mânevî özellikler ve incelikler vermiştir.

285. İbni Ömer radıyAllahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm
şöyle buyurdu:
Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idâre ettiklerinizden sorumlusunuz.

Dünyada sorumsuz kimse yoktur. Yaşadığı sürece herkes ya yönetici veya yönetilendir. Yönetenler idâre ettiklerinden, yönetilenler de kendilerine emanet edilen işlerden sorumludur. Peygamber Efendimiz sorumlu olan kimseyle sorumlu olduğu şeyleri çoban – sürü benzetmesiyle anlatmıştır. Çoban saflığı ve samimiyeti temsil eder. Bir âmir idaresindeki memurlar için iyi ve temiz duygular beslemeli, onların iyiliğini istemeli, onları mutlu edecek ve görevlerini en iyi şekilde yapacak imkânları hazırlamalıdır. Hadisin birçok rivayetinde âmir yerine imâm yâni devlet başkanı ifadesi geçmektedir. Buna göre bir devlet başkanı idaresi altındakilerin inanç ve düşüncelerinin farklı oluşuna bakmadan, onların refah ve saadetini te’min etmeye, kendilerini âdil bir yönetimle idare etmeye, haksızlığa uğrayanların hakkını korumaya, onları mutlu edecek her imkânı sağlamaya çalışmalıdır.

290. Üsâme İbni Zeyd radıyAllahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber
aleyhisselâm şöyle buyurdu:
Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne sebebi bırakmadım.
Buhârî, Nikâh 17; Müslim, Zikir 97, 98. Ayrıca bk. Tirmizî, Edeb 31; İbni Mâce, Fiten 31

Erkek yöneticilerin seçiminde bile binlerce fitnenin çıktığı bir dünyada kadın hiçbir yöneticinin fitneye sebep olmadan yönetime gelebileceğini ve yönetebileceğini sanmıyorum Tüm islam tarihinde yönetiminin meşruiyetinin temel iki ayağı vardır. bunların birisi ‘biat’ diğeri ‘heyet’ seçimi olmasıdır. biat ve heyet seçimi ile defa muaviye döneminde rafa kaldırılan yöntemlerdir. biz peygamberimizden ne gördük? bunları gördük. Hz. Ebubekir nasıl seçildi aynı şekilde seçildi. Peygamber’in biat alması ile halifelerin biat almaları aynı şekilde olmadı fakat bir erkeğin bir kadına biat verdiğini ben islam tarihinin hiçbir noktasında görmedim. yıllardır bu bölümü boşa okumuş olmalıyım.

460. Ebû Saîd el-Hudrî radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallAllahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Dünya tatlıdır ve manzarası hoştur. Şüphesiz ki Allah dünyanın idaresini size verecek ve nasıl davranacağınıza, ne gibi işler yapacağınıza bakacaktır. O halde dünyadan sakının ve kadınlardan korunun.
Müslim, Zikr 99

71. Ebû Saîd el-Hudrî radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah onu sizin kullanmanıza verecek ve
nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan sakının. Kadınlara
kapılmaktan korunun. Çünkü İsrailoğullarında ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.
(Müslim, Zikir 99. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 26; İbni Mâce,Fiten 19)

Hz. Peygamber ikinci olarak kadınlara karşı da uyanık davranmayı ve takvâ ya yönelik olan tehlikede kadın ın önemli bir yeri olduğunu hatırlatmakta, hatta İsrailoğulları’ndaki ilk fitnenin kadınlar sebebiyle ortaya çıktığını da örnek göstermekle konuya ait hassâsiyeti iyice vurgulamaktadır. (Sözü edilen fitne hakkında bilgi için bk. Ali el-Kârî, Mirkât IV, 267-269) Takvâ nın belli başlı iki konuda, dünya ve kadınlar konusunda daha çok gerekli olduğu, bu iki unsurun takvâ yı herşeyden çok etkileyeceği anlaşılmaktadır.

Peygamberimiz’in eşleri, sahâbe hanımlarını evlerinde misafir edebilmek için kendisinin iznini almışlardır. Çünkü bir hanımın evine misafir kabul edebilmesi için kocasının iznini alması gerektiğini en iyi onlar biliyordu. Nevevi 151 no hadisten anladıklarımız: hadis İhtiyaç halinde, kadının kocasının izin verdiği yabancı bir erkekle konuşması câizdir. Şimdi siz kadın yönetici de olabilir diyorsunuz. yabancı erkekle de konuşur istediğini de yapar diyorsunuz yapsın bakalım fesubhanAllah..

no 278 Ashâbım! Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum. Vasiyyetimi tutunuz. Zira onlar sizin idarenize ve himâyenize verilmişlerdir.

Erkekler kadınlara göre daha güçlüdür. Bu sebeple Allah Teâlâ kadınları onların şefkat ve himâyesine emanet etmiş ve ailede erkeklerin hem yönetici hem de koruyucu olduğunu belirtmiştir (Nisâ sûresi (4), 34).
Erkek ailenin reisi olmakla beraber, kadın erkeğine itaat etmezse ve yuvada huzursuzluk çıkarırsa durum ne olacaktır? Âyet-i kerîme bu probleme şöyle bir çözüm getirmektedir:
İyi kadınlar itaatli olanlardır.

Toplumlar ailelerden meydana gelir. siz diyorsanız ki her ailenin yöneticisi erkek olsun hem toplumun yöneticisi kadın olsun. peki o ‘toplumun yöneticisi’ olan kadının yöneticisi kim olacak? o kadın kocasının sözünden çıkamaz. kocasının sözünden çıkamayan kadın devleti nasıl yönetecek? kadın kendi evine misafir bile alamıyor bir devlet yöneticisi daha önce dediğim gibi günde bir tane erkekle görüşebilir. her erkekle görüşmesi sırasında kocasından nasıl izin alacak?

Yazdığım tüm cümlelerin kaynağı mevcuttur dilediğiniz taktirde hepsini atabilirim. hadislerimin hepsi Riyazüs Salihin-Nevevi-Erkam yayınlarına aittir üzerime telif kalmasın Allah onlardan razı olsun tezimde de çok yardımcı oldular.

Bu konuyla ilgili başka bir mesaj yazmayacağım, siz kendi bildiğiniz ile amel edin, ben kendi bildiğim ile amel edeceğim. Allah ikimize de tüm müslümanlara da yardım etsin.


Omer Faruk
< Hocam ben siyaset biliminden bahsediyorum siz kadın camiye gelsin, çarşıya çıksın her işe girip çalışsın savaşa liderlik etsin diyorsunuz biz aynı konuyu konuşmuyoruz galiba. >
Sevgili kardeşim

Yazdığımı tekrar oku ne demek istediğim daha iyi anlaşılır, kadının hayata çıkması zaten siyasete de çıkmasıdır. Hz. Aişe’nin arkasına düşüp Cemel Vakasını gerçekleştiren sahabe anlaşılan sizin kadar bilmiyormuş…

Kur’an kadının yönetime, siyasete katılışını engellemiyor. Rasulullah bizatihi eşleriyle de dahil istişare ederek siyasi kararlar almıştır. O günün arap dünyasında bir vali atanması mümkün değildi çünkü Rasulullah’ın varlığına rağmen eşlerini hala döven onlara eziyet eden sahabeler vardı. Bunları Rasulullah’ın uyarılarından anlıyoruz. Ne yazık ki Rasulullah’tan sonra bu artarak eski arap adetlerine dönmüştür. Sizin savunduğunuz işte tam da bu arap adetleridir. İslam’ın adetleri kadını yönetimin bir parçası yapmıştır. Bununla ilgili zaten yukarıda yeterince delil sundum.

Selametle kalın


kadın yönetici hadis, islama göre kadının yönetici olması, işlerini bir kadına bırakan topluluk asla felah bulamaz

Bu kategoride yer alan Bebek sahibi olmak için dua başlıklı yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

Bir Yorum Yazın.


Forum Duası Copyright © 2007-2021
Gizlilik Politikası İletişim Sitemap Sitemap2 Sitemap3

Kadın yönetici hadis Başlıklı Yazımızın Yanında Websitemiz İslami bilgilerden, Dini Sorular, Cevaplar, Hac, Meal, Cennet, Cehennem, Farz, Sünnet, Hanefi, Şafii, Rüya yorumları, Gusül, Abdest, Namaz, Oruç, Kuran Sureleri, Ayetleri, Hadis, Dualar, İslamda Aile Tavsiyeleri, Kadın İle İlgili Konular, İman, Mezhep, Diyanet, Eğitim, Sohbet, Hayırlı Geceler, Zekat, Mahrem Sorular, Sahabe Hayatları, Salavat,Dini Hikayeler, Tecvid, Siyer, Fıkıh, Ahlak Gibi Konular İçermektedir.