Anasayfa
9 Mayıs 2021, 0:52
Sizden
Yönetici

Ayın İki Bölünmesi Konusunda Delillerin örtüldüğü gerçek mi?

met1995
Ay’ın İkiye Bölünmesi Mucizesi İspatlandı mı

Kamer süresinde KAMER-1 için 40 meâl bulundu. Diyanet İşleri (54/KAMER-1: Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.) / Abdulbaki Gölpınarlı (54/KAMER-1: Yaklaştı kıyâmet ve yarıldı ay.)
BAhse konu olan bu açıklamada Görsellerde fotoşop üzerinde farklı bir şekilde ay yarılması yapılmış olup NASA yetkilileri ay bölündüğüne dair gerçek fotoğraf var mı? Yoksa Dinimizi inkar etmek için delilleri mi kararttılar? üzerlerine örtmeye mi çalışıyorlar?GErçekten böyle ay üzerinde iki yarildiği izler ne tarafta mevcuttur?


Yorum: Ayın İki Bölünmesi Konusunda Delillerin örtüldüğü gerçek mi?

mum
Öncelikle ayetlerdeki mesajları anlamak için MEAL okumak yetmez mutlaka TEFSİR okumanız gerekir.
—————————–

Ayın İkiye Ayrılması Ve Müşriklerin Tavrı:

1- Saat yaklaştı ay ayrıldı.

2- Onlar bir mucize görürlerse, yüz çevirirler ve "Kuvvetli bir sihirdir." derler.

3- Tekzib ettiler. Hevalarma uydular. Halbuki her iş bir gayeye bağlıdır.

4- Andolsun ki onlara, (inkârdan) vaz geçirecek nice mühim haberler gelmiştir.

5- Ki (her biri) gayesine ermiş bir hikmettir. Fakat tehdit eden (bu hadise)ler asla fayda vermiyor.

6- O halde onlardan yüz çevir. O davet edicinin görülmemiş, tanınmamış bir şeye davet edeceği gün,

7- Gözleri zelil ve hakir olarak yayılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkaracaklar.

8- O davet ediciye koşarak, içlerinden kâfir olanlar "Bu çok zor bir gün" diyecek.

Kelime ve Anlamları:

"Saat" yani kıyamet "yaklaştı, ay ayrıldı." Buhari ve Müslim’in rivayetine göre müşrikler Rasulullah’tan peygamber olduğunu gösteren bir delil istediler. Bunun üzerine ay bir parçası Ebu Kubeys, diğeri Kuaykân dağı üzerinde olmak üzere ikiye ayrılıverdi.

"Onlar" Muhammed (s.a.)’in peygamberliğine işaret eden "bir mucize görürlerse yüz çevirirler ve kuvvetli" ve devamlı "bir sihirdir, derler."

Peygamberi "tekzip ettiler", şeytanın süslediği vesveselere kapılarak "hevalarına uydular" ve hak apaçık ortada olduğu halde reddettiler. "Halbuki" hayır olsun şer olsun "her iş bir gayeye bağlıdır." Yani hayır ve serden her biri ya dünyada Allah’ın yardımına veya yardımsız bırakmasına, ya da ahirette saadet veya şekavete götürüp Bir başka ifadeyle her şey mutlaka üzerinde istikrar bulacağı bir sonuca doğru gider.

"Andolsun ki onlara (inkârdan) vazgeçirecek" geçmiş ümmetlerin haherlerinden, peygamberlere inanmadıkları için başlarına gelen azap ve helak edilmelerine dair "nice mühim haberler gelmiştir."

"Ki" her biri "gayesine ermiş" son derece muhkem ve kusursuz "bir hikmettir. Fakat tehdit eden" bu uyarılar, onlara "asla fayda vermiyor."

Bu uyarılar onlara fayda vermeyeceğine ve sen de bunu bildiğine göre "o halde onlardan yüz çevir." Onlarla cedelleşme. "O davet edicinin" İsrafil’in "görülmemiş, tanınmamış" korku ve ürperti verici "bir şeye davet edeceği gün, gözleri zelil ve hakir olarak yayılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkacaklar. O davet ediciye koşarak" boyun eğerek gidecekler ve "içlerinden kâfir olanlar" bu çok zor bir gün diyecek." Nitekim Müddessir suresinin 9-10. ayetlerinde o günün zorluğu şöyle ifade ediliyor: "İşte o gün zorlu bir gündür. Kâfirlere (hiç de) kolay değildir."

Nüzul / Ayetin iniş sebebi

"Saat yaklaştı, ay yarıldı." ayetinin (1. ayet) nüzul sebebi ile ilgili olarak Buhari, Müslim ve Hakim’in rivayetlerine göre İbni Mes’ud şöyle dedi: Rasulullah hicret etmeden önce idi. Mekke’de Ay’ı ikiye ayrılmış olarak gördüm. "Aya sihir yapıldı." dediler. Bunun üzerine "Saat yaklaştı, ay ayrıldı." ayetleri indi.

Tirmizî’nin Enes’ten rivayet ettiğine göre Mekkeliler Rasulullah’tan bir delil istediler de Ay iki defa, ikiye ayrıldı. Bunun üzerine Kamer suresinin ilk iki ayeti indi.

Muhammed bin Cerir, Ebu Davud et-Tayâlisî ve Beyhakî’nin rivayetlerine göre Abdullah bin Mes’ud şöyle dedi: Rasulullah’ın döneminde Ay ikiye ayrıldı. Kureyş: "Bu İbni Ebî Kebşe’nin bir sihridir, sizi büyüledi, se-ferdekilere de sorun bakalım." dediler. Sordular. Onlar da "evet gördük" dediler. Bunun üzerine Kamer suresinin ilk iki ayeti indi.

Ayetin Tefsiri / Açıklaması:

"Saat yaklaştı" Yani kıyamet yaklaştı, dünyanın yıkılma zamanı yaklaştı. Yani dünyanın geçen ömrüne nispetle Rasulullah’ın peygamberliğinden sonra kalan kısmı kıyamete yakındır. Nitekim ayet-i kerimelerde: "insanlara hesapları yaklaştı, halbuki onlar hâlâ gafletle yüz çeviriyorlar." (Enbiya, 21/1); "Allah’ın emri geldi, öyleyse onu acele istemeyin." (Nahl, 16/1) buyrulmaktadır.

Ebu Bekir el-Bezzar’ın Enes’ten rivayetine göre bir gün Rasulullah (s.a.) ashabına bir konuşma yaptı, güneş batmak üzere idi. Çok az bir parçası kalmıştı, şöyle buyurdu: "Nefsim kunret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, dünyanın geçen ömrüne nispetle geri kalan ömrü sizin şu geçen gününüze nispetle, kalan kısmı gibidir. Güneşin çok az bir kısmını görebiliyoruz."

Ahmed bin Hanbel, Buhari ve Müslim’in Sehl bin Sa’d’dan yaptıkları şu rivayet bunu destekliyor. Sehl şöyle dedi: Rasulullah’ı dinledim şöyle diyordu: "Şehadet parmağı ile orta parmağını işaret ederek "Benim gönderilişimle kıyamet böyledir." Deniliyor ki bundan maksat kıyametin kopmasıdır.

Sonra Allah, peygamberin bir mucizesi olmak üzere ayın ikiye ayrılmasını şöyle haber verdi: "Ay ayrıldı." Yani Rasulullah’ın bir mucizesi ve kıyametin yakın olduğuna ve mümkün olduğuna açık bir delil olmak üzere ay ikiye ayrıldı. İbni Kesir şöyle dedi: Sahih senedlerle mütevatir hadislerde va-rid olduğu gibi bu olay Rasulullah zamanında oldu. Âlimler arasında bu itit-fakla kabul görmüş bir husustur. Ve yine bu hadise büyük mucizelerden biridir. On dört asırdan fazla bir süre geçmiş olmasma rağmen kıyamet kop-madığına göre "yaklaştı" denilmesi "Her gelecek yakındır" esası itibariyledir.

Ahmed bin Hanbel, Buhari, Müslim ve başkalarının Enes’ten yaptıkları rivayete göre Mekke halkı Rasulullah’tan kendilerine bir delil göstermesini istediler, o da onlara ikiye ayrılmış halde ayı gösterdi. Öyle ki Hira dağım iki parçanın arasında gördüler.

Yine Buhari ve Müslim, İbni Mesud’un şöyle dediğini rivayet ettiler: Ay ikiye ayrıldı. Bir parçası dağın üstünde, diğeri aşağısında idi. Bunun üzerine Rasulullah: "şahid olun" dedi.

Zayıf bir görüşe göre de maksat gelecekte ikiye ayrılacağını haber vermektir. Sonra Allah bu mucize karşısında kâfirlerin tavrını ve inadını haber vererek şöyle buyurdu:

"Onlar bir mucize görürlerse, yüz çevirirler ve kuvvetli bir sihirdir derler. " Yani müşrikler peygamberliğe dair bir alâmet, peygamberin doğruluğuna dair bir delil görseler bunları tasdik ve iman etmemekte direnirler ve "bu, bütün sihirlerin üstünde kuvvetli bir sihirdir" diyerek yüz çevirirler.

Bu ayet delil isteyen müşriklere bir cevaptır. Tefsir âlimleri şöyle dediler: Ay ikiye ayrıldığı zaman müşrikler "Muhammed bizi büyüledi." dediler. Bunun üzerine "bir ayet görseler…" yani ayın ikiye ayrılışını görseler ayeti indi. Sonra Allah şu sözü ile onların tutumuna daha da açıklık getirdi:

"Tekzip ettiler, nevalarına uydular. Halbuki her iş bir gayeye bağlıdır." Yani hak kendilerine geldi de onlar iman etmediler ve cahillikleri ve akıllarının ermemesi sebebiyle Muhammed (s.a.) sihirbazdır veya kâhindir diyerek hevâ ve görüşlerinin kendilerine gösterdiği şeylere uydular. Sonra Allah onları tehdit etti ve onlara her işin kendisine benzer bir gayede noktalandığını yani hayrın hayırlı insanlarda, şerrin de şerli insanlarda karar kıldığım haber verdi. "Her iş bir gayeye bağlıdır." cümlesi müstakil bir cümledir. Bu cümle, kâfirlerin Hz. Peygamber’i tekzip edip iman etmemelerinin kendilerine hiçbir faydası olmayacağı, çünkü her işin mutlaka bir hedefi olduğu, Peygamber’in işinin de kendisinin hak üzere, onların ise batıl yolda olduklarını ortaya çıkaracak bir noktada sonuçlanacağı konusunda onlara bir cevaptır.

Yine bu cümle Rasulullah’a bir teselli ve zaferin dünyada kendisinin olacağının, ahirette de kendisine ve tâbi olanlara yüksek dereceler ve cennet verileceğinin bir müjdesidir.

Sonra Allah inkâr ve sapıklık üzerinde ısrar ettikleri için müşrikleri azarlayarak şöyle buyurdu: "Andolsun ki onlara, vazgeçirecek nice mühim haberler gelmiştir." Yani Kur’an-ı Kerim’de Mekke kâfirleri ve emsaline onları kötülükten men edecek, içinde bulundukları şirkten, putperestlikten, isyandan ve peygamberi yalanlamaya devam etmekten alıkoyacak, caydıracak ve onlara ders olacak, peygamberine iman etmedikleri için azap ve cezaya çarpılan kavimlere ait nice haberler gelmiştir.

Ve Allah bu haberleri şöyle vasıflandırdı:

"Ki (her biri) gayesine ermiş bir hikmettir. Fakat tehdit eden (bu hadiseler asla fayda vermiyor." Yani Kur’an’daki bu haberler ve ihtiva ettikleri ibret, ders ve hidayet her biri beyanın zirvesine ulaşmış, herhangi bir kusur ve noksanı bulunmayan mükemmel birer hikmettir. Ancak bu uyanlar inatçılar için hiçbir şey ifade etmez. Çünkü onların bu inadıdır onları haktan uzaklaştıran. Bu manaya göre "Femâ-tüğni’n-nüzür"deki "mâ" nâfiye-dir. İstifham-ı inkârî olması da sahihtir. O takdirde mana şöyle olur: Bu haddini bilmez kâfirlere hangi şey veya hangi uyarı fayda verir? Sen ey peygamber, üzerine düşeni yaptın, açık açık delillerle peygamberliğini bil-dirdin, geçmiş ümmetlerin başlarına gelenleri onlara haber verdin; fakat hiç fayda vermedi.

Bu ayetin bir benzeri de şu ayettir: "Bu ayetler ve uyarılar inanmayacak bir kavme fayda vermez." Veya "ne fayda verir?" (Yunus, 10/101).

İşte bütün bunlardan sonra Allah, Peygamber’ine onlarla uğraşmaktan vaz geçmesini emrederek şöyle buyurdu:

"O halde onlardan yüz çevir. O davet edicinin görülmemiş, tanınmamış bir şeye davet edeceği gün." Yani, ey Muhammed, bırak onları, onları davet edeceğim diye kendini yorma, çünkü uyanlar onlarda hiçbir tesir bırakmadı. Onlan bekle, İsrafil’in, korkunç şeye çağıracağı o günü hatırla. O gün, çetin hesap günü ve dehşetli manzaralar ve imtihanlar günüdür. "Gözleri zelil ve hakir olarak yayılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkacaklar." Yani bu kâfirler işte o gün hor ve hakir gözleri yerde bu hal üzre kabirlerinden çıkarlar. Onlar çokluklan, düzensizlikleri, dağınıklıkları, çağıncının davetine uyarak hesap yerine doğru hızlıca ilerlemeleri ile her tarafa yayılmış, birbirine kanşmış çekirge sürülerinrandınrlar.

"O gün insanlar dağılmış kelebekler gibi olacak." (Kana, 101/4) ayeti de bu ayetin benzeridir.

"O davet ediciye koşarak, içlerinden kâfir olanlar "bu çok zor bir gün" diyecek." Yani davetçiye koşarak, gecikmeden giderler. Kâfirler der ki: "Bu, kâfirler için korkunç ve zor bir gündür." Lâkin müminler için çetin değildir. Burada davetçi, İsrafil’dir.

Bu ayetin bir benzeri de: "İşte o (gün) kâfirlerin aleyhinde pek çetin bir gündür. Kolay değil." (Müddessir, 74/9-10) ayetleridir. Bunun mefhumu delâlet ediyor ki o gün müminler için kolay hafif bir gündür.
Kaynak: Tefsirul Munir

Bu kategoride yer alan Gece anlam veremedigim olaylar başlıklı yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

Bir Yorum Yazın.


Forum Duası Copyright © 2007-2021
Gizlilik Politikası İletişim Sitemap Sitemap2 Sitemap3

Ayın İki Bölünmesi Konusunda Delillerin örtüldüğü gerçek mi? Başlıklı Yazımızın Yanında Websitemiz İslami bilgilerden, Dini Sorular, Cevaplar, Hac, Meal, Cennet, Cehennem, Farz, Sünnet, Hanefi, Şafii, Rüya yorumları, Gusül, Abdest, Namaz, Oruç, Kuran Sureleri, Ayetleri, Hadis, Dualar, İslamda Aile Tavsiyeleri, Kadın İle İlgili Konular, İman, Mezhep, Diyanet, Eğitim, Sohbet, Hayırlı Geceler, Zekat, Mahrem Sorular, Sahabe Hayatları, Salavat,Dini Hikayeler, Tecvid, Siyer, Fıkıh, Ahlak Gibi Konular İçermektedir.