Anasayfa
7 Ağustos 2021, 14:21
Ali
Yönetici

Bediüzzaman’ın Talebelerinden Ahir Zaman Müjdeleri

Bediüzzaman’ın Talebelerinden Ahir Zaman Müjdeleri

ßaran
BEDİÜZZAMAN VE TALEBELERİNDEN AHİR ZAMAN MÜJDELERİ

Bediüzzaman ve Talebelerinden HZ MEHDİ

Hicri 13. asrın büyük müceddidi Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı’nda dünyanın ve İslam’ın geleceği hakkında pek çok önemli müjde vermiştir. Bediüzzaman’ın neredeyse yarım asır önce yaşamış olmasına rağmen eserlerinde vermiş olduğu tüm haberler ve geleceğe yönelik bilgiler -Allah’tan bir rahmet ve mucize olarak- hep doğru çıkmıştır. Bediüzzaman eserlerinde, dünya üzerinde yaşanacak olan siyasi gelişmeler, İslam aleminin geleceği ve çeşitli ülkelerin karşı karşıya kalacakları bazı durumlarla ilgili önemli detaylar vermiştir. Örneğin 1971 yılında meydana gelen sosyal olayları yirmi yıl öncesinden haber vermiş ve söyledikleri aynen gerçekleşmiştir (Şualar, s 260) İslam dünyasının durumu ve geleceğine dair konuşma yaptığı 1951 yılındaki ünlü Şam Hutbesi’nde ise Bediüzzaman, 1981, 1991 ve 2001 yıllarında meydana gelecek olan önemli olaylara işaret etmiş ve bu büyük olaylar da aynı Bediüzzaman’ın söylediği şekilde vuku bulmuştur (Hutbe-i Şamiye, s 27).
Bediüzzaman’ın ileriye yönelik olarak verdiği haberlerden bir diğeri ise, kendi zamanından neredeyse 80 sene sonra vuku bulan "komünizmin yıkılması” olayıdır Said Nursi yıllar önce kimsenin hayal bile edemeyeceği bu olayı bir Rus askerine açıklamıştır (Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Sait Nursi, s144, Nesil Yayınevi)
Bediüzzaman ayrıca ileride bir Avrupa Birliği’nin oluşacağını da yine önceden haber vermiştir (Emirdağ Lahikası, sf 499) (Münazarat, s 107)

Bediüzzaman aynı şekilde öleceği tarihi, ölümünden bir süre sonra kendi mezarının yıkılacağını ve ayrıca bu olayın da hangi tarihte gerçekleşeceğini de 1921 yılında, Lemaat adlı eserinde yazdığı bir şiir ile vefat etmeden önce haber vermiştir (Mektubat, s 89)

Said Nursi, bu şiirinde işaret ettiği gibi, Hicri 1379 yılında vefat etmiştir Yine şiirinde belirttiği gibi ölümünden bir süre sonra, Hicri 1380 yılında mezarı yıkılmış ve mübarek bedeni başka bir yere nakledilmiştir

Buradaki örneklerde olduğu gibi, Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde vermiş olduğu diğer bilgiler ve geleceğe yönelik işaretler de yine doğru çıkmıştır Kuşkusuz ki tüm bunlar Allah’ın rahmetiyle gerçekleşen mucizevi olaylardır Dolayısıyla Allah’ın üstün bir ilimle desteklediği böyle mübarek, feraset ve ilim sahibi bir şahsın gelecekle ilgili olarak vermiş olduğu diğer bilgilerin de dikkatle incelenmesi ve araştırılması gerekmektedir

Risale-i Nur’da Batıni Tefsir Tehlikesi
Bediüzzaman’ın geleceğe dair müjdelediği olaylar arasında ahir zamana yönelik hikmetli açıklamaları da yer almaktadır Bediüzzaman’ın eserlerinde, Hz İsa ve Hz. Mehdi’nin hangi tarihlerde ve nasıl bir ortamda ortaya çıkacakları, ne gibi faaliyetlerde bulunacakları, yardımcıları, mücadeleleri, İslam ahlakını tüm dünyaya nasıl hakim kılacakları, İslam ahlakının hakimiyetinden kıyamete kadar olan süreç boyunca yaşanacak bazı olaylar gibi konularda geniş açıklamalar yer almaktadır

Bediüzzaman’ın bu konulardaki anlatımları düz bir okumayla, her okuyanın kastedilen anlamı anlayabileceği kadar sade ve açıktır. Bediüzzaman’ın bu konulardaki çok açık, kesin ve net açıklamalarına rağmen, Hz İsa ve Hz Mehdi konusu kimi zaman yanlış yorumlara konu olabilmektedir Bazı kişilerin bu konular açıldığında kullandıkları kalıplaşmış bazı cevap şekilleri vardır Örneğin "Ahir zamanda Hz Mehdi adında bir şahıs gelecek mi” diye bir soru sorulduğunda şöyle bir cevap verilir: "Hayır, Hz Mehdi gelmeyecek; şahsı manevisi gelecek” ya da "Hz Mehdi zaten gelmiştir. Çünkü Mehdilik bir şahsı manevidir; çıkacak Mehdi budur. Şu anda da bu şahsı manevi mevcuttur” Aynı şekilde Hz. İsa için de "Hz. İsa yeryüzüne ikinci kez gelecek mi?” diye bir soru sorulduğunda "Hayır, Hz. İsa gelmeyecek; Hz İsa’nın kendisi yeryüzüne inmeyecek, şahsı manevisi yeryüzünde olacak” denir Ya da "Hz İsa’nın da Hz. Mehdi’nin de şahsı manevisi zaten gelmiştir” gibi açıklamalar yapılır. Kimileri de "Said Nursi de eserlerinde, Hz İsa ve Hz Mehdi’nin geleceği konusunda net açıklamalar yapmamıştır” gibi sözlerle, bu düşüncelerini Bediüzzaman’ın sözleriyle delillendirmeye çalışır

Ehl-i Sünnet alimlerinin hepsi, Hz İsa’nın ahir zamanda bizzat yeryüzüne döneceği, Hz Mehdi isimli mübarek bir zatın yine bu dönemde zuhur edeceği ve Mesih Deccal’in ortaya çıkacağı konusunda hemfikirdirler. Hadislerde yer alan bilgiler doğrultusunda hazırladıkları eserlerinde de ittifakla, Hz İsa ve Hz Mehdi’nin zatlarının, Mesih Deccal’e ve onun inkara dayalı sistemine karşı büyük bir fikri mücadele yürüteceklerini ve Allah’ın izniyle bu fikri mücadelede galip gelerek İslam ahlakını tüm dünyaya hakim edeceklerini bildirmişlerdir

Oysa bu bakış açısı son derece yanlış ve hatalıdır Tüm bu kalıplaşmış cevaplar, hiçbir delile dayandırılmadan, belki ağız alışkanlığı, belki halk arasında bilgisizce yerleşmiş yanlış birer kanaat olarak dile getirilmektedir. Çünkü Bediüzzaman, Hz İsa ve Hz Mehdi ile ilgili sözlerinde bu konuyu çok net ifadelerle açıklamış; ahir zamanda beklenen bu kişilerin bir şahsı manevi olmadığını, birer şahıs olarak ortaya çıkacaklarını çok açık bir şekilde belirtmiştir (Şualar, sf. 463, Mektubat, sf. 6, Sözler, sf. 343-344, Mektubat, sf. 56-57)

Bediüzzaman’ın Risaleler’deki tüm sözlerinin, Risaleler’deki açık izahları esas alınarak değerlendirilmesi gerekir Bu durum Bediüzzaman’ın Risaleler’de anlattığı her konu için geçerlidir ve Bediüzzaman’ın her bir sözü bu bakış açısıyla değerlendirilmelidir
Nitekim aşağıda Bediüzzaman’ın ve günümüzde yaşayan bazı talebelerinin konuyla ilgili sözlerinden verilen bazı örneklerle, Bediüzzaman’ın bu konuları ne kadar kesin üsluplarla; tartışmaya ve tefsire gerek bıraktırmayacak kadar anlaşılır bir şekilde anlattığı kolaylıkla görülebilmektedir Dolayısıyla Bediüzzaman’ın apaçık anlatımlarını "batıni tefsir" adı altında tevile kalkışmak ve bunlar hakkında keyfi yorumlarda bulunmak, samimi bir yaklaşım olmayacaktır Dahası bu tutum ve Bediüzzaman’ın açık izahlarını reddetmek anlamına gelecektir
Bediüzzaman, Risalelerde Gerekli Tüm Açıklamaların Varolduğunu Söylemiştir
Bediüzzaman risalelerde bütün soruların cevabı olduğunu hatırlatmış, bunlar okunduğunda adeta kendisiyle görüşülmüş gibi en doğru bilgilere ulaşılabileceğini belirtmiştir:

Risale-i Nur’un her bir kitabı bir Said’dir Siz hangi kitaba baksanız benimle karşı karşıya görüşmekten on defa ziyade hem faydalanır, hem hakiki bir surette benimle görüşmüş olursunuz. Risale-i Nur bana hiçbir ihtiyaç bırakmıyor. (Emirdağ Lahikası, s 159)

Bediüzzaman eserlerinde aynı gerçeği dile getiren talebelerinin sözlerine de yer vermiştir Bunlardan biri şöyledir:
Ey hocalar ve ehl-i kalb! Soracağınız suallerin cevaplarını Risale-i Nur’da bulabilirsiniz Ehl-i keşf (gözle görülmeyen gaybi hakikatleri Allah’ın lütfuyla keşfedip bilen evliyalar) ve kalbden birisi, benim gibi aciz bir insandan Mehdi’yi soruyor. "Ne vakit gelecek" Daha Mehdi’yi anlamamış Dabbetü’l Arz kimler olduğunu bilmiyor. Bunlara dair, risalelerde bir bahis (söz, açıklama) vardır. Her müşkil sualin (zor sorunun) cevabını o risalelerden arayınız, bulursunuz (Mustafa Hulusi, Barla Lahikası, s 143)

BEDİÜZZAMAN’DAN AHİR ZAMAN MÜJDELERİ
Bediüzzaman’ın ahir zamana dair müjdeleriyle ilgili olarak Risalelerde çok geniş anlatımlar bulmak mümkündür Bu müjdelerinden birkaçı şöyledir:
Hz Mehdi’nin Geliş Müjdesi
O ileride gelecek ACİB ŞAHSIN (şaşılan ve hayret uyandıran) bir hizmetkarı ve ONA yer hazır edecek bir dümdarı (önceden gelen takipçisi) ve O BÜYÜK KUMANDANIN pişdâr bir neferi (öncü bir askeri) olduğumu zannediyorum. (Barla Lahikası, 162)

Kadir-i Zülcelal HZ MEHDİ İLE DE, ALEM-İ İSLAM’IN ZULÜMATINI (İslam aleminin üzerindeki karanlıkları) DAĞITABİLİR Ve vaad etmiştir, vaadini elbette yapacaktır (Mektubat, sf 411-412)

Ta ahir zamanda, hayatin geniş dairesinde (dünya çapında) asil sahipleri, yani MEHDİ VE ŞAKİRTLERİ (TALEBELERİ) CENAB-I HAKK’IN İZNİYLE GELİR, o daireyi genişletir ve o tohumlar sümbüllenir. bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s 138)

Hz. İsa’nın Geliş Müjdesi
Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevilik ve İslamiyet; ittihad (birleşmeleri) neticesinde, dinsizlik cereyanına (akımına) galebe edip (galip gelip) dağıtacak istidadında (kabiliyette) iken ALEM-İ SEMAVATTA (gökler aleminde) CİSM-İ BEŞERİSİYLE (insani cismiyle, bedeniyle) BULUNAN ŞAHS-I İSA ALEYHİSSELAM O DİN-İ HAK CEREYANININ (hak dinin) BAŞINA GEÇECEĞİNİ bir Muhbir-i Sadık (doğru haber aktaran -Peygamberimiz (sav)’in sıfatlarından biri-), bir Kadir-i Külli Şey’in (herşeye muktedir olan Yüce Allah’ın) vaadine istinad ederek (dayanarak) haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem KADİR-İ KÜLLİ ŞEY (herşeye muktedir olan Yüce Allah) VAAD ETMİŞ ELBETTE YAPACAKTIR… (Mektubat, s 53-54)

İslam Birliği Müjdesi
… İnşaAllah, alem-i İslamın (İslam aleminin) da BÜYÜK BİR BAYRAMINA YETİŞİRSİNİZ. CEMAHİR-İ MÜTTEFİKA-İ İSLAMİYENİN (İslam cumhuriyetlerinin birleşmesinin) kudsi kanun-u esasiyelerinin (kutsal kanunlarının) menbaı (kaynağı) olan Kur’an-ı Hakim, İSTİKBALE TAM HAKİM OLUP beşeriyete (insanlığa) tam bir bayramı getireceğine ÇOK EMARELER (işaretler) VAR. (Emirdağ Lahikası-ll, s 76)

İslam Ahlakının Hakimiyeti Müjdesi
Şu ayetin gizli imasına "Kim Allah’ı, Resûlü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır” (Maide Suresi, 56) ayeti teyid ediyor. Çünkü "hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır” ayetindeki şeddeli nun (Arapça şeddeli nun harfi) bir sayılsa tam evvelki ayete tevafuk ile (denk gelmesiyle) Hizb-ul Kur’an’ın (Kuran taraftarlarının) faaliyetine vasıta olan bir hadiminin (hizmet eden kimsenin) Kur’an okumaya başladığı 1302 tarihine iki fark ile tevafuk etmekle beraber şeddeli nun iki nun sayılsa bin üç yüz elli (1350) eder ki; bu tarihte Kuran’dan muktebes (alınan bilgilerle hazırlanmış) olan Risale-i Nur etrafında toplanan, bütün kuvvetleriyle Kuran hizmetlerine çalışan Hizb-ul Kur’an’ın faaliyeti ve delalet (sapkınlık) ve zındıkaya (dinsizliğe) manen galebe ettikleri (galip geldikleri) bir zamana tevafuku (denk gelmesi) ise istikbalde (gelecekte) tam galebelerine (tam galibiyetlerine dair) bir ima-i gaybidir (gizli bir işarettir) (8 Lem’a, Keramet-i Gasviye)

Bediüzzaman Said Nursi bu sözünde, ayetin "hiç şüphe yok galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır” cümlesinin ebced değerinin, Hicri 1350 tarihini verdiğini ve bu tarihte Kuran ahlakının bir galibiyeti olacağına işaret ettiğini bildirmiştir. Ancak ayetin ayrıca, bunun gibi gelecekte de yine Kuran ahlakının üstün geleceği bir başka dönem olacağına dair gizli bir işaret içerdiğini de hatırlatmıştır.

Nitekim ayetin bu cümlesinin Arapça yazılımında yer alan baştaki "fe” harfi de hesaba katılarak ebcedine bakıldığında, bu sefer de ebced değeri 80 çıkmaktadır. 1350 üzerine 80 ilave edildiğinde de Hicri 1430 etmektedir ki, bu tarih de miladi olarak "2008 yılını” vermektedir Allah’ın izniyle bu tarih Bediüzzaman’ın sözlerinde belirttiği ayetin, Kuran ahlakının gelecekteki, Darwinist, materyalist ve ateist felsefeler gibi dinsiz akımlar karşısındaki tam galibiyetine işaret etmektedir
Bediüzzaman Kendisine Yapılan Mehdilik Hüsn-ü Zannını Nasıl Değerlendiriyor?

Çünki ziyade (fazla) hüsn-ü zan, eskiden beri cereyan ediyor ve itiraz edilmez. Ben de o kardeşlerimin pek ziyade hüsn-ü zanlarını bir nevi dua ve bir temenni ve Nur talebelerinin kemal-i itikadlarının bir tereşşuhu (alameti) gördüğümden onlara çok ilişmezdim. (Emirdağ Lahikası, 248)

Bediüzzaman, bu sözüyle kendisine gereğinden fazla olan Mehdilik hüsn-ü zannın çok eskiden beri sürdüğünü söylemektedir. Bediüzzaman’ın da talebelerinin şevkini kırmamak için onlara pek fazla bir şey söylememesinden dolayı bu zan süregelmektedir
Ancak Bediüzzaman, " Mehdi ve şakirtleri (talebeleri) Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar sümbüllenir. bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 138) sözleriyle, ektiği iman tohumlarının sümbülleneceği bir başka deyişle Hz. Mehdi’nin Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağı dönemde, kendisinin vefat etmiş olacağını belirtmiştir. Bediüzzaman bu sözüyle kendisinin Hz. Mehdi olmadığını da belirtmiş olmaktadır

BEDİÜZZAMAN’IN TALEBELERİNDEN AHİR ZAMAN MÜJDELERİ

MEHMET KIRKINCI HOCA:
"Ahir zamanda gelecek olan Mehdi-i Azam Peygamberimiz (sav)’in evladından bir ZATTIR”

Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatta olan talebelerinden Mehmet Kırkıncı Hoca, kaleme aldığı "Hayatım ve Hatıralarım" isimli kitabında bu konuya yer vermiş ve kendisine bu konu hakkında sorulan bir soruya nasıl bir cevap verdiğinden bahsetmiştir.
" Risale-i Nur’dan öğrendiğimize göre, her asırda büyük Mehdinin vazifesini görecek mehdi-misal zatlar geldiği gibi ahir zamanda da Mehdi-i Azam gelecek ve en büyük bir tecdit (yenileme) hareketinde bulunacaktır"

Kendisine şöyle cevap verdim:
"Ben bu hadisi Kütüb-ü Sitte’den olan Sünen-i İbn-i Mace’de görmüştüm. Muhaddisler bu hadisi-i şerife şöyle mana vermişler:
"Buradaki ‘Mehdi’ kelimesi şahıs değil sıfattır Yani Peygamberimiz’den sonra hidayet sıfatına kemaliyle sahip olan zat Hz. İsa’dır. Çünkü birçok insanın hidayetine o vesile olmuştur. Ahir zamanda gelecek Mehdi-i Azam ise peygamberimizin evladından bir ZATTIR. Ve ahir zaman fitnesinin en dehşetli olduğu bir zamanda bu ümmetin imdadına koşacak ve onların hidayetlerine vesile olacaktır Bu hususta pekçok hadis-i şerif vardır. Ahir zamanda gelecek Hz. Mehdi ile Hz. İsa’yı bir kabul etmek hem büyük bir hata, hem de itikadi yönden büyük bir tehlikedir

Bir defa ahir zamanda gelecek Mehdi, Peygamberimiz’in (sav) evladındandır Peygamberimiz bir hadis-i şerifinde: "Hz Mehdi benim neslimdendir Fatıman’nın evlatlarındandır" buyuruyor. Yani Mehdi babasız dünyaya gelecek değildir Annesi de Hz Meryem değildir. (Hayatım-Hatıralarım, Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, sayfa 382-383 Zafer Yayınları)

SALİH ÖZCAN HOCAEFENDİ:
"Üstad Hazretleri bana ‘Keçeli, ben Mehdi’yi görmeyeceğim ama sen göreceksin’ dedi”

Bediüzzaman’ın halen yaşamakta olan az sayıdaki talebelerinden bir diğeri olan Salih Özcan Hocaefendi de, bir sohbet sırasında kendisine yönelttiğimiz "Ahir zamanı yaşadığımız bu günlerle ilgili olarak Üstad Hazretlerinin müjdeleri var mıydı? şeklindeki sorumuza şu şekilde yanıt vermiştir:
Tabii ki, ‘ihtiyar kadınların dinlerine bağlanması gibi siz de dininize bağlanın’ hadisini hatırlatırdı hep, çünkü ihtiyar kadınlar dinlerine çok bağlıdırlar ve çok dindar olurlar Bu zamanda bizim de bu şekilde olmamız gerektiğini söylemişti, bu zamanlara işaret ederek

Ayrıca bu konuda hiç unutmayacağım bir hatıram da vardır Üstad Hazretlerini bir ziyaretimde, o dönemin muhterem bir zatının Hz Mehdi ile ilgili soruların olduğu bir mektup okuyordu, ben de "Hz Mehdi hakkında çeşitli sorular sordum, Üstad hazretleri bana "Keçeli ben Mehdi’yi görmeyeceğim ama sen göreceksin" dedi Hatta bu esnada ben Üstad Hazretlerinin dizinin dibinde oturuyordum, tam "sen göreceksin" derken kafama dokunarak bu konunun önemini ve unutmamamı tembihledi. "Onun vazifesi ne olacak" diye sordum, Risale-i Nur onun (Mehdi’nin) programı olacak diye cevap verdi

MUSTAFA SUNGUR AĞABEY:
"Şevkle, azimle çalışmaya devam etmemiz lazım”
Bir diğer Nur talebesi muhterem ağabeylerden olan ve Bediüzzaman Said Nursi’nin "mutlak vekilim” diyerek Risale-i Nur’ları emanet ettiği büyük dava adamı Mustafa Sungur ağabey, 30 Ocak 2007 günü İstanbul’da bir sohbetinde, Kastamonu Lahikası’ndan 22 mektupta geçen ahirzaman ile ilgili aşağıdaki bölümü okutmuş ve ardından, İslam ahlakının Hz Mehdi döneminde yeryüzünde hakimiyetine dair ümitvar olmakla ilgili bir konuşma yaparak, şu cümleleri zikretmiştir:

"Gün doğmadan neler doğar. On yıl önce nasıldı, şimdi nasıl oldu. Zor, sıkıntılı bir dönemden sonra, şimdi, hizmetler rahat yürütülebiliyor. Büyük inkişaflar (ilerlemeler) oldu, daha da olacak inşaAllah. Bizim şevkle, azimle çalışmaya devam etmemiz lazım”

AHİRZAMANDAN HABER VEREN MÜHİM BİR HADİS:
"Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar (kıyamete kadar) hak üzerinde olacaktı.” Ramazan-ı şerifte onuncu günün ikinci saatinde birden bu hadîs-i şerif hatırıma geldi Belki Risale-i Nur şakirdlerinin taifesi (talebeler topluluğu) ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi

"Ümmetimden bir taife..” (şedde -Kur’ân-ı Kerîm okurken tek sessiz harfin iki defa okunmasına yarayan işaret- sayılır, tenvin -kelimenin sonunu «Nun, nin, min, in» diye okumak veya öyle okutan işaretin adı- sayılmaz) fıkrasının (bölümünün) makam-ı cifrîsi (cifir hesâbına göre olan netice, sayı değeri) 1542 (2117) ederek nihayet-i devamına (varlığının sonuna) îma eder. "Hak üzerinde olacaktır” (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1506 (2082), bu tarihe kadar zâhir ve aşikârane (açık ve ortada), belki galibane; sonra tâ 1542 (2117) ye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine (aydınlatma görevine) devam edeceğine remze (işarete) yakın îma eder. "Allah’ın emri gelinceye kadar” (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1545 (2120), kâfirin başında kıyamet kopmasına îma eder

"Gaybı Allah’tan başkası bilemez” Cây-ı dikkat (dikkat edilecek nokta) ve hayrettir ki, üç fıkra bil’ittifak (hepsi birlikte) 1500 tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına manidar, makul ve hikmetli bir surette 1506 dan 1542 ve 1545 e kadar üç inkılab-ı azîmin (3 büyük devrimin) ayrı ayrı zamanlarına tetabuk ve tevafuklarıdır (uygun düşmeleridir) Bu îmalar gerçi yalnız birer tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil, fakat birden ihtar edilmesi bana kanaat verdi Hem kıyametin vaktini kat’î tarzda kimse bilmez; fakat böyle îmalar ile bir nevi kanaat, bir galib ihtimal gelebilir Fatiha’da "doğru yol” ashabının taife-i kübrâsını (büyük topluluğunu) tarif eden "kendilerine nimet verdiklerinin” fıkrası, şeddesiz 1506 veya 1507 ederek tam tamına "hak üzerinde olacaktır” fıkrasının makamına tevafuku (rasgelmesi) ve manasına tetabuku (uygun olması) ve şedde sayılsa "ümmetimden bir taife” fıkrasına üç manidar farkla tam muvafakatı ve manen mutabakatı (uygunluğu) bu hadîsin îmasını teyid edip remz derecesine çıkarıyor. Ve müteaddid âyât-ı Kur’aniyede (Kuran’ın birçok ayetinde) "doğru yol” kelimesi, bir mana-yı remziyle (işari manayla) Risalet-in Nur’a manaca ve cifirce îma etmesi remze (işarete) yakın bir îma ile; Risalet-in Nur şakirdlerinin taifesi, âhirzamanda o taife-i kübra-i azamın âhirlerinde (ahirzamanın o büyük topluluğun sonlarında) bir hizb-i makbul (makbul topluluk) olacağını işaret eder diye def’aten birden ihtar edildi” (Kastamonu Lahikası, s33)
Sungur ağabey sohbetin ilerleyen bölümlerinde, İslam ahlakının Rusya dahil birçok ülkede hızla yayıldığını vurgulayarak, iman hizmetinde Harun Yahya eserlerinin büyük etkisi olduğunu ifade etmiş ve bu eserlerle ilgili şu övücü yorumu yapmıştır:
"Daha önce biz biraz geri duruyorduk, risalelerden başka kitaplarla ilgilenmiyorduk Fakat neşriyat (yayınlar) aleminde Harun Yahya’nın eserlerinin elmas hükmünde olduğunu gördük maşaAllah

FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ HZ. MEHDİ HAKKINDA NE DİYOR?
Sayın Fethullah Gülen Hocaefendi de, kaleme aldığı "Ümit Burcu” isimli kitabında ahir zaman ve Hz Mehdi’nin gelişi ile ilgili olarak Bediüzzaman’ın şu sözlerini hatırlatıyor:
Cenâb-ı Hak, rahmetinin eseri olarak her bir fesad-ı ümmet zamanında (Müslüman topluluğun sorunlu zamanlarında) bir muslih, (islah edici) bir müceddid, (dini yenileyen) bir halife-i zîşan, (şan sahibi bir halife) bir kutb-u âzam, (zamanın en büyük alimi) bir mürşid-i ekmel (doğru yola vesile olan) ya da bir nevi mehdî hükmünde mübarek zatları göndermiş, fesadı izale edip milleti ıslah etmiş, din-i Ahmedîyi (İslamı) muhafaza buyurmuştur. Bu hususu nazara veren ve siyaset sahasında Mehdî-i Abbâsî, (adaletiyle bilinen halife) diyanet âleminde Gavs-ı Âzam, (ilmiyle zamanının önderi) Şâh-ı Nakşibend, (Nakşibendi tarikatının kurucusu ve zamanın alimi) Aktâb-ı Erbaa (zamanın ünlü dört alimi) ve on iki imam gibi zatları misal gösteren Bediüzzaman der ki, ”Madem O’nun âdeti öyle cereyan ediyor, âhir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, (günün koşullarındaki sorunları çözen) hem en büyük bir müceddid, (dini yenileyen) hem hâkim, hem mehdî, (hidayete vesile olan) hem mürşid, (aydınlatıcı) hem kutb-u âzam (en büyük alim) olarak bir zât-ı nuranîyi (nurani kişiyi) gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i Nebevîden (peygamber soyundan) olacaktır. Bediüzzaman, Mehdî ile alakalı hadislerin zayıf olduğu iddiasına karşı da, "Hangi mesele var ki, bazı kitaplarda ona ilişilmesin? Hattâ İbn-i Cevzî gibi büyük bir muhaddisin (hadis aliminin) bazı sahih ehâdîse (hadislere) mevzu (uydurma) dediğini, âlimler taaccüple (hayretle) nakletmişler Hem her zayıf (doğruluğu şüpheli) veya mevzu (uydurma) hadîsin mânâsı yanlıştır demek değildir. Belki an’aneli sened (rivayet edenlerin zinciri) ile hadîsiyeti kat’î (hadis olduğu net) değildir demektir. Yoksa mânâsı (anlamı) hak ve hakikat (doğru) olabilir” buyurmuştur. (yeniumit.com.tr/konular.php?sayi_id=75&konu_id=707&yumit=bolum2http://www.yeniumit.com.tr/konular.php?sayi_id=75&konu_id=707&yumit=bolum2)

HÜSREV ALTINBAŞAK AĞABEY:

"Türk ve Arap miletleri, inşaAllah yakında bir zamanda ittihad edecek (birlik kuracak)”
Risale-i Nur’un ilk talebelerinden olan ve risalelerin bir çok yerinde isminden ve hizmetlerinden bahsedilen Hüsrev Altınbaşak Ağabey, 1977 yılında İstanbul’da vefat etmiştir Risalelerde yer alan birçok mektupları bulunmaktadır Hüsrev Altınbaşak Ağabey, bu mektuplardan birinde ahir zamana yönelik olarak Müslümanlara şu müjdeyi vermiştir:
…Türk ve Arab iki hakikî kardeş millet, İnşâAllah yakın bir âtide (gelecekte) ittihad edecek (birlik kuracak). Ve o ittihad sayesinde, o müthiş düşmanların Müslümanlar içine saçtıkları fesad (karışıklık) tohumları kendi yüzlerine atılacak Ve zincirler altında inleyen dörtyüz milyon Müslümanlık, yeniden hayat-ı kudsiyye-i İslâmiyye (İslami yaşantı) ile, nev-i beşerin (bütün insanların) başına geçip, sulh (barış) ve müsalemet-i umumîyeyi (dünya çapında bir barış ve esenlik) temin edecek (sağlayacak), İnşâAllah. Risale-i Nurun Âciz bir şakirdi HÜSREV (Şualar, s 592)

SONUÇ:
Bediüzzaman’ın diğer tüm sözleri gibi, ahir zaman ile ilgili müjdeleri de doğrudur, Allah’ın izniyle gerçekleşecektir

Bediüzzaman’ın, Peygamberimiz (sav)’in tevatür (kuvvetli haber) derecesindeki pek çok hadisinde anlatılan Hz İsa ve Hz Mehdi’nin gelişi konusundaki müjdeleri tüm Müslümanlar için büyük önem taşımaktadır Bu nedenle 13. yüzyılın müceddidi olarak kabul edilen böyle mübarek bir şahsın, tüm dünya Müslümanlarını yakından ilgilendiren bu önemli açıklamalarının batıni tefsir adı altında yanlış yorumlanmaması son derece önemli bir konudur Böyle bir bakış açısı, Risalelerin orijinal halinden uzaklaşmasına ve Müslümanların yanlış bilgilendirilmelerine neden olacaktır Bu da, Bediüzzamanın hikmetli sözlerinin ve kıymetli açıklamalarının gereği gibi takdir edilememesine ve pek çok insanın onun üstün ilminden, feraset ve basiretinden gereği gibi istifade edememesine yol açacaktır
Kuşkusuz Bediüzzaman’a gerçek saygı ve sadakat, onun tüm Müslümanlara bıraktığı değerli mirası olan Risale-i Nur Külliyatına sahip çıkmak ve onu korumakla mümkün olacaktır Ancak tüm bunların yanı sıra şu da unutulmamalıdır ki, (hicri) 14 yüzyılın müceddidi olarak gelecek olan Hz. Mehdi, kendisinden önceki yüzyılın Büyük Müceddidi olan Bediüzzaman’ın eserlerini kendisine rehber edinecek, Bediüzzaman’ın gösterdiği yolu izleyecektir Kuşkusuz ki onun sözlerindeki hikmeti en iyi anlayacak olan kişiler de, bu sözleri tefsir edenler değil; Bediüzzaman’ın da ifade ettiği gibi Risale-i Nurların asıl sahibi olan Hz. Mehdi ve ondan bunu öğrenen şakirdleri olacaktır


Cevap: Bediüzzaman’ın Talebelerinden Ahir Zaman Müjdeleri

egeli2040
kurandersi.com/mukayeseli-fikih-dersleri/2009/isa-aleyhisselam-tekrar-gelecek-mi-1-1.html

Okudunuz mu?  Evrende ki en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini kaybetmiş "BEYİN"dir.

bediüzzaman ahir zaman, said nursi gelecekle ilgili sözleri, said nursi gaybi haberler

Bu kategoride yer alan Tık tık tık kim o? hazırlan gidiyoruz. sen kimsin nereye gidiyoruz kim acaba tanıdınız mı başlıklı yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.
Ξ Bir cevap yazın

Forum Duası Copyright © 2007-2023
Gizlilik Politikası İletişim

Bediüzzaman’ın Talebelerinden Ahir Zaman Müjdeleri